Yazı Hakkında

Başlık:Ağaran Saçlar Demokrasisi..
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:06 Aralık 1998, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Ağaran Saçlar Demokrasisi..

Regis Debray, ünlü 68 kuşağının gözde isimlerindendi.

Che Guevera’nın dostuydu. “Devrimde Devrim” kitabının yazarıydı, Hüsranla biten bir düşü içinden gözlemlemişti. Ve Latin Amerika’daki tutukluluk günlerinden sonra, Fransa’nın solcu
Cumhurbaşkanı Mitterrand’a danışman olmuştu.

Birkaç yıl önce Ankara’daydı.. “Yaşasın Cumhuriyet” kitabı, eski hızlı komünistin artık farklı bir çizgide olduğunu gösteriyordu.

Konuşmamız sırasında, kendisine Bernard
Shaw’ın bir tümcesini anımsattım:

“Eğer 20’sinde komünist değilseniz, kalbiniz
yok demektir: ama 40’ında hâlâ komünist iseniz, aklınız yok demektir..”

Debray bu sözü daha önce duymamıştı.. Katıla katıla güldü.

Öğrenciyken, Menderes’in asılmasını alkışlamıştık.. Aradan yıllar geçti; bunun insancıl açıdan da, toplumsal açıdan da yanlış olduğunu düşünmeye başladım.

Menderes suçluydu. Ama hak ettiği ceza “ölüm “
değildi.

12 Mart yönetimi. Deniz Gezmiş ve arkadaşlarını astı. Gene çok kişi alkışladı.. “Ibret-i âlem” olsun dendi.

Oysa o üç genç kimseyi öldürmemişti.. Öldürmemeye özen göstermişti.

Suçluydular. Ama hak ettikleri ceza “ölüm” değildi.

Yaşasaydılar ne olurdu?

Hapis cezalarının bitiminde topluma katılırlardı.
Menderes -tıpkı eski arkadaşları gibi- demokrasiye saygılı ve uzlaşmacı birisi olurdu. Deniz Gezmişler de -büyük bir olasılıkla- sosyal demokrat, barışçı milletvekilleri olarak karşımıza çıkarlardı.

★★★

1970’li yıllar, Demirel-Ecevit çatışmasının damgasını taşır.

Bir kesimin gözünde, Ecevit “gizli komünist” idi, Bir kesimin gözünde de, Demirel “Amerika’nın adamı “ydı, Sağ için baş düşman Ecevit, sol için baş düşman Demirel’di.

İkisinin söylemi de sert, sivri ve kırıcıydı.

Yıllar geçti, saçlar ağardı.

Bugünün Demirel’i, zaman zaman solculardan da alkış alıyor. Bugünün Ecevit’ine ise, dindar kesimler ve en kat milliyetçiler bile saygı ile bakıyorlar.

Ecevit, anayasanın değiştirilerek Demirel’in
cumhurbaşkanlığı süresinin uzatılmasını savunuyor. Demirel ise, bazı olası tepkileri bile göze alarak, Ecevit’e başbakanlık yolunu açıyor. Ve duygusal bir anında, ağzından şu sözler dökülüyor:

“-Seneler sadece saçlarımızı, sakalımızı ağartmadı.. Seneler kafalarımızı da, seneler duygularımızı da, seneler çok şeyi düzeltti..”

Değişen sadece Demirel ve Ecevit mi?

Örneğin 1970’lerin ‘Türkeş’i yırtıcı bir “şahin”di,
1990’ların Türkeş’i ise, ülkücü şahinleri sakinleştiren bir ”denge”ydi..

Nedir değişimin kökenindeki ana etken?

Yaş mı?.. Yaşananlar mı?..

Yoksa her ikisi de mi?..

Kamuoyu yoklamaları, toplumda en güven duyulan önderlerin Ecevit ve Demirel olduğunu gösteriyor. Devletin doruğundaki iki isim de 74-75 yaşlarında.

Cüneyt Arcayürek, genç bir ulusu yaşlıların yönettiğini söyleyerek, geçenlerde bana takılmıştı.
Verdiğim yanıtı köşesine atmış:

– Gençler utansın!

Bir yanda Demirel ve Ecevit.. Sağduyulu ve ılımlı…

Öte yanda Yılmaz, Çiller, Baykal, Hırçın ve kavgacı..

Eğer toplum birincileri tercih ediyorsa, acaba kabahat kimde? Siyaseti bırakmamakta direnen birincilerde mi?. Yoksa, gençliğin dinamizmini, deneyimin bilgeliği ile birleştirme fırsatını kullanamayan ikincilerde mi?

Deneyimi, kimileri “tüm saçlar döküldükten sonra yaşamın sunduğu altın bir tarak” olarak tanımlarlar.

Ama bazen saçlar dökülmez, ağarır.. Ve altın
tarak da, hüzünlü bir süs olmaktan çıkar.

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: