Yazı Hakkında

Başlık:Artık 12 Eylül Askeri Yok!
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:16 Ağustos 1998, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Artık 12 Eylül Askeri Yok!

Çok değil, daha dır yıl kadar önceydi. Ordunun en yetkili isimlerinden birisi, bir Cumhuriyet yazarına şöyle demişti:

– Bir şeyi herkesin iyi anlaması gerekir: Bugünün ordusu, 12 Eylül’ün ordusu değildir!

Geçenlerde gene yazmıştım. Bir başka komu tan da bir üniversite öğretim üyesine, bu “mesaj” biraz daha açmıştı;

– 12 Eylül’de oyuna getirilmiştik. Bu oyuna bir daha gelmeyeceğiz!

Bu sözlerin ne anlama geldiği iyice anlaşılmalıdır. Olabildiğince iyi anlaşılmalıdır ki, ordu ve rejim üzerinde yanlış hesaplar yapılmasın!.. “Falanca komutan gitti, filanca komutan geldi, artık askerlerin tutumu değişecek” gibi “feci” hatalar yapılmasın! Ve o hatalar üzerine bina edilecek” yanlış hesapların bedeli topluma ödetilmesin!

★ ★★

Yanıtlanması gereken iki soru var.

Ordu niçin değişti?.. Ne kadar değişti?

Askerlerin niçin değiştiği belli!

Birincisi, koşullar değişti.. Yirmi yıl önce, Türkiye’nin önündeki “en büyük tehlike” olarak komünizmi görüyorlardı. Oysa komünizm yıkıldı… Şimdi ise, en büyük tehlike olarak “irtica”yı görüyorlar. İkincisi, 12 Eylül ‘de yapılanların “meyve”leri ortaya çıktı. “Kızıl tehlike”ye karşı “yeşil”i kutlanmanın yanlışlığı yaşanmaya başlandı. Kemalizmin yerine ‘Türk-İslam sentezi”ni koymanın devlete neye malolduğu anlaşıldı.

Askerlerin ne kadar değiştiği de “ayan beyan” ortada!

Geçen dönemki 28 Şubat kararlan değil sadece değişikliğin altını çizen. Gericilik ve bölücülük tehlikelerinin hemen yanı başına ‘ırkçı milliyetçi çeteler”! de ekleyen gene askerler oldu.

Gericilik ve bölücülük zaten ordunun geleneksel hedefleriydi.. Hedef üçe çıktı.

12 Eylül’de Özalcılığa kapıları ardına kadar açan ordu, bu kez o yolun çıkmaz olduğunu savunmaya başladı. Harp Akademileri Komutanlığı, özelleştirmenin sakıncaları üzerinde rapor yayımladı.

Özelleştirmenin Batılılar tarafından niçin dayatılmak istendiğini sorguladı. Özelleştirmenin gelişmekte olan ülkelerde yarattığı olumsuz sonuçlara dikkati çekti. Sosyal devlet ilkelerinin budanmasının “sosyal patlama” yaratabileceğini vurguladı.

Kısacası.. 12 Eytûl’ün ordusu “Atatürk’e evet, Kemalizme hayır” çizgisindeydi. Bugünün ordu su ise,  Atatürk ile Kemalizm! ayırmanın “aymazlık” olduğunun bilincinde!

★ ★★

Her şeyi açık konuşmakta yarar var.

12 Eylül yönetimini ABD “servis”leri oyuna getirmişlerdi. Çünkü Kemalist model onların çıkarlarına uymuyordu. “Ulus devlet” onların çıkarlarına ters düşüyordu.

Önce “Türk-İslam sentezi” kakalandı… Ardından “ılımlı islâm” senaryoları, “Türkiye’nin tarihi ile barışması” tezleri gündeme geldi.

Laikliğin sulandırılmasında en büyük adımlar 12 Eylül’de atıldı.. “Sentezciler”in devlet içinde kadrolaşması 12 Eylül’de hızlandı.. Atatürk’ün, devri mi açısından en önem verdiği kurumlar 12 Eylül’de kapatıldı.. Solu ezmek adına, Cumhuriyet’in
temel değerlerine sahip çıkan kadrolar o dönem de ya tümden “temizlendi” ya sindirildi.

Bugünün askeri, işte o adımların acı meyveleri “içi kan ağlayarak” seyrediyor. Geçmiş yanılgılardan gereken dersleri çıkarmış.. Ve de o yolun Batılı akıl hocalarının gönlündekinin “Lozan” değil “Sevr” olduğu “teşhis”ini koymuş!

Karadayı Paşa gider… Kıvrıkoğlu Paşa gelir.. Yarın o gider, sıradaki gelir..

Ama bugünün iç ve dış koşullan değişmedikçe… Bugünün ordusunun inançları da, tutumu da değişmez!

Erbakan‘ı kurtarma peşindeki FP.. Çiller’i kurtarma peşindeki DYP.. Kapağı Meclis’e atabilmek uğruna her şeyi yapmaya hazır tabela partisi genel başkanları.. Ve düşünce ahlakının ve de gazetecilik mesleğinin yüz karası bazı isimler…

“Çirkinlik cephesi”ni kurmadan önce külahlarını önlerine koysunlar.

Yüz kez.. bin kez.. yüz bin kez yemden düşünsünler!

Belki sonunda FP “fazilet”i bulur, DYP de “doğru yol”u.

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın