<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">

<channel>
	<title>Ahmet Taner Kışlalı Yazıları arşivleri &#8211; Ahmet Taner Kışlalı</title>
	<atom:link href="https://www.ahmettanerkislali.com/kategori/ahmet-taner-kislali-yazilari/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ahmettanerkislali.com/kategori/ahmet-taner-kislali-yazilari/</link>
	<description>Dijital Arşivi</description>
	<lastBuildDate>Sun, 10 May 2020 22:52:55 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">167577252</site>	<item>
		<title>Gençliğe Umut ve Sorumluluk Vermek!..</title>
		<link>https://www.ahmettanerkislali.com/genclige-umut-ve-sorumluluk-vermek-2/</link>
					<comments>https://www.ahmettanerkislali.com/genclige-umut-ve-sorumluluk-vermek-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Taner Kışlalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 01 Jan 2000 21:52:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ahmet Taner Kışlalı Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet Gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[Haftaya Bakış]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ahmettanerkislali.com/?p=3839</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://www.ahmettanerkislali.com/genclige-umut-ve-sorumluluk-vermek-2/">Gençliğe Umut ve Sorumluluk Vermek!..</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ahmettanerkislali.com">Ahmet Taner Kışlalı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper"><div class="vc_separator wpb_content_element vc_separator_align_left vc_sep_width_100 vc_sep_pos_align_center vc_sep_color_grey vc_separator-has-text" ><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_l"><span  class="vc_sep_line"></span></span><div class="vc_icon_element vc_icon_element-outer vc_icon_element-align-left"><div class="vc_icon_element-inner vc_icon_element-color-black vc_icon_element-size-md vc_icon_element-style- vc_icon_element-background-color-grey" ><span class="vc_icon_element-icon fa fa-angle-double-right" ></span></div></div><h4>Yazı Hakkında</h4><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_r"><span  class="vc_sep_line"></span></span>
</div>
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			<div class="element-set">
<table width="272">
<tbody>
<tr>
<td width="64">Başlık:</td>
<td width="208">Gençliğe Umut ve Sorumluluk Vermek!..</td>
</tr>
<tr>
<td>Kaynak:</td>
<td>Cumhuriyet Gazetesi (s.3)</td>
</tr>
<tr>
<td>Tarih:</td>
<td>02 Ocak 2000, Pazar</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>

		</div>
	</div>
<div class="vc_separator wpb_content_element vc_separator_align_left vc_sep_width_100 vc_sep_pos_align_center vc_sep_color_grey vc_separator-has-text" ><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_l"><span  class="vc_sep_line"></span></span><div class="vc_icon_element vc_icon_element-outer vc_icon_element-align-left"><div class="vc_icon_element-inner vc_icon_element-color-black vc_icon_element-size-md vc_icon_element-style- vc_icon_element-background-color-grey" ><span class="vc_icon_element-icon fa fa-align-justify" ></span></div></div><h4>Yazı</h4><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_r"><span  class="vc_sep_line"></span></span>
</div>
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p>HAFTAYA BAKIŞ</p>
<p>AHMET TANER KIŞLALI</p>
<p>Gençliğe Umut ve Sorumluluk Vermek!..</p>
<p>Mendes-France, Fransa başbakanıyken, 1954 yılında şöyle demişti:<br />
“Rejimin yönü ile gençliğin eğilimleri arasında bir ayrılma olduğu andan itibaren, felaket yakın demektir. Totalitarizm, az ya da çok uzun sürede tehlike oluşturmaya başlar. Eğer cumhuriyet, gençliğin umut ve tutkularını toplayıp yön veremezse, onlara katkıda bulunamazsa, önüne geçilmez bir baskı altında hızla yıkılacaktır.”</p>
<p>Batılı demokrasiler, özellikle 1968 sonrasında, gençleri sisteme katarak yollarında yürüdüler. Sistem içinde kendilerine -hem bugün hem de yarın- bir yer olduğunu gençlere göstermeyi başardılar.</p>
<p>Oysa Türkiye, özellikle 12 Eylül döneminde, gençlik konusunda da, yanlış bir tanımdan hareketle yanlış adımlar attı.</p>
<p>Şimdi çağdaş bir demokrasiye ulaşmak için atılacak yeni adımlar gündemde. Ama hâlâ, partilerin gençlik kolu oluşturmalarına kuşkuyla bakanlar var.</p>
<p>Hâlâ, gençliğin ilkokuldan başlayarak demokrasiye alışması, liseden başlayarak sesini duyurması, üniversiteden başlayarak yönetime ortak olması gereğini kavrayamayanlar var.</p>
<p>Bugün “Nasıl bir eğitim sistemi, nasıl bir üniversite” sorusu tartışılıyor. Ama eğitimin temel ereği olan gencin, o sistem içindeki yerini düşünen çok az.</p>
<p>★★★</p>
<p>Biz demokrasiyi, hem de Demokrat Parti’nin baskıcı yıllarında, Kabataş Lisesi’nde yaşayarak öğrendik.</p>
<p>Okulun hoparlörlerinden seçim konuşmaları yaptık. Temsilcilerimizi, başkanımızı seçtik. Müdürümüz rahmetli Faik Dranaz ile öğrenci meclisinde uygarca tartıştık. Aldığımız en aykırı kararları bile uyguladı.</p>
<p>Rejimin baskılarının iyice arttığı dönemde bile, bu demokratik ortamı Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde de bulduk. Gene seçim kampanyaları yapıldı. Gene her sınıf, kendi temsilcilerini “kapalı oy, açık tasnif” yöntemiyle seçti.</p>
<p>Aslında o kadar yakınlara gelmeye de gerek yok.</p>
<p>1992 Türkiyesi’nin eğitim kurumlarının büyük çoğunluğunda bulunmayan demokratik bir ortam, yarım yüzyıl önceki Köy Enstitülerinde -hem de &#8220;tek parti&#8221; döneminde- vardı.</p>
<p>Her cumartesi öğleden sonra toplanan Köy Enstitüsü genel kurulunda öğrenciler, öğreticiler ve yöneticiler, sorunları özgürce tartışırlardı. Üstelik müdürün değil, ‘bir öğrencinin yönettiği’ toplantılarda…</p>
<p>Demokrasi bir yaşam biçimidir. Yaşanmadan öğrenilemez! Demokrasinin temeli olan hoşgörü ve uzlaşma alışkanlığı, ancak yaşanarak, hatalar yapılarak, zamanla oluşur.</p>
<p>Demokrasi isteyen, demokrasiyi aileye de, okula da sokmak zorundadır.</p>
<p>Ailede baskı gören, okulda söz hakkı verilmeyen genç, milletvekili seçildiğinde hoşgörülü olabilir mi? O yetişme koşullarını hazırlayanların, o milletvekilinin, farklı düşünce sahibini kürsüden indirmek istemesini eleştirmeye hakkı kalır mı?</p>
<p>★★★</p>
<p>Gençlerin enerjileri var. Gelecek endişeleri var. İlgileri, bilgileri var.</p>
<p>Ama sorumlulukları yok.</p>
<p>İçinde asıl gençlerin yaşayacakları geleceğin toplumu ile ilgili kararlar, o gelecekte yaşamayacak olanlar tarafından çok kez gençlerin görüşü bile alınmadan veriliyor.</p>
<p>Toplum hızla değişiyor. Ama enerjileri ve en yeni bilgileri öğrenmeleri nedeniyle, yeni koşullara, değişmeye en kolay uyum sağlayacak olanlar, her türlü karar ve hatta uygulama süreçlerinin dışındalar…</p>
<p>Gençlik sesini yükselttiğinde değil, asıl sustuğu, pıstığı zaman endişelenmek gerekir. Ülkenin geleceği için!</p>
<p>(Cumhuriyet, 26 Nisan 1992)</p>

		</div>
	</div>
</div></div></div><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper"><div class="vc_separator wpb_content_element vc_separator_align_left vc_sep_width_100 vc_sep_pos_align_center vc_sep_color_grey vc_separator-has-text" ><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_l"><span  class="vc_sep_line"></span></span><div class="vc_icon_element vc_icon_element-outer vc_icon_element-align-left"><div class="vc_icon_element-inner vc_icon_element-color-black vc_icon_element-size-md vc_icon_element-style- vc_icon_element-background-color-grey" ><span class="vc_icon_element-icon fa fa-file-image-o" ></span></div></div><h4>Orijinal Görsel</h4><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_r"><span  class="vc_sep_line"></span></span>
</div>
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			
<a href='https://www.ahmettanerkislali.com/genclige-umut-ve-sorumluluk-vermek-2/attachment/2000/'>2000</a>


		</div>
	</div>
</div></div></div></div>
<p><a href="https://www.ahmettanerkislali.com/genclige-umut-ve-sorumluluk-vermek-2/">Gençliğe Umut ve Sorumluluk Vermek!..</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ahmettanerkislali.com">Ahmet Taner Kışlalı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ahmettanerkislali.com/genclige-umut-ve-sorumluluk-vermek-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<enclosure url="https://www.ahmettanerkislali.com/wp-content/uploads/2019/10/2000.jpg" length="196949" type="image/jpeg"/><media:content url="https://www.ahmettanerkislali.com/wp-content/uploads/2019/10/2000.jpg" width="430" height="1892" medium="image" type="image/jpeg"/><post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3839</post-id>	</item>
		<item>
		<title>İdeolojisi ve Kemalizm&#8230;</title>
		<link>https://www.ahmettanerkislali.com/ideolojisi-ve-kemalizm/</link>
					<comments>https://www.ahmettanerkislali.com/ideolojisi-ve-kemalizm/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Taner Kışlalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Dec 1999 21:48:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ahmet Taner Kışlalı Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet Gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[Haftaya Bakış]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ahmettanerkislali.com/?p=3835</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://www.ahmettanerkislali.com/ideolojisi-ve-kemalizm/">İdeolojisi ve Kemalizm&#8230;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ahmettanerkislali.com">Ahmet Taner Kışlalı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper"><div class="vc_separator wpb_content_element vc_separator_align_left vc_sep_width_100 vc_sep_pos_align_center vc_sep_color_grey vc_separator-has-text" ><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_l"><span  class="vc_sep_line"></span></span><div class="vc_icon_element vc_icon_element-outer vc_icon_element-align-left"><div class="vc_icon_element-inner vc_icon_element-color-black vc_icon_element-size-md vc_icon_element-style- vc_icon_element-background-color-grey" ><span class="vc_icon_element-icon fa fa-angle-double-right" ></span></div></div><h4>Yazı Hakkında</h4><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_r"><span  class="vc_sep_line"></span></span>
</div>
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			<div class="element-set">
<table width="272">
<tbody>
<tr>
<td width="64">Başlık:</td>
<td width="208">İdeolojisi ve Kemalizm&#8230;</td>
</tr>
<tr>
<td>Kaynak:</td>
<td>Cumhuriyet Gazetesi (s.3)</td>
</tr>
<tr>
<td>Tarih:</td>
<td>31 Aralık 1999, Cuma</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>

		</div>
	</div>
<div class="vc_separator wpb_content_element vc_separator_align_left vc_sep_width_100 vc_sep_pos_align_center vc_sep_color_grey vc_separator-has-text" ><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_l"><span  class="vc_sep_line"></span></span><div class="vc_icon_element vc_icon_element-outer vc_icon_element-align-left"><div class="vc_icon_element-inner vc_icon_element-color-black vc_icon_element-size-md vc_icon_element-style- vc_icon_element-background-color-grey" ><span class="vc_icon_element-icon fa fa-align-justify" ></span></div></div><h4>Yazı</h4><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_r"><span  class="vc_sep_line"></span></span>
</div>
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p>HAFTAYA BAKIŞ</p>
<p>AHMET TANER KIŞLALI</p>
<p>İdeolojisi ve Kemalizm…</p>
<p>Kemalizmi altı ilkenin alt alta sıralanmasından oluşan<br />
bir dogma sananlar, akıllarına geleni söylüyorlar. Hem de<br />
kimisi bilim adına, kimisi de siyasal deneyimleri adına.</p>
<p>“Altı oku unutup sıfırdan başlamadan CHP büyüyemez”<br />
diyenler var.</p>
<p>“Milliyetçilik sosyal demokrasiyle bağdaşmaz” diyen-<br />
ler var.</p>
<p>“Halkçılık gericiliktir” diyenler var.</p>
<p>“Devleti kutsallaştıranlar solcu olamaz” diyenler var.</p>
<p>CHP’nin yeniden doğuşunu umutla bekleyenler ise bu<br />
yanlışlıklar komedisi içinde şaşkınlar. Bunları söyleyenle-<br />
ri ya isimlerine ya da isimlerinin başındaki unvanlarına<br />
bakarak ciddiye alıyorlar.</p>
<p>Bu savların sahiplerinin kimisi iyi niyetli, kimisi değil.<br />
Ama aralarında ortak bir nokta bulunduğuna kuşku yok.</p>
<p>Hepsi de Kemalizmi ancak General Evren kadar anla-<br />
mışlar!..</p>
<p>★★★</p>
<p>Kemalizmin altı oku gökten zembille inmedi.</p>
<p>Laiklik, milliyetçilik ve cumhuriyetçilik, Fransız Devrimi’-<br />
nin etkisini yansıtıyordu; halkçılık, devrimcilik ve devletçi-<br />
lik de Sovyet Devrimi’nin… Ama bu kavramlara verilen<br />
içerikler esnekti, tartışılmaz kalıplar değildi. Türkiye’nin<br />
koşullarının ürünüydü ve o koşullara bağlı olarak zamanla<br />
değişebiliyordu.</p>
<p>Yani Kemalizm, bir anlamda liberalizm ve sosyalizmin,<br />
geri kalmış ülke koşullarındaki bir senteziydi.</p>
<p>Tıpkı, demokratik sol ya da sosyal demokrasinin de bir<br />
liberalizm-sosyalizm sentezi olduğu gibi.</p>
<p>Bu nedenledir ki, CHP’nin 70’li yıllarda “demokratik sol”<br />
olduğunu programına geçirmesi, aslında bir nitelik değiş-<br />
tirmesinden çok, Kemalizmin değişen koşullar içinde,<br />
kendini -ana doğrultusuna uygun olarak- yenilemesinden,<br />
geliştirmesinden başka bir anlama gelmiyordu.</p>
<p>CHP’nin “demokratik solcu”luğu, Kemalizmin 1970′-<br />
lerin koşulları içindeki yorumuydu.</p>
<p>Ve bu değişim, aynı zamanda “Kemalist devrimcilik”<br />
anlayışını da yansıtıyordu.</p>
<p>★★★</p>
<p>Avrupa’da solun demokratik kesimini oluşturan partiler<br />
uzun yıllar boyu neler istediler?</p>
<p>Verginin gelir düzeyine göre alınması, sekiz saatlik iş-<br />
günü, ilkokulların ücretsiz olması, belediye etkinliklerinin<br />
genişletilmesi, herkese oy hakkı, çalışma koşullarının dü-<br />
zeltilmesi, ücretli yıllık izin, grev ve toplu sözleşme hakkı…</p>
<p>Peki altı oklu bayrağın altındaki parti Türkiye&#8217;de farklı<br />
şeyler mi yaptı?</p>
<p>Atatürk “devlet”i kutsal saydığı için mi örneğin Türk Dil<br />
Kurumu’nu, Fransız modelinden bile daha demokratik ve<br />
daha bağımsız bir yapıda ve de bir devlet kurumu olarak<br />
değil, bir özel kurum olarak oluşturdu?</p>
<p>Kemalizmin -hiçbir zaman özel girişime karşı olmayan-<br />
devletçilik anlayışı, sosyal demokrasinin, devletin toplum<br />
yararı gerektirdiğinde ekonomiye karışma anlayışından<br />
farklı mıdır?</p>
<p>Kemalist ulus ve ulusçuluk anlayışı, hangi Batılı demok-<br />
ratik sol partinin gerisindedir? Dine ve ırka dayalı ulus an-<br />
layışını yadsıyan; ulusu, çoğulcu bir kültür sentezinin<br />
ürünü sayan bakış açısı mıdır, çağa ve demokrasiye uy-<br />
mayan?</p>
<p>Atatürk’ün “Halkçılık, toplumsal düzenini emeğine, hu-<br />
kukuna dayatmak isteyen bir toplumsal uğraştır” biçimin-<br />
de özetlediği ok mu acaba bazı beylere batıyor.</p>
<p>Kemalist devrimcilik anlayışının iki yanı vardı: Birincisi,<br />
eskimiş kurumların yerine, çağın gereklerine uygun ku-<br />
rumlar koymakla ilgiliydi. İkincisi ise sürekli olarak yenilik-<br />
lere açık olmayı, değişen koşullara göre değişmeyi, “ka-<br />
lıplaşmamayı” gerektiriyordu.</p>
<p>Yoksa bu “sürekli devrimcilik” anlayışı mıdır “çağdışı”<br />
kalmış olan?</p>
<p>★★★</p>
<p>Kemalizmin hiçbir ilkesi, Türkiye’nin ve dünyanın bugün-<br />
kü koşullarına göre yorumlanmaya kapalı değildir.</p>
<p>O ilkeler, bu yüzyılın gelecek yüzyıla devretmeye hazır-<br />
landığı demokratik sol ya da sosyal demokrat sentezi,<br />
daha 1920’lerde yakalamış olan bir hareketin onurudur.</p>
<p>CHP, 1980&#8217;de bıraktığı noktada kalırsa Kemalist olmaz;<br />
altı oku bırakırsa da CHP olmaz!</p>
<p>Ne Kemalizmi ne de CHP’yi içlerine sindirebilenlerin ise<br />
CHP’de yerleri olamaz!</p>
<p>Kemalizmsiz bir CHP isteyenlerin, niçin DYP ya da<br />
ANAP’ı seçmediklerini anlamakta çok zorlanıyorum.</p>
<p>Kuşkusuz ki Türkiye’de hiç kimse Kemalist olmak zo-<br />
runda değildir.</p>
<p>Ama CHP de, Kemalizme karşı olanları kendi içine ka-<br />
bul etmek zorunda hiç değildir!..</p>
<p>(Cumhuriyet, 2 Ağustos 1992)</p>

		</div>
	</div>
</div></div></div><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper"><div class="vc_separator wpb_content_element vc_separator_align_left vc_sep_width_100 vc_sep_pos_align_center vc_sep_color_grey vc_separator-has-text" ><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_l"><span  class="vc_sep_line"></span></span><div class="vc_icon_element vc_icon_element-outer vc_icon_element-align-left"><div class="vc_icon_element-inner vc_icon_element-color-black vc_icon_element-size-md vc_icon_element-style- vc_icon_element-background-color-grey" ><span class="vc_icon_element-icon fa fa-file-image-o" ></span></div></div><h4>Orijinal Görsel</h4><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_r"><span  class="vc_sep_line"></span></span>
</div>
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			
<a href='https://www.ahmettanerkislali.com/ideolojisi-ve-kemalizm/attachment/931/'>931</a>


		</div>
	</div>
</div></div></div></div>
<p><a href="https://www.ahmettanerkislali.com/ideolojisi-ve-kemalizm/">İdeolojisi ve Kemalizm&#8230;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ahmettanerkislali.com">Ahmet Taner Kışlalı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ahmettanerkislali.com/ideolojisi-ve-kemalizm/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<enclosure url="https://www.ahmettanerkislali.com/wp-content/uploads/2019/10/931.jpg" length="238077" type="image/jpeg"/><media:content url="https://www.ahmettanerkislali.com/wp-content/uploads/2019/10/931.jpg" width="674" height="1444" medium="image" type="image/jpeg"/><post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3835</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Karamsarlığa Hayır!</title>
		<link>https://www.ahmettanerkislali.com/karamsarliga-hayir-3/</link>
					<comments>https://www.ahmettanerkislali.com/karamsarliga-hayir-3/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Taner Kışlalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 25 Dec 1999 21:46:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ahmet Taner Kışlalı Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet Gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[Haftaya Bakış]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ahmettanerkislali.com/?p=3832</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://www.ahmettanerkislali.com/karamsarliga-hayir-3/">Karamsarlığa Hayır!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ahmettanerkislali.com">Ahmet Taner Kışlalı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper"><div class="vc_separator wpb_content_element vc_separator_align_left vc_sep_width_100 vc_sep_pos_align_center vc_sep_color_grey vc_separator-has-text" ><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_l"><span  class="vc_sep_line"></span></span><div class="vc_icon_element vc_icon_element-outer vc_icon_element-align-left"><div class="vc_icon_element-inner vc_icon_element-color-black vc_icon_element-size-md vc_icon_element-style- vc_icon_element-background-color-grey" ><span class="vc_icon_element-icon fa fa-angle-double-right" ></span></div></div><h4>Yazı Hakkında</h4><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_r"><span  class="vc_sep_line"></span></span>
</div>
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			<div class="element-set">
<table style="width: 52.5324%; height: 93px;" width="272">
<tbody>
<tr style="height: 47px;">
<td style="height: 47px;" width="64">Başlık:</td>
<td style="height: 47px;" width="208">Karamsarlığa Hayır!</td>
</tr>
<tr style="height: 23px;">
<td style="height: 23px;">Kaynak:</td>
<td style="height: 23px;">Cumhuriyet Gazetesi (s.3)</td>
</tr>
<tr style="height: 23px;">
<td style="height: 23px;">Tarih:</td>
<td style="height: 23px;">26 Aralık 1999, Pazar</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>

		</div>
	</div>
<div class="vc_separator wpb_content_element vc_separator_align_left vc_sep_width_100 vc_sep_pos_align_center vc_sep_color_grey vc_separator-has-text" ><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_l"><span  class="vc_sep_line"></span></span><div class="vc_icon_element vc_icon_element-outer vc_icon_element-align-left"><div class="vc_icon_element-inner vc_icon_element-color-black vc_icon_element-size-md vc_icon_element-style- vc_icon_element-background-color-grey" ><span class="vc_icon_element-icon fa fa-align-justify" ></span></div></div><h4>Yazı</h4><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_r"><span  class="vc_sep_line"></span></span>
</div>
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p>HAFTAYA BAKIŞ</p>
<p>AHMET TANER KIŞLALI</p>
<p>Karamsarlığa Hayır!</p>
<p>En sevdiğim ve gerçekçi bulduğum laflardan biridir:<br />
– Hiçbir şey, ne sanıldığı kadar iyi ne de göründüğü kadar kötüdür!<br />
Önemli olan, karşıtı ya da karşıtın tohumlarını zamanında yakalayabilmektir. Yani her şey tozpembe görünürken, gelecekteki olası olumsuzlukların belirtilerini.. her şey kapkara görünürken de, geleceği hazırlayabilecek olumluluk öğelerini…</p>
<p>Tozpembenin arasındaki kara lekeleri zamanında görmek, tablonun giderek kararmasını önleyebilir. Kara tablodaki pembe noktacıklar ise, beslendiğinde geleceğin pembe, apaydınlık tablosunu oluşturur.</p>
<p>★★★</p>
<p>Hemen herkeste, her çevrede yaygın bir karamsarlık var.</p>
<p>Sekiz yıllık kesintisiz temel eğitim kabul edilmiş, ama o eğitimi verecek olan örgüt hiç de iç açmıyor.</p>
<p>Köşe başlarını cumhuriyetin temel değerlerine karşı olanlar tutmuş. Dinci örgütler, kendi yurtlarında, kendi özel eğitim çevrelerinde beyinlerini yıkadıkları gençlerin önemli bir kısmını öğretmenliğe yönlendirmiş.</p>
<p>Başı örtülü, erkek eli sıkmayan bayan öğretmen adayları… Sınavda kız öğrencilerin eli değdiği için yoklama kâğıdını imzalamayan erkek öğretmen adayları.. Yükseköğretimde.. Devrim Tarihi dersini bile, yer yer Atatürk’e ve Anadolu aydınlanmasına karşı olanlar veriyor.</p>
<p>Polis hâlâ, zaman zaman yan tutuyor. İçinde, yeşil bayrak taşıyanlara, tekbir getirenlere, “türbanlı”lara farklı yaklaşanlar hâlâ çok.</p>
<p>Yüzü aşkın kaymakam ve 27 kadar vali ile ilgili çok ciddi suçlamalar yapılıyor.</p>
<p>Yozlaşma yargıyı bile etkilemiş… Devlet güvenlik mahkemeleri bile bundan nasibini almış.</p>
<p>Bunlara çözüm getirmesi beklenen TBMM’nin kendisi bir çözümsüzlük çıkmazında… Demokrasinin vazgeçilmez öğeleri olan siyasal partiler, önderlerinin kuklası olmuşlar&#8230; Tutar yanı kalmamış genel başkanlar hâlâ yerlerinde… Aynı ideolojiyi paylaşan insanlar hâlâ ayrı partilerde&#8230;</p>
<p>Bir erken seçimin bu görüntüyü değiştireceğine -Baykal dışında- hiç kimse inanmıyor.</p>
<p>Madalyonun karanlık yüzü işte bu!</p>
<p>★★★</p>
<p>Ama bir de madalyonun öteki yüzü var.</p>
<p>Bu alt alta sıraladığımız tüm olumsuzluklar ne anlama geliyor? Hastalığın ortaya çıkarıldığı anlamına… Yani hastalığa açık bir “tanı”nın konduğu anlamına!</p>
<p>Cumhuriyet gazetesinin yıllardır bıkmadan, usanmadan söylediklerinin, yazdıklarının kanıtlandığı anlamına geliyor.</p>
<p>O zaman Cumhuriyet neredeyse yalnızdı… Pembe tablodaki kara noktalara gözler kapatılıyordu.</p>
<p>Oysa bugün basın, ezici çoğunluğuyla aynı şeyleri dile getiriyor.</p>
<p>206 sivil toplum örgütü bir araya gelmiş… ÇYDD’ler, ADD’ler tüm yurdu bir ağ gibi sarmış… Rakip işçi örgütleri, işveren örgütleri, esnaf örgütleri kol kola girmişler… Bir buçuk parti dışında, bu gerçekleri yadsıyan kalmamış…</p>
<p>Az şey mi?</p>
<p>Asker 12 Mart’ın, 12 Eylül’ün askeri olmaktan çıkmış.. Yeniden 27 Mayıs’ın askeri olmuş… Cumhuriyetin temel değerlerini benimsemiş olan sivil ve asker aydınlar sahneye çıkmışlar.. Ağırlıklarını koymuşlar&#8230;<br />
Az şey mi?</p>
<p>★★★</p>
<p>Tanı kondu.. kollar sıvandı.. reçeteler yazıldı…</p>
<p>Hasta ya iyileşecek ya iyileşecek!</p>
<p>Şimdi bilinmeyen tek şey var. O da toplumun büyük çoğunluğunun üzerinde anlaştığı tedaviyi kimin uygulayacağı.. ve de sivillerin, bu tarihsel sınavdan başarı ile çıkıp çıkamayacakları!..</p>
<p>(Cumhuriyet, 29 Mart 1998)</p>

		</div>
	</div>
</div></div></div><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper"><div class="vc_separator wpb_content_element vc_separator_align_left vc_sep_width_100 vc_sep_pos_align_center vc_sep_color_grey vc_separator-has-text" ><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_l"><span  class="vc_sep_line"></span></span><div class="vc_icon_element vc_icon_element-outer vc_icon_element-align-left"><div class="vc_icon_element-inner vc_icon_element-color-black vc_icon_element-size-md vc_icon_element-style- vc_icon_element-background-color-grey" ><span class="vc_icon_element-icon fa fa-file-image-o" ></span></div></div><h4>Orijinal Görsel</h4><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_r"><span  class="vc_sep_line"></span></span>
</div>
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			
<a href='https://www.ahmettanerkislali.com/karamsarliga-hayir-3/attachment/926/'>926</a>


		</div>
	</div>
</div></div></div></div>
<p><a href="https://www.ahmettanerkislali.com/karamsarliga-hayir-3/">Karamsarlığa Hayır!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ahmettanerkislali.com">Ahmet Taner Kışlalı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ahmettanerkislali.com/karamsarliga-hayir-3/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<enclosure url="https://www.ahmettanerkislali.com/wp-content/uploads/2019/10/926.jpg" length="204491" type="image/jpeg"/><media:content url="https://www.ahmettanerkislali.com/wp-content/uploads/2019/10/926.jpg" width="442" height="1884" medium="image" type="image/jpeg"/><post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3832</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Avrupalı Türkler ve Atatürk</title>
		<link>https://www.ahmettanerkislali.com/avrupali-turkler-ve-ataturk/</link>
					<comments>https://www.ahmettanerkislali.com/avrupali-turkler-ve-ataturk/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Taner Kışlalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Dec 1999 21:44:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ahmet Taner Kışlalı Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet Gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[Haftaya Bakış]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ahmettanerkislali.com/?p=3828</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://www.ahmettanerkislali.com/avrupali-turkler-ve-ataturk/">Avrupalı Türkler ve Atatürk</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ahmettanerkislali.com">Ahmet Taner Kışlalı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper"><div class="vc_separator wpb_content_element vc_separator_align_left vc_sep_width_100 vc_sep_pos_align_center vc_sep_color_grey vc_separator-has-text" ><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_l"><span  class="vc_sep_line"></span></span><div class="vc_icon_element vc_icon_element-outer vc_icon_element-align-left"><div class="vc_icon_element-inner vc_icon_element-color-black vc_icon_element-size-md vc_icon_element-style- vc_icon_element-background-color-grey" ><span class="vc_icon_element-icon fa fa-angle-double-right" ></span></div></div><h4>Yazı Hakkında</h4><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_r"><span  class="vc_sep_line"></span></span>
</div>
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			<div class="element-set">
<table style="width: 52.5324%; height: 92px;" width="272">
<tbody>
<tr style="height: 47px;">
<td style="height: 47px;" width="64">Başlık:</td>
<td style="height: 47px;" width="208">Avrupalı Türkler ve Atatürk</td>
</tr>
<tr style="height: 23px;">
<td style="height: 23px;">Kaynak:</td>
<td style="height: 23px;">Cumhuriyet Gazetesi (s.3)</td>
</tr>
<tr style="height: 22px;">
<td style="height: 22px;">Tarih:</td>
<td style="height: 22px;">24 Aralık 1999, Cuma</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>

		</div>
	</div>
<div class="vc_separator wpb_content_element vc_separator_align_left vc_sep_width_100 vc_sep_pos_align_center vc_sep_color_grey vc_separator-has-text" ><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_l"><span  class="vc_sep_line"></span></span><div class="vc_icon_element vc_icon_element-outer vc_icon_element-align-left"><div class="vc_icon_element-inner vc_icon_element-color-black vc_icon_element-size-md vc_icon_element-style- vc_icon_element-background-color-grey" ><span class="vc_icon_element-icon fa fa-align-justify" ></span></div></div><h4>Yazı</h4><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_r"><span  class="vc_sep_line"></span></span>
</div>
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p>HAFTAYA BAKIŞ</p>
<p>AHMET TANER KIŞLALI</p>
<p><strong>Avrupalı Türkler ve Atatürk</strong></p>
<p>Almanya’dan Avustralya’ya, yurtdışında yaşayan Türklerde iki eğilim -doğal olarak- güçleniyor. Dindarlık ve milliyetçilik.</p>
<p>İkisinin güçlenme nedeni de aynı.</p>
<p>Alışılmış ortamlardan uzakta, insanlar farklı bir kültürel kimlik ile karşılaşıyorlar. Ve o &#8220;yabancı&#8221; kimlik, kendilerini kabul etmiyor. Dışlıyor. Kendilerini &#8220;ikinci sınıf&#8221; ve aşağılanmış hissetmeleri sonucunu veriyor.</p>
<p>Korku başlıyor.</p>
<p>Karısını, kızını, oğlunu, ailesini yitirme korkusu&#8230; Kimliğini yitirme korkusu&#8230;</p>
<p>Yurdunda duymadığı bir gereksinme duyuyor.</p>
<p>Dayanışma gereksinmesi&#8230; Başını dik tutma gereksinmesi&#8230; &#8220;Ben de varım!&#8221;ı kanıtlama gereksinmesi&#8230;</p>
<p>Ve yurdunda iken camiye gitmeyen, gitmeye başlıyor&#8230; Başını örtmeyen, örtmeye başlıyor&#8230; Tarikatlarla ilişkisi olmayan, kurmaya başlıyor&#8230; Bayrağa çok da önem vermeyen, vermeye başlıyor&#8230; Gruplaşmalara, dernekleşmelere girmeyen, girmeye başlıyor&#8230;</p>
<p>Kaybolmamak, ezilmemek için kimisi dine sarılıyor, kimisi milliyetçiliğe. Kılığı ile davranışı ile ilişkileri ile farklılığını kanıtlayınca da, başı bir anlamda dikleşiyor.</p>
<p>Rahatlıyor:<br />
&#8220;Ben artık senin oyununu oynamıyorum!.. Ben kurallarını bildiğim, kendi oyunumu oynuyorum!&#8221;<br />
Tıpkı futbolda yenileceğini anlayınca, &#8220;Ben futbol oynamam, güreş yaparım&#8221; der gibi!</p>
<p>★★★</p>
<p>Bilinmeyeni, ölümden sonrasını, nereden gelip nereye gittiğimizi, bir yüce güce dayandırarak açıklamazsanız yaşam tüm anlamını yitirebilir. Bu nedenledir ki, Tanrı da, din de -bazı istisnalar dışında- hemen her insan için bir gereksinmedir. Ama bu dünyada aradığını bulamayan için daha büyük bir gereksinmedir!</p>
<p>İnsan güven arar. Yalnız olmadığını bilmek ister. &#8220;Biz&#8221; diyebilmek, başkaları ile bir dayanışma içinde olduğunu hissedebilmek güç verir. Bu nedenledir ki, milliyetçilik de, -bazı istisnalar dışında- hemen her insan için bir gereksinmedir. Ama kendini ezilmiş, dışlanmış hisseden için daha büyük bir gereksinmedir!</p>
<p>Öyleyse, yurtdışında yaşayan Türkler için, dinsel ya da ulusal kimliğe &#8220;abartılı bir biçimde&#8221; sarılmanın dışında bir seçenek yok mudur? Avrupalıya ters düşmeden, ikinci sınıf konumuna kendi kendini mahkûm etmeden, &#8220;ben sana eşitim&#8221; anlamını taşıyabilecek başka bir kimlik yok mudur?</p>
<p>Vardır!</p>
<p>Atatürk&#8217;ün Anadolu insanına kazandırdığı &#8220;çağdaş insan&#8221; kimliği&#8230; Batı&#8217;ya karşı Batı’nın düzeyine ulaşma istencine sahip bir kimlik&#8230;</p>
<p>Dinine saygılı, ama laik&#8230; Ulusal değerlerine bağlı, ama insancıl&#8230; Kökeninden kopmamış, ama evrensel&#8230; Geçmişiyle onur duyan, ama ulusların eşitliğini<br />
savunan&#8230;</p>
<p>★★★</p>
<p>Nazizm Avrupa&#8217;da hızla yayılmaya başlamıştı.</p>
<p>Hitler’in baskısından kaçan çok sayıda bilim adamına, sanatçıya, yazara Amerika Birleşik Devletleri kucağını açmıştı. Varlıklı ve demokratik bir ülke olarak, onların istediği tüm koşullara sahipti. Ama içlerinde dünya çapında olanların da bulunduğu, tam 142 tanesi Atatürk’ün ülkesini seçti.</p>
<p>Niçin?</p>
<p>Niçin varlıklı ve demokratik bir ülkeye, yoksul ve demokrasiyi kurma savaşımı veren bir ülkeyi tercih ettiler?</p>
<p>Saygı ve heyecan duydukları için&#8230;</p>
<p>Ahmet Adnan Saygun’un &#8220;Yunus Emre Oratoryosu&#8221; yıllar Önce New York&#8217;ta, Birleşmiş Milletler&#8217;de çalınmıştı. Ve o güne kadar Türk temsilcilere biraz küçümseyerek bakan Batılı diplomatların birden tavırları değişmişti.</p>
<p>Niçin?</p>
<p>Artık onları kendi düzeylerinde görmeye başladıkları için! Yunus Emre yerli olduğu, ama oratoryosu ile evrenselleştiği için!</p>
<p>★★★</p>
<p>Tarih Lenin&#8217;i, Tito&#8217;yu değil, Atatürk’ü haklı çıkardı.</p>
<p>Ulusçuluk ilkesinden laikliğe, halkçılıktan cumhuriyetçiliğe, Kemalizmin haklılığı ve geçerliliği, yaşanan tarih tarafından kanıtlanıyor&#8230; Kemalizmin ürünü olan &#8220;laik cumhuriyetçi&#8221; kimliğin evrenselliği, her geçen gün biraz daha gün ışığına çıkıyor.</p>
<p>Uğur Mumcu öldüğünde sayıları dört olan &#8220;Atatürkçü düşünce dernekleri&#8221;, üç yıl içinde Anadolu&#8217;nun her tarafına yayıldı. Yüzlerce şube, onbinlerce üye.</p>
<p>Amerika&#8217;da, Almanya&#8217;da, İsviçre&#8217;deki Türkler arasında da aynı hızlı örgütlenme var. Viyana Atatürkçü Düşünce Derneği 19 Mayıs&#8217;ta açıldı.</p>
<p>Şimdi sıra Belçika’da, Hollanda&#8217;da, Fransa’da, Danimarka&#8217;da&#8230;</p>
<p>Yurtdışında yaşarken çocuklarına onur verici bir kimlik kazandırmak isteyen Türklerin bulunduğu her yerde Atatürkçü düşünce dernekleri açılmalı!.. Aşırı dinci ve aşırı milliyetçi kuruluşların karşısına, &#8220;çağdaş&#8221; bir seçenekle çıkılmalı!.. Ya da gelecek kuşak Anadolu insanının, &#8220;Avrupa&#8217;nın zencileri&#8221; olmasının utancını taşımayı şimdiden kabullenmeli!..</p>
<p>İki yıl kadar önce Tubingen Üniversitesi&#8217;nde verdiğim bir konferansta, genç bir Türk çocuğu söz alıp şöyle demişti:</p>
<p>“Biz Avrupalı Türkleriz!”</p>
<p>Güzel! Ama bunu Avrupalılara da kabul ettirmenin tek bir yolu var: Atatürk devriminin kimliği ve heyecanı ile karşılarına çıkmak!</p>
<p>(Anadolu Dergisi, Haziran 1996)</p>

		</div>
	</div>
</div></div></div><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper"><div class="vc_separator wpb_content_element vc_separator_align_left vc_sep_width_100 vc_sep_pos_align_center vc_sep_color_grey vc_separator-has-text" ><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_l"><span  class="vc_sep_line"></span></span><div class="vc_icon_element vc_icon_element-outer vc_icon_element-align-left"><div class="vc_icon_element-inner vc_icon_element-color-black vc_icon_element-size-md vc_icon_element-style- vc_icon_element-background-color-grey" ><span class="vc_icon_element-icon fa fa-file-image-o" ></span></div></div><h4>Orijinal Görsel</h4><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_r"><span  class="vc_sep_line"></span></span>
</div>
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			
<a href='https://www.ahmettanerkislali.com/avrupali-turkler-ve-ataturk/attachment/924/'>924</a>


		</div>
	</div>
</div></div></div></div>
<p><a href="https://www.ahmettanerkislali.com/avrupali-turkler-ve-ataturk/">Avrupalı Türkler ve Atatürk</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ahmettanerkislali.com">Ahmet Taner Kışlalı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ahmettanerkislali.com/avrupali-turkler-ve-ataturk/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<enclosure url="https://www.ahmettanerkislali.com/wp-content/uploads/2019/10/924.jpg" length="239296" type="image/jpeg"/><media:content url="https://www.ahmettanerkislali.com/wp-content/uploads/2019/10/924.jpg" width="466" height="2182" medium="image" type="image/jpeg"/><post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3828</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Yollar da Karıştı Bölücüler de&#8230;</title>
		<link>https://www.ahmettanerkislali.com/yollar-da-karisti-boluculer-de-2/</link>
					<comments>https://www.ahmettanerkislali.com/yollar-da-karisti-boluculer-de-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Taner Kışlalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Dec 1999 21:42:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ahmet Taner Kışlalı Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet Gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[Haftaya Bakış]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ahmettanerkislali.com/?p=3824</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://www.ahmettanerkislali.com/yollar-da-karisti-boluculer-de-2/">Yollar da Karıştı Bölücüler de&#8230;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ahmettanerkislali.com">Ahmet Taner Kışlalı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper"><div class="vc_separator wpb_content_element vc_separator_align_left vc_sep_width_100 vc_sep_pos_align_center vc_sep_color_grey vc_separator-has-text" ><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_l"><span  class="vc_sep_line"></span></span><div class="vc_icon_element vc_icon_element-outer vc_icon_element-align-left"><div class="vc_icon_element-inner vc_icon_element-color-black vc_icon_element-size-md vc_icon_element-style- vc_icon_element-background-color-grey" ><span class="vc_icon_element-icon fa fa-angle-double-right" ></span></div></div><h4>Yazı Hakkında</h4><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_r"><span  class="vc_sep_line"></span></span>
</div>
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			<div class="element-set">
<table width="272">
<tbody>
<tr>
<td width="64">Başlık:</td>
<td width="208">Yollar da Karıştı Bölücüler de&#8230;</td>
</tr>
<tr>
<td>Kaynak:</td>
<td>Cumhuriyet Gazetesi (s.3)</td>
</tr>
<tr>
<td>Tarih:</td>
<td>22 Aralık 1999, Çarşamba</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>

		</div>
	</div>
<div class="vc_separator wpb_content_element vc_separator_align_left vc_sep_width_100 vc_sep_pos_align_center vc_sep_color_grey vc_separator-has-text" ><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_l"><span  class="vc_sep_line"></span></span><div class="vc_icon_element vc_icon_element-outer vc_icon_element-align-left"><div class="vc_icon_element-inner vc_icon_element-color-black vc_icon_element-size-md vc_icon_element-style- vc_icon_element-background-color-grey" ><span class="vc_icon_element-icon fa fa-align-justify" ></span></div></div><h4>Yazı</h4><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_r"><span  class="vc_sep_line"></span></span>
</div>
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p>HAFTAYA BAKIŞ</p>
<p>AHMET TANER KIŞLALI</p>
<p>Yollar da Karıştı, Bölücüler de…</p>
<p>Cumhuriyet&#8217;teki başlık olmasa, olay gözümden kaçacaktı.<br />
Sayın Mesut Yılmaz, ANAP’ın İstanbul il kongresinde müthiş bir açıklama yapmış: “Yolumuz büyük Atatürk ve rahmetli Özal’ın yoludur.”</p>
<p>Bir zamanlar Özal’ı “Atatürk’ten sonraki en büyük devrimci” ilan ettiklerinde bile, kafam bu kadar karışmamıştı. “Olsa olsa devrimci ile deviriciyi birbirine karıştırmışlardır” diye düşünmüştüm. Kimileri her çarpıcı değişikliği devrim sanıyor olabilirdi.</p>
<p>İçeriğine, bütünlüğüne ve de -daha önemlisi- yönüne bakmadan…</p>
<p>Ama “onlar” bile, Atatürk ile Özal’ı aynı yolun yolcuları saymamışlardı. Yani Özal’ın “Atatürk’ün izleyicisi” olduğunu -hiç değilse açıktan- savunmamışlardı. Hatta içlerinde Atatürk’e karşı, ama Özal&#8217;dan yana olanlar vardı.</p>
<p>Acaba Sayın Yılmaz mı haklı, yoksa onlar mı haklıydılar?</p>
<p>★★★</p>
<p>Atatürk laiklikten yanaydı.. Dinin toplumsal yaşama değil bireysel yaşama yön vermesini istiyordu.. Tanrı ile kulu arasına girmek isteyenlerin düşmanıydı..</p>
<p>Özal ise laikliğin kuyusunu kazdı. Ceza Yasası’nın ünlü 163. maddesini kaldırarak, dinci güçlerin ayaklarındaki prangaları çözdü.. Tanrı ile kulları<br />
arasına tarikatların girmesini, dinin toplumsal ve siyasal yaşama yön verme olanağının doğmasının önündeki son engelleri de kaldırdı.</p>
<p>Atatürk tam bağımsızlıktan ve “ulus devlet”ten yanaydı.. Amacı şu ya da bu ülkeyi taklit etmek, şu ya da bu ülkeye yaranmak değildi.. Amacı çağdaş<br />
uygarlık düzeyini yakalamaktı.. Ulusalcılık anlayışı, “maceracılığa” karşıydı.</p>
<p>Özal ise “ulus devlet”in kuyusunu kazdı.. “Federasyon” düşüncesinin tartışılmasını istedi. PKK üzerine devletin tüm gücüyle gitmesini önledi.<br />
ABD’den çok Amerikancı kesildi.. ABD’nin Ortadoğu senaryolarının bir numaralı reklamcısı oldu… Yetkisi olsa, Türkiye’yi “Körfez Savaşı”na sokacaktı.</p>
<p>Atatürk ekonomik açıdan devletçiydi.. Özel kesimin desteklenmesinden yanaydı, ama kamu yararının olduğu her yerde devlete görev düştüğüne<br />
inanıyordu.. Atatürk KİT’lerin, Anadolu’nun demir ağlarla örülmesinin öncüsüydü.</p>
<p>Özal ise devletçiliğin düşmanıydı.. KİT’lerin zarar etmesi ve böylece özelleştirme yolunun açılması için elinden geleni yaptı.. “Globalleşme” adı  altında, “Yeni Dünya Düzeni”nin ve KİT’lerin iç ve dış çıkar çevrelerine peşkeş çekilmesinin savunuculuğuna soyundu.</p>
<p>Atatürk halkçıydı.. Halkçılığı, halkın yönetimde egemen olması ve toplumsal adaletin sağlanması biçiminde anlıyordu. Toplumda ayrıcalıklı kesimlerin doğmasına karşıydı. Toplumsal uçurumların yok edilmesinden, emekçinin, üreticinin düzeyinin yükseltilmesinden yanaydı..</p>
<p>Özal ise “mutlu azınlık”çıydı.. Zenginleri seviyordu. Toplumsal adalete ve “sosyal devlet”e karşıydı.. Parası olanın yapmasını, olmayanın da yapmamasını savunuyordu.. Devlet, karışıp da bu dengeleri bozmamalıydı.</p>
<p>Ve Atatürk devrimciydi&#8230;</p>
<p>Özal ise “devirici”ydi.. Köşe dönmeciydi.. “Benim memurum işini bilir” derdi.. “Devlete vergi vereceğinize, siz onu daha iyi değerlendirirsiniz” derdi.. Askeri birlikleri şortla denetlerdi.. Yolları kapattırıp arabasıyla hız denemesi yapardı…</p>
<p>Kurumların ve kuralların çökertilmesinin öncüsüydü…</p>
<p>Yolsuzluğun kural, vurgunculuğun akıllılık, dürüstlüğün aptallık sayıldığı bir dönemi başlattı.. Devleti çürüttü.</p>
<p>★★★</p>
<p>Emre Kongar, pazartesi günkü yazısında, çok önemli bir noktanın altını çiziyordu:</p>
<p>“Türkiye Cumhuriyeti’nin bölünmesi, PKK teröründen çok, ‘çoğunluk’ durumunda olanların.. ‘azınlık’ olduklarını düşünenler ile birlikte yaşamayı reddetmesi ile gündeme gelebilir.”</p>
<p>Cumhuriyetin Ordu ili valisi geçenlerde Türkiye’de bir “ilk”e imzasını attı. Güneydoğu&#8217;dan işçilik için gelen yurttaşlarımızın ile girmesini yasakladı. Yani en büyük bölücülüğü yaptı.</p>
<p>Bu sayın valimiz, geçmişte de kendisini Alparslan Türkeş’in “manevi oğlu” sayıyordu.. ve de Sayın Başbakanımız, kendisini Emniyet Genel Müdürü yapabilmek için kahramanca bir savaşım vermişti. (Allah’tan koalisyon hükümeti vardı da, Ecevit’in karşı çıkmasıyla bir “facia” önlendi.)</p>
<p>Şimdi -bir yurttaş olarak- Sayın Yılmaz’dan istemek hakkımız:</p>
<p>– Atatürk’ün mü yolundasınız, yoksa Özal’ın mı? Bölücülükten mi yanasınız, yoksa bölücülüğe karşı mısınız?.. Lütfen kararınızı verin! Ve de lütfen, yolları ve bölücüleri birbirine dolaştırıp, insanların da kafasını karıştırmayın!</p>
<p>(Cumhuriyet, 28 Ağustos 1998)</p>

		</div>
	</div>
</div></div></div><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper"><div class="vc_separator wpb_content_element vc_separator_align_left vc_sep_width_100 vc_sep_pos_align_center vc_sep_color_grey vc_separator-has-text" ><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_l"><span  class="vc_sep_line"></span></span><div class="vc_icon_element vc_icon_element-outer vc_icon_element-align-left"><div class="vc_icon_element-inner vc_icon_element-color-black vc_icon_element-size-md vc_icon_element-style- vc_icon_element-background-color-grey" ><span class="vc_icon_element-icon fa fa-file-image-o" ></span></div></div><h4>Orijinal Görsel</h4><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_r"><span  class="vc_sep_line"></span></span>
</div>
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			
<a href='https://www.ahmettanerkislali.com/yollar-da-karisti-boluculer-de-2/attachment/922/'>922</a>


		</div>
	</div>
</div></div></div></div>
<p><a href="https://www.ahmettanerkislali.com/yollar-da-karisti-boluculer-de-2/">Yollar da Karıştı Bölücüler de&#8230;</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ahmettanerkislali.com">Ahmet Taner Kışlalı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ahmettanerkislali.com/yollar-da-karisti-boluculer-de-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<enclosure url="https://www.ahmettanerkislali.com/wp-content/uploads/2019/10/922.jpg" length="254389" type="image/jpeg"/><media:content url="https://www.ahmettanerkislali.com/wp-content/uploads/2019/10/922.jpg" width="462" height="2276" medium="image" type="image/jpeg"/><post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3824</post-id>	</item>
		<item>
		<title>&#8216;Tarihsel Sentez&#8217;e Doğru!</title>
		<link>https://www.ahmettanerkislali.com/tarihsel-senteze-dogru-2/</link>
					<comments>https://www.ahmettanerkislali.com/tarihsel-senteze-dogru-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Taner Kışlalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 18 Dec 1999 21:39:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ahmet Taner Kışlalı Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Haftaya Bakış]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ahmettanerkislali.com/?p=3821</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://www.ahmettanerkislali.com/tarihsel-senteze-dogru-2/">&#8216;Tarihsel Sentez&#8217;e Doğru!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ahmettanerkislali.com">Ahmet Taner Kışlalı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper"><div class="vc_separator wpb_content_element vc_separator_align_left vc_sep_width_100 vc_sep_pos_align_center vc_sep_color_grey vc_separator-has-text" ><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_l"><span  class="vc_sep_line"></span></span><div class="vc_icon_element vc_icon_element-outer vc_icon_element-align-left"><div class="vc_icon_element-inner vc_icon_element-color-black vc_icon_element-size-md vc_icon_element-style- vc_icon_element-background-color-grey" ><span class="vc_icon_element-icon fa fa-angle-double-right" ></span></div></div><h4>Yazı Hakkında</h4><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_r"><span  class="vc_sep_line"></span></span>
</div>
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			<div class="element-set">
<table style="width: 52.5324%; height: 86px;" width="272">
<tbody>
<tr style="height: 40px;">
<td style="height: 40px;" width="64">Başlık:</td>
<td style="height: 40px;" width="208">&#8216;Tarihsel Sentez&#8217;e Doğru!</td>
</tr>
<tr style="height: 23px;">
<td style="height: 23px;">Kaynak:</td>
<td style="height: 23px;">Cumhuriyet Gazetesi (s.3)</td>
</tr>
<tr style="height: 23px;">
<td style="height: 23px;">Tarih:</td>
<td style="height: 23px;">19 Aralık 1999, Pazar</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>

		</div>
	</div>
<div class="vc_separator wpb_content_element vc_separator_align_left vc_sep_width_100 vc_sep_pos_align_center vc_sep_color_grey vc_separator-has-text" ><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_l"><span  class="vc_sep_line"></span></span><div class="vc_icon_element vc_icon_element-outer vc_icon_element-align-left"><div class="vc_icon_element-inner vc_icon_element-color-black vc_icon_element-size-md vc_icon_element-style- vc_icon_element-background-color-grey" ><span class="vc_icon_element-icon fa fa-align-justify" ></span></div></div><h4>Yazı</h4><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_r"><span  class="vc_sep_line"></span></span>
</div>
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p>HAFTAYA BAKIŞ</p>
<p>AHMET TANER KIŞLALI</p>
<p>‘Tarihsel Sentez’e Doğru!</p>
<p>1960’lı yıllarda, çok tartışılan bir “Birleşme Kuramı” vardı.<br />
Bu kuram, kapitalist Batı ile komünist Doğu’nun giderek bir noktada birbirine yakınlaşacağını, hatta birleşeceğini öngörüyordu.</p>
<p>Madem ki toplumsal düzenin biçimlenmesinde temel etken teknoloji idi… Öyleyse, “sanayi toplumu”nun gereksinmelerinin, benzer kurumlar yaratması kaçınılmazdı.</p>
<p>Toplumsal barışı korumak için, Batılı kapitalistler giderek daha “toplumcu” önlemler almak zorundaydılar. Eğitim düzeyi yükselmiş, sağlam bir altyapıya kavuşmuş, temel gereksinmelerini karşılamış komünist ülkelerde ise “özgürlük” ve “demokrasi” gereksinmesi gündeme gelecekti.</p>
<p>Birisi toplumculuğa, ötekisi demokrasiye doğru yönelirken, buluşma noktasının adı belliydi: “Demokratik sosyalizm”, yani “özgürlükçü toplumculuk”…</p>
<p>Kemalizmin 1920&#8217;lerde yakalamaya başladığı &#8220;sentez&#8221;di söz konusu olan!..</p>
<p>★★★</p>
<p>O tarihlerde bunu bir tür “ütopya” sayanlar çoğunluktaydı&#8230; Kimine göre, bunun gerçekleşeceği kuşkuluydu. Kimine göre de, böyle bir şeyi görmeye bizim de çocuklarımızın da ömrü yetmeyecekti.</p>
<p>1970 yılında İstanbul’da CHP Gençlik Kolları’nca düzenlenen “Birinci Demokratik Sol Düşünce Forumu”nda bu kuramı savunmuştum&#8230; Yadırgandım, tepki aldım.</p>
<p>Ne Marksist sol böyle bir şeyi içine sindirmeye hazırdı, ne de Kemalist sol!..</p>
<p>Ama “Demokratik sol tarihsel bir sentezdir!” sözüm, bazı gazetelerin birinci sayfalarına başlık olmuştu.. Ve ben, geleceğin egemen ideolojisinin, “sosyalizm” ile “liberalizm”in bir sentezi olmak zorunda bulunduğunu savunmayı sürdürdüm.<br />
Kemalizm ile kopmaz bağlantısını da!..</p>
<p>Bu CHP içindeki bir kanadı çok tedirgin etti. Ünlü Kızılcahamam seminerlerinde ve daha sonrasında konuşmamı engellemek isteyenler çıktı… “Kafaları karıştırmak”la suçlandım.</p>
<p>Ama Sayın Ecevit’in desteği sayesinde beni susturamadılar. Her defasında benden sonra söz alıp, söylediklerimin yanlış olduğunu savunmakla yetinmek zorunda kaldılar.</p>
<p>Sayın Demirel’in sözcülerine göre ise, ben zaten “Marksist-Leninist” olmuştum…</p>
<p>★★★</p>
<p>Sovyet imparatorluğu çökerken, tek parti diktatörlüğüne karşı oluşmuş tepki birikiminin patlaması yaşandı. Birçok yerde iktidarları “doğal” olarak sağcılar kazandılar.</p>
<p>Ve sağcı yönetimler, geçmiş dönemin kazanımlarının olumlu yanlarının anlaşılmasını kolaylaştırdı.</p>
<p>1992‘de Litvanya’da devlet başkanlığı seçimlerini eski komünistlerin adayı kazandı. 1993’te Polonya&#8217;da genel seçimleri eski komünistler önde bitirdiler. Macaristan’da geçenlerde yapılan seçimlerde eski komünistlerin başarılı oldukları anlaşılıyor. Doğu Almanya’da bile, eski komünistlerin yeniden güçlenmeye başladıkları görülüyor.</p>
<p>Romanya’dan Orta Asya’ya kadar, birçok ülkede zaten eski komünistler iktidardalar.</p>
<p>Ama eski komünistler artık “komünist” değiller.</p>
<p>İsimleri de değişti, ideolojilerinin çerçevesi de&#8230; “Demokratik sosyalizm”de buluştular. Batıdakiler ise çoktan oraya gelmişlerdi.</p>
<p>★★★</p>
<p>Sovyet imparatorluğu çökerken, sabırsız ve isterik çığlıklardan aklın sesi duyulmaz hale gelmişti.</p>
<p>– İdeolojiler öldü!..</p>
<p>– Tarihin sonu geldi!..</p>
<p>Oysa ne son vardı ne de ölen. Sadece bir “model” tıkanmıştı&#8230; Bir ortaçağ toplumunu sanayi toplumuna dönüştüren, ama demokratik gereksinmeleri karşılamada yetersiz kalan bir “model”&#8230;<br />
Sosyalizm eşittir “üretim araçlarının mülkiyetinin devlette oluşu” propagandası bir çarpıtmaydı. “Amaç” ile “araç”ın karıştırılmasından kaynaklanan bir çarpıtma&#8230;</p>
<p>Toplumculukta “amaç”, toplumsal çıkarların bireysel çıkarların önüne geçmesidir&#8230; Hakça bir paylaşımdır&#8230; Emeğin önceliğidir&#8230; Emekçi hak ettiğini alamıyorsa.. Kendisiyle uzaktan yakından ilgili kararların oluşumuna etkin bir biçimde katılamıyorsa&#8230; Çalıştığı fabrikanın başında bir devlet memurunun ya da patronun adamının oluşu ne fark eder ki?..</p>
<p>Sosyalizm ölmedi, siyasal ve ekonomik iktidarları tek elde toplayan model öldü. O model 1917’nin Rusyası’nda gelişmenin “motoru” idi; 1987’nin Rusyası’nda gelişmenin “ayakbağı” olmuştu.</p>
<p>1917’de bilinçli bir “öncü” güce gereksinme vardı. 1987’de ise, Komünist Partisi üyesi ile sokaktaki adam arasında fark kalmamıştı!</p>
<p>Marx’ın tanımladığı anlamda devrim asıl şimdi yaşanıyor!</p>
<p>Değişen altyapıyı taşıyamayan eski kurumlar yıkılıyor ve özgürlükçü bir üstyapı oluşuyor&#8230; “Tarihsel sentez” -iki adım ileri bir adım geri- gerçekleşiyor…</p>
<p>Türk solu “gaflet” içinde fark etmese de dünya dönmeyi sürdürüyor!</p>
<p>(Cumhuriyet, 11 Mayıs 1994)</p>

		</div>
	</div>
</div></div></div><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper"><div class="vc_separator wpb_content_element vc_separator_align_left vc_sep_width_100 vc_sep_pos_align_center vc_sep_color_grey vc_separator-has-text" ><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_l"><span  class="vc_sep_line"></span></span><div class="vc_icon_element vc_icon_element-outer vc_icon_element-align-left"><div class="vc_icon_element-inner vc_icon_element-color-black vc_icon_element-size-md vc_icon_element-style- vc_icon_element-background-color-grey" ><span class="vc_icon_element-icon fa fa-file-image-o" ></span></div></div><h4>Orijinal Görsel</h4><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_r"><span  class="vc_sep_line"></span></span>
</div>
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			
<a href='https://www.ahmettanerkislali.com/tarihsel-senteze-dogru-2/attachment/919/'>919</a>


		</div>
	</div>
</div></div></div></div>
<p><a href="https://www.ahmettanerkislali.com/tarihsel-senteze-dogru-2/">&#8216;Tarihsel Sentez&#8217;e Doğru!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ahmettanerkislali.com">Ahmet Taner Kışlalı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ahmettanerkislali.com/tarihsel-senteze-dogru-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<enclosure url="https://www.ahmettanerkislali.com/wp-content/uploads/2019/10/919.jpg" length="282476" type="image/jpeg"/><media:content url="https://www.ahmettanerkislali.com/wp-content/uploads/2019/10/919.jpg" width="470" height="2528" medium="image" type="image/jpeg"/><post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3821</post-id>	</item>
		<item>
		<title>&#8216;Aydın&#8217;lar ve &#8216;Entel&#8217;ler</title>
		<link>https://www.ahmettanerkislali.com/aydinlar-ve-enteller-2/</link>
					<comments>https://www.ahmettanerkislali.com/aydinlar-ve-enteller-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Taner Kışlalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Dec 1999 21:36:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ahmet Taner Kışlalı Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet Gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[Haftaya Bakış]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ahmettanerkislali.com/?p=3818</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://www.ahmettanerkislali.com/aydinlar-ve-enteller-2/">&#8216;Aydın&#8217;lar ve &#8216;Entel&#8217;ler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ahmettanerkislali.com">Ahmet Taner Kışlalı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper"><div class="vc_separator wpb_content_element vc_separator_align_left vc_sep_width_100 vc_sep_pos_align_center vc_sep_color_grey vc_separator-has-text" ><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_l"><span  class="vc_sep_line"></span></span><div class="vc_icon_element vc_icon_element-outer vc_icon_element-align-left"><div class="vc_icon_element-inner vc_icon_element-color-black vc_icon_element-size-md vc_icon_element-style- vc_icon_element-background-color-grey" ><span class="vc_icon_element-icon fa fa-angle-double-right" ></span></div></div><h4>Yazı Hakkında</h4><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_r"><span  class="vc_sep_line"></span></span>
</div>
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			<div class="element-set">
<table style="width: 52.5324%; height: 69px;" width="272">
<tbody>
<tr style="height: 23px;">
<td style="height: 23px;" width="64">Başlık:</td>
<td style="height: 23px;" width="208">&#8216;Aydın&#8217;lar ve &#8216;Entel&#8217;ler</td>
</tr>
<tr style="height: 23px;">
<td style="height: 23px;">Kaynak:</td>
<td style="height: 23px;">Cumhuriyet Gazetesi (s.3)</td>
</tr>
<tr style="height: 23px;">
<td style="height: 23px;">Tarih:</td>
<td style="height: 23px;">17 Aralık 1999, Cuma</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>

		</div>
	</div>
<div class="vc_separator wpb_content_element vc_separator_align_left vc_sep_width_100 vc_sep_pos_align_center vc_sep_color_grey vc_separator-has-text" ><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_l"><span  class="vc_sep_line"></span></span><div class="vc_icon_element vc_icon_element-outer vc_icon_element-align-left"><div class="vc_icon_element-inner vc_icon_element-color-black vc_icon_element-size-md vc_icon_element-style- vc_icon_element-background-color-grey" ><span class="vc_icon_element-icon fa fa-align-justify" ></span></div></div><h4>Yazı</h4><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_r"><span  class="vc_sep_line"></span></span>
</div>
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p>HAFTAYA BAKIŞ</p>
<p>AHMET TANER KIŞLALI</p>
<p><strong>&#8216;Aydın&#8217;lar ve &#8216;Entel&#8217;ler!</strong></p>
<p>Geçen bayram günlerinde, gazetelerdeki koskoca bir<br />
ilan -herkes gibi- benim de dikkatimi çekti. EP dergisinin<br />
kapağında şu sözler okunuyordu:</p>
<p>&#8220;Demokrasi mücadelesi, Cumhuriyet gazetesindeki<br />
bürokratik zihniyet aşılmadıkça çok olumlu adımlar atamaz&#8230;&#8221;</p>
<p>Yapılan reklam başarılıydı. 1970&#8217;lerin -cezaevinden<br />
tünel kazarak kaçan- &#8220;Dev- Yol önderinin&#8221; nasıl bir akıl<br />
yürütme ile bu sava vardığını merak etmemek doğrusu<br />
olanaksızdı.</p>
<p>Dergiyi aldım, okudum. Okurken dilimin ucuna gelenleri okurlarımla paylaşmazsam rahat edemeyeceğimi anladım&#8230; Ama güncel olayların ağırlığı, çok kişinin gülüp geçtiği bu sava benim zorunlu yanıtımı geciktirdi,</p>
<p>★★★</p>
<p>12 Eylül sonrasının hızla çözülen insan değerleri ve onu kolaylaştıran kavram kargaşası içinde; önce &#8220;uygar&#8221;<br />
ile &#8220;medeni&#8221;yi ayırmak gerekti. Ama daha da önemlisi, &#8220;aydın&#8221; ile &#8220;entel&#8221;i ayırmak bir zorunluluk oldu.</p>
<p>&#8220;Aydın&#8221;, kendini toplumundan sorumlu sayan insandır. &#8220;Entel&#8221; içinse toplum, sadece bir araçtır; amaç, &#8220;kendi kendini tatmin&#8221;dir..</p>
<p>&#8220;Aydın&#8221; gerçeği arar. &#8220;Entel&#8221; ise &#8220;moda olan düşünce&#8221;nin peşindedir.</p>
<p>İlhan Selçuk&#8217;un &#8216;tatlısu entelleri&#8217; olarak nitelendirdiği<br />
-ve çok iyi çözümlediği- bu eskinin &#8220;hızlı solcu&#8221;su dönekler, acaba hangi düşüncenin peşindeler?</p>
<p>Bir zamanlar Atatürk&#8217;ü &#8216;sosyalizmi kurmadı&#8217; ve Lenin’in izinden gitmedi diye eleştirirlerdi.</p>
<p>Tarih Lenin&#8217;i değil Atatürk&#8217;ü haklı çıkarınca, bu kez de<br />
hızlı bir özgürlük ve demokrasi yanlısı kesildiler. 1990&#8217;larda bile tam olarak kurmakta zorluk çektiğimiz bir demokrasiyi, Atatürk&#8217;ün 1920&#8217;lerde niçin kurmadığının hesabını sormaya başladılar.</p>
<p>&#8216;Aydın&#8217; için düşünce tutarlılığı önemlidir. &#8216;Entel&#8217; ise &#8216;en<br />
ileride&#8217; (!) görünmek uğruna her şeyi yapabilir.</p>
<p>Örneğin &#8220;resmi tarih&#8221; anlayışını yıkmak için Fatih Sultan Mehmet&#8217;i de sorgulayabilir; &#8220;İstanbul&#8217;u aldıktan sonra niçin telefon şebekesi kurmadı&#8221; diye&#8230;</p>
<p>&#8220;Aydın&#8221;ı, çağdaş ve hakça bir düzen isteyenler alkışlarlar.</p>
<p>&#8220;Entel&#8221;lere destek ise genellikle sağcılardan gelir&#8230;</p>
<p>★★★</p>
<p>1970’li yıllarda Türkiye&#8217;nin ve dünyanın koşullarını yanlış değerlendiren bazı gençler ve onların &#8220;düşünce arkadaşları&#8221;, büyük bir düş kırıklığı yaşamışlardı.</p>
<p>Kimisi yanılgısını çok pahalı ödedi. Kimisi de yanılgısını &#8216;topluma&#8217; çok pahalı ödetti.</p>
<p>Kendi toplumlarındaki gelişmelerle inançları yıkılmayanlar; bu kez de dünyadaki gelişmeler üzerine bunalıma düştüler. Ve &#8220;entelleştiler&#8221;&#8230;</p>
<p>Doyumu &#8216;para’da ya da Özalcı TV ve gazetelerin baş köşelerinde aramaya başladılar.</p>
<p>&#8220;Dinci&#8221; ve &#8220;Kürtçü&#8221;lerden aldıkları &#8220;aferin&#8221;lerle de mutluluk buldular.</p>
<p>Ben ise Atatürk&#8217;e ve Atatürkçü düşünceleri savunan<br />
Cumhuriyet&#8217;e yönelik saldırıların &#8216;düşünce&#8217; temellerini<br />
araştırdığımda, genellikle fazla bir şey bulamadım. Ama<br />
&#8216;ruhsal&#8217; temellerinde ciddi bir ortak nokta yakaladığımı<br />
sanıyorum:</p>
<p>&#8220;Geçmiş &#8216;yanılgı&#8217; ve ‘yenilgi&#8217;lerin acısı!..&#8221;</p>
<p>★★★</p>
<p>&#8220;Demokrasi mücadelesi, Cumhuriyet gazetesindeki<br />
bürokratik zihniyet aşılmadıkça çok olumlu adımlar atamaz.&#8221; suçlamasının yanıtı da içinde gizlidir!</p>
<p>&#8220;Bürokratik zihniyet&#8221;ten kastın aslında &#8220;Atatürkçü bakış açısı&#8221; olduğu gözden uzak tutulmadan, sormak gerekir;</p>
<p>Niçin Cumhuriyet gazetesi, okur sayısının çok ötesinde, Türkiye&#8217;deki siyasal gelişmeleri bu ölçüde etkileyebilecek bir güce sahip?</p>
<p>Cumhuriyet gazetesi; eğer Atatürkçü çizgiden sapsaydı, bugün &#8220;cumhuriyet&#8221;i numaralama sevdalılarının, &#8216;en büyük engel&#8217; olarak gördükleri konumunu acaba koruyabilir miydi?</p>
<p>Cumhuriyet gazetesi doğru çizgiyi koruduğu için<br />
güçlüdür, yoksa güçlü olduğu için savunduğu düşünceler &#8216;doğru&#8217; görülmemektedir!.</p>
<p>Cumhuriyet tarihi, Kemalizmden kopan solun ne hale<br />
geldiğini gösteriyor.</p>
<p>&#8220;Yanlış bilinç&#8221; ve onun ürünü olan &#8220;yanlış eylem&#8221;lerin<br />
yarattığı &#8220;büyük düş kırıklığı&#8221;nın bireyleri bazen nerelere<br />
ittiği de ortada: Kimisi &#8220;sol&#8221; Özalcı, kimisi &#8220;sol&#8221; dinci, kimisi &#8220;sol&#8221; Kürtçü oldu..</p>
<p>Ama Cumhuriyet gazetesi değişmedi. &#8216;Entel&#8217;lerin değil &#8216;aydın&#8217;ların gazetesi olma özelliğini korudu. Ve o nedenle de yenik ve güçsüz düşmüşlerin kızgınlığını çekecek kadar ‘güçlü&#8217; kaldı.</p>
<p>Çünkü, düşünceler, ancak doğrulara oturdukları zaman güç kazanırlar!..</p>
<p>(Cumhuriyet, 16 Haziran 1993)</p>

		</div>
	</div>
</div></div></div><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper"><div class="vc_separator wpb_content_element vc_separator_align_left vc_sep_width_100 vc_sep_pos_align_center vc_sep_color_grey vc_separator-has-text" ><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_l"><span  class="vc_sep_line"></span></span><div class="vc_icon_element vc_icon_element-outer vc_icon_element-align-left"><div class="vc_icon_element-inner vc_icon_element-color-black vc_icon_element-size-md vc_icon_element-style- vc_icon_element-background-color-grey" ><span class="vc_icon_element-icon fa fa-file-image-o" ></span></div></div><h4>Orijinal Görsel</h4><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_r"><span  class="vc_sep_line"></span></span>
</div>
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			
<a href='https://www.ahmettanerkislali.com/aydinlar-ve-enteller-2/attachment/917/'>917</a>


		</div>
	</div>
</div></div></div></div>
<p><a href="https://www.ahmettanerkislali.com/aydinlar-ve-enteller-2/">&#8216;Aydın&#8217;lar ve &#8216;Entel&#8217;ler</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ahmettanerkislali.com">Ahmet Taner Kışlalı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ahmettanerkislali.com/aydinlar-ve-enteller-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<enclosure url="https://www.ahmettanerkislali.com/wp-content/uploads/2019/10/917.jpg" length="225478" type="image/jpeg"/><media:content url="https://www.ahmettanerkislali.com/wp-content/uploads/2019/10/917.jpg" width="424" height="2182" medium="image" type="image/jpeg"/><post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3818</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Elektrik Zaten Keşfedilmiş!</title>
		<link>https://www.ahmettanerkislali.com/elektrik-zaten-kesfedilmis-2/</link>
					<comments>https://www.ahmettanerkislali.com/elektrik-zaten-kesfedilmis-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Taner Kışlalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Dec 1999 21:33:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ahmet Taner Kışlalı Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet Gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[Haftaya Bakış]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ahmettanerkislali.com/?p=3815</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://www.ahmettanerkislali.com/elektrik-zaten-kesfedilmis-2/">Elektrik Zaten Keşfedilmiş!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ahmettanerkislali.com">Ahmet Taner Kışlalı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper"><div class="vc_separator wpb_content_element vc_separator_align_left vc_sep_width_100 vc_sep_pos_align_center vc_sep_color_grey vc_separator-has-text" ><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_l"><span  class="vc_sep_line"></span></span><div class="vc_icon_element vc_icon_element-outer vc_icon_element-align-left"><div class="vc_icon_element-inner vc_icon_element-color-black vc_icon_element-size-md vc_icon_element-style- vc_icon_element-background-color-grey" ><span class="vc_icon_element-icon fa fa-angle-double-right" ></span></div></div><h4>Yazı Hakkında</h4><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_r"><span  class="vc_sep_line"></span></span>
</div>
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			<div class="element-set">
<table width="272">
<tbody>
<tr>
<td width="64">Başlık:</td>
<td width="208">Elektrik Zaten Keşfedilmiş!</td>
</tr>
<tr>
<td>Kaynak:</td>
<td>Cumhuriyet Gazetesi (s.3)</td>
</tr>
<tr>
<td>Tarih:</td>
<td>15 Aralık 1999, Çarşamba</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>

		</div>
	</div>
<div class="vc_separator wpb_content_element vc_separator_align_left vc_sep_width_100 vc_sep_pos_align_center vc_sep_color_grey vc_separator-has-text" ><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_l"><span  class="vc_sep_line"></span></span><div class="vc_icon_element vc_icon_element-outer vc_icon_element-align-left"><div class="vc_icon_element-inner vc_icon_element-color-black vc_icon_element-size-md vc_icon_element-style- vc_icon_element-background-color-grey" ><span class="vc_icon_element-icon fa fa-align-justify" ></span></div></div><h4>Yazı</h4><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_r"><span  class="vc_sep_line"></span></span>
</div>
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p>HAFTAYA BAKIŞ</p>
<p>AHMET TANER KIŞLALI</p>
<p>Elektrik Zaten Keşfedilmiş!</p>
<p>Kürtçe TV ve hatta Kürtçe eğitim otursa ne olur?<br />
Başka ülkelerde benzer durumlarda ne olmuşsa o olur.</p>
<p>Ne mucize!</p>
<p>Ne felaket!</p>
<p>İngiltere’den ilginç bir örnek var.</p>
<p>Galler bölgesinde uzun yıllar savaşım verilmiş, Gal dili ile eğitim ve TV için. Açlık grevleri yapılmış. Sonunda da hükümet kabul etmek zorunda kalmış.</p>
<p>Ama bugün görülüyor ki, Gal dili ile eğitime istek son derece az. Bu da çok doğal. Çünkü yöresel dille yapılan eğitimin insanlara sağlayacağı olanaklar son derece sınırlı.</p>
<p>Gal dili ile yayın yapacak TV kurmaya da kimse istekli olmamış. Sonunda BBC ile bir özel kuruluş bu yolda ortak girişim başlatmışlar. İzlenme oranı çok düşük.</p>
<p>Şimdi İngilizler bu konuyla ilgili ince de bir şaka<br />
üretmişler:</p>
<p>&#8220;Galliler kendi dillerinden eğitim ve TV için açlık grevi yapmaya hazırlar. Ama o okullara gitmeye ve o yayınları izlemeye hazır değiller&#8230;&#8221;</p>
<p>Galler bölgesinde o konu artık siyasal gündemden çıkmış. Gerilim sona ermiş!</p>
<p>Kültürel özerklik tanıyan ülkeler arasında Fransa ve İspanya da bulunuyor. Buna karşılık, ne Korsika&#8217;da siyasal terör bitti ne de Bask bölgesinde. Hatta iki ülkede de ayrılıkçılar terörü tırmandırdılar!</p>
<p>Niçin?</p>
<p>Ayaklarının altından zeminin kaydığını, toplumsal desteklerinin azaldığını hissettikleri için. Devleti<br />
sertleşmeye, demokrasiden uzaklaşmaya zorlayıp, yitirilen tabanı yenden kazanabilmek için&#8230; Ve terör artık onlar için bir &#8220;yaşam biçimi&#8221;ne dönüştüğü için!</p>
<p>★★★</p>
<p>Bizim kendi ülkemizden de ilginç örnekler var.</p>
<p>İlk Kürtçe film &#8220;Mem-ü Zin&#8221;ne yazık ki maliyetini kurtaramadı. İlk Kürtçe kaset 500 bin satmıştı; oysa yeni çıkan Kürtçe kasetler ancak bunun onda biri kadar satış yapabiliyor. İlk kaset piyasaya sürüldüğünde, daha yasak resmen kalkmamıştı. Yasak kalktı, ilgi azaldı.</p>
<p>Büyük umutlarla çıkan &#8220;Rojname&#8221; adlı gazete ancak 30 bin satabildi. İkinci sayıyı çıkaramadan kapandı. Haftalık &#8220;Velat&#8221; ancak 20 bin satabiliyordu. Oysa sadece İstanbul&#8217;da yaşayan Kurt kökeni yurttaşların sayısının bir milyona yaklaştığı öne sürülüyor.</p>
<p>Birkaç yıl önce, Halit Tunç adlı Kürt kökenli bir<br />
yurttaşımız -serbest bırakıldığında- Kürtçe TV kurmaya hazırlanıyordu. Bir gazeteci ile arasında şöyle bir konuşma geçmişti:</p>
<p>&#8211; Kürtçe eğitim veren okul açılsa, çocuğunuzu yollar mısınız?</p>
<p>&#8211; Hayır. Türkçe eğitim yapana yollarım&#8230; Ama İngilizce eğitim yapan varsa, onu tercih ederim!</p>
<p>Demokrasi, farklılıkları doğal sayan, o farklılıklara saygı gösteren bir yönetim ve yaşam biçimidir. Farklılıkları yasaklamak, demokrasiden vazgeçmek demektir.</p>
<p>Demokratik bir toplumda, isteyen Kurt dilini de ve<br />
-eğer varsa- Kürt yazınını da öğrenebilmek ya da<br />
öğretebilmelidir. İsteyen -devletin koyduğu kurallar<br />
çerçevesinde- nasıl Kürtçe yazılı yayın yapabiliyorsa, sözlü ya da görüntülü yayın da yapabilmelidir.</p>
<p>Ama devletin asıl görevi, ulusal kültürü, yani bu<br />
topraklar üzerinde yaşayan ve farklı etnik kökenlerden gelen insanların ortak yanları güçlendirmektir. İrlanda&#8217;daki Katolik-Protestan savaşında, ayrı okullarda farklı eğitimin oynadığı rol unutulmamalıdır!</p>
<p>Devletin farklılıklara hoşgorü göstermesi başkadır; o farklılıktan güçlendirecek, kurumlaştıracak adımları kendisinin atması başkadır! (Tito o adımları atmıştı; bedelini şimdi geride kalanlar ödüyor&#8230;)</p>
<p>Örneğin demokratik devlet, farklı toplumsal sınıfları da kabul eder. Ama o sınıflar arasında farklılıkları arttırmaya, kalıcı kılmaya değil, azaltmaya çalışır.</p>
<p>Devlet denetim endişesi ile, Kürtçe TV’yi falan<br />
kendi eliyle yapmayı zorunlu görüyorsa, bunu nasıl yapmalı?</p>
<p>Etnik olsun, yöresel olsun, sınıfsal olsun. Alt kültürler, ulusal kültürleri oluşturan, zenginleştiren temel öğelerdir. Bunlardan korkmamak gerekir. Ama alt kültürlerden korkmamak, tersine onları ulusal kültürü zenginleştiren temel öğeler olarak görmek başkadır, onların birer ayrılık öğesi haline gelmesi için çaba göstermek gene başkadır.</p>
<p>Devletin temel işlevi, ortak değerler etrafında bir<br />
toplumu birleştirip ayakta tutmaktır!</p>
<p>(Cumhuriyet. Ağustos 1996)</p>

		</div>
	</div>
</div></div></div><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper"><div class="vc_separator wpb_content_element vc_separator_align_left vc_sep_width_100 vc_sep_pos_align_center vc_sep_color_grey vc_separator-has-text" ><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_l"><span  class="vc_sep_line"></span></span><div class="vc_icon_element vc_icon_element-outer vc_icon_element-align-left"><div class="vc_icon_element-inner vc_icon_element-color-black vc_icon_element-size-md vc_icon_element-style- vc_icon_element-background-color-grey" ><span class="vc_icon_element-icon fa fa-file-image-o" ></span></div></div><h4>Orijinal Görsel</h4><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_r"><span  class="vc_sep_line"></span></span>
</div>
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			
<a href='https://www.ahmettanerkislali.com/elektrik-zaten-kesfedilmis-2/attachment/915/'>915</a>


		</div>
	</div>
</div></div></div></div>
<p><a href="https://www.ahmettanerkislali.com/elektrik-zaten-kesfedilmis-2/">Elektrik Zaten Keşfedilmiş!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ahmettanerkislali.com">Ahmet Taner Kışlalı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ahmettanerkislali.com/elektrik-zaten-kesfedilmis-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<enclosure url="https://www.ahmettanerkislali.com/wp-content/uploads/2019/10/915.jpg" length="221607" type="image/jpeg"/><media:content url="https://www.ahmettanerkislali.com/wp-content/uploads/2019/10/915.jpg" width="418" height="2154" medium="image" type="image/jpeg"/><post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3815</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Ya Olsaydı!</title>
		<link>https://www.ahmettanerkislali.com/ya-olsaydi-2/</link>
					<comments>https://www.ahmettanerkislali.com/ya-olsaydi-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Taner Kışlalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 11 Dec 1999 21:30:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ahmet Taner Kışlalı Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet Gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[Haftaya Bakış]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ahmettanerkislali.com/?p=3812</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://www.ahmettanerkislali.com/ya-olsaydi-2/">Ya Olsaydı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ahmettanerkislali.com">Ahmet Taner Kışlalı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper"><div class="vc_separator wpb_content_element vc_separator_align_left vc_sep_width_100 vc_sep_pos_align_center vc_sep_color_grey vc_separator-has-text" ><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_l"><span  class="vc_sep_line"></span></span><div class="vc_icon_element vc_icon_element-outer vc_icon_element-align-left"><div class="vc_icon_element-inner vc_icon_element-color-black vc_icon_element-size-md vc_icon_element-style- vc_icon_element-background-color-grey" ><span class="vc_icon_element-icon fa fa-angle-double-right" ></span></div></div><h4>Yazı Hakkında</h4><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_r"><span  class="vc_sep_line"></span></span>
</div>
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			<div class="element-set">
<table width="272">
<tbody>
<tr>
<td width="64">Başlık:</td>
<td width="208">Ya Olsaydı!</td>
</tr>
<tr>
<td>Kaynak:</td>
<td>Cumhuriyet Gazetesi (s.3)</td>
</tr>
<tr>
<td>Tarih:</td>
<td>12 Aralık 1999, Pazar</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>

		</div>
	</div>
<div class="vc_separator wpb_content_element vc_separator_align_left vc_sep_width_100 vc_sep_pos_align_center vc_sep_color_grey vc_separator-has-text" ><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_l"><span  class="vc_sep_line"></span></span><div class="vc_icon_element vc_icon_element-outer vc_icon_element-align-left"><div class="vc_icon_element-inner vc_icon_element-color-black vc_icon_element-size-md vc_icon_element-style- vc_icon_element-background-color-grey" ><span class="vc_icon_element-icon fa fa-align-justify" ></span></div></div><h4>Yazı</h4><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_r"><span  class="vc_sep_line"></span></span>
</div>
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p>HAFTAYA BAKIŞ</p>
<p>AHMET TANER KIŞLALI</p>
<p><strong>Ya Olsaydı!</strong></p>
<p>Birazcık düş gücümüzü kullanalım!</p>
<p>Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana Türkiye&#8217;de “başkanlık sistemi&#8221; olsaydı, acaba ne olurdu?</p>
<p><strong>Atatürk</strong> ve <strong>İnönü</strong> dönemlerinde herhalde bir şey değişmezdi.</p>
<p><strong>Menderes</strong> “başkan’ olsaydı, az gelişmiş demokrasimiz on yıl bile dayanamazdı. Diktatörlüğe kayış ve bunun yarattığı patlama çok daha hızlı olurdu.</p>
<p>1960’ların <strong>Demirel</strong>&#8216;i “başkan&#8221; olsaydı&#8230;toplumun iki düşman &#8220;cephe&#8221;ye bölünmesi için 1970’leri beklemeye gerek kalmazdı.</p>
<p>“Tapuyu deldirtmeme&#8221;ye kararlı, imam okulu açma şampiyonu, “Bana sağcılar adam öldürüyor dedirtemezsiniz&#8221; yaklaşımlı&#8230; bir “Morison Süleyman&#8221;, ülkeyi 1980&#8217;den çok daha önce bir kan gölüne döndürürdü.</p>
<p><strong>Evren</strong> zaten “başkan ”dı!</p>
<p>Hiçbir parlamenter, iktidarın yapamadığını yaptı. Atatürk&#8217;ün kurumlarını teker teker kapattı. &#8220;Türk-islam sentezi&#8221;ni resmi ideoloji haline getirdi.</p>
<p>Kemalistler dahil, solun her türünü ve kol ya da kafa emeğine dayalı tüm güçleri ezerek&#8230; Türkiye’yi anayasa zoru ile herkese din eğitimi yaptıran tek ülke haline getirerek&#8230; geleceğin RP iktidarına giden yola yeşil halılar döşedi.</p>
<p>Ya <strong>Özal</strong> “başkan&#8221; olsaydı?</p>
<p>Bırakın ötesini!.. Türkiye Körfez Savaşı&#8217;na girmiş olurdu.</p>
<p>Körfez bunalımının kendisini içine çektiği bataklığa -bugünkü gibi- dizine kadar değil&#8230; boğazına kadar gömülmüş olurdu.</p>
<p>Ve belki de PKK, Türk hükümeti ile aynı masaya oturacak kadar güçlenmiş olurdu.</p>
<p>★★★</p>
<p>Parlamenter sistem, sivriliklere kolay kolay izin vermez.</p>
<p>Bir tarafın “tek başına&#8221; egemen olması çok zor olduğundan; sivrilikler iyi-kötü törpülenir.</p>
<p>Eğer siz bu adamlarla bir parlamenter sistemi  yürütemiyorsanız; aynı adamlarla bir başkanlık sistemini nasıl yürüteceksiniz?</p>
<p>Başbakanken demokrasinin temellerine dinamit koyanlar, başkan olunca hidayete mi erecekler?</p>
<p>Dünyadaki görünüm ortada!</p>
<p>Başkanlık ya da yan-başkanlık sistemi, hangi ülke ya da ülkelerde sorun yaratmıyor? Gelişmiş, toplumsal  dengeleri oturmuş, demokratik gelenekleri sağlam olan ülkelerde&#8230;</p>
<p>ABD&#8217;de başkan bir partiden, meclis çoğunluğu başka partiden olabiliyor. Ve bu durumda bile, sistem tıkanmıyor.</p>
<p>Çünkü başkanın getirdiği bir yasa tasarısına, muhalefetler bazı milletvekilleri de destek verebiliyorlar. Ya da başkana, bazen kendi partisinden parlamenterler karşı çıkıp engel olabiliyorlar.</p>
<p>Bir de&#8230;</p>
<p>Tüm rezilliklere karşın hâlâ partisinin başında kalabilen sarışın çirkin kadını düşünün!.. “Adam diye bilinen&#8221; bazı isimler bile, hâlâ arkasında tek sıra&#8230;</p>
<p>Bu partilerle, bu kadrolarla mı yürüteceksiniz başkanlık sistemini?</p>
<p>★ ★★</p>
<p>İnsan mı, sistem mi?<br />
Önce insan!</p>
<p>İnsan malzemeniz iyi ise kötü sistemle de iyi sonuç alabilirsiniz. Ama kötü ise yapabileceğiniz en akıllıca şey, o insanları en iyi sınırlayacak sistemleri bulmaktır.</p>
<p>Yoksa akıllılık, tüm yetkileri kötü malzemenin eline teslim etmek değildir!</p>
<p>Partamenter sistemi düşe kalka uygulamaya başlayalı yüz yılı geçti. Yapılan hatalardan iyi kötü dersler alındı.</p>
<p>Her tökezlemede, “Bu olmadı, başka oyun bulalım&#8221; demek, bir çocukluk hastalığıdır. Tanımadığımız bir oyunun acemileri olmaktansa, bildiğimiz bir oyunun aksayan yanlarını düzeltmeye çalışmak daha kolaydır&#8230; Daha akılcıdır!</p>
<p>Değiştirin toplumdaki dengeleri çarpıtan seçim sistemini! Değiştirin partilerin antidemokratik yapısını!</p>
<p>Kötü siyasetçinin iyi siyasetçiyi piyasadan kovduğu bozuk düzene son verin!</p>
<p>Ve özellikle de kendi kişisel hatalarınızın günahını sisteme yükleme ucuzluğundan vazgeçin!</p>
<p>(Cumhuriyet, 1 kasım 1997)</p>

		</div>
	</div>
</div></div></div><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper"><div class="vc_separator wpb_content_element vc_separator_align_left vc_sep_width_100 vc_sep_pos_align_center vc_sep_color_grey vc_separator-has-text" ><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_l"><span  class="vc_sep_line"></span></span><div class="vc_icon_element vc_icon_element-outer vc_icon_element-align-left"><div class="vc_icon_element-inner vc_icon_element-color-black vc_icon_element-size-md vc_icon_element-style- vc_icon_element-background-color-grey" ><span class="vc_icon_element-icon fa fa-file-image-o" ></span></div></div><h4>Orijinal Görsel</h4><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_r"><span  class="vc_sep_line"></span></span>
</div>
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			
<a href='https://www.ahmettanerkislali.com/ya-olsaydi-2/attachment/912/'>912</a>


		</div>
	</div>
</div></div></div></div>
<p><a href="https://www.ahmettanerkislali.com/ya-olsaydi-2/">Ya Olsaydı!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ahmettanerkislali.com">Ahmet Taner Kışlalı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ahmettanerkislali.com/ya-olsaydi-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<enclosure url="https://www.ahmettanerkislali.com/wp-content/uploads/2019/10/912.jpg" length="202014" type="image/jpeg"/><media:content url="https://www.ahmettanerkislali.com/wp-content/uploads/2019/10/912.jpg" width="434" height="1894" medium="image" type="image/jpeg"/><post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3812</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Çözümü Lozan&#8217;da Değil Sevr&#8217;de Aramak</title>
		<link>https://www.ahmettanerkislali.com/cozumu-lozanda-degil-sevrde-aramak-2/</link>
					<comments>https://www.ahmettanerkislali.com/cozumu-lozanda-degil-sevrde-aramak-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Taner Kışlalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Dec 1999 21:27:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ahmet Taner Kışlalı Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet Gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[Haftaya Bakış]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ahmettanerkislali.com/?p=3809</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://www.ahmettanerkislali.com/cozumu-lozanda-degil-sevrde-aramak-2/">Çözümü Lozan&#8217;da Değil Sevr&#8217;de Aramak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ahmettanerkislali.com">Ahmet Taner Kışlalı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper"><div class="vc_separator wpb_content_element vc_separator_align_left vc_sep_width_100 vc_sep_pos_align_center vc_sep_color_grey vc_separator-has-text" ><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_l"><span  class="vc_sep_line"></span></span><div class="vc_icon_element vc_icon_element-outer vc_icon_element-align-left"><div class="vc_icon_element-inner vc_icon_element-color-black vc_icon_element-size-md vc_icon_element-style- vc_icon_element-background-color-grey" ><span class="vc_icon_element-icon fa fa-angle-double-right" ></span></div></div><h4>Yazı Hakkında</h4><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_r"><span  class="vc_sep_line"></span></span>
</div>
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			<div class="element-set">
<table width="272">
<tbody>
<tr>
<td width="64">Başlık:</td>
<td width="208">Çözümü Lozan&#8217;da Değil Sevr&#8217;de Aramak</td>
</tr>
<tr>
<td>Kaynak:</td>
<td>Cumhuriyet Gazetesi (s.3)</td>
</tr>
<tr>
<td>Tarih:</td>
<td>10 Aralık 1999, Cuma</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>

		</div>
	</div>
<div class="vc_separator wpb_content_element vc_separator_align_left vc_sep_width_100 vc_sep_pos_align_center vc_sep_color_grey vc_separator-has-text" ><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_l"><span  class="vc_sep_line"></span></span><div class="vc_icon_element vc_icon_element-outer vc_icon_element-align-left"><div class="vc_icon_element-inner vc_icon_element-color-black vc_icon_element-size-md vc_icon_element-style- vc_icon_element-background-color-grey" ><span class="vc_icon_element-icon fa fa-align-justify" ></span></div></div><h4>Yazı</h4><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_r"><span  class="vc_sep_line"></span></span>
</div>
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p>HAFTAYA BAKIŞ</p>
<p>AHMET TANER KIŞLALI</p>
<p><strong>Çözümü Lozan&#8217;da Değil Sevr&#8217;de Aramak</strong></p>
<p>Uluslaşmadan çağdaşlaşabilmiş, demokratikleşebilmiş toplum yoktur.</p>
<p>Ne demek uluslaşmak?</p>
<p>Kabile düzenini, aşiret düzenini, derebeylik düzenini geride bırakmış olmak demek&#8230; Aynı topraklar üzerinde yaşayan insanlar arasında bir “biz&#8221; duygusunun, bir dayanışma duygusunun yaratılmış olması demek.</p>
<p>Lozan&#8217;a gidilirken Anadolu&#8217;da 20&#8217;yi aşkın etnik kökenden insan vardı ama bir ulus yoktu&#8230; Türkiye’yi çokuluslu bir haritayla bölen bir Sevr vardı, ama dünyanın kabul ettiği bir vatan yoktu.</p>
<p>Lozan’la iki şey dünyaya kabul ettirilmiş oldu. Sınırları “Misakımilli&#8217; ile çizilmiş bir “vatan’&#8230; Ve o sınırlar üzerinde yaşayan insanlardan oluşan bir “millet&#8221;.</p>
<p>Sevr sadece Türkiye’yi bölmeyi, parçalamayı dayatmıyordu&#8230; Sadece “çokulusluluk’ değildi Sevr&#8217;in getirdiği; aynı zamanda “çok hukukluluk&#8217;tu.</p>
<p>Sevr çok hukukluluğu; Anadolu insanının bir ulus oluşturmasını engellemenin aracı olarak kullanıyordu.</p>
<p>Her dinsel ya da etnik topluluğun kendi hukukunu uyguladığı bir toplumda, bir “biz&#8221; duygusu yaratabilir misiniz? Bir dayanışma duygusu uyandırabilir misiniz?</p>
<p>Lozan anlaşması, tek hukukluluğa geçişin çerçevesiydi. Ama -devletin laik olmaması nedeniyle- Müslüman olmayan azınlıklara “bazı hukuksal ayrıcalıklar&#8221;tanımak zorunluluğu doğmuştu.</p>
<p>Laiklik geldi, Medeni Yasa kabul edildi. Türkiye’deki azınlıklar da, kendi istekleriyle hukuksal ayncalıklarından vazgeçtiler Uluslaşmanın önündeki bir engel daha kalkmış oldu.</p>
<p>Bugün RP’nin önerdiği “çok hukukluluk&#8221;, Sevr&#8217;in isteğidir. Laiklikten ve tek hukukluluktan gerileme; sadece demokratikleşmede değil, uluslaşmada da gerileme yaratır. Ama Refah kafası için önemli olan, zaten “ulus&#8221; değil, &#8220;ûmmet’tır.<br />
Demokrasi değil, tartışılmayan “tek doğru’ çerçevesinde insanları gütmektir.</p>
<p>★★★</p>
<p>Kurtuluş Savaşı, uluslaşmada ve demokratikleşme sürecinde çok önemli bir aşamaydı.</p>
<p>Orada harekete geçirilen, sadece “biz&#8221; duygusu değil&#8230; Aynı zamanda “kendi kademe sahip çıkma&#8221; istenci idi. Egemenliği ulusa dayatma bilinci idi.</p>
<p>Ve Lozan&#8217;ın açtığı yolda bir “ulus&#8221; yaratılırken, alınan temel ne “din’’oldu, ne de “ulus”&#8230; Bin yıllık birlikteliğin yarattığı “ortak kültür&#8221; oldu.</p>
<p>İçinde Orta Asya’nın göçebelik yaşamından da.. Türkler öncesi Anadolu’nun çok kültürlü yapısından da.. İslamdan da öğeler taşıyan bir ortak kültür.</p>
<p>Giderek Kemalist devrimle çağa ve evrensele açılacak olan bir kültür sentezi!</p>
<p>★★★</p>
<p><strong>Tito</strong>, farklılıkları kurumlaştırdı.</p>
<p>Toplumsal barışın ve demokrasinin yolu olarak kültürel ve yönetsel özerkliği seçti. Ve aynı “ırk&#8221;tan gelen insanlar, dinsel ve etnik farklılıkların kurumlaşmasının bedelini, -Tito&#8217;dan sonra- çok ağır ödediler.</p>
<p>İnsanlar, komşularını öldürdüler. Karılarına, kızlarına tecavüz ettiler. Evlerini, en değerli tarihsel varlıklarını yakıp yaktılar&#8230;</p>
<p>İrlanda&#8217;da bugün birbirlerini can düşmanı gören Katolikler ve Protestanlar ayrı ırklardan mı geliyorlar? Ayrı diller mi konuşuyorlar?</p>
<p>Hayır! Ama ayrı okullarda ve bazen farklı şeyler öğreniyorlar!</p>
<p><strong>Atatürk</strong> farklılıktan değil, benzerlikleri kurumlaştırdı Tüm yanlışlara, tüm sapmalara ve hatta tüm hıyanetlere karşın&#8230; Ve dış düşmanların tüm çabalarına karşın&#8230; Türkiye bugün hâlâ ayakta!</p>
<p>İstanbul&#8217;daki, Ankara&#8217;daki, İzmir’deki Kürt kökenlilerin büyük çoğunluğu, “farklılıklar&#8221; üzerine siyaset yapanlara hâlâ destek vermiyor!..</p>
<p>(Cumhuriyet, Temmuz 1996)</p>

		</div>
	</div>
</div></div></div><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper"><div class="vc_separator wpb_content_element vc_separator_align_left vc_sep_width_100 vc_sep_pos_align_center vc_sep_color_grey vc_separator-has-text" ><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_l"><span  class="vc_sep_line"></span></span><div class="vc_icon_element vc_icon_element-outer vc_icon_element-align-left"><div class="vc_icon_element-inner vc_icon_element-color-black vc_icon_element-size-md vc_icon_element-style- vc_icon_element-background-color-grey" ><span class="vc_icon_element-icon fa fa-file-image-o" ></span></div></div><h4>Orijinal Görsel</h4><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_r"><span  class="vc_sep_line"></span></span>
</div>
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			
<a href='https://www.ahmettanerkislali.com/cozumu-lozanda-degil-sevrde-aramak-2/attachment/910/'>910</a>


		</div>
	</div>
</div></div></div></div>
<p><a href="https://www.ahmettanerkislali.com/cozumu-lozanda-degil-sevrde-aramak-2/">Çözümü Lozan&#8217;da Değil Sevr&#8217;de Aramak</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ahmettanerkislali.com">Ahmet Taner Kışlalı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ahmettanerkislali.com/cozumu-lozanda-degil-sevrde-aramak-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<enclosure url="https://www.ahmettanerkislali.com/wp-content/uploads/2019/10/910.jpg" length="205358" type="image/jpeg"/><media:content url="https://www.ahmettanerkislali.com/wp-content/uploads/2019/10/910.jpg" width="448" height="1868" medium="image" type="image/jpeg"/><post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3809</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
