Yazı Hakkında

Başlık:İşte İmam, İşte Cemaat!..
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:04 Ocak 1995, Çarşamba

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

İşte İmam, İşte Cemaat!..

Çirkin var olmasaydı, acaba güzelin değerini bilebilir miydik?

Ne güzel söylemiş bilge kişi; “Tanrı’ya dikenli gül yarattığı için kızacağına, dikenler arasında gül yarattığı için şükret.”

Yeni yıla da doğanın bu birbirinden ayrılmaz parçalarıyla birlikte girdik. Bir yandan iyiyi, güzeli, neşeyi, insanı insan olarak sevmenin erdemini yaşadık. Öte yandan da kötüyü, acıyı, acımasızlığı, insan sevgisizliğini, kendinden farklı olana kızgınlığın ilkelliğini…

★★★

Adamın biri buyuruyor:

“Nüfusunun yüzde 99’u  Müslüman olan bir ülkede hukukun dine uygun olması, en azından sosyolojik zarurettir.”

Yani “Devletin yasaları, dinin gereklerine göre yapılmalıdır!” diyor

Kim bu adam? Diyanet İşleri Başkanı… Yani, faik bir düzende, din işlerini devlet işlerinden ayrı tutma görevini üstlenmiş “en üst düzey” yönetici. Ve daha laikliğin en temel ilkesine bile karşı…

Adamın biri buyuruyor:

“Laik gazetecilerden, utanmazdan biri, haddini aşmış Diyanet İşleri Başkanı ’nı tenkit ediyor. Hıristiyan dünyasında, bir gazeteci çıkıp Papa’yı eleştirse orası yerle bir olur… Yahudi milletini, Rumları Ermenileri, Bulgarları, komünistleri, vatanımıza, dinimize, mukaddesatımıza uzanan elleri kahrıperişan eyle Yarabbi!’’

Diyanet İşleri Başkanı ’nı “peygamberin temsilcisi” ilan ediyor. Papa’ya eşdeğer sayıyor.

Yani baştan aşağı yanılgı ve yanlışlar içinde.

Üstelik de temelinde “insan sevgisi” ve “iyi ahlak”olan dini, bir kin ve düşmanlık aracı haline getirmeye çatışıyor..

Kim bu adam? “İlahiyat” profesörü… Yani, laik bir düzende, laikliğin gereklerine uygun, çağdaş kafalı, aydınlanmış din adamı yetiştirme görevini üstlenmiş “en üst düzey” eğiticilerden birisi…

★★★

İki adam buyuruyor:

“Bu bir tabii afettir. Herkesin katılabileceği bir olaydır.
Kimsenin hayatı ile oynamak istemeyiz. Teşhis edemeyeceğiz.”

Doğal afet” saydıkları olay, Sivas’ta 37 kişinin -benzin dökülerek- yakılması olayıdır. Bu işe “herkesin katılabileceğini “söylemekte ve bunu da “doğal” saymaktadırlar. Bu nedenden dolayı da suç saymadıkları bir fiile katılanları “teşhis” etmek istememektedirler.

Kimdir bu adamlar?

Olay sırasındaki Sivas Emniyet Müdürü ile Terörle Mücadele Şube Müdürü…Yani, olayı önlemek ve sanıkları yakalamakla “birinci derecede” sorumlu olanlar…

Ve bazı “adamlar” buyuruyorlar:

“Laikperestlere karşı dindarların hayat tarzı özgürlüğünü sahiplenen gerçek laikler, tıpkı belediye kamu mekânlarına içki yasağı getirilmesinde olduğu gibi, son yılbaşı gibi potlarla zor duruma düşüyor. Mevzi kaybediyor. Üstelik. böylesine potlar laikperestlerin eline bulunmaz koz veriyor.”

Elbette yazının başında sıraladıklarınız “pot” bile sayılmıyor. İçki yasağından ve yılbaşına karşı tavırdan “bazıları” vazgeçse, “laiklik” açısından sorun falan kalmayacak.

Peki bu “veciz ve nefis” Türkçe “adam’lar kimler?

“Laik” basından bazı köşe yazarları.. Hani “dinci” ve “Kürtçü”lerle kol kola, Atatürk’ten ve devriminden geriye kalanları da yıkıp “2. cumhuriyet”i getirmek azim ve kararlılığında olanlar. Sayın Boyner‘in ve SHP içindeki “uzant’larının dostları.

“Laikperest”ler ise bizleriz. Yani Kemalistler!

Ve düşünmenin bedelini, ölüm ile felçli yaşam arasında
savaşım vererek ödeyen sevgili Onat Kutlar

★★★

Ama yaşam çirkinliklerden ibaret değil!

Örneğin, Atatürk’ün CSO’sunun “Yeni Yıl Konseri” çok güzeldi. Şef Gürer Aykal ve göğsündeki Atatürk rozeti çok güzeldi. Gecenin sürprizi olarak sunulan bale gösterişi çok güzeldi.

Baleyi “belden aşağı” sayan, akılları bellerinin aşağısındakilere, seyircinin verdiği coşkulu yanıt çok güzeldi…

Ve Atatürk Spor Salonu’nu “para vererek” dolduran, on
bini aşkın “laikperest” çok çok güzeldi…

Tüm çirkinlikleri onların olsun, güzellikler bizim!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: