Yazı Hakkında

Başlık:Antalya’da Erguvanlar Açtı…
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:09 Nisan 1999, Cuma

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Antalya’da Erguvanlar Açtı…

Antalya şanslı bir kent. Erguvanlar çoktan açmış..

Beydağları olağanüstü güzel. Doğa cömert..
İklim renkli..

Ve şimdi Antalya’nın da opera ve balesi var.
Senfonik orkestrası, korosu, dans topluluğu, şan
solistleri var. Ve orada görevli yüzlerce sanatçının
katkılarıyla güçlenecek konservatuvarı, sanat eğitim bölümleri var.

***

Yirmi yıl önce Ankara ve İstanbul dışında opera ve bale yoktu.

İzmir’e opera ve baleyi yirmi yıl önce CHP hükümeti getirdi. Mersin’i operaya SHP’li bir bekarı kavuşturdu. Antalya’yı da DSP’li bir bakan.

Sırada Samsun, Sivas, Gaziantep ve Van var.

Güç ekonomik koşullar içinde ve neredeyse
tüm atamalar durdurulmuşken… Beş yeni opera
ve bale için 775 sanatçı kadrosu verilmiş.

O kararın altında da, İstemihan Talay’ın, Zekeriya Temizel’in ve Hikmet Sami Türk’ün imzaları bulunuyor.

Ve de inançlı, becerikli bir genel müdürün… H. Hüseyin Akbulut’un.

CHP… SHP… DSP…

İsimler değişiyor, ama doğrultu aynı doğrultu..
Atatürk’ün ulusaldan evrensele uzanan kültür
devriminin doğrultusu.

Antalya’da bir konservatuvar kurma kararını
tam yirmi yıl önce vermiştik.

Binasına, kadrolarına kadar her şeyi tamamdı.
Müdürlüğünü de, Muammer Sun gibi, müziğimizin dev bir ismi üstlenmişti..inançla, coşkuyla..

Tam o sırada CHP hükümeti sona erdi.

Ve Demirel’in kültür bakanının yaptığı ilk şeylerden biri, Antalya Konservatuvarı ’yla ilgili tüm işlemleri iptal etmek oldu.

Tıpkı bizim dönemimizdeki tüm yayınları -hiçbir ayrım gözetmeksizin- yasaklaması gibi.. Tıpkı Bertolt Brecht’in Hitler’i anlatan ve kapalı gişe
oynanan “Artuno Ui”sini sahneden kaldırması gibi..Tıpkı -sırf öyküsünü Nâzım Hikmet yazmış olduğu için- “Ferhat ile Şirin” balesini, hem de afişleri bile hazırlanmışken yasaklaması gibi..

Tıpta, tüm hazırlıktan tamamlanmış olan Gecekondu Kültür Merkezleri ve Gezici Kitaplıklar projelerinden, “Sunlar komünist yuvası olur” diye
vazgeçmesi gibi…

Sekiz yüz kişilik güzel bir şatonda Antalya Operasının açılış konserini izlerken kafamdan hep bunlar geçti. Ama yitirilmiş 20 yıla üzülmek yerine, o anın mutluluğunu doya doya yaşamayı seçtim..

Ve salondan ayrılırken, içimden bir dilek tuttum.. Van Operas’nın açılışında da bulunabilmek dileğini…

★★★

Biikent Orkestrasının Anadolu turnesini eleştirenler de oldu.

Şimdi “Van’a, Sivas’a opera ve bale ne gerek”
diyenler de olacak. “Kelbaşa şimşir tarak” diyenler de..

Hem de bunlar sadece Faziletçiler arasından
çıkmayacak.. Kendilerini çağdaş sananlar arasından da çıkacak.

Köy Enstitülerini unutacaklar. Oralarda köylü
çocuklarının nasıl Şekspir oynadıklarını, çoksesli müzik öğrendiklerim unutacaklar. Sığırtmaç olarak, ırgat olarak yitip gidecek köylü çocuklarından.
nasıl pırıl pırıl aydınlar çıktığını, onur duyduğumuz
yazarlar, sanatçılar çıktığını, halk önderleri çıktığını unutacaklar..

Ama biz unutmayacağız!

Ve Atatürk’ün bize kazandırmış olduğu, o devrimci bilincin gereklerini yerine getirme savaşımımızı sürdüreceğiz!

Kültür Bakanlığı bütçesi Senato’da görüşülürken, bir sayın senatör sormuştu:

-Sayın Bakan yanıtlamalıdır! Acaba evrensel
kültürden mi yanadır, yoksa ulusal kültürden mi?

Yanıtım kısa olmuştu:

– Ulusal kültürleri kaldırırsanız, evrensel kültür diye bir şey kalmaz. Evrensel kültüre kapılarınızı kapadığınızda da, ulusal kültürünüzü geliştirme ve
evrensel kültüre katkı yapma olanaklarını yok etmiş olursunuz..

Antalya Operası’nın açılış konserinde, Adnan Saygun’un Yunus Emre Oratoryosu’ndan “Sensin Kerim..” parçası da vardı.

Atatürk Türkiyesi’nin, ulusallıktan evrenselliğe
uzanan köprüsünün, görkemli bir simgesi gibi…

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın