Yazı Hakkında

Başlık:‘2. İnönü’ Olayı…
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:08 Ocak 1995, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

‘2. İnönü’ Olayı…

Bir köşe yazarının zorlandığı anlar vardır.

Bir olay gelir, bir kişide düğümlenir. Ama siz o kişiyle ilgili olumlu ya da olumsuz duygulara sahipsinizdir.

Kişiliğini seversiniz, ama yaptıklarının yanlışlığına inanıyorsunuzdur. Ya da kişiliğini sevmezsiniz, ama yaptıkları size göre doğrudur.

Yorumcu, akılını duygularının önüne geçirmek zorundadır.

★★★

SHP-CHP birleşmesi, iki umutsuzluktan bir umut çıkarma deneyidir.

Umutsuzluğu umuda çevirmenin ilk koşulu nedir? Umutsuzluğu yaratan nedenlere doğru bir tanı koymak. Daha sonra da onları ayıklamak.

Umutsuzluğun baş sorumlularını koruyarak umut yaratmaya olanak var mı?

CHP zaten ölü doğmuştu. Daha iş işten geçmeden.
“Umudu ertelemek, yitirmekten iyidir!” diye yazdığımı anımsıyorum.

Peki SHP niçin adım adım eridi? Türkiye’nin ikinci büyük partisi iken, altıncı sıraya nasıl düştü? Seçim barajının altına kadar inmesinin sorumları kimlerdir?

1987’deki “baskın” seçimler öncesi, rahmetli Özal‘ın “Mussolinivari” seçim sistemine kim “evet” dedi? Demirel ve Ecevit‘in, “Şu çarpık seçim sisteminden vazgeçilmezse, seçimleri boykot edelim!” önerisine -Ecevit’in siyasal yaşamını bitirmek umudu ile- kim “hayır” dedi?

Ve o “tarihsel yanılgı “nın sonucunda, önce Özal’ı sonra Demirel’i Çankaya’ya kim taşıdı?

HEP’le “seçim işbirliği“, partinin Güneydoğu’daki
HEP’e teslimiyeti “ne dönüştürmenin sorumluluğu kime aitti? O seçimlerde parti, Doğu’daki tam 13 seçim çevresinden niçin tek bir milletvekili bile çıkaramadı? Başka seçim çevrelerinden gelenlerin çoğu da partiyi niçin terk etti?

Doğu’yu HEP’e terk edenler: Karadeniz’de, Trakya’da, Ege’de bunun bedelini ne kadar oy, ne kadar milletvekili yitirerek ödediler?

1989’daki büyük yerel seçim zaferi, bir “çıkar paylaşımı” telaşı içinde, nasıl “hizmet “e dönüştü?

Partinin ne yapısal, ne ideolojik tutarlılığının kalmasının sorumlusu kimdir? HEP bölünmesinden sonra CHP bölünmesinin kaçınılmazlığı kimin sorumluluğundadır?

★ ★★

Erdal İnönü, kişisel olarak saygı ve sempati duyduğum bir insan. Ama Ecevit dışı solun bugünkü perişanlığının en büyük sorumlusu odur!

Onun arkasından gelen sorumlular ise; başta Baykal, Gürkan, Karayalçın, Kara kaş ve “bilinen” bazı isimlerdir.

Erdal Bey -sıkılıp da- ilk “Hadi bana eyvallah!” dediğinde; “Aman n ‘olur bizi bırakma!” diye eteğine satılanlardır. Erdal Bey’e akıl veren, tüm yanlışlarında “teşvik “eden bazı “kifayetsiz muhteris“lerdir.

Milletvekili olabilmek için, siyasal rakiplerini 12 Eylülcülere “veto” ettiren zavallılardır. Ve o zavallıları önemli konumlara getirerek kendi zayıflıklarını örtebileceklerini sananlardır…

Umutsuzluğun tüm sorumlularını bir araya getirip başlarına da “baş sorumlu “yu dikerek “yeni” bir umut yaratmaya olanak var mı? Halkın, bitmez tükenmez “Erdal Bey- Deniz Bey maçları “nı çok mu özlediğini sanıyorsunuz?

★★★

Önümüzde “umut” verebilecek sadece iki “senaryo” bulunuyor.

Ya Mümtaz Soysalyepyeni bir ekip“ile birleşik “altıoklu parti“nin başına geçer. Partiyi “sıfırdan başlayarak” sağlıklı bir yapıda yeniden kurar. İdeolojik tutarlılığı bozanları ayıklar.

Ve seçimlerde de Ecevit’in DSP’si ile “seçim ittifakı “na gider.

Yada… Hamam da eski kalır, tas da…Ve Soysal ve benzerleri; taslarını taraklarını toplayıp DSP’de yerlerini alırlar.

Birinci senaryo gerçekleşirse, “sol” iktidara bile gelebilir.

İkinci senaryo gerçekleşirse, DSP Türkiye’nin birinci partisi olur.

Solda kimse düş görmesin… “Mutlu son“la bitebilecek “üçüncü” bir senaryo -ne yazık ki- yok!..

★★★

Kültür Bakanlığı sorumluluğunu taşıdığım dönemde.

Onat Kutlar, sinema alanında danışmanlığımı yapmıştı. Birikimi, üretkenliği ve kişiliği ile kendisine her zaman saygı ve sevgi duydum. Tanrı’nın, kültür yaşamımızı onun katkılarından bu kadar erken yoksun bırakmamasını diliyorum.
Onat’larımız ne yazık ki çok değil!..

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın