Yazı Hakkında

Başlık:ANAYOL ve Sol…
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:10 Mart 1996, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

ANAYOL ve SOL…

Türk solu da sağı da bir dönemeçte… Büyük yanlışlıklar yapılmazsa olumlu sonuçlar verebilecek bir dönemeç bu.

Orta sağ, kendi geçmiş yanışlarının birikimi olan
“yapısallaşmış sorunlar”ın bir kısmını çözebilir. Ve bir
süreç içinde, tek partide bileşebilir.

Kemalist sol, bu düzenin gerçek seçeneği olduğunu ortaya koyabilir. Düzenin dışladığı, umut veremediği kitleler için -tıpkı 1970’li yıllardaki gibi- yeniden umut olabilir. Gelecek seçimlerden “en büyük güç” olarak çıkabilir.

Dinci sağ, devletin içindeki desteğim ve “en büyük “görünme çekiciliğini, büyük ölçüde yitirebilir. Kırdan kente göçün ve Özal’cı ekonomik politikaların şişirdiği toplumsal tabanını sol ile paylaşmak zorunda kalabilir. Rejimi yadsımanın bedelini ödeyebilir.

Yani “siyasal yelpaze”, sonunda yerli yerine oturabilir… Ama bazı koşullarla!

★ ★★

Eğer ekonomik çizgisini ideolojik çizgisinden ayırırsak, bu hükümet “liberal”ağırlıklı değil, “Türk-islam sentezi” ağırlıklıdır. “Batıcı” kanat ile “Doğucu” kanat kucak kucağadır.

Bağnaz, sivri, katı, hoşgörüsüz bazı “sentezci” isimlerin, DYP kanadında da ANAP kanadında da yer almış olmalarını nasıl açıklamalı? Ekonomik açıdan
“sosyal devlet “i bitirmeye karar vermiş gibi görünen
bir ortaklık, siyasal açıdan “Türk-İslam sentezi “nin
vurgulanmasını neden gerekli görüyor?

Türkeş’i ve MHP tabanını memnun etmek için mi?

Meclis’te tek bir sandalyesi bile bulunmayan bir
partinin, “üçüncü ortak “konumunda olması, DSP’nın
“dolaylı” desteğini etkilemeyecek midir?

Dinci ve ülkücü kadrolaşmanın -geçmiş hükümet
Döneminde de olduğu gibi – sürmesi durumunda, Kemalist solun suskun kalması beklenebilir mi?

ANAYOL, ekonomide kendi çizgisinin gereklerini
yerine getirmeli ve bedelim de ödemeli. Ama konu
“laik demokratik rejim”le bağlantılı karar ve uygulamalara gelince iş değişir!

“Atatürk’e evet, ama Kemalizme hayır?” çizgisinin
bedeli olarak, ülke bu noktaya geldi. Bu aymazlığı sürdüren bir “azınlık hükümeti”ne göz yumacak Meclis içi bir sol, “intihar” etmiş olur!

Zorunlu temel eğitimi 8 yıla çıkarıp imam-hatip okullarının orta bölümlerinin kapatılmasını bile “ortaklık protokolü”ne koymakta zorlanan, ama Mecliste solun desteğine muhtaç olan bu hükümet, naneye kadar ve nasıl gidebilir?

DSP ya da CHP hükümete girseydi, daha iyi olmaz
mıydı? Bazı olumsuzluklar daha kolay önlenemez miydi?

Hayır!

Eğer amaç “makam ve çıkar paylaşımı” değilse,
birkaç bakanlıkla hükümete sığıntı olmuş bir sol parti -ANAYOL’un suçlarına alet olmanın dışında- ne işe yarayacaktı? SHP ve CHP, hükümetin ikinci ortağı
iken neyi önleyebildi ki bugün üçüncü ortak olarak bir
şeyleri önleyebilsin?

Orta sağ kendi pisliğini temizlemeye soyunmuşken;
solu da seçenek olmaktan çıkarırsanız meydanı “dinci sag”a bırakmış olmaz mısınız?

Sorumluluğa ortak olmamak, ama denetlemek…
Yıpranmamak, ama bazı olumsuzlukları önleyebilmek… İşte solun bugünkü konumu ve bu konumun yarattığı şans budur!

Devlet, Kemalizmi “resmen” 12 Eylül döneminde
terk etmişti. Şimdi de sağ, devleti terk ediyor; “sosyal devlet”i terk ediyor.

Sağın devleti, emekçiyi, yoksulu terk ediyor.

Sol için bundan daha iyi bir fırsat olabilir mi?

“Sosyal devlet”e sahip çıkın… “Popülizm’e değil.
“halkçılığa” sahip çıkın… Yeni mandacıların boy hedefi yaptıkları “ulus-devlet”e; ırka ve dine değil, kültür ortaklığına dayalı “Kemalist ulusçuluğa” sahip çıkın… “Kemalist devrimciliğe” sarılın…

Ve Kemalist sol olarak yeniden buluşun kitlelerle…
Bu toplumu -layık olmadığı- bir “orta sağ – dinci sağ ”
sarmalından kurtarın…

Tıpkı 1920’lerde, 1970’lerde olduğu gibi!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: