Yazı Hakkında

Başlık:Aklın Yolu “Bir”dir!.
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:28 Aralık 1994, Çarşamba

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Aklın Yolu “Bir”dir!.

CHP-SHP birleşmesi ne getirir?

Birleşme kurultaylarının ertesi günü gazetelere göz gezdirdim. Üç gazetenin, üç köşesindeki, üç küçük paragraf çok aydınlatıcı geldi bana.

Milliyette Derya Sazak, birleşmeyle ilgili olarak iki parti delegelerindeki genel havayı özetliyor: “SHP’de taban istiyor, yönetim birleşmeye karşı. CHP’de ise taban isteksiz, yönetim birleşme diye bastırıyor.” Anlamak kolay.

SHP “taban”ı, tükenmişliğin ayrımında. Birleşmeye “son
umut” diye bakıyor. Oysa “tavan” tüm siyasal geleceğim
hükümetin devamına bağlamış. Birleşmenin kendisini de
hükümet ortaklığını da bitirebileceği korkusunda.

Hürriyet’te Oktay Ekşi, yılların deneyimi ile bir gözleminin altını çizmek gereğini duyuyor: “Önemli partilerin büyük kongreleri toplandığı zaman, ondan başka bir şey konuşmayan Ankara sokaklarında dün, SHP ve CHP kurultaylarından söz eden tek bir Ankaralı bulmak herhalde
çok zordu.”

Anlamak kolay.

Sokaktaki adam birleşmeyi “inandırıcı” bulmuyor. Yeni
bir şey getireceğine ve siyasal “güç dengesi”ni etkileyeceğine inanmıyor.

“İki yanlış”tan bir “doğru” çıkmayacağının ayrımında.

★★★

Üzerinde en çok düşünülmesi gereken ise. Cumhuriyetle Mustafa Balbay’ın bir gözlemi: “Özeleştiriler ‘acı’ olduğu için, delegeler zaman zaman tepki gösterdiler. ‘Söylediklerin doğru ama, şimdi doğruyu söylemenin ne âlemi var?’ demek istiyorlardı.

Hemen, bana, bazı SHP’liler tarafından zaman zaman
yönettiler bir soru geldi aklıma:

– Düzen karşıtı partileri eleştirmek varken, niçin bizim
yanlışlarımızın bu kadar üstünde duruyorsunuz?

SHP’yi tüketen düzen karşıtı partiler değil ki, o yanlışlar.
Ve “yanlış “lar kabul edilip, gereği yapılmadıkça, hiçbir birleşme ne SHP’yi ne de onun kuyruğuna yapışarak bir yerlere gelmeyi umanları kurtarabilir.

SHP’li hükümetin devlet bakanı, “Biz siyasetin emrinde
din değil, dinin emrinde siyaset istiyoruz!” dediğinde, SHP
“tavanı “nın ya da “tabanı”nın kılı kıpırdadı mı?

SHP’li bakanın Atatürk düşmanı başdanışmanı, TV’de
“Kemalist devrimi 30 bin kişinin katili’ ilan ettiğinde, kulaklarda tıkaç mı vardı? “Bize Nasıl Kıydınız?” filminin yıldırım hızı ile çekilmesinde hangi SHP’li bakanın katkısı bulunuyordu?

SHP İstanbul örgütü adına, “Altıok’un üç okunun çöpe
atılması ” kararı çıktığında, o alıngan SHP’liler nerelerdeydiler?

SHP Genel Başkanı ve Genel Sekreterinin “en yakın “danışmanlarının “anlı şanlı” numaracı cumhuriyetçiler oluşu bir rastlantı mıydı?

Örgüt sustu. Tavan yanlışlarını sürdürdü. Parti tükendi.

Bilinçsizlikten mi? Çıkar korkusundan mı? Yapının bozukluğundan mı?

Seçmek serbest!

★★★

CHP, “Baykal‘ın partisi” görünümünden kurtulamadığı
için tıkandı. Tabandaki yer yer çok sağlıklı öğelere karşın,
“Atatürk’ün kurduğu parti” olamadı.

SHP, yapısal bozukluğunu, yapısındaki çelişkileri gideremediği için tükendi. Yapısal tutarsızlık, peşinden ideolojik tutarsızlığı gelirdi. İdeolojinin yerini, kolaylıkla “çıkar paylaşımı” âldı.

Mümtaz Soysal “birleşme modeli”ni şöyle tanımlıyor:

Model, geleceğin büyük sol partisini ve Türkiye’yi değil. kişileri ve mevkileri kurtarma modelidir. Bir avuç insan dışında kimseyi heyecanlandıramaz.

Yalan mı?..

★★★

CHP ve SHP içindeki “Kemalist sol” için seçenek “tek “tir.

Önce, “birleşik parti “nin “tavanı “nı, ideolojik açıdan tutarlı ve yıpranmamış, tükenmemiş isimlerden oluşturma amacıyla çaba vermek. Ve Altıoklu bayrakların altına, yanlışlıkla yada “5, kol” olarak gelmiş olanların eline Boyner’in adresini tutuşturmak.

Eğer başarılı olunursa, böyle bir partiye Ecevit‘in ne itirazı olabilir?

Eğer başarılı olunmazsa, böyle bir partide “ulusal sol”un artık ne işi kalabilir?

Ve de, Sayın Ecevit ile Sayın Soysal’ın savundukları
düşüncelerin farklı olduğunu kim öne sürebilir?..

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın