Yazı Hakkında

Başlık:Amaç Ne?
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:18 Mart 1998, Çarşamba

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Amaç Ne?

Ordu darbe yapmak isteseydi, bir yıl önce yapardı.

Ortam oluşmuştu. Toplumun büyük çoğunluğu “sivil çözüm”den umudunu kesmişti. Demokrasiye en çok sahip çıkması gereken kesimlerde bile aynı laflar açıktan söyleniyordu:

– Ne yazık ki askerden başka çare yok!

Ama ordu o koşullarda bile darbe yapmadı. Yapmamak için büyük çaba gösterdi. Sivilleri uyarmak ve harekete geçirmek için yırtındı. Ve sonunda da hükümet değişip de sivil çözüm olasılığı ortaya çıkınca rahat bir nefes aldı.

O rahat nefesi belki toplumca aldık. Ama en çok da askerler aldılar.

Peki bir yıl önce -koşullar elverişli iken- darbe yapmayan bir ordunun, şimdi darbe düşünmesi için bir neden var mı? Yok!

Öyleyse “ara rejim” söylentileri ve Yılmaz ile Cindoruk’un askerlere meydan okur” tavırları, el altından bazı köşe yazarlarına “senaryo “lar yazdı olması., hükümet ortaklar ile Cumhurbaşkanının “ordudaki terfiler” konusunda cephe oluşturdukları izleniminin yaratılması.. Çiller ve Yazıcıoğlu ile cephenin büyütülmesi.

Acaba neden?

27 Mart yaklaşıyor.

Milli Güvenlik Kurulu’nun o günkü gündeminin başında da “irtica sorunu” var. Özellikle de “Fethullah dosyası”

Konuyu gündeme getiren. Kurul’un asker üyeleri. Rahatsız olan da sivil üyeleri.

Çünkü devlet Fethullah Hoca ile kol kola. Diyanet İşleri Başkanı Papa “e görüşebilmek için üç yıldır bekliyor. Ama devlet Hoca-Papa görüşmesinde başrolde. Dışişleri. Roma’da Hoca’ya “devlet büyüğü” muamelesi yapıyor.

Oysa devletin üç ayrı güvenlik kurumunun üç ayrı raporu ortada!

Yüzlerce özel okul ve dershane, özel üniversite.. “ışık evleri ‘., yurtlar, dergiler.. gazeteler radyo ve TV’ler. kazanılmış gençleri askeri okullara sokabilmek için, önceden “temin edilmiş” sorular, öğretmen olarak, polis olarak yetiştirilen binlerce genç..

Amaç?

Laik devleti içinden yıkacak “yeni bir kuşak’”

Ama “Hoca’nın okulları “nın, ABD’nin Orta Asya planları içinde önemli bir yen olduğu anlaşılıyor. Ve Hoca Türkiye ye “ılımlı İslam” olarak sunuluyor.

★★★

MGK’nin ünlü 28 Şubat kararlarının üç temel hedefi vardı.

Dincilerin ekonomik güçlerinin büyümesini önlemek .. Devlet içindeki kadrolarını temizlemek Ve genç kuşakların “aynı kafa” ile yetiştirilmesine engel olmak..

Bu hedeflerin amacı nedir?

Gelecekteki bir olası “iç savaşı”önlemek. Çünkü bu gidişe seyirci kalmak demek, toplumun gelecekte düşman iki kampa bölünmesini kabul etmek demektir.

Bu hedefler açısından bir yılda atılan tek ciddi adım, “sekiz yıl”lık temel eğitim. Ama o eğitimi verecek olan kadrolarda bile ciddi bir değişiklik yok.

Eğer hükümet 28 Şubat kararlarına karşı ise bunu kamuoyuna açıklamak. Eğer askerlerin uygulanmasını istedikleri yasalara karşı ise bunu Meclis’in önüne getirmeli..

Ama eğer bunları yapmıyorsa Refah tabanına sevimli olmak istiyorsa., tarikatlara, dinsel cemaatlere falan diyet borcu varsa… Bunları gözden saklamak için askerleri “günah keçisi” konumuna düşürme çabasına girmemeli.

Bu ne ülkeye hayır getirir, ne de kendisine.

★ ★★

Görünen odur ki.. Türkiye’de bugün ne bir darbe ortamı var, ne de ordunun böyle bir niyeti Ama orduyu, “irtica ve terörün yanında üçüncü tehlike” olarak gösterme eğiliminde olan bir Başbakan Yılmaz var.

Arkasında saf tutan Cindoruk’tan. Fethullahçılardan para aldığı devletin raporlarına geçmiş olan BBP’ye kadar geniş bir cephe var.

Nedir amaçları?

Orduyu yıpratarak pasifleştirmek mi? Sustur mak mı? 27 Mart’ta MGK’de sergilenecek gerçeklen gözlerden saklamak mı? Yanıtlarım veremeyecekleri soruların sorulmasını şimdiden önlemek mi?

Doğu Perinçek şöyle diyor:

“Günümüz Türkiyesı’nin sorunu orduda değil, fakat Meclis’te ve hükümettedir. Sorun. İrticaya dayanan elli yıllık siyasal kurumlaşmadadır. Ne yazık ki parlamentodaki partilerin hemen hepsi. Bu yozlaşmadan şu veya bu derecede etkilenmiştir. Mesut Yılmaz’ın partisi, bir kanadıyla tarikatlar koalisyonudur. Başbakan’ın çevresine bakın; Nakşibendiler. Nurcular. Rıfailer…”

Yalan mı?

Ve “Fethullah Dosyası” yazımdan sonra telefon eden çok sayıdaki okurumdan hep aynı tümceler:

– Bu konunun üzerine giden de gene askerler ve aymazlık içinde olanlarda gene siviller.. Demokrasiye inanan bizler için ne kadar acı!

Haksızlar mı?

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: