Yazı Hakkında

Başlık:‘…, Ama Ben de İnsanım!’
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:21 Ağustos 1996, Çarşamba

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Bu köşede pazar günü çıkan yazının son bölümü yerine, daha önceki bir yazının son bölümü girmiştir. Özür dileyerek yazıyı yeniden yayımlıyoruz.

‘…,Ama Ben de İnsanım!’

Ne yazık ki, iyi bir arşivci değilimdir.

Kimileri, beğendikleri yazıları kesip dosyalarlar. Aradıklarında da, şıp diye bulurlar. Oysa ben, biriktirdiklerim çoğaldıkça işin içinden çıkamayacağımı bilirim. Bu da çoğu kez beni yapmaktan alıkoyar.

Ama, gene de kesmekten, dosyalamaktan kendimi alamadığım yazılar vardır. Unatamadığım, etkisinden kurtulamadığım… Hatta zaman zaman yeniden okuduğum.

Şu satırlar, çok çok zaman önce Cumhuriyet’te çıkmıştı.

“Aynı sizler gibi soğuklar beni de üşütüyor. Ben de ıslanıyorum yağmurlarda… Benim de kanım kırmızı. Aynı kurşunlar beni de öldürüyor. Ölümler benim de yüreğimi dağlıyor. Kaybedince yakınlarımı, aynı şekilde dövüyorum bağrımı… Benim de dedem silah sıktı kuva-yı milliyede işgalci düşmana. Yemen türküsünde aynı duyguları paylaşıyorum sizinle..

Artık Maraş’larda katledilmek, Çorumlarda öldürülmek. Sivas’larda yakılmak istemiyorum. Özgürce cem yapmak, semah dönmek, bağlama çalmak istiyorum. Pir Sultan’ımı istiyorum!

İnsanı en yüce varlık, emeği en yüce değer, din, dil, ırk, mezhep ayrımı yapmadan bütün halkları kardeş olarak görüyorum. Laik, özgür, demokratik bir toplumda insan gibi doğmak, insan gibi yaşamak, insan gibi ölmek istiyorum…!”

Ve Sadık Eral imzasını taşıyan yazının başlığı şöyleydi:

“Aleviyim, ama ben de sizin gibi insanım ..”

★★★

Hacı Bektaş şenlikleri başlamış.

Sevgiden, hoşgörüden, akıldan yola çıkan bir inancın nurlandırdığı insanların şenliği bu.

“İlim Çin’de olsa arayınız” diyen Hz. Muhammet’ten.. “Bana bir harf öğretenin kulu kölesi olurum” diyen Hz. Ali’den… “İlimle gidilmeyen yolun sonu karanlıktır” diyen Hacı Bektaş-ı Veliden “Hayatta ene gerçek aydınlatıcı bilimdir” diyen Mustafa Kemal Atatürk’ten esinlenen insanların şenliği.

Alevi insanı niçin ilerici?

Çünkü Hz. Ali Divanı’ndaki şu sözlere inanıyor: “Ey karamsar kişi, bilmelisin ki şu devranın değişmeyen tek bir yasası vardır, o da değişmektir!”

Alevi insanı niçin hoşgörülü?

Çünkü Hacı Bektaş-ı Veli’nin şu düşüncesini paylaşıyor: “Okunacak en büyük kitap insandır!”

Alevi insanı niçin İran’ın Şiisinden çok farklı?

Çünkü Orta Asya’nın göçebe yaşamından Anadolu’nun çok kültürlü ortamına uzanan, Kemalizmle bütünleşen bir “eşitlik, özgürlük ve hoşgörü” geleneğinin üzerinde yükseliyor!

★★★

İran ve Arap kökenli tarikatlar “Allah korkusu”na dayanır.

Anadolu kökenli tarikatlar “Allah sevgisi” üzerinde yükselir..

Türkiye’nin koktendıncileri, ışığı İran’dan, Arabistan’dan beklerler.

Türkiye’nin Alevileri, bu toplumun köklerinden gelen ışığı saçarlar…

Niçin bu hoşgörülü insanlar, şimdi RP’lilerin kendi şenliklerine gelmesini istemiyorlar?

Hoşgörüsüzlüklerin, bağnazlıkların yarattığı birikim artık belirli sınırları çok gerilerde bıraktığı için.. Bugünün RP’li Adalet Bakanı’nın, Sivas’ta yakılanların değil, yakanların avukatlığına soyunduğunu unutmadıkları, unutamadıkları için!..

Yukarıda bir bölümünü sizinle paylaştığım o doyumsuz “yakarış”, şu tümce ile son buluyordu: “Acıların imbiğinde ağuları bal eyleyen bedenimin bir gün öç alma duygularına yenilmesini istemiyorsan, lütfen anla beni!”

Evet, Alevi de herkes gibi insan..

Üstelik de “güzel” bir insan!.

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: