Yazı Hakkında

Başlık:Ah Şu Nasırlar!..
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:14 Nisan 1999, Çarşamba

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Ah Şu Nasırlar!..

Azız Nesin in 12 Eylül döneminde yazdığı ünlü bir
“Hıkâye-i Hazret-i Dangalak” vardı.

Bir ülkenin bir diktatörü varmış. Alanlarda ne söylese halk alkışlarmış.

Konuşmalarını hazırlayan danışmanı günün birinde çok kızmış ona. Konuşmasının arasına güzel bir patlıcan dolması tarifi sıkştırmış.. Yuhalanmasını falan bekleyerek..

Ve Hazret-i Dangalak, komünistlere veryansın
ederken birden sesini yükseltmiş:

– Bu ülkenin en önemli sorunu patlıcan dolmasının usulüne uygun yapılmamasıdır…

Alkışlar.. Hem de coşkulu alkışlar…

Dangalak en büyük alkışını işte o gün almış.,.

Rahmetli Refi Cevat Ulunay da bazen bu azizliği
kendi kendine yapardı.

Gündem ciddi sorunlara fazla mı boğulmuş… Sakarsınız, üstat köşesinde hamsinin kaç tür yemeği olduğunu anlatıyor

***

– Ne olacak bu Türkiye’nin hali?

Tüm gazeteler bunun yanıtını aramakla meşgul
şunun şurasında birkaç gün daha kaldı. Bekleyip
göreceğiz…

Ortada çok daha önemli (!) bir soru var;

– Ne olacak bu Fenerbahçe’nin hali?

Ne patlıcan dolmasından ne de hamsi yemeklerinden anlamadığıma göre… Fenerbahçe şu sıralarda tam bana -ve de tüm Fenerbahçelilere- göre bir
konu.

Fenerbahçe bu duruma acaba niçin düştü? Nasıl
kurtulur?

★★★

Tıpkı Orhan Veli’nin şiirindeki gibi..

“Hiçbir şeyden çekmedi/nasırlarından çektiği kadar/Yazık oldu Süleyman efendiye…”

Fenerbahçe’nin nasırı da Fenerli yazarlar takımı.

Fener’in yandaşı çok olduğu için, spor basınındaki kalemşoru da mebzul miktarda.. Her kafadan bir ses. Her birinin ayrı ilişkileri, ayrı hesapları var.

Her biri kendine göre bu işi en iyi bilen(!) kişi..

İyi güzel de, söyledikleri genellikle birbirini tutmuyor. Bazen de birkaç hafta ara ile kendi yazdıklarını tutmuyor. Ve Fenerbahçe ile ilgili en doğru yazılan çoğunlukla Galatasaraylı Hıncal Uluç yazıyor.

Galatasaray bu yıl doğru dürüst iki transfer yaptı:
Taffarel ve Hasan Şaş.

Buna karşılık llie’si gitmişti. Filipescu’su gitti. Hasan Şaş’ı devre dışı kaldı.. Ama Sarı-Kırmızılılar yollarına devam ediyorlar.

Ya Fenerbahçe?

Baliç, Moldovan, Dımas Murat Yakın, Metin
Diyadin ve Sergen… Tam altı tane yıldız!

Üstelik Kemalettin ve K. Saffet gibi iki “milli”
oyuncuyu ve Selahattin gibi genç bir yeteneği kendi elinle yolcu etmişsin.. “Kadrom yetersiz” demeye hakkın yok!

Mustafa Doğan, Erol ve özellikle de Tayfun gibi
genç, yetenekli ve mücadeleci isimleri yollamaktan
söz etmek için insanın çılgın olması gerekir.

Yönetim elinden geleni yapmış. Artık Ali Şen döneminin “kişisel ve itici” görüntüsü kaybolmuş. Ve kadro yeterli…

Fenerbahçe’nin çektiği, “çok bilmiş” nasırlarından… Bir de antrenöründen.

Löw elbette cahil ya da stajyer değil. Ama hatalar
yaptığı da açık.

Şanssızlıklar bir yana… Fener bu kadrosu ve olanaklarıyla şimdi bu konumda olmamalıydı.

Ligdeki devre arasının iyi değerlendirilememesi…
3-5-2’de ısrar edilmesi.. Maçlarda gereken oyuncu
ve taktik değişikliklerin zamanında yapılmaması..
Antrenman disiplininin gereği gibi sağlanamaması..
Ve oyuncuların yeterince güdülenememesi (motive edilememesi)..

Bunlar ya da başkaları… Nedenler sonucu değiştirmiyor. Antrenör hatalı!

Ama -eğer Türkiye’yi ve Türk futbolunu iyi tanıyan
daha iyi bir antrenör bulunamıyor ise- mevsim sonunda Löw’ü ülkesine göndermek de daha büyük bir hata olacaktır.

Asıl gerekli olan, Löw’ün yanına, Oğuz gibi “takıma ağabeylik yapacak” birini eklemektir. İster kaptan isterse menajer olarak…

Hatada ısrar yanlıştır. Ama en büyük yanlışlık da
yaz-boz tahtacılığıdır.

Birisine hatasını düzeltme fırsatı vermek, bir başkasına yeni hatalar yapma fırsatı vermekten çok daha iyidir!..

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın