Yazı Hakkında

Başlık:Alevi Gerçeği!
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:29 Ekim 1997, Çarşamba

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Alevi Gerçeği!

Dersim, Tunceli’nin eski adı.

Osmanlı döneminde birçok ayaklanmaya tanık olmuş. Fatih Sultan Mehmet döneminde bile tımar sistemine dahil edilememiş. Feodal güçler cumhuriyete karşı da ayaklanmışlar.

Ayaklanma çok sert biçimde bastırılmış. Kurunun yanında yaş da yanmaya başlamış. Ama halk hiçbir zaman bunu Mustafa Kemal’den bilmemiş.

Hasta yatağındaki Atatürk’e ulaşmak için çabalamışlar. “Dersim ‘de insanlar ölüyor” diye telgraf çekmişler. Atatürk hemen Fevzi Çakmak’ı çağırmış. Askeri harekâtı durdurmuş. Tutsakları serbest bıraktırmış.

Dersim’de nüfus yoğunlukla Kürt ve Alevi.

Atatürk’ün partisi hemen her dönem en yüksek oy oranına Tunceli’de ulaştı. Benim siyasette olduğum dönemde bu oran yüzde 70’leri aştı. Ve CHP dışında hiçbir parti Tunceli’den milletvekili çıkaramaz oldu.

Alevi nüfusun yoğunlukta olduğu Sivas da
CHP’nin kalelerinden biriydi.

Oysa bugün Tunceli’nin DYP’li bir milletvekili
var. Sivas’ta bile DYP ilk kez bir milletvekili çıkarmış.

Acaba niçin?

★ ★★

Özcan Ercan’ın Milltiyet’teki “Aleviler” dizisini okuyorum,

İstanbul’un Alevilerin oturduğu Gülsuyu Mahallesini anlatıyor:

“Biraz ilerleyip tepelere tırmandıkça, yüreğimiz
daralıyor. Birbiri yanı sıra dizilmiş tek göz gecekondular. Yollar savaş meydanı sanki. Lağımlar
patlamış, ortada..”

İstanbul’da 50 bin Alevinin yaşadığı Gazi Mahallesini anlatıyor:

“Yollar bakımsız. Çevrede ne bir hastane çarpıyor gözümüze ne de bir banka. Ya da gençlerin boş vakitlerini geçireceği bir futbol sahası…”

Gençler arasında işsizlik yoğun.

İşte Anadolu’daki baskılardan kaçıp can güvenliği için İstanbul’a sığınmış olan Alevilerin hali!

Refah iktidarı döneminde açılan yargıç ve savcı sınavına Alevi gençler de katılmışlar, Yazılıda
100 üzerinden 95 alanlar sözlüde elenmişler.

Aleviler Meclis’te varlar. Hatta Bakanlar Kurulu’nda da zaman zaman varlar. Ama bürokraside yoklar…

Kurtuluş Savaşı’nda da Cumhuriyet kurulurken
de Atatürk’e en büyük destek Alevilerden gelmiş.
Çünkü Osmanlı, Rum’a, Ermeni’ye, Yahudi’ye
gösterdiği hoşgörüyü, Sünni olmayan Müslümanlardan esirgemiş. Çünkü ‘Atatürk’ten önce inançtan ile alay edilmiş, en doğal haklarını bile alamamışlar. ”

Ve Atatürk ile Aleviler arasında bir “gönül bağı” oluşmuş.

Ama bugün Alevi oylan ANAP’a, DYP’ye, hatta MHP’ye ve RP’ye bile gidiyor… Alevi gençler
arasında ise maceracı sola yönelenler artıyor.

★★★

Maraş kıyımı sırasında hükümetteydim.

Zamanın İçişleri Bakanı, Emekli Hava Orgeneral İrfan Özaydınlı’nın Maraş’ta nasıl çırpındığını biliyorum. Canını tehlikeye atarak -görevlilere cesaret vermek için – nasıl öne atıldığını biliyorum.

Ama devletin kendilerini koruyamamış olmasını, Alevilerin bir bölümü CHP hanesine yazdılar.

Sivas’ta 37 insanımız inancından dolayı -devletin gözleri önünde- yakılırken, SHP’nin iktidara ortak durumda bulunuşu da bir şanssızlıktı. O da Kemalist solun defterine eklendi.

Ve Aleviler. Deniz Baykal’ın CHP İstanbul il
başkanı için ‘Hem Türk hem Sünni” demesini de
yanlış yorumladılar. O sözün, CHP’nin İstanbul
örgütüne Kürt ve Alevilerin egemen olduğu suçlamasına bir yanıt olduğunu unuttular.

Sonuç?

Artık Aleviler sadece Kemalistlere oy vermiyorlar. İçlerinde, laikliğin altını oyan partilere destek çıkanlar bile var.

Bu durum değişmelidir!

Çünkü bu durum Aleviler’in de aleyhinedir.
Türk solunun da, genel olarak Türkiye’nin de.

Bugün Türkiye’de iki İslam var: Biri Arap-lran
kültürünü din adına dayatmak isteyenlerin İslâmı… Öteki ise Orta Asya’nın eşitlikçi – özgürlükçü geleneğini ve Anadolu’nun hoşgörüsünü temsil eden İslam.

Kökü dışarıda olan köktendinci akımlar birincisini temsil ediyorlar. Aleviler ise İkincisini.

Birincisi -Araplarda ve Acemlerde olduğu gibi- “Allah korkusu ” üzerine kurulu ve çağına kapalı… Yüzü karanlığa dönük!

İkincisi ise “Allah sevgisine dayalı… Özgürlükçü, eşitlikçi, hoşgörülü ve çağına açık… islamın
aydınlık dönemlerinin ışıltılarını taşıyor!

Aleviler konusunda devletin sorumluluğu çok
büyük, özellikle de hükümete ortak olan “Kemalist solcular”a büyük görev düşüyor.

Devlet işe alırken de hizmet götürürken de,
Türk-Kürt ayrımı yapmıyor. Sünni-Alevi ayrımını
da yapmamak zorundadır!

Bu sadece laikliğin gereği değil; asıl toplumsal barışın ön koşulu!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: