<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">

<channel>
	<title>BATI&#039;DA DEMOKRATİK SOL arşivleri &#8211; Ahmet Taner Kışlalı</title>
	<atom:link href="https://www.ahmettanerkislali.com/kategori/kislali-yazilari/batida-demokratik-sol/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ahmettanerkislali.com/kategori/kislali-yazilari/batida-demokratik-sol/</link>
	<description>Dijital Arşivi</description>
	<lastBuildDate>Sat, 18 Jan 2020 23:02:42 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
<site xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">167577252</site>	<item>
		<title>İSKANDİNAV ÜLKELERİNDE SOSYALİSTLER, REFORMLAR YOLUYLA KAPİTALİST DÜZENİN SİVRİLİKLERİNİ TÖRPÜLEDİLER</title>
		<link>https://www.ahmettanerkislali.com/iskandinav-ulkelerinde-sosyalistler-reformlar-yoluyla-kapitalist-duzenin-sivriliklerini-torpulediler/</link>
					<comments>https://www.ahmettanerkislali.com/iskandinav-ulkelerinde-sosyalistler-reformlar-yoluyla-kapitalist-duzenin-sivriliklerini-torpulediler/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Taner Kışlalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Jul 1974 21:55:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ahmet Taner Kışlalı Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[BATI'DA DEMOKRATİK SOL]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet Gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ahmettanerkislali.com/?p=3842</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://www.ahmettanerkislali.com/iskandinav-ulkelerinde-sosyalistler-reformlar-yoluyla-kapitalist-duzenin-sivriliklerini-torpulediler/">İSKANDİNAV ÜLKELERİNDE SOSYALİSTLER, REFORMLAR YOLUYLA KAPİTALİST DÜZENİN SİVRİLİKLERİNİ TÖRPÜLEDİLER</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ahmettanerkislali.com">Ahmet Taner Kışlalı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper"><div class="vc_separator wpb_content_element vc_separator_align_left vc_sep_width_100 vc_sep_pos_align_center vc_sep_color_grey vc_separator-has-text" ><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_l"><span  class="vc_sep_line"></span></span><div class="vc_icon_element vc_icon_element-outer vc_icon_element-align-left"><div class="vc_icon_element-inner vc_icon_element-color-black vc_icon_element-size-md vc_icon_element-style- vc_icon_element-background-color-grey" ><span class="vc_icon_element-icon fa fa-angle-double-right" ></span></div></div><h4>Yazı Hakkında</h4><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_r"><span  class="vc_sep_line"></span></span>
</div>
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			<div class="element-set">
<table width="272">
<tbody>
<tr>
<td width="64">Başlık:</td>
<td width="208">İSKANDİNAV ÜLKELERİNDE SOSYALİSTLER, REFORMLAR YOLUYLA KAPİTALİST DÜZENİN SİVRİLİKLERİNİ TÖRPÜLEDİLER</td>
</tr>
<tr>
<td>Kaynak:</td>
<td>Cumhuriyet Gazetesi (s.4)</td>
</tr>
<tr>
<td>Tarih:</td>
<td>11 Temmuz 1974, Perşembe</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>

		</div>
	</div>
<div class="vc_separator wpb_content_element vc_separator_align_left vc_sep_width_100 vc_sep_pos_align_center vc_sep_color_grey vc_separator-has-text" ><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_l"><span  class="vc_sep_line"></span></span><div class="vc_icon_element vc_icon_element-outer vc_icon_element-align-left"><div class="vc_icon_element-inner vc_icon_element-color-black vc_icon_element-size-md vc_icon_element-style- vc_icon_element-background-color-grey" ><span class="vc_icon_element-icon fa fa-align-justify" ></span></div></div><h4>Yazı</h4><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_r"><span  class="vc_sep_line"></span></span>
</div>
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p>BATI’DA DEMOKRATİK SOL</p>
<p>Doç: Dr: Ahmet Taner KIŞLALI</p>
<p><strong>İSKANDİNAV ÜLKELERİNDE SOSYALİSTLER, REFORMLAR YOLUYLA KAPİTALİST DÜZENİN SİVRİLİKLERİNİ TÖRPÜLEDİLER</strong></p>
<ul>
<li>«İsveç, Norveç ve Danimarka&#8217;da sanayinin gelişmesindeki gecikme, sosyalist hareketin gelişmesini güçleştirmiştir. Her üç ülkede de sosyalist partiler iktidara ulaşınca ihtilâlcilikten tamamen uzaklaşmışlar, öteki partilerle işbirliği yapmak zorunda kaldıklarından gittikçe ılımlı hale gelmişlerdir.»</li>
</ul>
<p>Kısaca göz gezdirdiğimiz üç İskandinav ülkesinde de kendilerini sosyalist olarak ilan eden partiler, iktidarda büyük rol oynadıkları halde, tarafsız bir bakışla bir «İskandinav sosyalizmi»nden sözetmek olanağı yoktur. Fakat bu ülkelerde saf bir kapitalizm olduğu da söylenemez.</p>
<p>İsveç, Norveç ve Danimarka rejimlerinin dayandığı iktisadi düzen öyleyse nedir? «Refah devleti veya sosyal devlet» diye nitelendirebileceğimiz üçüncü bir yol.</p>
<p>İktidarda çok uzun süre kalabilen sosyalistler, birçok reformlar yapmışlar, kapitalist düzenin sivriliklerini törpülemişler, onların muhalifleri ise bu yapılanları bozmayı hiçbir zaman düşünmedikleri için «toplumsal adalet» ile «özgürlük» kavramlarını aynı rejim içinde gerçekleştirmek olanağı doğmuştur.</p>
<p>Toplumdaki «egemen» ve «ezilen» sınıflar bir anlamda ortadan kalkmış, her sınıfın hakkını koruyabildiği, ulusal gelirin oldukça adil dağılımı sonucu herkesin insanca yaşayabildiği bir düzen doğmuştur.</p>
<p>Sınıflar arasındaki büyük maddi ve manevi farkların ortadan kalkması, sınıf düşmanlığına da büyük ölçüde son vermiştir. Sosyalist iktidar ile tutucu muhalefet arasında ana sorunlarda görüş birliği olması ve siyasal yaşamın büyük kararlılık kazanması da bundandır.</p>
<p>Her üç ülkede de sanayiin gelişmesindeki gecikme, sosyalist hareketin gelişmesini zorlaştırmıştır. Her üç ülkede de sosyalist partiler iktidara ulaşınca ihtilalcilikten tamamen uzaklaşmışlar, başka partilerle işbirliği zorunda kaldıklarından gitgide ılımlılaşmışlardır.</p>
<p>Gerçi bugün İskandinav ülkelerinde gerçek anlamı ile bir sosyalizm yoktur; Ama birçok ülkenin gıpta ettiği «refah devleti» ancak sosyalistlerin iktidara gelişleri ve orada uzun süre kalışları sayesinde elde edilmiştir.</p>
<p>SONUÇ</p>
<p>Bugünün Batı Avrupa&#8217;sında, komünist partiler dışında kalan sosyalistlerin genellikle emperyalizme karşı çıkmaktan çok komünizme cephe aldıklarını, yavaş yavaş birer «orta sınıf» partisi haline geldiklerini söylemek mümkün. Güçlü bir Komünist Partisinin bulunduğu ve bu nedenle işçi sınıfının desteğinden sosyalist partilerin yoksun kaldığı ülkelerde, söz konusu ortaya kayış eğilimi daha da güçlüdür. Eğer bugün Fransa&#8217;da sol partiler ortak bir program üzerinde anlaşabilmiş ve bir «Halk Cephesi» oluşturabilmişlerse, bu daha çok Komünist Partisi&#8217;ndeki değişiklikle olanak kazanmıştır. Bu değişiklik Moskova&#8217;ya olan bağımlılığın azalması ve çoğulcu demokrasinin kurumlarının kabulüyle ilgilidir. Batılı sosyalistlerin, «Bugünün toplumunda gerçek iktidar kapitalistin değil, teknik adamların elindedir» diyerek, marksist analizin önemli bir bölümünü artık geçerli saymadıkları da bir olgudur. Ama bu ortak noktaları dışında, birbirlerinden oldukça kesin çizgilerle ayrılan üç ana eğilim görüyoruz:</p>
<p>1- Birinci grupta olanlar, aslında kapitalist düzene karşı değillerdir. Düzeni değiştirmeden, biraz olsun emekçilerin yararına çalışır hale getirmek istemektedirler. Sınıf çatışması düşüncesi ortadan kalkmamakla beraber çok yumuşamış, ılımlı olmuştur.</p>
<p>2- İkinci grupta olanlar gerçek bir karma düzen savunanlardır. Bazı alanlarda devletleştirmeye gidilmesini, sosyalizmle kapitalizmin denge halinde olduğu bir düzenin kurulması için bazı temel reformların yapılmasını isterler.</p>
<p>3- Üçüncü grup düzenin tamamen değiştirilmesini savunanlardır. Yani devrimcilerdir. Fakat, devrimin şiddet yolu ile ve kısa zamanda değil, uzun süre içinde reformlarla, özgürlüklerin özüne dokunmadan gerçekleşecektir. Marksizme bir noktada karşı çıkar, sosyalist bir düzene geçiş için «emekçi diktatörlüğü»nün şart olmadığını söylerler.</p>
<p>Çok partili sistemlerde bu üç eğilimden birisinin herhangi bir partiye egemen olduğu söylenebilir. Ama İngiltere&#8217;deki gibi iki partili sistemlerde her üç eğilime de aynı parti içinde rastlamak olanağı vardır. Bu, parti içindeki sürekli bir mücadeleyi kaçınılmaz kılar.</p>
<p>Batı ve Biz</p>
<p>Türkiye&#8217;de ilk kez, egemen sınıfların (yani ekonomik gücün) temsilcisi durumunda bulunmayan bir hükümet iş başına geldi. Bu hükümet, kapitalist kalkınma yönteminin girdiği çıkmazlara bir tepki olarak oluşmuştur. Kapitalizme tepki olarak doğan Batılı siyasal iktidarların, kapitalist sistemi temelden değiştirmeye yönelmediklerini görüyoruz. Amaç, kapitalizmin toplumda yarattığı sivrilikleri törpülemek, sistemden emekçiler ve tüm ezilenler yararına tavizler koparabilmek olmaktadır.<br />
Bu gibi ülkelerde iç sömürü, dış sömürünün yanında oldukça küçük kalıyor. Dolayısıyla egemen sınıfların, iç sömürünün azalması pahasına bazı tavizler vermeleri olanağı vardır. Bu tavizler bir yandan sol iktidarların geniş halk tabakalarının yaşantısında düzeltmeler yapmalarını sağlayarak, siyasal iktidarın sürekli bir alternatifi olmaları sonucunu doğurmuştur; öte yandan da, kapitalist sistemi daha tahammül edilebilir bir hale getirerek, sürebilmesine olanak vermiştir. Ne var ki, gerçek bir sosyal adalet sağlanamamakta, ücretli tabakaların yaşam düzeyleri yükselmekle birlikte, sınıflar arasındaki gelir farklılıkları artmaktadır.</p>
<p>Geri kalmış ülkelerin dış sömürü olanakları bulunmadığı, daha öte bizzat kendileri sömürü konusu oldukları için, Batıdakine benzer bir yol izlemeleri düşünülemez. Zaten bu gibi ülkelerde egemen sınıflar, kendilerine karşı siyasal örgütlerin iktidara demokratik yoldan ulaşmalarına genellikle izin vermemektedirler. Yunanistan&#8217;da da görüldüğü gibi, genel oy mekanizması kendi aleyhlerine işlemeğe başlayınca, kendilerini iktidarda tutacak başka bir mekanizmaya dayalı yeni bir rejim kurmaktadırlar.</p>
<p>Allende örneği</p>
<p>Türkiye&#8217;de olduğu gibi, Şili&#8217;de de, demokratik geleneğin göreli eskiliği ve özel bazı koşullar; egemen sınıflara tepkiyi temsil eden bir hükümetin kurulmasına olanak vermiştir. Allende iktidarı, Batı örneği bir tavizli kapitalizmin kendisi için söz konusu olamayacağını herhalde biliyordu. Ekonomik gücün kısa sürede el değiştirmesi için devletleştirme hareketlerine girişti. Kısa bir sürede silinip gitmeyi gönül rızası ile kabul edemiyecek olan egemen güçler, sol ortaklığın iktidardan yakın bir gelecekte uzaklaştırılmasının özgür seçimlerden beklenilemeyeceğini anlayınca paniğe kapıldılar. Sosyo-ekonomik yapı, içten ve dıştan çabaların etkisiyle tam bir «anarşi» içine düştü. Sonuç bilinmektedir.</p>
<p>Rejimler ve güç dengesi</p>
<p>Tarihsel hataların tekrarlanmaması için, siyasal rejimlerin sosyolojik temellerinin iyice bilinmesinde yarar vardır. Her rejim, ülkedeki toplumsal güçlerle siyasal iktidar arasındaki belirli bir dengeye dayanır. Rejimin sürekliliği, en güçlülerin iktidarda olmasıyla olanaklıdır. Denge değişip, iktidardakilerden daha büyük bir toplumsal güç ortaya çıkarsa, yeni dengeye uygun bir biçimde iktidar el değiştirebilmelidir ki, rejim devam edebilsin. Eğer bu yol tıkanmışsa, o rejim yıkılmaya mahkumdur.</p>
<p>İktidarın özgür seçimlerle belirlenmesi ilkesi, en büyük toplumsal gücün en çok oyu toplayacağı varsayımına dayanır. Yani toplumsal gücün belirlenmesinde ölçü, topladığı oy oranı olmaktadır. Toplumsal evrim, güç dengesini bir süreç içinde ağır ağır değiştirdiği için, şiddet yolunun meşrulaşmaması, bu yolun tıkanmamasına bağlıdır.</p>
<p>Bu kuramsal çerçeveden hareketle şunu söyleyebiliriz: Her toplumsal güç, rejim içinde gücü oranında etkili olabilmelidir ki, rejim istikrarlı ve toplumsal barış da sürekli olabilsin. Bütün toplumsal patlamalar, rejimlerin değişen güç dengesine kendilerini uydurmada zorluk çekmelerindendir.</p>
<p>Demek ki, mevcut ekonomik iktidara bir tepki olarak doğan siyasal iktidarlar, egemen sınıfların gücünü gözönüne almak zorundadırlar.Bu konudaki yanlış değerlendirmeleri ve acelecilikleri sadece kendileri değil, onlarla beraber rejim de öder. Üstelik tarihsel bir fırsat -birkaç kuşağın ızdırabı pahasına- kötü kullanılmış olur.</p>
<p>Örnekler, ekonomik iktidarın temsilcisi olmayan siyasal iktidarların fazla yaşayamadıklarını göstermektedir. Ekonomik iktidarı ele geçirmeye yönelmezlerse oy gücüyle, ekonomik iktidarı çok hızlı bir biçimde ele geçirmeyi denediklerinde de silah zoruyla son bulmaktadırlar. Öyleyse Türkiye, eline geçen tarihsel fırsatı değerlendirmek için, tarihsel bir sentez yapmak durumundadır; Ekonomik iktidarın, toplumsal hiçbir gücün umutsuzluk içinde paniğe kapılmasına sebep olmadan el değiştirmesinde zorunluk vardır. Bu demokratik sentezde, hem toplumsal güç dengesi harekete geçirilen bir süreç içinde değişmeli, sosyo-ekonomik yaşam bir kaos ortamına düşmemeli ve şiddet yolu açılmamalı; hem de kalkınma sağlanarak geniş kitleler (orta sınıf dahil) hoşnut edilmelidir.</p>
<p>Y A R I N :<br />
Yeni bir model mi?</p>

		</div>
	</div>
</div></div></div><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper"><div class="vc_separator wpb_content_element vc_separator_align_left vc_sep_width_100 vc_sep_pos_align_center vc_sep_color_grey vc_separator-has-text" ><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_l"><span  class="vc_sep_line"></span></span><div class="vc_icon_element vc_icon_element-outer vc_icon_element-align-left"><div class="vc_icon_element-inner vc_icon_element-color-black vc_icon_element-size-md vc_icon_element-style- vc_icon_element-background-color-grey" ><span class="vc_icon_element-icon fa fa-file-image-o" ></span></div></div><h4>Orijinal Görsel</h4><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_r"><span  class="vc_sep_line"></span></span>
</div>
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			
<a href='https://www.ahmettanerkislali.com/iskandinav-ulkelerinde-sosyalistler-reformlar-yoluyla-kapitalist-duzenin-sivriliklerini-torpulediler/attachment/774/'>774</a>


		</div>
	</div>
</div></div></div></div>
<p><a href="https://www.ahmettanerkislali.com/iskandinav-ulkelerinde-sosyalistler-reformlar-yoluyla-kapitalist-duzenin-sivriliklerini-torpulediler/">İSKANDİNAV ÜLKELERİNDE SOSYALİSTLER, REFORMLAR YOLUYLA KAPİTALİST DÜZENİN SİVRİLİKLERİNİ TÖRPÜLEDİLER</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ahmettanerkislali.com">Ahmet Taner Kışlalı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ahmettanerkislali.com/iskandinav-ulkelerinde-sosyalistler-reformlar-yoluyla-kapitalist-duzenin-sivriliklerini-torpulediler/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<enclosure url="https://www.ahmettanerkislali.com/wp-content/uploads/2019/10/774.jpg" length="311484" type="image/jpeg"/><media:content url="https://www.ahmettanerkislali.com/wp-content/uploads/2019/10/774.jpg" width="1061" height="1607" medium="image" type="image/jpeg"/><post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3842</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Danimarka&#8217;ya sosyalizmi sokmak, bir Fransız göçmenin oğluna nasip oldu</title>
		<link>https://www.ahmettanerkislali.com/danimarkaya-sosyalizmi-sokmak-bir-fransiz-gocmenin-ogluna-nasip-oldu/</link>
					<comments>https://www.ahmettanerkislali.com/danimarkaya-sosyalizmi-sokmak-bir-fransiz-gocmenin-ogluna-nasip-oldu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Taner Kışlalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Jul 1974 22:13:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ahmet Taner Kışlalı Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[BATI'DA DEMOKRATİK SOL]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet Gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ahmettanerkislali.com/?p=3846</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://www.ahmettanerkislali.com/danimarkaya-sosyalizmi-sokmak-bir-fransiz-gocmenin-ogluna-nasip-oldu/">Danimarka&#8217;ya sosyalizmi sokmak, bir Fransız göçmenin oğluna nasip oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ahmettanerkislali.com">Ahmet Taner Kışlalı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper"><div class="vc_separator wpb_content_element vc_separator_align_left vc_sep_width_100 vc_sep_pos_align_center vc_sep_color_grey vc_separator-has-text" ><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_l"><span  class="vc_sep_line"></span></span><div class="vc_icon_element vc_icon_element-outer vc_icon_element-align-left"><div class="vc_icon_element-inner vc_icon_element-color-black vc_icon_element-size-md vc_icon_element-style- vc_icon_element-background-color-grey" ><span class="vc_icon_element-icon fa fa-angle-double-right" ></span></div></div><h4>Yazı Hakkında</h4><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_r"><span  class="vc_sep_line"></span></span>
</div>
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			<div class="element-set">
<table width="272">
<tbody>
<tr>
<td width="64">Başlık:</td>
<td width="208">Danimarka&#8217;ya sosyalizmi sokmak, bir Fransız göçmenin oğluna nasip oldu</td>
</tr>
<tr>
<td>Kaynak:</td>
<td>Cumhuriyet Gazetesi (s.4)</td>
</tr>
<tr>
<td>Tarih:</td>
<td>10 Temmuz 1974, Çarşamba</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>

		</div>
	</div>
<div class="vc_separator wpb_content_element vc_separator_align_left vc_sep_width_100 vc_sep_pos_align_center vc_sep_color_grey vc_separator-has-text" ><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_l"><span  class="vc_sep_line"></span></span><div class="vc_icon_element vc_icon_element-outer vc_icon_element-align-left"><div class="vc_icon_element-inner vc_icon_element-color-black vc_icon_element-size-md vc_icon_element-style- vc_icon_element-background-color-grey" ><span class="vc_icon_element-icon fa fa-align-justify" ></span></div></div><h4>Yazı</h4><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_r"><span  class="vc_sep_line"></span></span>
</div>
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p>BATIDA DEMOKRATİK SOL</p>
<p>Doç. Dr: Ahmet Taner KIŞLALI</p>
<p><strong>Danimarka’ya sosyalizmi sokmak, bir Fransız göçmeninin</strong><br />
<strong>oğluna nasip oldu.</strong></p>
<p>»Norveç’te 1850 yılına doğru kurulan Çalışanlar Partisinin ana çizgileri şöyle özetlenebilirdi:</p>
<ul>
<li>İhtilalci değildir.</li>
<li>Genel ve eşit oy ilkesini savunmaktadır.</li>
<li>Dinsel temel üzerine kuruludur.</li>
<li>Zanaatkar ve köylüden oluşan ve kardeşlik<br />
duygularına dayanan bir ideal toplum düzeni hayal<br />
eder.»</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p>Danimarka&#8217;da ortam sosyalist bir akımın gelişmesine uygun değildi. Sanayi gelişmemiş, ülkede çiftçilik egemen kalmıştı. Aydınlar da gördükleri eğitim sonucu- sosyalizmden uzak, milliyetçi ve dinsel düşüncelerin etkisi altındaydılar. Bu koşulur altında. Danimarka&#8217;ya sosyalizmi sokmak bir Fransız göçmeninin oğluna nasıp oldu.</p>
<p>1870 yılında, posta memuru Louis Pio, Danimarka Sosyalist Partisi&#8217;ni kurdu. 1872&#8217;de ise, duvarcıların grevini desteklemek için bir gösteri düzenleyen Fransız asıllı sosyalist, bir ende kendini hapiste bulacaktı. Çıktıktan sonra da, polis kendisini Amerika&#8217;ya göç etmeye «ikna» etti.</p>
<p>Pio&#8217;nun gidişi, gelişmekte olan bir hareketi durdurmaya yetmişti. Ama 188 yılnda, sürgündeki Alman Sosyal Demokratları, toplanma yeri olarak Kopenhag&#8217;ı seçince, Danimarkalı sosyalistler da yeniden bir uyanma görüldü.</p>
<p>1886&#8217;da Göteborg&#8217;da yapılan Kuzey sendikaları arasındaki bir toplantıda. Danimarkalılar sendikacılıkla siyasetin ayrı ayn »eyler olduğuna karar verdiler. Fakat İşçi kuruluşları ile Sosyalist Partisi arasındaki işbirliği herşeye rağmen devam ediyordu.</p>
<p>Bu arada, sosyalist düşüncelerin kooperatifçilik yönünden geliştiğini görüyoruz. Et, süt ve tereyağı üretim kooperatifleri ile<br />
birçok tüketim kooperatifi kuruldu. 1910 yılında da. işçi ve<br />
köylüleri sendikacılık ve kooperatifçilik alanında yetiştirmek<br />
amacı ile» bir okul meydana getirildi.</p>
<p>Sosyalist &#8211; Radikal İşbirliği</p>
<p>Şu ana kadar inceleme konusu yaptığımız ülkelerde, sosyalistlerin kendilerine en yakın partilerle işbirliği yaparak iktidara ulaştıklarına, fakat zamanla onları eriterek daha güçlü duruma geçtiklerine değinmiştik. Danimarka&#8217;da da 1905 ylında Liberal Parti&#8217;den kopan radikal bir grup. Sosyalist Partı&#8217;ye bu olanağı sağlamıştır. Bu iki grubun işbirliği sayesindedir ki, 1915‘de yeni bir<br />
anayasa kabul edilecek ve böylece sosyalistler iktidar yolu açılmış olacaktır.</p>
<p>Birçok benzerlikleri gibi Sosyal Demokrat diye adlandırılan Danimarka sosyalistleri, hangi toplumsal sınıflara hitap ediyorlardı? Şehirlerdeki işçiler köylerdeki küçük çiftçiler.. 1939 yılına kadar partinin başında kalan<br />
Stauning de zaten eski bir isçi ve sendikacı idi.</p>
<p>1920&#8217;de meclisteki sandalyeler şöyle dağılıyordu;</p>
<p>Sosyal Demokratlar 48, Radikaller 18, Liberaller 52, Muhafazakârlar 27. öteki partiler 4. 1924 seçimleri ise. sosyalistler»<br />
radikalleri» ortak olarak iktidaryolunu açıyordu: Sosyal &#8211; Demokratlar 55, Radikaller 20. Liberaller 45, M abalara kiri ar 28. Fakat iki partinin işbirliği bile rahat bir çoğunluk sağlamaktan uzaktı. Bu durumda sosyalistler, millileştirme siyasetinden vazgeçmek zorunda kaldılar. Bazı toplumsal sigortalar kurmakla kısacası toplumdaki güçsüzleri ve küçük sermayeyi, güçlülere büyük sermayeye karsı korumakla yetindiler. Ve bu eğilim sürüp gitti.</p>
<p>Böyle ılımlı ve barışçı bir yolun daha solda bir parti doğurması çok doğal olacaktı. Nitekim komünistler 1932 seçimlerinden beri meclise milletvekili sokabilmektedirler. Fakat savaş sonrasında sol uç bir sıçrama<br />
yapmış ve komünistler milletvekili sayısını 18&#8217;e çıkarmışlarsa<br />
da, bu durumu uzun süre koruyamamışlardır. Halbuki sosyalistler en güçlü parti niteliğini 1934&#8217;den beri yitirmemişlerdir.</p>
<p><strong>Norveç ve dinsel yapıda bir sosyalizm</strong></p>
<p>Norveç&#8217;e sosyalizmin girişi; Danimarka’daki gibi bir Fransınzın<br />
değil, fakat Fransa&#8217;nın etkisi ile oldu. Fransa’daki hayalci sosyalizm üzerine çalışan Marcus Thrane; yurda dönüşünde bu akımın öncülüğünü yaptı. 1850 yılına doğru bir Çalışma Partisi kurdu.</p>
<p>Bazı özellikler gösteren Thrane sosyalizminin ana çizgileri şunlardır: 1 — İhtilalci değildir: 2 — Genel ve eşit oy ilkesini savunmaktadır; 3 — Dinsel temeller üzerine kurulmuştur; 4 — Zanaatkar ve köylüden oluşan, kardeşlik duygularına dayanan bir ideal toplum düzeni hayal etmektedir.</p>
<p>Thrane’in »onu Pio&#8217;nunkine benziyordu, önce hapsedildi; sonra da Amerika&#8217;ya göç etmek zorunda bırakıldı.</p>
<p>Thrane deneyinin bu şekilde sonuçlanmasından sonra, sol düşüncelerin savunuculuğunu uzun bir süre Radikal Parti yaptı. Aslında mücadelesi yapılan konular, genel oy hakkı ve parlamenter rejimden<br />
öteye de geçmiyordu, ilk kurulan sendikalar da bu ortam içinde liberal olmaktan öteye gitmediler.</p>
<p>Fakat 1880 yıllarından itibaren Knudsen adlı bir işçi: çıkardığı<br />
• işimiz• adlı gazete ile işçileri birleşmeye ve bağımsız bir siyasal<br />
parti kurmaya teşvik etmeye başladı. Nihayet Arendal Bankasının<br />
iflası sonucunda doğan iktisadi bunalım gerekli ortamı yarattı ve<br />
1887 yılında Norveç işçi Partisi kuruldu. Daha çok reformcu olan<br />
parti programı üzerinde durulan başlıca konular, grev hakkı; genel<br />
oy; kademeli vergi; çalışma hayatının yasalarca düzenlenmesi idi.</p>
<p>Yeni parti ilk yıllarda bir parti gibi değil: bir baskı grubu gibi çalıştı. Liberal Parti’yi etkileyip, bazı yasaların çıkmasını sağladı.</p>
<p>1197 yılında yani Norveç İsçi Partisi’nin kuruluşundan on yıl<br />
sonra: Genel İş Konfederavronu adı altında bir işçi birliği doğdu.</p>
<p><strong>Parlamenter Demokrasi aleyhtarlığı</strong></p>
<p>1921 yılında yeni bir akımın Norveç sosyalistleri arasında suç kazanmaya başladığını görüyoruz. Fransız düşünürü Georges Sorel&#8217;in etkisinde kalan Tranmael, bu akımın öncüsüdür. Parlamanter demokrasiye tamamen<br />
karşı çıkmaktadır. Toplu iş sözleşmelerine iş hayatının isçileri korur biçimde yasalarla düzenlenmesine. grev yoluyla maddi tavizler elde edilmesine de karşıdır. Çünkü bütün bunların isçi sınıfını zayıflatacağına mücadele gücünü azaltacağına inanmaktadır. Grevi, ancak ihtilâl yolunda bir deneme olarak kabul etmektedir. Yoksa Burjuva sınıfından tavizler koparmak için bir araç olarak değil.</p>
<p>Tranmael&#8217;in düşünceleri orman isçileri ve aydın gençlik arasında<br />
kendisine kolaylıkla taraftar buldu. Öyle ki, Birinci Dünya Savaşı sonrasına doğru, Norveç isçi partisi tam anlamı ile ihtilâlci<br />
bir görünüş kazanmıştı 1918 parti genel kongresinde şu karar<br />
onaylandı: «İhtilâlci bir sınıf mücadelesi partisi olarak, yönetici sınıfın isçi sınıfını sömürü ve ezmek hakkını, bu sömürü ve bu baskı Meclisteki bir çoğunluğa dayansa bile kabul edilemez. Öyleyse, Norveç isçi partisi işçi sınıfının İktisadi özgürlüğü savasında İhtilâlci eyleme başvurma hakkım korumaktadır.»</p>
<p><strong>Sosyal Demokrat Partinin kuruluşu</strong></p>
<p>Fakat 1921 yılındı Moskova&#8217;ya bağlı olan üçüncü Enternayonel’e de üye olunca, ılımlılar partiyi terkedip sosyal demokrat parti&#8217;yi kurdular. 1923 yılında ise isçi partisi üçüncü Enternasvonel&#8217;den ayrılınca, bu kez<br />
de bir komünist terim ortaya çıktı. 1927&#8217;de de sosyal-demokratlar İşçi partisi ile birleşti- Bu birleşme ile Mecliste en çok sandalyeye sahip parti doğmuş oldu: Komünistler 3, çalışanlar partisi 59. demokrat işçi partisi 1,liberal parti 30, çiftçi partisi 26, muhafazakârlar 31.</p>
<p>Zayıf bir komünist partisi dışında soldaki bölünmelerin önlenmiş olması. Norveç sosyalistlerini İlk kez 1928&#8217;de kısa bir süre için iktidara getirdi. 1935&#8217;den sonra ise, İşçi partisi sah çoğunluğa sahip olmamakla birlikte<br />
İktidara sürekli bir biçimde yerleşti. Çiftçi partisi İle işbirliği yapıp, devletleştirme programından vazgeçti. Küçük mülkiyete<br />
taviz ve garanti verip, zanaatkârın, köylünün ve balıkçılıkla<br />
geçinenlerin sempatilerini topladı.</p>
<p>1936 seçimlerinden bu yana Norveç işçi partisi Meclis&#8217;teki<br />
150 sandalyeden 70 ile 85&#8217;ini sürekli olarak elinde bulundurmakta idi. Ancak son seçimlerde (Eylül 1973) 12 sandalye kaybederek ilk kez 62&#8217;ye düştü. Bunun nedeni, daha İleri solculardan ve komünistlerden oluşan<br />
sosyalist birliği&#8217;nin 16 milletvekilliği birden kazanmazıydı. Siyaset yelpazesindeki sol kanat gelişmiş, ama bu kanat içinde işçi partisi&#8217;nin önemi azalmaya yüz tutmuştu. Bu gelişmenin isçi partisini daha mı sola, yoksa daha mı sağa iteceğini zaman gösterecektir.</p>
<p>YARIN;</p>
<p>İskandinav sosyalizmi var mı?</p>

		</div>
	</div>
</div></div></div><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper"><div class="vc_separator wpb_content_element vc_separator_align_left vc_sep_width_100 vc_sep_pos_align_center vc_sep_color_grey vc_separator-has-text" ><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_l"><span  class="vc_sep_line"></span></span><div class="vc_icon_element vc_icon_element-outer vc_icon_element-align-left"><div class="vc_icon_element-inner vc_icon_element-color-black vc_icon_element-size-md vc_icon_element-style- vc_icon_element-background-color-grey" ><span class="vc_icon_element-icon fa fa-file-image-o" ></span></div></div><h4>Orijinal Görsel</h4><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_r"><span  class="vc_sep_line"></span></span>
</div>
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			
<a href='https://www.ahmettanerkislali.com/danimarkaya-sosyalizmi-sokmak-bir-fransiz-gocmenin-ogluna-nasip-oldu/attachment/1074/'>1074</a>


		</div>
	</div>
</div></div></div></div>
<p><a href="https://www.ahmettanerkislali.com/danimarkaya-sosyalizmi-sokmak-bir-fransiz-gocmenin-ogluna-nasip-oldu/">Danimarka&#8217;ya sosyalizmi sokmak, bir Fransız göçmenin oğluna nasip oldu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ahmettanerkislali.com">Ahmet Taner Kışlalı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ahmettanerkislali.com/danimarkaya-sosyalizmi-sokmak-bir-fransiz-gocmenin-ogluna-nasip-oldu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<enclosure url="https://www.ahmettanerkislali.com/wp-content/uploads/2019/10/1074.jpg" length="290534" type="image/jpeg"/><media:content url="https://www.ahmettanerkislali.com/wp-content/uploads/2019/10/1074.jpg" width="1072" height="1454" medium="image" type="image/jpeg"/><post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3846</post-id>	</item>
		<item>
		<title>Özel sektörün ekonomiye yüzde 90 egemen olduğu İsveç sosyalist bir ülke değildir</title>
		<link>https://www.ahmettanerkislali.com/ozel-sektorun-ekonomiye-yuzde-90-egemen-oldugu-isvec-sosyalist-bir-ulke-degildir/</link>
					<comments>https://www.ahmettanerkislali.com/ozel-sektorun-ekonomiye-yuzde-90-egemen-oldugu-isvec-sosyalist-bir-ulke-degildir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Taner Kışlalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Jul 1974 22:19:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ahmet Taner Kışlalı Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[BATI'DA DEMOKRATİK SOL]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet Gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ahmettanerkislali.com/?p=3852</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://www.ahmettanerkislali.com/ozel-sektorun-ekonomiye-yuzde-90-egemen-oldugu-isvec-sosyalist-bir-ulke-degildir/">Özel sektörün ekonomiye yüzde 90 egemen olduğu İsveç sosyalist bir ülke değildir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ahmettanerkislali.com">Ahmet Taner Kışlalı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper"><div class="vc_separator wpb_content_element vc_separator_align_left vc_sep_width_100 vc_sep_pos_align_center vc_sep_color_grey vc_separator-has-text" ><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_l"><span  class="vc_sep_line"></span></span><div class="vc_icon_element vc_icon_element-outer vc_icon_element-align-left"><div class="vc_icon_element-inner vc_icon_element-color-black vc_icon_element-size-md vc_icon_element-style- vc_icon_element-background-color-grey" ><span class="vc_icon_element-icon fa fa-angle-double-right" ></span></div></div><h4>Yazı Hakkında</h4><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_r"><span  class="vc_sep_line"></span></span>
</div>
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			<div class="element-set">
<table width="272">
<tbody>
<tr>
<td width="64">Başlık:</td>
<td width="208">Özel sektörün ekonomiye yüzde 90 egemen olduğu İsveç sosyalist bir ülke değildir</td>
</tr>
<tr>
<td>Kaynak:</td>
<td>Cumhuriyet Gazetesi (s.4)</td>
</tr>
<tr>
<td>Tarih:</td>
<td>09 Temmuz 1974, Salı</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>

		</div>
	</div>
<div class="vc_separator wpb_content_element vc_separator_align_left vc_sep_width_100 vc_sep_pos_align_center vc_sep_color_grey vc_separator-has-text" ><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_l"><span  class="vc_sep_line"></span></span><div class="vc_icon_element vc_icon_element-outer vc_icon_element-align-left"><div class="vc_icon_element-inner vc_icon_element-color-black vc_icon_element-size-md vc_icon_element-style- vc_icon_element-background-color-grey" ><span class="vc_icon_element-icon fa fa-align-justify" ></span></div></div><h4>Yazı</h4><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_r"><span  class="vc_sep_line"></span></span>
</div>
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p>BATI’DA DEMOKRATİK SOL</p>
<p>Doç: Dr: Ahmet Taner KIŞLALI</p>
<p>BÖLÜM: HABERLER</p>
<p><strong>Özel sektörün ekonomiye yüzde 90 egemen olduğu İsveç<br />
sosyalist bir ülke değildir</strong></p>
<p>Konu demokratik sol olup da İskandinav ülkelerine değinmemek bir bakıma olanaksız. O kadar ki sosyalizm ve demokrasi sözcüklerini yan yana getirince. Türkiye&#8217;de ilk kez akla gelen yer, İsveç olmaktadır. Aslında İsveç kadar Norveç de Danimarka da bu açıdan incelenmeğe değer.</p>
<p>Bu ülkeler refah devletimi ve toplumsal barışı gerçekleştirmişlerdir. Siyasal Kavga sert değil, yumuşaktır. Mücadele hiçbir zaman rejim üzerinde olmamakta, daima rejim içinde kalmaktadır.</p>
<p>İsveç, Norveç ve Danimarka&#8217;daki toplumsal -siyasal gelişimleri incelerken şu sorulara cevap aramaya çalışacağız: İskandinav ülkelerinde gerçek bir demokrasi var mıdır? İskandinav ülkelerinde gerçek bir sosyalizm var mıdır? Varsa veya yoksa,<br />
hangi etkenler bu sonuçları doğurmuştur? Her üç ülkedeki gelişimin benzeyen ve ayrılan yanları nelerdir.</p>
<p><strong>İsveç&#8217;te sosyalist akımın aşamaları</strong></p>
<p>1880 yıllarına gelinceye kadar İsveç&#8217;te gerek işçi hareketleri gerekse sosyalist düşünce gelişmemişti. Birkaç işçi sendikası varsa da bunlar liberal eğilim taşıyor ve eski İngiliz sendikacılığına benziyordu.</p>
<p>İsveç&#8217;e sosyalist düşüncelerin girmeye başlaması, daha önce Danimarka ve Almanya&#8217;da çalışıp, Lassalle&#8217;in etkisinde kalan A. Palm adlı birisinin mücadelesi ile oldu. 1882&#8217;de Folkviljan (Halkın iradesi), daha sonra da Stockholm&#8217;de Social-demokraten (Toplumcu demokrasi) isimlerini taşıyan gazeteleri çıkararak sosyalist düşüncelerini yaymaya başladı. Hareket önce anarşizm, sonra sendikacılık vönünde gelişti. Ve sonunda 1889 yılında sendikalar tarafından Sosyal Demokrat Parti kuruldu.</p>
<p>Partinin sendikalarla ilgisi bu kadarla da bitmiyordu. 1898 yılında ortaya çıkan Sendikalar Konfederasyonu, mahalli işçi kuruluşlarının siyasal örgüte üye olmalarını zorunlu kılıyordu.</p>
<p>Sosyal Demokrat Parti Başkanı H. Brangting marksist bir önder olmaktan çok uzak. Marksizm’in birçok görüşlerini reddediyor, din aleyhtarı bir mücadeleye karşı çıkıyordu. 1896 yılında milletvekili seçildi.</p>
<p>İsveç sosyalistlerinin ilk büyük hedeflerinin genel oyu ilkesinin kabulü olduğunu görüyoruz. Herkese eşit oy hakkının sağlanması için yapılan bu mücadeleyi, Norveç&#8217;in bağımsızlığı için yapılan bir mücadele izliyor. 1814 yılından beri İsveç kralına bağlı olan Norveçliler, 1906&#8217;da bağımsızlıklarını ilan edip yeni bir kral seçince, kendilerine en büyük destek İsveç Sosyal Demokrat Partisi’nden geliyor. Genel grev tehdidi üzerine, İsveç hükümeti karşı koymaktan vazgeçmek zorunda kalıyor.</p>
<p>1909 yılında İsveç işverenlerinin işçi kuruluşlarını zayıflatmak için giriştikleri lokavt hareketine Sendikalar Genel Federasyonu, Genel grevle cevap verdi. Fakat sonunda birinciler kazandı ve gerek federasyon gerekse parti, üyelerinden önemli bir bölümünü yitirdi.</p>
<p>1811 seçimleri buna rağmen sosyalistlerin sandalye sayısını 33&#8217;den 64’e çıkardı. 1914 seçimleri ise bir gerçeği ortaya koyuyordu: Aynen İngiltere&#8217;de olduğu gibi, Liberal Parti erimekte, mirasını da Sosyal Demokrat ve Muhafazakâr Partiler paylaşmaktaydılar. 19&#8217;ncu yüzyılın liberal muhafazakâr mücadelesi yerini sosyalistlerle, liberalleşmiş muhafazakârlar çekişmesine terkediyordu.</p>
<p>İsveç sosyalist partisinin ihtilalci ve marksist yolu değil, fakat küçük mülkiyeti savunur biçimde ve «insancıl» bir ahlâk anlayışı içinde gelişmesi bölünme doğurmakta gecikmedi. 1917 yılında, liberallerle ortak hükümet kurulmasını kınayan sol karat kopup, ilerde Komünist Partisi adını alacak olan Bağımsız Sosyalist Parti&#8217;yi kurdu..</p>
<p>Fakat bu bölünmeye karşın ve kadınlara da oy hakkı tanıyan yasaların kabulünden sonra, 1920 seçimleri sosyalistlerin yönetiminde bir hükümet kurulması olanağı yarattı, (Sosyalistler 82, liberaller 48, çiftçiler 30, muhafazakârlar 70 sandalye).</p>
<p><strong>İşçi-Köylü işbirliği</strong></p>
<p>Öteki ülkelerde olduğu gibi, ortak hükümet sosyalistlere tam bir sosyalist yol izlemek olanağı vermiyordu Burjuva partilerle bazı toplumsal konularda anlaşmak çok zordu. Fakat 1930 yıllarından itibaren parti kendisine uygun bir ortak bulmaya başladı; Köylü Partisi, kuruluşunda tutucu özellik taşıyan bu parti, zamanla küçük çiftçilere ve yoksul köylüye hitap etme yoluna girmiş, dolayısıyla da sola kaymıştır.</p>
<p>1932 yılında «sosyalist &#8211; köylü» ortaklığı iktidara geldi. Başbakan Allan Hannson. İsveç&#8217;te de kendisini duyuran büyük iktisadi bunalıma pratik çareler arıyordu: Köylünün ürettiğinin satın alınabilmesi için, işçi sınıfının yaşam düzeyinin yükseltilmesi gerektiğine inanıyordu.</p>
<p>Allan Hannson, sosyalizmin parlamenter demokrasi ile gerçekleşebileceğine inananlardandı. «Sosyalist bir çoğunluk elde etme olanağı varken genel greve güvenmek bir kuşku belirtisidir» diyordu. Yüksek düzeydeki gelirler ağır şekilde vergilendirildi.<br />
Devlet eli ile büyük yatırımlara girişildi. 1933 yılında 190 bin olan işsiz «sayısı dört yıl içinde, yani 1937’de 10 bine düştü.</p>
<p>En alt gelir düzeyini, yani işçi ve köylülerin yaşam düzeylerini yükseltmek, kalkınmanın tek koşulu olarak kabul ediliyordu. Ancak bu durumdadır ki üretilen mallar alıcı bulacak, iç pazar genişleyecek, yeni yeni sanayi kolları gereksinme karşısında ortaya çıkacaktı.</p>
<p>Sosyal Demokrat-Köylü Partileri ortak iktidarının tuttuğu bu yol İsveç&#8217;i «refah devleti» haline getirmeye başladı. Yeni İsveç toplumunda işçi ve köylü kuruluşları büyük rol oynuyorlardı, işsizlik, yaşlılık, sağlık vb. gibi toplumsal sigortalar kuruluyor ve genişletiliyordu. «Toplumsal adalet» refahı, refah da toplumsal barışı getirdi.</p>
<p>1934’den beri İsveç’te işçi işveren mücadele halinden çıkıp, işbirliği yoluna girmiştir. Kooperatifçilik gelişmiş, emekçi sınıflar yüksek bir yaşam düzeyi elde ederek ve toplumda önemli bir yer kazanarak. İhtilalci olmaktan çıkmışlardır.</p>
<p><strong>İsveç sosyalizminin bugünü</strong></p>
<p>Acaba İsveç sosyalist bir ülke mi? Ekonomisinin yüzde 90&#8217;ının özel sektörün elinde bulunduğu düşünülürse, hayır. Ama ulusal<br />
gelirin adaletli bir biçimde dağıldı ve her sınıftan hakim geleceğinin devlet tarafından garanti edilişi gözönüne alınırsa evet&#8230;</p>
<p>Kısa bir deneme dışarda tutulursa, İsveç&#8217;de yarım vüzyıla yakın bir süredir iktidarda bulunan sosyal – demokratlar, büyük devletleştirmeler yapmadılar. Ulusal gelirin arttırılması çabasını<br />
özel girişime bırakarak, yaratılan zenginliğin adaletli bir biçimde paylaştırılması görevini kendileri yüklendiler. Yüksek gelirler çok yüksek oranda vergilendiriliyordu. Her alanda olanakların el verdiği ölçüde eşitliği sağlamağa çalışırken, bunun en iyi örneklerini son yıllarda bizzat Başbakan Palme verdi. Yasalar makam arabalarının hafta sonlarında kullanılmasını yasakladığı için, o da herkes gibi belediye otobüslerine biniyordu.</p>
<p>1968 yılından bu yana İsveç’deki solcu iktidarın biraz değişik bir yol izlemeye başladığını söyleyebiliriz. Devletin ekonomik yaşantıya müdahalesi gitgide artmaktadır. Hükümet özel sektörün yatırımları için araştırmalar yapan kuruluşlar meydana getirerek, bu yoldan özel sektör yatırımlarını daha yakından denetlemektedir. Son olarak da bir emeklilik fonu oluşturulmuştur, finansmanı işletmeler yaptığı halde, fonda toplanan paraların yönetimi devletin elindedir. Ancak devlet bu yönetimi, işçi temsilcileriyle birlikte yürütmektedir.</p>
<p>1973 eylülündeki seçimlerde sosyal &#8211; demokratlar gerilemekle birlikte, 19 komünist milletvekili de eklenince, 350 sandalyelik Meclisin yarısını ellerinde bulundurarak iktidarlarını korudular. Gerilemenin başlıca nedeni ise, enflasyonu önleme amacıyla işsizliğin bir miktar artmasına göz yummalarıydı. Halbuki 41 yıldır iktidarda kalabilmelerini biraz da tam istihdamı sağlamalarına borçlu oldukları biliniyordu.</p>
<p>YARIN:</p>
<p>Danimarka ve Norveç&#8217;te durum</p>

		</div>
	</div>
</div></div></div><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper"><div class="vc_separator wpb_content_element vc_separator_align_left vc_sep_width_100 vc_sep_pos_align_center vc_sep_color_grey vc_separator-has-text" ><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_l"><span  class="vc_sep_line"></span></span><div class="vc_icon_element vc_icon_element-outer vc_icon_element-align-left"><div class="vc_icon_element-inner vc_icon_element-color-black vc_icon_element-size-md vc_icon_element-style- vc_icon_element-background-color-grey" ><span class="vc_icon_element-icon fa fa-file-image-o" ></span></div></div><h4>Orijinal Görsel</h4><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_r"><span  class="vc_sep_line"></span></span>
</div>
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			
<a href='https://www.ahmettanerkislali.com/ozel-sektorun-ekonomiye-yuzde-90-egemen-oldugu-isvec-sosyalist-bir-ulke-degildir/attachment/0974/'>0974</a>


		</div>
	</div>
</div></div></div></div>
<p><a href="https://www.ahmettanerkislali.com/ozel-sektorun-ekonomiye-yuzde-90-egemen-oldugu-isvec-sosyalist-bir-ulke-degildir/">Özel sektörün ekonomiye yüzde 90 egemen olduğu İsveç sosyalist bir ülke değildir</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ahmettanerkislali.com">Ahmet Taner Kışlalı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ahmettanerkislali.com/ozel-sektorun-ekonomiye-yuzde-90-egemen-oldugu-isvec-sosyalist-bir-ulke-degildir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<enclosure url="https://www.ahmettanerkislali.com/wp-content/uploads/2019/10/0974.jpg" length="469094" type="image/jpeg"/><media:content url="https://www.ahmettanerkislali.com/wp-content/uploads/2019/10/0974.jpg" width="1458" height="2584" medium="image" type="image/jpeg"/><post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3852</post-id>	</item>
		<item>
		<title>İngiltere&#8217;de ilk kez 1923&#8217;de iktidara gelen İşçi Partisi, &#8220;Ucuz Konut&#8221; yapımında başarı kazandı</title>
		<link>https://www.ahmettanerkislali.com/ingilterede-ilk-kez-1923de-iktidara-gelen-isci-partisi-ucuz-konut-yapiminda-basari-kazandi/</link>
					<comments>https://www.ahmettanerkislali.com/ingilterede-ilk-kez-1923de-iktidara-gelen-isci-partisi-ucuz-konut-yapiminda-basari-kazandi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Taner Kışlalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 07 Jul 1974 22:24:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ahmet Taner Kışlalı Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[BATI'DA DEMOKRATİK SOL]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet Gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ahmettanerkislali.com/?p=3856</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://www.ahmettanerkislali.com/ingilterede-ilk-kez-1923de-iktidara-gelen-isci-partisi-ucuz-konut-yapiminda-basari-kazandi/">İngiltere&#8217;de ilk kez 1923&#8217;de iktidara gelen İşçi Partisi, &#8220;Ucuz Konut&#8221; yapımında başarı kazandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ahmettanerkislali.com">Ahmet Taner Kışlalı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper"><div class="vc_separator wpb_content_element vc_separator_align_left vc_sep_width_100 vc_sep_pos_align_center vc_sep_color_grey vc_separator-has-text" ><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_l"><span  class="vc_sep_line"></span></span><div class="vc_icon_element vc_icon_element-outer vc_icon_element-align-left"><div class="vc_icon_element-inner vc_icon_element-color-black vc_icon_element-size-md vc_icon_element-style- vc_icon_element-background-color-grey" ><span class="vc_icon_element-icon fa fa-angle-double-right" ></span></div></div><h4>Yazı Hakkında</h4><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_r"><span  class="vc_sep_line"></span></span>
</div>
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			<div class="element-set">
<table width="272">
<tbody>
<tr>
<td width="64">Başlık:</td>
<td width="208">İngiltere&#8217;de ilk kez 1923&#8217;de iktidara gelen İşçi Partisi, &#8220;Ucuz Konut&#8221; yapımında başarı kazandı</td>
</tr>
<tr>
<td>Kaynak:</td>
<td>Cumhuriyet Gazetesi (s.4)</td>
</tr>
<tr>
<td>Tarih:</td>
<td>08 Temmuz 1974, Pazartesi</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>

		</div>
	</div>
<div class="vc_separator wpb_content_element vc_separator_align_left vc_sep_width_100 vc_sep_pos_align_center vc_sep_color_grey vc_separator-has-text" ><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_l"><span  class="vc_sep_line"></span></span><div class="vc_icon_element vc_icon_element-outer vc_icon_element-align-left"><div class="vc_icon_element-inner vc_icon_element-color-black vc_icon_element-size-md vc_icon_element-style- vc_icon_element-background-color-grey" ><span class="vc_icon_element-icon fa fa-align-justify" ></span></div></div><h4>Yazı</h4><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_r"><span  class="vc_sep_line"></span></span>
</div>
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p>BATI DA DEMOKRATİK SOL</p>
<p>Doç: Dr: Ahmet Taner KIŞLALI</p>
<p><strong>İngiltere’de ilk kez 1923&#8217;de iktidara gelen İşçi Partisi,</strong> <strong>&#8220;Ucuz konut” yapımında başarı kazandı.</strong></p>
<p><strong>ANEURİN BEVAN</strong></p>
<p>Bir maden işçisi olan Aneurin Bevan 1923’de işçi partisinden milletvekili seçildi. Sol kanat liderlerindendi. Attlee hükümetinde parasız olarak İngiltere’de parasız tedavi sistemini kurdu.</p>
<p>1951&#8217;de Çalışma Bakanı iken silahlanma programına karşı çıktı ve istifa etti&#8230;</p>
<p>Ekonomik durumun yarattığı hoşnutsuzluk, 1922 seçimlerinde İngiliz İşçi Partisinin bir atılım yapmasına yaradı: 142 milletvekili kazandı. Bir yıl sonra yenilenen seçimler ise serbest mübadele ilkesini savunan işçi partisini daha da kazançlı kılacaktı. Muhafazakar Parti&#8217;nin 251 ve Liberal Partinin 158 milletvekilliğine karşılık 191 milletvekilliği elde edildi. Kral, İşçi Partisinden Mac Donald&#8217;ı yeni hükümeti kurmakla görevlendirdi.</p>
<p>Böylece İngiliz sosyalistleri ilk kez iktidara gelmiş oluyorlardı.</p>
<p>Kuşkusuz, liberallerin desteğiyle kurulan bir hükümette tam bir sosyalist siyaset gütmenin zorluğunu, hatta olanaksızlığını parti yöneticileri de görmekteydiler, Fakat her şeye karşın böyle bir denemeye girmenin şu avantajları vardı:<br />
1 — Halkın bir kesiminin sosyalistlere karşı duyduğu çekingenlik ve on yargıları ortdan kaldırmak;</p>
<p>2 — Siyasal yaşama yeni bir anlayış getirmek; 3 —Sosyalist bir partinin iktidara seçimle ulaşabileceğini göstererek, Avrupa&#8217;nın diğer ülkelerindeki sosyalist kuruluşları<br />
cesaretlendirmek.</p>
<ul>
<li>İşçi» İktidarının en büyük başarısı, ucuz konut yapımı alanında oldu. Öte yandan da Avrupa&#8217;nın silahlandırılması<br />
ve Rusya ilr ticaret ilişkilerinin arttırılması yönünde görüşmeler başladı.Fakat «Workers Weekiy- isimli komünist eğilimili  bir gazetenin yazarı olan Cempell hakkında, orduyu itaatsizliğe teşvik suçundan açılan bir dava, beklenmeyen bir siyasal bunalım yaratacaktı.</li>
</ul>
<p>Başbakana en sert eleştiriler.</p>
<ul>
<li>basın özgürlüğü adına kendi partisinden geliyordu. Mac Donald, yeni seçimleri gitmeye karar verdi. Seçim sırasında ise, Zinoviev&#8217;den Komünist Partisine yollandığı öne sürülen, fakat doğruluğu da kanıtlanamayan bir mektup çıktı, Mektup, askerler arasında bir propaganda kampanyası açılmasını öngörüyordu. Muhafazakâr Parti «Bolşevik tehlikesini kendilerine en büyük seçim silâhı yapmakta gecikmedi. Sonuç ilgi çekiciydi: Muhafazakârların 1923&#8217;de 258 ola sandalye sayısı, bir yıl sonra 419‘a ulaşmıştı. Liberaller perişan olmuş, İşçi Partili hükümetine destek olmayı 118 milletvekilliği kaybederek ödemişlerdi (40 sandalye) isçi Partisi ise 191 milletvekilliğinden 151&#8217;ini koruyabilmişti. Komünist korkusu  yüzünden, ortadaki oyların sağa kaydığı anlaşılıyordu.</li>
</ul>
<p><strong>İççi Partisi yeniden iktidarda</strong></p>
<p>Bil ilk iktidar denemesinin başarısızlıkla sonuçlanması, işçi hükümetini sertleşmeye doğru itti. Ve 1926 mayısında «genel grev» patlak verdi , ama başarıya ulaşamadı. Bunu fırsat bilen Muhafazakâr Parti hükümeti de sendika haklarını kısıtlayan kanunlar çıkarmakta gecikmedi.</p>
<p>Bir yandan sertlik yanlısı işçi hareketi zayıfladı ve -«genel grev» bir daha kullanılmaz bir silâh haline geldi öte yandan ise, muhafazakârların aldıkları tedbirlerde ölçüyü kaçırmaları kitlelerinin bir kısmını onlardan soğuttu ve bu durum İşçi Partisi’nin  işine yaradı. Nitekim 1929 seçimleri bu parti için gerçek bir zafer oluyordu; İşçiler 288, Liberaller 59, Muhafazakarlar 260 sandalye kazandılar. İkinci İşçi Partisi hükümetini de gene Mac Donald kuracaktır.</p>
<p>Yeni hükümet, işsizliği önleyici esaslı tedbirler alamaz, toplumsal programını uygulayanlar, iktisadi hayattaki durgunluğa çözüm bulamazken, bütün dünyayı sarsan iktisadi bunalım İngiltere&#8217;ye de ulaşmakta gecikmedi.</p>
<p>Mac Donald, İngiliz parasının değerini düşürmek zorunda kalmamak için, sosyal sigorta ödeneklerini kısmak kararı aldı. İşçi sendikalarının bu tutuma karşı sert tepki göstermeleri kaçınılmazdı. Ne var ki, başbakan: bu yola iten etkenlerin bağında Amerikan bankalarının baskın unutulmamalıdır. Mac Donald yeni krediler elde etmek için onların istediği tedbirleri alma ya bir anlamda mecburdu.</p>
<p>Durumun gitgide kötüleşmesi sonucu, Mac Donald&#8217;ın liberal ve muhafazakarların da katılacakları bir «milli birlik» hükümeti kurmaya karar verdiğini görüyoruz. Ama kendi bakanlarının büyük bir çoğunluğu onu bu yolda yalnız bıraktılar. «Milli birlik» denemesi ise, gerek başındakini, gerekse partisini yıpratıp adeta eritti. Muhafazakâr ve liberallerle anlaşmak zorunluğunun başka bir sonuç doğurması da pek beklenemezdi zaten.</p>
<p>1931 seçimlerinin sonucu, İşçi Partisi için bir yenilgiden başka bir şey değildi. Daha iki yıl önce kazandığı 288 milletvekilliğinden elinde sadece 65 tane kalmıştı.</p>
<p>1932&#8217;de partinin başına, «Demokrasi sosyalist inancın temel bir olayıdır» diyen Henderson geldi; parti hatalarını anlıyordu. Kredi veren önemli bankalar millileştirilmeden gerçek bir reform olanaksızdı 1935 seçimlerinde 166 milletvekilliği kazanılırken, önderliği de Atlee eline aldı.</p>
<p><strong>Sessiz devrim</strong></p>
<p>İkinci Dünya Savaşı sırasında işbaşında olan, Churchill başkanlığında ki «milli birlik» hükümetinde İşçi Partili bakanlar da bulunmaktadır. Fakat sosyalistlerin amacı kendilerini savaş sonrasına hazırlayıp, yepyeni bir görünüm işbaşına gelmektir.</p>
<p>1944 yılında «Geleceğe hazır olalım» başlığını taşıyan açık bir program yapıyorlar. Başta İngiltere Bankası olmak üzere, kömür madenlerim, kara ve demir yollarını, elektrik ve gazı, demir ve çelik endüstrilerim devletleştirmeyi ve toplum hizmetlerinin<br />
genişletilmesini öngörüyorlar. Bu, devletin gerek toplumsal, gerekse iktisadi alanlarda kesin müdahalesinin kabulü yani liberal iktisat düzeninin temelden reddi demektir.</p>
<p>1945 seçimleri İşçi Partisi için tam bir zaferle sonuçlanıyor: İşçiler, muhafazakârların 163 milletvekilliğine kirlilik 393 milletvekilliği kazanıyorlar. Aslında bu «işçiler» deyimini de açıklığa kavuşturmak gerekecektir. Çünkü İşçi Partisinin meclisteki 393 sandalyesinin ancak üçte biri sendika temsilcilerince işgal edilmektedir. İşçi Partisi toplumsal tabanını genişletmiş, orta sınıfları da içine almıştır.</p>
<p>İşçi Partisi&#8217;nin salt çoğunluğu tek başına sağlayarak başa geçişi ile sessiz bir devrim başlamaktadır. Bir yandan geniş devletleştirme hareketleri, sosyal sigortaların genişletilmesi, hastahanelerin ve tedavinin parasız oluşu vb (Fakat kısa bir süre sonra, hükümet tedavinin stanumenu parasız olmasından vazgeçmek zorunda kalacaktır.) Öte yandan, ulusal gelirin âdil ölçüler içinde paylaştırılması için alınan tedbirler; 4 bin İngiliz lirasını geçen servetlerin<br />
kademeli biçimde vergilendirilişi ve çok yüksek bir miras vergisinin konuluşu gibi..</p>
<p>Fakat bütün bu reform&#8217;mn gerçekleştirilmesi, savaş sonrasının çok güç mali olanaklarına bağlıydı. Savaş borçları ve Marshall planı uygulamalırı ile ilgili</p>
<p>(devamı 1. sayfada)</p>

		</div>
	</div>
</div></div></div><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper"><div class="vc_separator wpb_content_element vc_separator_align_left vc_sep_width_100 vc_sep_pos_align_center vc_sep_color_grey vc_separator-has-text" ><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_l"><span  class="vc_sep_line"></span></span><div class="vc_icon_element vc_icon_element-outer vc_icon_element-align-left"><div class="vc_icon_element-inner vc_icon_element-color-black vc_icon_element-size-md vc_icon_element-style- vc_icon_element-background-color-grey" ><span class="vc_icon_element-icon fa fa-file-image-o" ></span></div></div><h4>Orijinal Görsel</h4><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_r"><span  class="vc_sep_line"></span></span>
</div>
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			
<a href='https://www.ahmettanerkislali.com/ingilterede-ilk-kez-1923de-iktidara-gelen-isci-partisi-ucuz-konut-yapiminda-basari-kazandi/attachment/0874/'>0874</a>


		</div>
	</div>
</div></div></div></div>
<p><a href="https://www.ahmettanerkislali.com/ingilterede-ilk-kez-1923de-iktidara-gelen-isci-partisi-ucuz-konut-yapiminda-basari-kazandi/">İngiltere&#8217;de ilk kez 1923&#8217;de iktidara gelen İşçi Partisi, &#8220;Ucuz Konut&#8221; yapımında başarı kazandı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ahmettanerkislali.com">Ahmet Taner Kışlalı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ahmettanerkislali.com/ingilterede-ilk-kez-1923de-iktidara-gelen-isci-partisi-ucuz-konut-yapiminda-basari-kazandi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<enclosure url="https://www.ahmettanerkislali.com/wp-content/uploads/2019/10/0874.jpg" length="277707" type="image/jpeg"/><media:content url="https://www.ahmettanerkislali.com/wp-content/uploads/2019/10/0874.jpg" width="1076" height="1927" medium="image" type="image/jpeg"/><post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3856</post-id>	</item>
		<item>
		<title>İngiltere&#8217;de sosyalist akım, aydınların faaliyeti ve işçi hareketlerinin gelişmesiyle doğdu</title>
		<link>https://www.ahmettanerkislali.com/ingilterede-sosyalist-akim-aydinlarin-faaliyeti-ve-isci-hareketlerinin-gelismesiyle-dogdu/</link>
					<comments>https://www.ahmettanerkislali.com/ingilterede-sosyalist-akim-aydinlarin-faaliyeti-ve-isci-hareketlerinin-gelismesiyle-dogdu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Taner Kışlalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 06 Jul 1974 22:28:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ahmet Taner Kışlalı Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[BATI'DA DEMOKRATİK SOL]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet Gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ahmettanerkislali.com/?p=3860</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://www.ahmettanerkislali.com/ingilterede-sosyalist-akim-aydinlarin-faaliyeti-ve-isci-hareketlerinin-gelismesiyle-dogdu/">İngiltere&#8217;de sosyalist akım, aydınların faaliyeti ve işçi hareketlerinin gelişmesiyle doğdu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ahmettanerkislali.com">Ahmet Taner Kışlalı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper"><div class="vc_separator wpb_content_element vc_separator_align_left vc_sep_width_100 vc_sep_pos_align_center vc_sep_color_grey vc_separator-has-text" ><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_l"><span  class="vc_sep_line"></span></span><div class="vc_icon_element vc_icon_element-outer vc_icon_element-align-left"><div class="vc_icon_element-inner vc_icon_element-color-black vc_icon_element-size-md vc_icon_element-style- vc_icon_element-background-color-grey" ><span class="vc_icon_element-icon fa fa-angle-double-right" ></span></div></div><h4>Yazı Hakkında</h4><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_r"><span  class="vc_sep_line"></span></span>
</div>
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			<div class="element-set">
<table style="width: 52.5324%; height: 91px;" width="272">
<tbody>
<tr style="height: 45px;">
<td style="height: 45px;" width="64">Başlık:</td>
<td style="height: 45px;" width="208">İngiltere&#8217;de sosyalist akım, aydınların faaliyeti ve işçi hareketlerinin gelişmesiyle doğdu</td>
</tr>
<tr style="height: 23px;">
<td style="height: 23px;">Kaynak:</td>
<td style="height: 23px;">Cumhuriyet Gazetesi (s.4,7)</td>
</tr>
<tr style="height: 23px;">
<td style="height: 23px;">Tarih:</td>
<td style="height: 23px;">07 Temmuz 1974, Pazar</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>

		</div>
	</div>
<div class="vc_separator wpb_content_element vc_separator_align_left vc_sep_width_100 vc_sep_pos_align_center vc_sep_color_grey vc_separator-has-text" ><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_l"><span  class="vc_sep_line"></span></span><div class="vc_icon_element vc_icon_element-outer vc_icon_element-align-left"><div class="vc_icon_element-inner vc_icon_element-color-black vc_icon_element-size-md vc_icon_element-style- vc_icon_element-background-color-grey" ><span class="vc_icon_element-icon fa fa-align-justify" ></span></div></div><h4>Yazı</h4><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_r"><span  class="vc_sep_line"></span></span>
</div>
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p>BATI’DA DEMOKRATİK SOL</p>
<p>Doç. Dr. Ahmet Taner KIŞLALI</p>
<p><strong>İngiltere’de sosyalist akım, aydınların faaliyeti ve işçi hareketlerinin gelişmesiyle doğdu</strong></p>
<p><strong>BERNARD SHAW</strong>—1884’lerde İngiltere&#8217;de kurulan sosyalist eğilimli Fabien Derneğinin<br />
üyeleri arasında Bernard Shaw da bulunuyordu. Dernek, Marksizme karşı olup, sosyalizme devrimle değil, evrimle ve barışçı yollardan geçileceğini savunuyordu.</p>
<p>Her yerde olduğu gibi, İngiltere’de de sosyalist bir akımın doğuşu iki şeye bağlı olmuştur:<br />
Aydınların faaliyetleri ve işçi hareketlerinin gelişmesi.</p>
<p>Fakat isçi sınıfı, daha sonra anlatacağımız nedenlerle bir anlamda hareketsiz hale getirildiği için, ilk sosyalist topluluk aydınlar taralından kurulmuştur. 1881 yılında önce Demokratik Federasyon adı ile ortaya çıkan, sonra Demokratik Sosyal Federasyon adını alan bu kuruluşa<br />
önayak olanlar arasında Birinci Erternasyonale bağlı bazı üyeler de vardır İşin ilginç yanı da, bu akımı düşünce yönünden etkileyen Hyndman adlı Marksistin  esir ticaretinden zengin olmuş büyükbabasından kalan servet sayesinde kendini bu işlere verebilmesidir.</p>
<p>Hyndman, işçilere dayanan büyük bir parti kurmağa çalışacak, fakat Marksizmin işçileri ürkütmesi nedeni ile başarıya ulaşamayacaktır.</p>
<p>Gene aşağı yukarı aynı yıllarda (1884), değişik yönde gelişen sosyalist eğilimli bir topluluğun<br />
ortaya çıktığını görüyoruz Fabien Derneği. Kesinlikle Marksizme karşı olan derneğin üyeleri arasında, başta Bernard Shaw olmak üzere, Sidney ve Beatrice Webb, Wells gibi tanınmış aydınlar da var. Fabienciler toplumun kapitalizmden sosyalizme ağır ağır, barışçı yollardan, ihtilâlle değil, evrimle geçeceğine inanıyorlar.</p>
<p>«Sanayi demokrasisi», «İdarî sosyalizm» gibi deyimlere ilk kez onlarda rastlıyoruz. Su, havagazı, eğitim ve  ulaştırma gibi toplum hizmetlerinin belediyelere maledilmesi ile amaçlarına ulaşacaklarını sanıyorlar. Fakat geniş halk kitlelerinin, kendilerinin havada kalan sözleri ile etkilenmediklerini gördükçe, demokrasiye olan inançtan sarsılıyor. Hattâ Bernard Shaw, sosyalizmin kurulmasına en büyük engelin «işçi sınıfının aptallığı» olduğunu söylüyor.</p>
<p>Sanki, işçi simli kapitalist düzenden hoşnut edilsin de, ihtilâlci yollara gitmesin der gibi<br />
bir tutum takınan Fabien Derneklerinin üyelerinin toplam sayısı, 1814 yılında bile ancak 3<br />
bin civarındadır. (1893’de 640 üye). Aslında fabienciler kütlelerin desteğini de pek aramavıp<br />
bir fikir kulübü gibi çalışmışlardır.</p>
<p><strong>Siyaset dışı sendikacılık ve İşçi Partisi</strong></p>
<p>Neden sosyalist düşüncelerin İngiliz işçi sınıfını etkilemesi çok ağır olmuştur? Buna neden olarak eski İngiliz sendikacılığını gösterenler çoktur. Sadece kalifiye işçilerden kurulu ve kendisini siyaset dışında tutmak isteyen bir sendikacılıktır bu.</p>
<p>Sendikalar sadece işçi sınıfının küçük bir bölümünün çıkarlarını savunmuşlardır. Kendi avantajlarını korumak için İşveren sınıfı ile anlaşmış, liberal kapitalizme rıza göstermişlerdir. Fakat 1873 — 1887 yılları arasındaki iktisadi bunalımlar yüzünden çıkan bir patlak, bu duruma son verecektir.</p>
<p>Keir Hardie, Tom Mann, John Burns gibi eski sendikacılarının yollarının çıkar olmadığını anlayan bir grup sınıf kavramı üzerine kurulmuş yeni bir işçi hareketine önayak oldular. Sekiz saat ilk iş günü ve iktisâdi dalgalanmalara bağlı olmayan yüksek ücret gibi istekleri kendilerine bayrak yaptılar. Kalifiye olmayan, geçici veya sürekli işsiz kütle üzerinde bu yeni sendikacılık akımı büyük bir etki yapıyordu. Nihayet 1889 yılında Londra da ortaya çıkan büyük bir grev başarıya ulaşınca, çok şey değişti, 1888’de 750 bin olan sendikalı işçi sayısı 1892’de iki misline çıkarak 1 milyon 500 bine ulaştı. İşçi sınıfı artık siyasal bir güç haline<br />
geliyordu.</p>
<p>İşçi sınıfındaki bu uyanış siyaset sahnesinde değişiklikler yapmakta gecikmedi. Bir maden<br />
işçisi olan Keir Hardie, 1858 yılında İskoçya İşçi Partisini (Scottish Labour Partv) kurdu ve 1892 seçimlerinde milletvekili seçildi. Partisi, Lordlar Kamarası’nın kaldırılmasını, eğitimin parasız olmasını, bankalar, ulaşım araçları ve toprağın millileştirilmesini, çalışma koşullarının düzeltilmesini savunmaktaydı.</p>
<p><strong>Bağımsız İşçi Partisi</strong></p>
<p>Keır Hardie ile birlikte diğer bazı sosyalistlerin de «bağımsız sosyalist» olarak seçimleri kazanmaları, bütün İngiltere&#8217;yi içine alan bir sosyalist partisi kurulması yolunda cesaretleri arttırmıştı.1893 yılında Bladford&#8217;da yapılan bir sendika kongresinde verilen karar üzerine Bağımsız İsçi Partisi onaya çıktı. Yeni parti hem Demokratik Sosyal Federasyon’un Marksizminden, hem de eski sendikacılıktan tamamen ayrı bir karakter taşıyordu. Fakat İskoçya ve Kuzey İngiltere’ye yayılmasına rağmen, Londra ve Galler ülkesinde tutunamadı.<br />
Fabienciler ve federasyoncular birleşmeyi reddettiler. Keir Hardie ise, 1895 seçimlerinde kendi sandalyesini kaybetti. Bu başarısızlıklarda eski sendikacıların işçi adaylarını baltalamaları önemli bir rol oynuyordu.</p>
<p>Fakat işverenlerin işçi kuruluşlarına karşı şiddetle harekete geçmeleri üzerine, işçi önderleri de bir yandan kendi aralarında bir yandan da sol siyasal kuruluşarla dayanışman güçlendirmeye başlamışlardı. 1899 yılında Bağımsız İşçi Pari’M. Demokratik<br />
Sosyal Federasyon, sendikacılar ve Fablen Demekleri temsilcilerinden kurulu Emek Temsil Komitesi (Labour Representation Committee) ortaya çıktı.</p>
<p>İşçiler iş yerinde ölsün, yasalar karşısında olsun zayıf durumdaydılar. Basın da zaten sermayedarların elindeydi. İşçi temsilcileri için tek çıkar yol, uğraşıp kendi temsilcilerini Meclise yollamaktan ibaretti.</p>
<p>Emek Temsil Komitesi&#8217;nin gücü artıyordu. 1901’de 376 bin olsa üye sayısı l902’de 469 bin, bir yıl sonra da 861 bine ulaştı. Gelişme baş döndürücü idi. 1903’de işçi adaylarının desteklenmesi için bir fon ayrıldı. 1906 yılında ise 53 sosyalist aday seçimi kazandı ve bu 53 milletvekili 1906 yılında İşçi Partisi&#8217;ni (Labour Party) kurdular.</p>
<p><strong>Savaş öncesinde ve sonrasında durum</strong></p>
<p>Meclise giren işçi milletvekilleri 1906&#8217;dan 1914&#8217;de savaş çıkana kadar, Liberal Parti ile işbirliği ederek, çalışanlar yararına birçok tasarıyı yasalaştırdılar. Fakat işçi sınıfı gene de durumdan hoşnut değildi. İktisadi hayatın kötüye gidişi sonucu işsizlik artmış, hayat pahalılığı almış yürümüştü. Halk kütleleri İşçi Parti’sinde aradığını bulamıyordu. 1910 seçimlerinde işçi milletvekili sayısı 42&#8217;ye düştü.</p>
<p>Bazı sendikacılar Marksizmin veya Fransız sendikacılığının etkisi altında ihtilâlci yolu benimsiyordu. Siyasal kanaldan sonuç alınamayacağını söylüyor, isyancı «genel grev»i en iyi çare olarak övüyorlardı. 1910-1913 yılları arasında birçok önemli grev İngiltere&#8217;yi sarstı. Bu olay isçiler arasındaki dayanışmayı ve bilinçlenmeyi hızlandırmakta gecikmedi. 1904&#8217;de iki milyon olan sendikalı isçi sayısı 1913&#8217;de 4 milyonu geçti.</p>
<p>Öte yanda ise İşçi Partisinin gelişimi aynı paralelde olmamaktadır. Belki bir sınıf partisidir ama, sosyalist bir parti olmaktan uzaktır. Meclisteki opportünist hava, Liberal Parti ile  işbirliği, onu asıl amaçlarından ve halktan koparmıştır.</p>
<p>Birinci Dünya Savaşı’nın bitimine doğru, İşçi Partisinde gerçekten sosyalist bir programa<br />
sahip olmak ve isçi sınıfını taşarak daha geniş kütlelere hitabetmek yolunda bir eğilim görülüyordu 1918 yılında kabul edilen ve «yeni toplumsal düzen» başlığını taşıyan programın ana çizgileri şöyleydi: 1 — Devletleştirilmiş sanayi kollarının demokratik yönetimi, 2— Asgari geçim sınırının üzerinde kalan ge</p>
<p>(Devamı 7. sayfada)</p>

		</div>
	</div>

	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p>Sayfa : 7</p>
<p>Batı</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>(Baştarafı 4. tayfada) llrtn vergilendirilmesi, 3 — «Artıdeğer »e toplumca el konulmasıyla, Program reformcu bir nitelik taşıyor hemen gerçekleştirilebilecek reformlarla, uzun vadede gerçekleşebilecekleri ayırıyordu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>1918 yılında ani olarak öne alman seçimler İşçi Partisini hazırlıksız yakaladı Liberal Muhafazakâr ortaklığının 549 sandalyesine karşılık, ancak 72 milletvekili  elde edebildiler.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Savaş sonrasında tasa bir gelişme gösteren tngili2 ekonomisi. özellikle 1921 yılından itibaren gerilemeye başladı Llovd George hükümetinin aldığı tedbirler ise isçi sınıfının sırtına yükleniyordu Issızlık artmaktaydı İşçi kuruluşları ile sıkı bir işbirliği vanan isçi Partisi bir randan hükümetle mücadele ediyor, öte randan da Rusya&#8217;da gelişmekte olan sosyalist İhtilale</p>
<p>müdahale nlas&gt;i’»’na şiddetle karsı koyuyordu Bu olasılık İsçi sendikalarını bir «genel grev» tehdidine kadar itmişti. Sert tepkiler üzerine, hükümet Rusya’ya karsı bir savasın düşünülmediğini açıklamak zorunda kaldı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Fakat İngiliz solunun büyük bir kısmı komünistlerle anlaşmak düşüncesine karşıydı Nitekim 1920&#8217;de kurulan Komünist Partisi hiç bir varlık gösteremivecektir İngiliz sosyalistleri bir «sınıf çatışması» düşüncesinden çok kavnaStnt hıristiyanlıktan alan bir «insancıl kardeslik» anlayışına bağlıydılar</p>
<p>Kendilerini en cok etkileyen düşünür de Kari Manc&#8217;dan çok Robert Otven ıdı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>YARIN:</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sosvalizmsiz Sosyalist İktidar</p>

		</div>
	</div>
</div></div></div><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper"><div class="vc_separator wpb_content_element vc_separator_align_left vc_sep_width_100 vc_sep_pos_align_center vc_sep_color_grey vc_separator-has-text" ><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_l"><span  class="vc_sep_line"></span></span><div class="vc_icon_element vc_icon_element-outer vc_icon_element-align-left"><div class="vc_icon_element-inner vc_icon_element-color-black vc_icon_element-size-md vc_icon_element-style- vc_icon_element-background-color-grey" ><span class="vc_icon_element-icon fa fa-file-image-o" ></span></div></div><h4>Orijinal Görsel</h4><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_r"><span  class="vc_sep_line"></span></span>
</div>
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			
<a href='https://www.ahmettanerkislali.com/ingilterede-sosyalist-akim-aydinlarin-faaliyeti-ve-isci-hareketlerinin-gelismesiyle-dogdu/attachment/0774/'>0774</a>


		</div>
	</div>

	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			
<a href='https://www.ahmettanerkislali.com/ingilterede-sosyalist-akim-aydinlarin-faaliyeti-ve-isci-hareketlerinin-gelismesiyle-dogdu/cilt1_sayfa_1/'>Cilt1_Sayfa_1</a>


		</div>
	</div>
</div></div></div></div>
<p><a href="https://www.ahmettanerkislali.com/ingilterede-sosyalist-akim-aydinlarin-faaliyeti-ve-isci-hareketlerinin-gelismesiyle-dogdu/">İngiltere&#8217;de sosyalist akım, aydınların faaliyeti ve işçi hareketlerinin gelişmesiyle doğdu</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ahmettanerkislali.com">Ahmet Taner Kışlalı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ahmettanerkislali.com/ingilterede-sosyalist-akim-aydinlarin-faaliyeti-ve-isci-hareketlerinin-gelismesiyle-dogdu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<enclosure url="https://www.ahmettanerkislali.com/wp-content/uploads/2019/10/0774.jpg" length="301988" type="image/jpeg"/><media:content url="https://www.ahmettanerkislali.com/wp-content/uploads/2019/10/0774.jpg" width="1079" height="1920" medium="image" type="image/jpeg"/><post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3860</post-id>	</item>
		<item>
		<title>SOLUN ORTAK ADAYI MİTTERRAND&#8217;IN OYLARIN %49,3&#8217;ÜNÜ TOPLAMASI FRANSA&#8217;DA ÇOK ŞEYİN DEĞİŞTİĞİNİ GÖSTERİYOR</title>
		<link>https://www.ahmettanerkislali.com/solun-ortak-adayi-mitterrandin-oylarin-i3unu-toplamasi-fransada-cok-seyin-degistigini-gosteriyor/</link>
					<comments>https://www.ahmettanerkislali.com/solun-ortak-adayi-mitterrandin-oylarin-i3unu-toplamasi-fransada-cok-seyin-degistigini-gosteriyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Taner Kışlalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Jul 1974 22:33:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ahmet Taner Kışlalı Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[BATI'DA DEMOKRATİK SOL]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet Gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ahmettanerkislali.com/?p=3867</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://www.ahmettanerkislali.com/solun-ortak-adayi-mitterrandin-oylarin-i3unu-toplamasi-fransada-cok-seyin-degistigini-gosteriyor/">SOLUN ORTAK ADAYI MİTTERRAND&#8217;IN OYLARIN %49,3&#8217;ÜNÜ TOPLAMASI FRANSA&#8217;DA ÇOK ŞEYİN DEĞİŞTİĞİNİ GÖSTERİYOR</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ahmettanerkislali.com">Ahmet Taner Kışlalı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper"><div class="vc_separator wpb_content_element vc_separator_align_left vc_sep_width_100 vc_sep_pos_align_center vc_sep_color_grey vc_separator-has-text" ><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_l"><span  class="vc_sep_line"></span></span><div class="vc_icon_element vc_icon_element-outer vc_icon_element-align-left"><div class="vc_icon_element-inner vc_icon_element-color-black vc_icon_element-size-md vc_icon_element-style- vc_icon_element-background-color-grey" ><span class="vc_icon_element-icon fa fa-angle-double-right" ></span></div></div><h4>Yazı Hakkında</h4><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_r"><span  class="vc_sep_line"></span></span>
</div>
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			<div class="element-set">
<table width="272">
<tbody>
<tr>
<td width="64">Başlık:</td>
<td width="208">SOLUN ORTAK ADAYI MİTTERRAND&#8217;IN OYLARIN %49,3&#8217;ÜNÜ TOPLAMASI FRANSA&#8217;DA ÇOK ŞEYİN DEĞİŞTİĞİNİ GÖSTERİYOR</td>
</tr>
<tr>
<td>Kaynak:</td>
<td>Cumhuriyet Gazetesi (s.4)</td>
</tr>
<tr>
<td>Tarih:</td>
<td>06 Temmuz 1974, Cumartesi</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>

		</div>
	</div>
<div class="vc_separator wpb_content_element vc_separator_align_left vc_sep_width_100 vc_sep_pos_align_center vc_sep_color_grey vc_separator-has-text" ><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_l"><span  class="vc_sep_line"></span></span><div class="vc_icon_element vc_icon_element-outer vc_icon_element-align-left"><div class="vc_icon_element-inner vc_icon_element-color-black vc_icon_element-size-md vc_icon_element-style- vc_icon_element-background-color-grey" ><span class="vc_icon_element-icon fa fa-align-justify" ></span></div></div><h4>Yazı</h4><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_r"><span  class="vc_sep_line"></span></span>
</div>
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p>BATI’DA DEMOKRATİK SOL</p>
<p>Doç. Dr. Ahmet Taner KIŞLALI</p>
<p>SOL’UN ORTAK ADAYI<br />
MİTTERRAND’IN OYLAR1N%49,3’ÜNÜ TOPLAMASI FRANSA’DA ÇOK ŞEYİN DEĞİŞTİĞİNİ GÖSTERİYOR</p>
<p>FRANÇOİS MITTERRAND – Komünist olmayan sol’un Mitterrand önderliğinde birleşmesi, daha sonra da Komünistlerle Sosyalistlerin ortak bir program ürerinde anlaşmaları, en önemli ürününü son başkanlık seçiminde verdi.</p>
<p>Leon Blum yönetiminde Fransa&#8217;daki ortak hükümeti, biri dış, öteki iç olmak üzere iki güçlük beklemektedir: İspanyol iç savaşı ve Fransız sermayedarlarının sol iktidara karşı tutumları.</p>
<p>İspanya İç Savaşı, Fransa&#8217;da &lt;&lt;Halk Cephesi&gt;&gt;nde görüş ayrılıkları yaratıyordu. Komünistler ve sosyalistlerin bir kısmı, İspanyol Cumhuriyetçilerine yardım düşüncesindeydiler. Ama ortak hükümette yer alan Radikal Partiye mensup bakanlar bu düşünceye şiddetle karşı koyuyorlardı. İspanya için bir savaş tehlikesi göze alınmamalıydı.</p>
<p>Sosyalist iktidar karşısındaki ikinci güçlük ise, birincisinden çok daha büyük önem taşıyordu:<br />
Kapitalist sınıfın pasif direnci.. Matignon görüşmelerine katılmayan küçük ve orta boydaki işletmeler, hükümeti bir anlamda baltalıyorlardı. Üretim hızını düşürmüşlerdi. Sermayedarlar paralarını yurt dışına kaçırıyor, Fransa’da yatırım yapacak yerde yurt dışında yatırım yapıyorlardı. Fransa ürettiğinden fazlasını tüketmeye başlamıştı.</p>
<p><strong>Ücretleri yükseltme sorunu</strong></p>
<p>Neydi hükümetin amacı? İşçi ücretlerini yükselterek işsizlikle mücadele etmek. Ücretlerdeki yükselme tüketimde de bir artış doğuracak, bunun karşısında sanayi canlanacak, yeni yeni iş alanları açılacaktı. Ama sermayedar sınıfı buna uymayıp, yukarda anlattığımız yolu seçince,<br />
evdeki hesap da yanlış çıkmış oluyordu.</p>
<p>Bu durumda ne yapılabilirdi? Özel girişim gerektiği gibi çalışmayı reddedip görevini yapmaktan kaçındığına göre, genel bir devletleştirme tek çare gibi görünüyordu. Ancak bu yolla üretim denetim altına alınıp, devlet eliyle da yeni yeni yatırımlara gidilebilirdi. Fakat ılımlı bir sol yol tutan ortak hükümet, böyle köklü reformlara yanaşmadı. Tersine, özel girişime tavizler vererek durumu düzeltmek istedi ve bir çıkmaza girip 1937 haziran ayında Senato tarafından devredildi.</p>
<p>Bu -bir bakıma- iktidara gelmek için devrimci yolu kabul edip, iktidar da iş yapmak için bu yolu reddeden Leon Blum’a ait bir yenilgiydi.</p>
<p><strong>Sağa açılan yol</strong></p>
<p>İktidardan düşüş, sosyalistleri sağa açılan bir yolun ağzına getirip bırakacaktır Önce, sırf Hitler’e karşı olduğu için Daladier hükümetini destekleyecekler, sonra da hükümet sağa kaydıkça, bu gidişe hiç bir biçimde «dur» diyemeden, kendileri de bir çıkmaza sürükleneceklerdir. O kadar ki, Komünist Partisi’nin 1939 eylülünde yasak edilişinden sonra, sosyalistlerin büyük bir kısmı, 11 komünist milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılması için de oy vereceklerdir. Ve bu gidiş, Mareşal Petain’in sağcı iktidarına yardım etmeğe, hattâ ona katılmaya kadar uzayacaktır.</p>
<p>Bu olayı, tavizci bir tutumun nerelere varabileceğim göstermesi bakımından, ilginç bir örnek olarak sunabiliriz</p>
<p><strong>Savaş sonrası Fransız Sosyalizmi</strong></p>
<p>Yakın geçmişin etkisi, S.F.I.O., İkinci Dünya Savaşından yeniden sola kaymış olarak çıktı 1946 yılında partinin başına Guy Mollet gibi görünüşte marksist düşüncelere sahip bir kişinin getirilişi, bu görünümü daha da güçlendiriyordu.</p>
<p>Fakat komünist aleyhtarı Lion Blum’un hâlâ parti üzerinde etkisi duyulmaktaydı Bu sebepten 1945 seçimlerinde komünistlerle işbirliği mümkün olmadı: Sosyalistler 142, Komünist Partisi 158 sandalye kazandı.</p>
<p>Sosyalist Parti’nin komünistlerle baş başa bir ortak hükümetten kaçınmaları sonucu, M.R.P. (Mouvement Republicain Populaıre)’nin de katılmasıyla üçlü bir iktidar doğdu. Diğer iki parti arasındaki aracı durumu S.F.I.O.&#8217;ya görünüşte bazı avantajlar sağlıyordu. Gerçekte ise bu onları yıpratıp zayıflatmaktaydı. Dördüncü Cumhuriyet’in ilk cumhurbaşkanı (Vincent Auriol) ve ilk başbakanının (P.Ramadier) birer sosyalist olmaları aslında partiye birşey kazandırmayacaktır.</p>
<p>S.F.I.O.’da savaş sonrasında ortaya çıkan görünüşteki sola kayış uzun sürmeyecektir. Sosyalistler, Fransa&#8217;nın kurtuluşunu Marshall planı yolu ile verilen Amerikan yardımında bulmaktadırlar. Daha da önemlisi, liberal kapitalizmi Komünizme tercih edecek kadar ileri gitmektedirler.</p>
<p>Nedir Fransız sosyalistlerinin amacı? Bir yandan komünistlere, öte yandan de Gaulle taraftarlarına karşı «üçüncü kuvvet&gt;&gt;i meydana getirmek. Bu tutumun yarattığı sonuç şu olacaktır: Gitgide daha sağa kayan «ortanın sağı&gt;&gt;ndaki ortak hükümetlere katılarak erimek.</p>
<p><strong>Fransız Sosyalizminin Bugünkü Durumu</strong></p>
<p>1950 yılında hükümetten çekilen S.F.I. O., 1951 günlerinde 106 sandalye kazanabildi. Fakat özel okulların devletten mali yardım almasını öngören ünlü Barange kanununa oy vermeyi reddettikleri için, koalisyon ortakları M.R.P. ile araları açıldı ve 1952’de sosyalistler tekrar muhalefete geçtiler.</p>
<p>Aynı yıllarda S.F.I.O.&#8217;nun hareket çizgisini ve dayandığı toplumsal temeli incelersek, şu gerçekle karşılaşırız: Parti, anti- komünist ve uzlaşmaz bir layik anlayış içindedir. Oylarını işçi sınıfından değil, daha çok küçük şehirlerden almaktadır. Memur ve ücretlilerin %33&#8217;ünün oylarını toplamaktadır. (Cumhuriyet Halk Partisi’nin geleneksel görünümü ile olan benzerlikler dikkat çekicidir!)</p>
<p>Bunların yanında S-syaliıt Parti, özellikle iktisadi konularda açık ve tutarlı bir program ortaya koymamakta, küçük burjuvaları ürkütmek istememektedir. Aydınların da sempati ve desteğini aşağı yukarı yitirmiştir. Kitlelere heyecan verecek, harekete geçirecek nitelikleri de yokolmuştur. Bütün bunların sonucu olarak, 1946 yılında 354 bin olan kayıtlı üye sayısı, 1960 sonlarına doğru 100 bine kadar düşecektir.</p>
<p>1956 seçimlerinden sonra sosyalistler bu kez radikallerle birlikte «Cumhuriyetçi Cephe» adı altında ve Guy Mollet başkanlığında ortak bir hükümet kurdular. Ama muhalefette iken, Cezayir’de uygulanan «aptalca ve körce» şiddetli eleştirenlerin, iktidara geçince pek farklı bir<br />
tutum takınamamaları parti içinde ikilik çıkardı. Hele 1958’de bir yandan komünizm, Öte yandan askeri diktatörlük korkusundan De Gaulle’ün yaptığı halk oylamasında «evet» denmesi kararlaştırılınca, tersi düşüncede olanlar partiyi terkettiler.</p>
<p>1960 da bazı sosyalist, komünist, hristiyan gruplar, Mendes • Frence ve onunla birlikte Radikal Parti&#8217;den ayrılanlar yeni bir parti kurdular: Birleşik Sosyalist Parti (Parti Socialiste Unifie).</p>
<p>1962 seçimlerinde Sosyalist Parti, biraz oy kaybetmiş olmasına rağmen, Komünist Partisi ile işbirliği yaptığından, milletvekili sayısını 40&#8217;can 65’e çıkardı.</p>
<p><strong>Komünistler ve «umacı» olmak</strong></p>
<p>Aynı işbirliği her geçen seçimde sol partilerini bir kat daha güçlendirdi. Bu durum, ünlü öğrenci ayaklanmalarının patlak verdiği 1968 yılına kadar sürdü. Tahrikçi ajanların da rol oynadığı ileri sürülen olaylar halkta panik havası yaratınca, bundan yararlanan sağ partiler<br />
oldu. Sosyalistlerin 1967’deki 95 milletvekillikleri 57&#8217;ye. Komünistlerin 73 milletvekillikleri de 34‘e düştü. Fakat, normal koşullara dönüldüğünde, 1975 seçimlerinde yeniden eski güçlerine kavuştular.</p>
<p>Komünist olmayan solun François Mitterrand&#8217;ın önderliğinde birleşmesi ve daha sonra da komünistlerle sosyalistlerin ortak bir program üzerinde anlaşmaları en önemli ürününü son başkanlık seçimlerinde verdi. Komünistler çoğulcu demokrasinin bazı ilkelerini kabul etmeye başladıkça «umacı» olmaktan çıkıyorlardı. Solun ortak adayı Mitterrand&#8217;ın, orta ve sağ tarafından desteklenen d&#8217;Estaing karşısında oyların yüzde 49,3 alabilmesi, Fransa&#8217;da birşeylerin değiştiğini gösteriyordu.</p>
<p>Parçalanan sol nihayet ortak bir program etrafında birleşince, iktidarın gerçek bir alternatifi olabilmiştir. Daha da ilginci: eğer 18 yaşındakilere oy hakkı tanınmış olsa, seçimleri Mitterrand’ın kazanacağını yapılan halkoyu yoklamaları açıkça göstermiştir.</p>
<p><strong>Yarın: İngiliz sosyalizmi’nin doğuşu</strong></p>

		</div>
	</div>
</div></div></div><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper"><div class="vc_separator wpb_content_element vc_separator_align_left vc_sep_width_100 vc_sep_pos_align_center vc_sep_color_grey vc_separator-has-text" ><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_l"><span  class="vc_sep_line"></span></span><div class="vc_icon_element vc_icon_element-outer vc_icon_element-align-left"><div class="vc_icon_element-inner vc_icon_element-color-black vc_icon_element-size-md vc_icon_element-style- vc_icon_element-background-color-grey" ><span class="vc_icon_element-icon fa fa-file-image-o" ></span></div></div><h4>Orijinal Görsel</h4><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_r"><span  class="vc_sep_line"></span></span>
</div>
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			
<a href='https://www.ahmettanerkislali.com/solun-ortak-adayi-mitterrandin-oylarin-i3unu-toplamasi-fransada-cok-seyin-degistigini-gosteriyor/attachment/0674/'>0674</a>


		</div>
	</div>
</div></div></div></div>
<p><a href="https://www.ahmettanerkislali.com/solun-ortak-adayi-mitterrandin-oylarin-i3unu-toplamasi-fransada-cok-seyin-degistigini-gosteriyor/">SOLUN ORTAK ADAYI MİTTERRAND&#8217;IN OYLARIN %49,3&#8217;ÜNÜ TOPLAMASI FRANSA&#8217;DA ÇOK ŞEYİN DEĞİŞTİĞİNİ GÖSTERİYOR</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ahmettanerkislali.com">Ahmet Taner Kışlalı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ahmettanerkislali.com/solun-ortak-adayi-mitterrandin-oylarin-i3unu-toplamasi-fransada-cok-seyin-degistigini-gosteriyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<enclosure url="https://www.ahmettanerkislali.com/wp-content/uploads/2019/10/0674.jpg" length="320027" type="image/jpeg"/><media:content url="https://www.ahmettanerkislali.com/wp-content/uploads/2019/10/0674.jpg" width="1082" height="1330" medium="image" type="image/jpeg"/><post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3867</post-id>	</item>
		<item>
		<title>FAŞİZM TEHLİKESİ VE ÜNİVERSİTE</title>
		<link>https://www.ahmettanerkislali.com/fasizm-tehlikesi-ve-universite/</link>
					<comments>https://www.ahmettanerkislali.com/fasizm-tehlikesi-ve-universite/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Taner Kışlalı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 16 Jan 1971 22:38:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ahmet Taner Kışlalı Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[BATI'DA DEMOKRATİK SOL]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet Gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ahmettanerkislali.com/?p=3875</guid>

					<description><![CDATA[<p><a href="https://www.ahmettanerkislali.com/fasizm-tehlikesi-ve-universite/">FAŞİZM TEHLİKESİ VE ÜNİVERSİTE</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ahmettanerkislali.com">Ahmet Taner Kışlalı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="vc_row wpb_row vc_row-fluid"><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper"><div class="vc_separator wpb_content_element vc_separator_align_left vc_sep_width_100 vc_sep_pos_align_center vc_sep_color_grey vc_separator-has-text" ><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_l"><span  class="vc_sep_line"></span></span><div class="vc_icon_element vc_icon_element-outer vc_icon_element-align-left"><div class="vc_icon_element-inner vc_icon_element-color-black vc_icon_element-size-md vc_icon_element-style- vc_icon_element-background-color-grey" ><span class="vc_icon_element-icon fa fa-angle-double-right" ></span></div></div><h4>Yazı Hakkında</h4><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_r"><span  class="vc_sep_line"></span></span>
</div>
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			<div class="element-set">
<table width="272">
<tbody>
<tr>
<td width="64">Başlık:</td>
<td width="208">FAŞİZM TEHLİKESİ VE ÜNİVERSİTE</td>
</tr>
<tr>
<td>Kaynak:</td>
<td>Cumhuriyet Gazetesi (s.2)</td>
</tr>
<tr>
<td>Tarih:</td>
<td>17 Ocak 1971, Pazar</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>

		</div>
	</div>
<div class="vc_separator wpb_content_element vc_separator_align_left vc_sep_width_100 vc_sep_pos_align_center vc_sep_color_grey vc_separator-has-text" ><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_l"><span  class="vc_sep_line"></span></span><div class="vc_icon_element vc_icon_element-outer vc_icon_element-align-left"><div class="vc_icon_element-inner vc_icon_element-color-black vc_icon_element-size-md vc_icon_element-style- vc_icon_element-background-color-grey" ><span class="vc_icon_element-icon fa fa-align-justify" ></span></div></div><h4>Yazı</h4><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_r"><span  class="vc_sep_line"></span></span>
</div>
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			<p><strong><em>OLAYLAR VE GÖRÜŞLER</em></strong></p>
<p><strong>FAŞİZM TEHLİKESİ</strong><br />
<strong>VE ÜNİVERSİTE</strong><br />
Dr. Ahmet Taner KIŞLALI<br />
HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ SİYASET<br />
SOSYOLOJİSİ ÖĞRETİM GÖREVLİSİ</p>
<p>Kapitalist dünya, 1929&#8217;lar şiddetinde olmasa bile, büyük bir ekonomik bunalıma girmek üzeredir. Ve ekonomik hayattaki önemli bir bunalımın siyasal hayata da yansımaması düşünülemez. Kitlelerde uyanan hoşnutsuzluklara kendi yararlarına dokunmadan çözüm yolu bulamayan egemen sınıflar, toplumsal düzeni ancak şiddet yöntemleri ile koruyabilir hale gelirler.<br />
Birleşik Amerika&#8217;da McCarty’yi hatırlatan bir Senato Araştırma Komisyona kurulmuş ve bu komisvon çeşitli üniversitelerdeki «zaralı» kişileri saptamıştır. He zararlı kişiler, İçlerinde Nobel ödülleri almış bilim adamlarının da bulunduğu sol eğilimli aydınlardır.<br />
Bağlı bulundukları üniversitelerden atılmaları için geniş bir kampanya açılmıştır. Herbert Marcuse gibi, dünya çapında bir üne sahip bulunan bir filozof bile, siyasal düşüncelerinden ötürü üniversiteden uzaklaştırılmıştır.<br />
Dünyada sosyal hakları ilk tanıyan ülkelerden birisi olan İngiltere&#8217;de grev hakkının<br />
kısıtlanması için çalışmalar yapılmaktadır.<br />
Fransa&#8217;da ise, polis rejimine doğru kayış, bir avuç aydının çırpınmasına rağmen gerçekleşmektedir.<br />
<strong>Türkiye’de durum</strong><br />
Kapitalist kalkınma yolu ile sosyal adalete yönelik tedbirlerin birarada yürüyemiyeceği Türkiye’de bugün kesinlikle ortaya çıkmıştır. Biraz dengeli bir gelir dağılımı<br />
için girişilecek her çaba, kalkınma hızının düşmesi dışında bir anlam taşımayacaktır.<br />
Ekonomik ve siyasal bağlarla parçası haline geldiğimiz bloktaki durumu da gözönüne alınca, içinde bulunduğumuz bunalımın nedenleri açık ve seçik olarak anlaşılacaktır. Toplumun çeşitli sınıf ve tabakalarındaki bilinçlenme sonucu doğan istemlere bu sistem içinde cevap veremeyen egemen sınıflar için tek çıkar yol kalmaktadır : Baskı :<br />
Hükümetin getirdiği bazı kanun tasarılarına gözatınca, durumun daha da somutlaşacağını sanıyoruz :<br />
• Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununda yapılacak bir değişiklikle, hükümete<br />
toplantı ve gösterileri 30 gün erteleme yetkisi tanınmak istenmektedir. Örneğin İmran<br />
Öktem&#8217;in cenazesinde çıkan olaylardan sonra yapılan protesto yürüyüşü böyle bir kanunla bir ay sonraya atılır ve dolayısiyle de yapılamazdı.<br />
• Başka bir tasarı ile, «ideolojisi itibariyle Türk kanunlarına göre suç işlemeyi amaç edinen, yeril veya yabancı, ölü veya diri» bir kişiyi şu veya bu şeklide öven bir dernek kapatılabilecektir. Yani Nâzım Hikmet&#8217;in büvük bir şair olduğunu söylemek bir derneğin kapatılması için yeter neden sayılabilecektir.<br />
• Nihayet, toplu hareketleri önlemenin son çaresi de Fransa&#8217;dan esinlenerek bulunmuştur : Onbinlerce kişinin katıldığı bir yürüyüş sırasında herhangi bir suç işlenir ve failleri de bulunamazsa, gösteriyi düzenleyenler aynı suçlardan yargılanabileceklerdir.</p>
<p><strong> Üniversite’nin yeri</strong><br />
Bütün bu ortam içerisinde üniversitenin yeri nedir? Bu soruya verilecek cevap, sanırız ki, üniversite üzerinde oynanan oyunların anlaşılmasını kolaylaştıracaktır, üniversitenin özerk oluşu, ona üç önemli görevi yerine getirebilme olanağı vermektedir :<br />
• İlerici bir eğitim : Yani ülke gerçeklerine dönük, toplamsal yapıyı geri kalmışlığın kısır döngüsünden kurtaracak temel değişimlere yönelik bir araştırma ve tartışma ortamı yaratmak.<br />
• ilerici bir baskı gücü : Yani toplumdaki tutucu ve gerici gelişmelerin karşısına çıkacak, gerektiğinde yol gösterecek bir kurum niteliği taşımak.<br />
• Kitlelere bilinç götürme : Yani özellikle emekçi sınıfların uyanmalarına, toplamdaki ileri dönüşümler için bir devrimci güç halinde oluşmalarına yardım etmek.<br />
Üniversitelerimizin bugün gerektiği gibi bir ilerici eğitim yaptıkları söylenemez.<br />
Fakat —her şeye rağmen— üniversite bir koşullar bütünü olarak, öğrencisini büyük bir<br />
değişmeye uğratmakta ve onda, egemen sınıfların ideolojisi ile çatışan bir eğilimin doğmasına sebep olmaktadır. Örneğin Erzurum Atatürk ve Hacettepe üniversitelerinde yaptığımız bir araştırma, öğrencilerin %45,9’unun sosyalizmi benimsemelerine karşılık, sadece %27&#8217;sinin sosyalizme karşı olduğunu ortaya koymuştur. Bu eğilim son sınıflara yaklaştıkça daha da belirgin bir hale gelmektedir. Geri kalmış ülkelerin kapitalist yoldan kalkınabileceğini savunan öğrencilerin oranı sadece %13,2&#8217;dir. Ve, örneklemeye giren öğrencilerin %86&#8217;sı, «Birleşik Amerika ile bugünkü ilişkilerimizin Türkiye&#8217;nin bağımsızlığını zedeleyecek nitelikte olduğu» kanıtlanmıştır.<br />
Üniversiteler ikinci görevlerini de son aylara gelinceye kadar az-çok yapabilmişlerdir: Gerek öğretim üyeleri ve gerekse öğrenciler olarak birçok olaylarda ilerici ve etkili bir baskı gücü niteliği ile ağırlıklarını koymuşlardır.<br />
Nihayet üniversite, «bilinç götürme» görevini de bir dereceye kadar olsun yapabilmiştir. Emekçi ve yarı emekçilerin uyanmalarında ve örgütlenmelerinde rol oynamıştır. İşçi ve köylüler, öğrencilerin verdikleri örneklerden ve hatta bizzat teşviklerinden sonra fabrika ve toprak işgallerine başlamışlardır. Bazı gençlik kuruluşlarının, geçen Haziran ayında sıkıyönetimle biten işçi hareketlerindeki yerleri de bilinmektedir.<br />
<strong>Sonuç</strong><br />
Görüyoruz ki, Üniversite özerkliği açık olarak egemen sınıfların aleyhlerine işlemiştir. Bütün çabalar üniversitenin yukarıda değindiğimiz bu üçlü fonksiyonunu yapmasını önlemeğe yöneliktir.<br />
İlerici eğitimi önlemek için türlü baskılar yapılmaktadır. Bunun yetmiyeceği anlaşıldığından: Erzurum Üniversitesi gibi, eşrafla özdeşleşecek, çevrenin tutucu baskısı altında sinip çağ dışı bir yol tutacak eğitim kurumlarının Anadolu&#8217;ya serpiştirilmesine çalışılmaktadır. Bilinçli tertipler ve «sağ &#8211; sol» edebiyatı ile üniversite kamuoyu nezdinde yıpratılmış ve bir baskı grubu olarak itibarını ve etkisini büyük ölçüde yitirmiştir. Nihayet getirilmek istenen son tedbirler, üniversitenin üçüncü fonksiyonunu işlemez hale getirmek ve özerkliği tamamen ortadan kaldırarak ilk iki fonksiyonun son izlerini de tamamen silmek amacını taşımaktadır.<br />
Üniversitenin ilericiliği kendi içerisinde kalıp, toplumu etkileyemediği sürece egemen güçler karşısına çıkmamışlardı. Ekonomik bunalımlarla birlikte sol eylemler işçiye ve köylüye sıçramağa başlayınca durumun değişeceği doğaldı.<br />
Türkiye&#8217;de egemen sınıflar ve onların temsilcisi durumundaki hükümet güç durumdadır. Ya kapitalist kalkınma yoluna, ya da 1961 Anayasanın getirdiği bazı hak ve özgürlüklere hayır demek zorundadırlar. Çünkü bilinçlenen sınıfların isteklerine, kapitalist sınıfın yatırım arzularını öldürmeden olumlu bir cevap verebilme olanağı kalmamıştır.</p>

		</div>
	</div>
</div></div></div><div class="wpb_column vc_column_container vc_col-sm-6"><div class="vc_column-inner"><div class="wpb_wrapper"><div class="vc_separator wpb_content_element vc_separator_align_left vc_sep_width_100 vc_sep_pos_align_center vc_sep_color_grey vc_separator-has-text" ><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_l"><span  class="vc_sep_line"></span></span><div class="vc_icon_element vc_icon_element-outer vc_icon_element-align-left"><div class="vc_icon_element-inner vc_icon_element-color-black vc_icon_element-size-md vc_icon_element-style- vc_icon_element-background-color-grey" ><span class="vc_icon_element-icon fa fa-file-image-o" ></span></div></div><h4>Orijinal Görsel</h4><span class="vc_sep_holder vc_sep_holder_r"><span  class="vc_sep_line"></span></span>
</div>
	<div class="wpb_text_column wpb_content_element " >
		<div class="wpb_wrapper">
			
<a href='https://www.ahmettanerkislali.com/fasizm-tehlikesi-ve-universite/attachment/1774/'>1774</a>


		</div>
	</div>
</div></div></div></div>
<p><a href="https://www.ahmettanerkislali.com/fasizm-tehlikesi-ve-universite/">FAŞİZM TEHLİKESİ VE ÜNİVERSİTE</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.ahmettanerkislali.com">Ahmet Taner Kışlalı</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ahmettanerkislali.com/fasizm-tehlikesi-ve-universite/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
		<enclosure url="https://www.ahmettanerkislali.com/wp-content/uploads/2019/10/1774.jpg" length="250610" type="image/jpeg"/><media:content url="https://www.ahmettanerkislali.com/wp-content/uploads/2019/10/1774.jpg" width="1247" height="822" medium="image" type="image/jpeg"/><post-id xmlns="com-wordpress:feed-additions:1">3875</post-id>	</item>
	</channel>
</rss>
