Ahmet Taner Kışlalı Yazıları Cumhuriyet Gazetesi Haftaya Bakış Köşe Yazıları

Meclis Yenilenmeli, Ama M. Eğitim, İçişleri ve Yargı da!..

Yazı Hakkında

Başlık:Meclis Yenilenmeli, Ama M. Eğitim, İçişleri ve Yargı da!..
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:28 Mayıs 1995, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Meclis Yenilenmeli, Ama M. Eğitim, İçişleri ve Yargı da!..

Halka soruluyor:

– Ülke şeriatla mı yönetilmeli, yoksa demokrasi ile mi?(!)

“Şeriatla yönetilsin” diyenler, sadece yüzde 11. Halkın yüzde 89’u demokrasiden yana…Ama Meclis’in üçte biri şeriatçı.

Devletin en üst düzeyinde yer alanlardan birisinin bana verdiği bilgiye göre; şeriatçıların yargıdaki ağırlıkları da üçte bir. İçişlerindeki ağırlıkları yarı yarıya. Milli(!) Eğitim’deki ağırlıkları ise üçte iki oranında.

“Ulusal irade” hiçbir dönemde bu kadar çarpıtılmamıştı!

Oysa demokrasinin işleyebilmesi, ülke yönetiminin ulusal iradeyi “doğru” yansıtmasına bağlıdır. Temsilciler, temsil ettiklerinden koptukça, demokrasi yozlaşır; sorunlar çözümsüzleşir. Meclis, halkın yüzde 11’inin istencine hapsolur, Ve ülke, adım adım bunalıma sürüklenir.

Tıpkı bugün olduğu gibi!

★★★

Bugünkü durumun üç “büyük” sorumlusu var:
Evren, Özal ve Demirel.

Evren’in önderliğindeki 12 Eylül, solun her türlüsünü ve bu arada Kemalistleri de susturdu, sindirdi, elinden geldiğince “temizledi”. Meydanı dincilere, ırkçılara ve para babalarına bıraktı.

Atatürk‘ün hemen tüm kurumlarını kapattı. “Türk-İslam sentezi”ni, devletin “resmi” ideolojisi yaptı.

Toplumsal ve siyasal muhalefetten arınmış bir arenada… Özal’ın, kendisine altın tabak içinde sunulan, “solsuz demokrasiyi” çok “iyi”(!) değerlendirdiğini söylemeliyiz.

Rahmetli Özal -Atatürk’e bile nasip olmamış- bi”şans”ı kullandı. Milletvekili olacakların listesini “tek başına” hazırladı. Dincilerin Meclis’te, toplumdaki
oranlarının kat kat üstünde bir güce sahip kılınmasında büyük rol oynadı. ANAP örgütünde de dincilere büyük ağırlık verdi.

Eğitim, İçişleri ve Adalet bakanlıklarındaki “laiklik karşıtı” kadrolaşma, Özal döneminde doruğa ulaştı. Yeni üniversiteler “tarikatçı” rektörlerin eline o teslim etti. (163’ü kaldıran ve “Federasyonu tartışalım!” diye PKK’ye umut veren de o idi!)

★★★

Üçüncü kahramanımız ise Sayın Demirel.

Bugünkü çarpıklığa katkısı, diğer ikisine göre çok daha eskilerde başlıyor. Nedenleri de onlardan farklı.

Özal “inancının gereği”ni yerine getirmişti. Evren, nelere alet edildiğini anlayamamıştı. Demirel ise dincilere verdiği ödünü “siyasal kurnazlık” ya da
“siyasal gerçekçilik'(!) adına yaptı.

MC hükümetleri döneminde, dinci kadrolaşmaya göz yumdu. Birkaç oy umudu ile dinsel öğeleri siyasal söyleminin bir parçası haline getirdi. “Dincileri kullanmayı” düşlerken, dinciler tarafından kullanıldı.

Bugün Meclis’teki DYP’li “dinci-milliyetçiler” de
onun “eseri “dir!

★ ★★

Devlet yönetimindeki bu çarpıklık giderilmeden, ülke esenliğe çıkamaz!

Önce anayasa, sol ile sağ, emek ile sermaye ara sırdaki güç dengelerini bozan “pranga”lardan kurtarılmalıdır. Sonra da partiler yeniden yapılanmalı, demokratikleşmelidir.

Anayasa düzelince, meydan bir avuç din ya da“para babası “na kalır olmaktan çıkacaktır. Partiler düzelince de dinci olan dinci partiye oy verecektir,
demokrasiden yana olan da laik partilere.

Ve toplumdaki küçük “fanatik” grupların, büyük
partileri kalkan olarak kullanmaları yolu tıkanmış olacaktır…

Topluma ters düşen bu Meclis, elbette ve tez elden değişmelidir!

Ama bir azınlığın çoğunluk üzerindeki diktasının temsilcileri konumuna hızla sürüklenmekte olan Eğitim, İçişleri ve Adalet bakanlıktan da değişmelidir! Yeniden yapılanmalıdır!

Bilmemek “cehalet”ten, görememek “gaflef”ten,
bilip ve görüp de gereğini yerine getirmemek ise “ihanet”tendir!

Söz konusu araştırma, Hürriyet gazetesi tarafından Strateji-Mori araştırma kurumuna yaptırılmıştır.

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın