Yazı Hakkında

Başlık:ABD, Nursi ve Bizimkiler…
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:10 Ağustos 1994, Çarşamba

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

ABD, Nursi ve Bizimkiler…

Telefondaki ses düşünceliydi.

“- Batı’nın ve özellikle de ABD’nin, Ortadoğudaki köktendinci akımlardan rahatsız olduğundan emin misiniz? Şeriatçı devletlere niçin destek veriyorlar? Çağdışı rejimler yıkılsa, petrole dayalı çıkarlarını koruyabilecekler mi?”

Suudilerin arkasında olduğu köktendinci akımlarla İran modelinden esin ve destek alanların aynı kaba konulamayacağını anlatmaya çalıştım. Batı’nın çıkarları ile bütünleşmiş olan birincisinin kitleleri -olabildiğince uzun süre- uykularından uyandırmamayı amaçladığı açıktı.. Ama İran kaynaklı köktendincilik farklıydı.

Türkiye gibi bir ülkeyi geriye götürebilirdi.. Suudi Arabistan ve benzerlerinde ise “çağdışı” yapıyı çatlatabilirdi.. Çünkü toplumsal ve siyasal katılıma daha açıktı Dolayısıyla da göreceli olarak “daha” demokratikti!.

★★★

Gerçekçi olalım.

Batı ve özellikle de ABD için önce çıkarları önemlidir, sonra “insan hakları” ve demokrasi.. Körfez bunalımı ile Bosna faciasının karşılaştırılması bile, gerçekleri anlamak için yeterlidir.

“Laik-demokratik” bir model Ortadoğu’da ABD için temel tercih midir?

Sanmıyorum.

ABD çıkarları için uygun olanı, dinci kesimlerle bütünleşmiş “yarı laik, yarı demokratik” bir modeldir.. “Bon pour l’Orient” (Doğu için geçerli)!..

Çünkü ABD, Kemalist modelin Ortadoğu ve Orta Asya toplumlarının “fazla” ilerisinde olduğunun farkındadır. Böylece Türkiye bir yandan “Avrupa Kulübü ‘nün dışında kalacak: öte yandan da, Batının denetiminde olarak Ortadoğu ile bütünleşebilecektir.

Hangi dönemde ABD etkisi Türkiye’de doruk noktasındaydı?

12 Eylül döneminde!

“Türk-İslam Sentezi” hangi dönemde “resmi ideoloji” oldu? “Zorunlu din dersi” hangi dönemde Anayasaya girdi? Uğur Mumcu’nun gözler önüne serdiği olay,
“Rabıta”ya. kapıların açılması hangi dönemin eseridir?

12 Eylül’ün!

Ne kadar da rastlantı (?).. Tıpkı, devlet içindeki “dinci” örgütlenmenin 12 Eylül sonrası dönemdeki inanılmaz tırmanışının da bir rastlantı (!) olduğu gibi..

Ionescu‘nun “Kel Şarkıcı” oyunundaki nakarat geliyor aklıma: ‘‘Ne kadar ilginç, ne kadar garip!.. Ne kadar inanılmaz bir rastlantı!..”

★★★

Amerikalıların ve Amerikancı çevrelerin yere göğe sığdırmadıkları bir eski sayın hocamız, “Bediüzzaman” Said Nursi üzerine bir kitap yazıyor. Önce İngilizce, daha sonra Türkçe..

“Çok” bilimsel..

Övgüler var, yergiler yok! Olumlu yaklaşan kaynaklar var, olumsuz yaklaşanlar yok!

Leyhteki olaylar ve yorumlar var, aleyhtekiler yok!

Kitaba göre, Said Nursi “olağanüstü’ bir insan.. Mesajı “modernleşme akımlarından birini” oluşturuyor.. Aydınlanma Felsefesi’nin içinden doğmuş fikirleri kendi sistemine yedirmiş.. Anlatımında “Kuran üslubunu çağrıştıran yönler” bile bulunuyor..

Kitaba göre, Nursi’nin çok sayıda “kerameti” de var

Medrese öğrenciliği sırasındaki bir rüyasında, kendisine “Hazreti Muhammed’i görme izni” tanınmış.. 1890’ların başında, elleri kelepçeli olarak Bitlis’e gönderilirken, “kelepçelerinden kurtulmuş biçimde ibadete hazırlandığı” görülmüş.. Ertesi gün sorulacak soruları önceden bilirmiş.

Yazara göre, Kemalizm bir “kişiliksizleştirme” sürecinin başlatıcısıdır.. “Yüzeysel ve toplumla organik bağlardan yoksun”dur.. Oysa Nurculukta, “toplum seferberliğine tanınan önem” belirgindir. Ve Nurcular, sibernetikten biyolojiye, morfolojiden astronomiye kadar, “son derece üst düzeyde” kitaplar yazmaktadırlar..

★★★

Ya perdenin öteki yüzü? Yani “dünya çapında”ki bilim adamımızın kitabında yer almayanlar?

Said Nursi’ye göre Atatürk  “tek gözlü deccal”dır.

Laiklik, dinsizliktir… Devrim yasaları “Hıristiyan kanunları “dır. Kurandan başka anayasa olamaz. İslam için tek millet “İslam milleti”dir. Çok kadınla evlenmek şarttır. Kadının erkeğinden boşanabilmesi dine aykırıdır. Kuran kadına üçte bir pay verirken uygarlığın kadına erkek kadar pay vermesi “adaletsizliktir.

“Zülfükar” adlı risalesine göre, “hayvanlar bile nur risalelerine hayran”.. “Hanımlar Rehberi”ne göre, “bir yaşındaki küçük bebekler bile” koşup Nursi’nin elini öpmektedir..

★★★

ABD nin Ankara’daki eski ve ünlü bir büyükelçisi “Radikal İslam, tehlike değil!” buyuruyor. Yaşamının yarısı Amerika’da geçen profesörümüz, birdenbire “Bediüzzaman”ı keşfediyor.

Ve SHP’li Kültür Bakanı geçen yıl gazetelere kocaman kocaman ilanlar veriyor: “Said Nursi Halk Kütüphanelerinde sizi bekliyor!..”

Arkasından “1923 beni ilgilendirmiyor!” diyen Boyner‘ler talanlar filanlar..

Günümüzün dünyasında da rastlantılardan geçilmiyor ki!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: