Yazı Hakkında

Başlık:21. Yüzyılın Eşiğinde
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:13 Mayıs 1998, Çarşamba

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

21. Yüzyılın Eşiğinde

Şu sözleri Hakkı Tonguç tam 55 yıl önce söylüyor:

“- Bu üniversite ile olmaz. Yüksek Köy Enstitüsü ile biz geleceğin üniversitesini hazırlıyoruz. 21. yüzyılın insanını yetiştireceğiz. Türkiye bu üniversite ile Türkiye’nin yükseköğretim sorununu çözemez. Üniversite oturan bir kurumdur, hareketsiz bir kurum. Biz bu kurumla 21. yüzyıla hazırlanamayız.”

Ve ekliyor:

“Daha hareketli, daha toplumla iç içe, toplum içinde kanatları olan bir kurum olması gerek. Bununla biz 21. yüzyıla giremeyiz. Yüksek Köy Enstitüsü bizi 21. yüzyıla götüren bir kurum olacak ”

Önce Köy Enstitüleri kapatıldı.

Arkasından Erzurum’da ilk “özerk olmayan” üniversite kuruldu.. Gericilerin yönetimine ve denetimine teslim edildi..

Derken 12 Eylül geldi. YÖK icat edildi.. Üniversite özerkliği tümden kalktı.. ve seçimle yönetime gelemeyen ‘gerici’ler, devlet eliyle üniversitelere egemen kılınmaya başladılar.

Eski üniversiteler, gelenekleri ve oturmuş yapıları ile direndiler. Direnemeyenler ve yeni kurulanlar “çağdışı”lığa teslim oldular.

Tonguç’tan Doğramacı’ya. Özal‘dan bugüne.
Nereden nereye!?..

★★★

Önümde bir “rapor”dan bilgiler var.

Hangi üniversitede hangi tarikatlar ne ölçüde egemen? Rapor, üniversitelerimizin bugünkü acıklı halini sergiliyor.

En “çaresiz” gibi görünenler ise Doğu ve Güneydoğu’dakiler.

100.Yıl, Dicle, Harran, İnönü, Fırat ve Sütçü İmam üniversiteleri listenin başındalar.. Konya Selçuk Üniversitesi ile Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi de pek parlak durumda değil.. İstanbul’un göbeğindeki Marmara Üniversitesinde bile. artık Nurcularla Nakşibendiler birbirleri ile çatışıyorlar.

Çok yerde Cumhuriyetçiler ortada yok; kavga sağın kendi arasında.

Dinciler mi ülkücüler mi egemen olacak? Yoksa egemenliği dinciler içindeki tarikat bölünmesi mi belirleyecek?

Bana ulaşan son dosyalardan birisi, Diyarbakır Dicle Üniversitesi ile ilgili.

Doç. Haşan Tahsin Fendoğlu, “ünlü” Şevket Kazan’ın Adalet Bakanı iken danışmanlığını yapmış. Refah Partisinin Elazığ il başkanlığı görevinde bulunmuş. Şimdi Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesinde görevli.. Yanına da “kendi ideolojisi”nden iki doçent ile dört yardımcı doçenti almış.

Yasalara aykırı olarak bütün jürilerde onlar var.

İlgili bölümlerin başkanlarını bile devre dışı bırakıyorlar. “Dini bütün” adaylarına sınav kazandırıyorlar. Ve her geçen gün, biraz daha egemenliklerini sağlamlaştırıyorlar.

Yer aldıkları jürilerin çoğu kendi dallarından olmadığı için; bazı durumlarda, açıklanan “cevap anahtarları” bile yanlış!

Doç. Fendoğlu, Arapçadan başka bir dil bilmiyor. Ama kendisi ile hiç ilgisi olmayan dallardaki yardımcı doçentlik sınavlarında hazır ve nazır. Hem de “açıkça yasalara aykırı” olmasına karşın.

Arapçadan başka yabancı dil bilmediği ve en az bir Batı dilini bilmek yasa gereği olduğu halde. Şimdi de “anayasa hukuku” doçenti olma başvurusu sonuçlanma yolunda.

Usulsüzlüklerle, yasa tanımazlıkla ilgili girişimlerin ise hepsi sonuçsuz.

Ne üniversite yönetiminden ses var, ne de YÖK’ten!

Çünkü bu kişilerin dokunulmazlıkları var..

Hukuk Fakültesi’ndeki okuma salonunun kız öğrenciler için mescit yapılması amacıyla öğrencileri kışkırtıyorlar. Fakültedeki herkesin namaz kılması gerektiğini her yerde savunuyorlar. Cuma günleri ders yapılmayıp, hep birlikte namaza gidilmesi için propaganda yapıyorlar.

Ve belki de bunlardan dolayı dokunulmazlar!

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nde Atatürk‘ün resminin yerine Çatlı‘nınkinin asıldığını Radikal gazetesi manşet yapmıştı. Ben de bu bilgiyi bir yazımda kullanmıştım.

Vali konunun yargı önüne gittiğini bildiren bir açıklama yolladı iki rektör yardımcısı da, rektörün isteği üzerine soruşturmayı kendilerinin yaptığını ve “iddianın asılsız” olduğunu bildirdiler

Ama her nedense. Fransızların “Ateş olmayan yerde duman çıkmaz!” sözü geldi aklıma. Eğer o üniversitede ülkücüler çok güçlü olmasalar, acaba bu tür söylentiler gene de çıkar mıydı?

Süleyman Demirel Üniversitesi’nin rektörü de bir açıklama göndermiş ki; tek sözcükle “harika”(!)

Meğer, üniversitesinde “Cumhuriyet rejimine karşı” tek bir öğretim elemanı bile yokmuş. Meğer, üniversitesinde her şey güllük gülistanlıkmış. Meğer bana üniversitesinde olup bitenlerle ilgili bilgi veren çok sayıdaki öğrencinin ve Ispartalının hepsi de yalan söylüyormuş(!)..

★★★

Nereden nereye?

Tonguç’tan YÖK rektörlerine…

Köy Enstitüleri’nden YÖK üniversitelerine..

Çağdaş eğilimden çağdışılığa..

Bırakın yüksek Köy Enstitülerini… Köy Enstitülerinin lise düzeyindeki bölümleri bile, bugünkü çok üniversitemizden çok daha iyi eğitim veriyorlardı. 18 bin köy enstitüsünden bir tekini bile, çağdışı kafalı pek çok profesöre değişmem!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın