Yazı Hakkında

Başlık:Amaç Bekçi Dövmek mi?
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:02 Mayıs 1999, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Amaç Bekçi Dövmek mi?

Kadınların örtünmesiyle ilgili ayet, Müslümanlığın doğuşundan tam on beş yıl sonra geldi.

Müslümanlar Medine’den Mekke’ye dönmüşlerdi. Kadınlara sokakta sarkıntılık edenler çoktu. Çünkü “cariye”lere sarkıntılık etmeyi toplum doğal sayıyordu.

Hz. Ömer bir ricasını Hz. Muhammed’e iletti:

– Allah’a yalvar da bu konuyla ilgili bir ayet göndersin!

Ve ilgili ayet, Ahzab suresi içinde yer aldı.. Kadınların dışarıya çıkarken “üst giysilerini” giymelerinin “daha uygun” olacağı bildirildi.

Ne için “daha uygun”?.. Sokakta “eza edilmemeleri ”, yani eziyet görmemeleri için!

Peki “daha uygun olur” ne demek?.. Sadece bir “tavsiye”dir, yani zorunluk yoktur demek!

Tanrı Meryem Ana‘nın ya da Hz. İbrahim’in kızının başını örttürmüş müydü? Hayır! Türkiye’de birçok tanınmış din adamının -bu arada Fethullah Hoca‘nın- yakını bayanlar içinde başı açık gezen yok mu? Var! Hem de çok var!..

★★★

Orta Asya Türk cumhuriyetlerinde, öğretmenin sınıfa başörtülü girmesi yasak!

Orada Fethullahçıların açtıkları okullarda bu kurala uyuyorlar. Türkiye’den giden bayan öğretmenlerden başı örtülü olanlar, okula giderken peruk takıyorlar.

Böylece ne şiş yanıyor ne de kebap!

Hem o durumdaki bayan öğretmen “inancının gereğini’ yerine getirmiş oluyor.. hem de devletin koyduğu kural çiğnenmemiş oluyor.

Çünkü kuralın amacı insanların inancına engel olmak değil.. İnsanların sınıfta ya da diğer kamu görevlerinde, kılık kıyafetleri ile bir baskı ortamı yaratmalarına engel olmak. Yani yansızlık gerektiren bir görevde, bazılarının bir kesimin temsilcisi gibi
görünmelerini engellemek!..

★★★

Kadının örtünmesi olayı İslamdan çok öncelere kadar uzanıyor.

Sümerlerde bile var. Musevilikte ve Hıristiyanlıkta da var. Kara çarşaf ise Ortodoks rahibelerinin giysisi..

Müslümanlıkta da başörtüsü gündeme geldiğinde bir ayrım yapılmış, örneğin Müslüman cariyelerin başlarını örtmesi yasaklanmış.. Çünkü cariyelere sarkıntılık serbest!

Yani başörtüsü, cariye olan ile olmayanın belli olmasında bir “araç” sayılmış.

İster bu ayrımdan yola çıkın, isterse “tesettür”ü erkeği cinsel yönden uyarmama amacına bağlayın.. Bugünün toplumunda bu gerekçelerin hâlâ geçerli olduğunu söyleyebilir misiniz?!

Örneğin sarık, sıcak ülkelerde başı güneşten korumanın bir aracı olarak doğmuş. Budist Hindistan’da da var.. Ama Osmanlı’da sarık gidip fes geldiğinde, “Din elden gidiyor!” diye ayaklanmışlar. Cumhuriyetle birlikte geleneksel Yunan askerinin
de kullandığı fes kaldırıldığında da bu kez gene “Din elden gidiyor” vaveylası ortalığı kaplamış.

Elden giden acaba din mi, yoksa dini siyasetin ve ticaretin aracı yapanların çıkarları mı?!..

★★★

Osmanlı’nın Mecelle’sinde bile ünlü iki hüküm yer alıyor.

Zamanın değişmesi ile birlikte kuralların da değişeceğini söylüyor, bu bir..
Zorunluk karşısında yasağa uyulmayabileceği söyleniyor, bu da iki.

Ama bugün bütün Türkiye tedirgin:

– Fazilet’in Kavakçı Hanım ‘i Meclis salonuna girerken kurallara uyacak
mı, uymayacak mı?

Sayın Recai Kutan, “Kafasını kessen başını açmaz” diyor.

Demek ki Bayan Kavakçı, bu sonuç bilinerek, hesaplanarak milletvekili yapılmış. Yani “türban “ı dinci kesimlere karşı kullanabilme ya da devletin kurallarını biraz daha işlemez hale getirebilmek için bir “tesettürlü” bayan bulmuşlar.

İçtüzük gereği diye, yerlere kadar değen mantosunu atıp, şık bir tayyör giymeyi içine sindiren.. yüzü her zaman makyajlı olan.. Meclis Genel Kurulu’nda erkeklerle yan
yana çalışmakta sakınca görmeyen.. ama sıra “türban”ı çıkarmaya gelince,
birden “inançlarından ödün veremeyeceğini” anımsayan bir bayan!..

Bayan Kavakçı Meclis’e saçlarım tamamen örten bir peruk ile gelse olmaz mı?.. Elbette olmaaaz!

Yüzlerce genç kız okullar na peruk ile girseler olmaz mı . Katiyyen olmaaz!

Peki niçin?

Mecelle’yi uygulayan Osmanlı’dan da daha gerilerde kaldıkları için mi?
Yoksa asıl amaçlan üzüm yemek değil de bekçiyi mi dövmek?

Erbakan‘ın RP’sinin başına gelenler ve FP’nin seçimlerde aldığı büyük yenilgi düşünülürse, galiba ikisi de değil.. Onlara en uygun olanı ozanımız söylemiş:

“Ders alınsaydı eğer, tarih yinelenir miydi?!..”

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: