Yazı Hakkında

Başlık:Araç, Amaca Uygun Olmalı!..
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.4)
Tarih:21 Mart 1993, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Araç, Amaca Uygun
Olmalı!..

“Kargaların çığlık attıkları bir yerde bülbül sesleri du-
yulmaz” derler. Bülbüllerin kimi korkar kaçar. Kaçma-
yanı da sesini duyuramaz..

Silahlar susmalı ki duygular geriye itilebilsin. Akıl öne
çıkabilsin. İnsanlar soğukkanlı düşünebilme olanağı bu-
labilsinler…

12 Eylül’ün belki de tek yararı bu olmuştu…

Bugün de PKK’nın eylemlerini durdurmasının nasıl
bir süreci harekete geçireceği bellidir.

Silahlar susar. Olağanüstü hal kalkar. Güneydoğu’da
yatırımlar hızlanır, işsizlik azalır. Göç durur ve hatta gi-
denlerin bir bölümü geri dönmeye başlar.

Kültürel kimlikle ilgili istekler -devletin temel nitelikle-
ri bozulmadan- karşılanır. Yerel yönetimlerin yetki ve
olanakları arttırılır. Bölge halkı, bölgenin sorunlarının
çözümünde daha çok sorumluluk üstlenir.

Ve umutsuzluk gider, “umut” gelir…

Apo ve yandaşları, silahla çözüm dayatmanın “hayal”
olduğunu anladılar. Devleti yönetenler de yıllar boyu
sürdürdükleri bazı temel politikaların yanlışlığını ve ger-
çeklere göz kapamanın getirdiği çıkmazları…

Pek çok kan ve gözyaşı pahasına!..

Ne yazık ki toplumlar da çocuklar gibidir. Ellerini do-
kundurmadan, ateşin yaktığını anlayamazlar.

★★★

Abdullah Öcalan nasıl bu noktaya geldi?

Dış destekleri altından çekildi de ondan.

Batı, “köktendinci” İran’ın Orta Doğu ve Orta Asya da
yayılmasını önleyebilecek tek “model”in Türkiye oldu-
ğunu anladı. Bir yandan PKK’ya kendi verdiği desteği
çekerken öte yandan Suriye’nin “yola gelmesini” ve
Kuzey Iraklı Kürt önderlerin “anlayışlı” davranmalarını
sağladı.

Ne Almanya’nın Avusturya’nın tutumlarını değiştir-
meleri bir rastlantı, ne de trilyonluk uyuşturucu kaçakçı-
lığının “birden bire” büyük darbeler yemesi!..

İran korkusu PKK’ya verilen desteğin gerisindeki “çı-
kar”ın önüne geçti. Ve PKK’nın -dış destek olmadan-
Güneydoğu’daki etkisini sürdüremeyeceği ortaya çıktı,.

ETA’nın etkisinin büyük ölçüde azalmasının sadece
İspanyol hükümetinin aldığı önlemlerin sonucu olduğu-
nu kim öne sürebilir?

“Bask terörü”nün yazgısı, sınırın ötesinde, Fransa
topraklarındaki “durum”un değişmesiyle, Fransız hükü-
metinin tutumunu değiştirmesiyle değişmiştir!.

★★★

Yalnız dış etkenleri değerlendirirken değil, sorunun iç
nedenlerini tartarken de “doğru tanının doğru tedavinin
ön koşulu olduğunu” unutmamalıyız.

Sorunun temelde “etnik” olduğuna inanıyorsanız be-
nimseyeceğiniz öncelikler ile “bölgesel” olduğuna ina-
nıyorsanız yaklaşımınızdaki öncelikler aynı olamaz..

Çözüm önerileri gündeme gelmeden önce şu soru ya-
nıtlanmalıdır: Güneydoğu’yu terk eden yüz binlerce in-
san, niçin Kuzey Irak’a değil de İstanbul’a, Ankara ya,
İzmir’e, Adana’ya gidiyor?

İki olasılık var.

Ya Anadolu insanını -Kuzey Iraklı Kürde göre- kendi-
sine daha yakın hissetmektedir.. Ya da “daha iyi yaşam
koşulları” aramaktadır..

Birinci olasılık geçerli ise “Anadolu kimliği” bölge in-
sanının büyük çoğunluğu için “Kürt kimliği”nden daha
önemlidir demektir. İkinci olasılığın geçerli olması ise
sorunun temelde “etnik” değil “bölgesel” olduğunu
gösterir..

Fransız Baskları, niçin sınırın öte yanındaki soydaşları
ile bir arada yaşamayı düşünmüyorlarsa, Anadolu’nun
Kürtleri de o nedenle sınırın güneyine geçmeyi düşün-
müyorlar..

★★★

Cem Özer geçenlerde açıklamıştı:

– Annem Ermeni, babam ise Çerkeş idi. Ben Türk’-
üm!.

İşte Anadolu’nun gerçeği!

Çeşitlilik, Anadolu kültürünün zenginliğidir. “Türk” ise
bir ırkın değil, bu topraklar üzerindeki kültür sentezini
paylaşan insanların ortak adıdır..

Bu topraklar üzerindeki insanların barış içinde ve da-
ha mutlu yaşayabilmeleri için bir “ilke” dışında her şey
tartışılabilir: “Tek yurt, tek bayrak, tek resmi dil.”..

Çünkü o ilke çiğnenirse, ne barış kalır ne de mutlu-
luk!..

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın