Yazı Hakkında

Başlık:Almanya’nın Güzel Yüzü!
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:02 Aralık 1998, Çarşamba

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Almanya’nın Güzel Yüzü!

Yönetim kurulunun beş üyesinden üçü Alman, ikisi Türk.. Başkan Türk.

Üyeleri yarı yarıya Türk ve Alman.. Alman üyeler içinde milletvekilleri.

Sokaklarda, caddelerde kocaman kocaman afişler.

Afişlerde, Cumhuriyet gazetesinin, Cumhuriyetin birinci yıldönümündeki baş sayfasında yer alan kocaman bir resim.. Başında defne yapraklı barış tacı, göğsünde Türk Bayrağı, göğe doğru kaldırdığı elinde ‘Yaşasın Cumhuriyet’ yazılı genç bir kız.. Arkasında. Anadolu bozkırında doğan bir güneş..

Tüm afişler, tüm el ilanları Türkçe ve Almanca..

Bir aya yayılan etkinliklerin adı. “Almantürk Kültürüne Katinlar”: ‘Es lebe die Republik” (Yaşasın Cumhuriyet).

Ve salonu dolduran kalabalığın üçte biri Alman..

Yer Erlangen.. Konu “Atatürk’ün Ulusçuluk Anlayışı ve Güneydoğu Sorunu” . Toplantıyı düzenleye, Erlangen Türk-Alman Dayanışma Derneği.. Toplantı salonunun duvarlarında, Cumhuriyet gazetesinin tarihsel sayılarının ön sayfalarının kopyaları ve Almanca açıklamaları..

Erlangen, Nümberg yakınında, yaklaşık yüz bin nüfuslu bir kent. Ekonomisinin temelini Siemens ve Grundig oluşturuyor. Ve birkaç bin Türk yaşıyor.

Sosyal demokrat bir belediye başkanı, kenti tam 24 yıl yönetmiş.. Aralıksız olarak.. Duverger’nin deyimiyle, bir “seçilmiş kral” gibi..

Belli ki, son seçimlerde gene aday olsa gene kazanacak.

Ama “Yeter artık” demiş ve eklemiş:

“-Altmış bir yaşıma geldim. Bu görevi yeterinceuzun  süre yaptığıma ve huzurlu bir emekliliği hak ettiğime inanıyorum.. Biraz da başkaları yapsın!”

Türkiye’de olsa, herhalde adamı tımarhaneye kapatırlardı.. “Kesenkes aklından zoru vardır” diye…

★★★

Derneğin Başkanı Mehmet Tulay Kozacıoğlu ile sokakta yürüyorduk. Bir de baktık, iri yarı sakallı bir adam, gelip geçenlerle sohbet edip, para topluyor.

Derneğin aktif üyelerinden, sosyal demokrat bir milletvekili imiş. Sayın Kozacıoğlu’na sarılıp iki yanaklarından öptü. Tıpkı Türkler gibi..

Şaşkın, sordum:

– Avrupalı erkekler bizim gibi öpüşmezler, Almanlarda da ilk kez görüyorum.. Bu yöreye mi özgü?

Güldü:

– Hayır, bizden öğrendi- Ve yalnız Türk dostlarını
öpüyor.

Yürüyüşümüzü sürdürdük.. İmza toplayan bir grup gence rastladık.

Kentin tümünü ilgilendiren konularda sık sık halkoylaması yapılırmış; örneğin bir sokak adı değiştirilirken bile halka sorarlarmış. Şimdi bu uygulamayı sınırlandırma girişimleri varmış..

Gençler buna karşı çıkıyorlardı.

Grubun başındaki genç, lise son sınıf öğrencisiydi.
Erlangen Gençlik Parlamentosu başkanıydı.

Ve adı Umman Aslan’dı..

Almanya’daki ikinci kuşak Türklerdendi. Ama Türkçeyi çok düzgün konuşabiliyordu.. Akşam, birçok gençle birlikte toplantıya da geldi.

Zaten derneğin toplantılarına kimler katılmıyor ki!..

Gelip, konuşmaların arasında resital veren Alman müzisyenler Kentin belediye başkanı ya da en azından bir temsilcisi. Belediye başkan adayları Belediye meclisi üyeleri..

Türkler geçenlerde bir gece düzenleyip, aralarında eğlenmişler.

Ertesi günü denetleyiciler gelmiş.. 0 gece hangi
müzik parçalarının çalındığını sormuşlar.

Ne kadar “telif hakkı” ödeneceğini saptamak için!

Evinize aldığınız bir kaseti evinizde dinliyorsanız sorun yok. Ama alıp da, konukların da katıldığı bir doğum günü partisinde çalarsanız, telif hakkı ödemek zorundasınız..

Almanya’da iki Türkiye var.

Birincisi, “dışlayan ve dışlanan” bir Türkiye.. Dinci, ırkçı, tepkici..

İkincisi, “dışlamayan ve dışlanmayan” bir Türkiye..
Çağdaş, başı dik, kendine güvenli.,

Almanya’da iki de Almanya var.

Biri dışlayıcı, hoşgörüsüz, önyargılı, ırkçı.. Ötekisi
dışlamayan, anlamaya çalışan, hoşgörülü, insancıl.

Ve Almanya’da tek bir gerçek var.

Dışlanan Türkiye ile dışlayan Almanya örtüşüyor..
Türkiye’nin güzel yüzü ile de Almanya’nın güzel yüzü
buluşuyor..

Ve de.. Kemalist kimlik, bir kez daha çağdaşlığını ve
evrenselliğini kanıtlıyor. Bir kez daha, çıkış yolunu gösteriyor.. Hem Türklere hem de Almanlara!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın