Yazı Hakkında

Başlık:Askere Çağrı Çıkaranlar!..
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:12 Şubat 1997, Çarşamba

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Askere Çağrı Çıkaranlar!..

Darbe yapması için askerleri kışkırtanlar çoğaldı.

Aslında bu yeni de değil… Aylardır yapıyorlar. Son günlerde ise tam anlamıyla gemi azıya aldılar.

Sen hem demokrasinin tüm olanaklarını -hatta demokraside olmayanları bile- kullan… Sonra da çık, açıktan açığa askere “çağrı” çıkar… Olacak iş mi!

Demokrasiyi korumak için bu gibileri iyi tanımak gerek… Ne tür çağrılar çıkardıklarını her fırsatta sergilemek gerek…

Onların sesleri kısıldıkça, azgelişmiş demokrasimizin tümden yok olma tehlikesi de azalacaktır.

★★★

Şimdi bakın şu sözlere:

“İstediğimiz zaman Türkiye’de çok büyük tartışmalar yaratırız. İnandığımız şeylerin hâkim olması için her şeyi yapacağız… Kendimize örnek aldığımız rejim Humeyni rejimidir… Biz Türkiye’de İslami rejim istiyoruz. İslami rejim istemek, şeriat istemektir ”

Bu sözler tam dört ay önce söylenmiş. Basında yer almış. Ama savcıların kılı bile kıpırdamamış…

Askere çağrı çıkaranların başında işte o savcılar var!

★★★

Kim söylemiş o sözleri?

Sincan Belediye Başkanı Bekir Yıldız.

Yargı mekanizmaları işlememiş… Partisi memnun…
O da giderek yüreklenmiş. Belediye başkanlığı yaptığı sınırlarda “şeriat düzeni”ni adım adım uygulamaya başlamış.

Meyhaneleri, büfeleri kapatmış. İçki satışını yasaklamış. Yeşil bayraklı, Kalaşnikof biçiminde başlıklı “şeriat yuvaları” köşe başlarını tutmuş. Kanlı militanlar belediye görevlisi olmuş.

Ve sıra gelmiş “ünlü” geceye..

İslam adına masum insanların kanını döken iki örgütün önderlerinin resimleri altında şeriat çağrıları yapılmış. Yıldız Efendi, şeriatın toplumunuza zorla “şırınga” edileceğini açıklamış…

Yolsuzluk batağındaki bayanın İçişleri Bakanı hâlâ havanda su dövüyor… Soruşturma açtırmış da, sonucuna göre hareket edecekmiş de…

Ne zamana kadar? Tanklar yürüyünceye kadar…

Tanklara çağrı çıkaranların başında işte o İçişleri Bakanı var!

★★★

Adının başında doçent yazılı, derslerinde Sivas vahşetini dolaylı savunan bir adam Kayseri’ye belediye başkanı olmuş… Kendi partisinin iktidarda olduğunu görünce 10 Kasım’da bas bas bağırmış.

Atatürk’e, Cumhuriyete karşı açıktan kin kusmuş… “İntikam” yeminleri etmiş, halkı intikama yönlendirmiş..

Yargı suskun… İçişleri Bakanı -herhalde genel başkanının yolsuzluk dosyalarını düşündüğü için- suskun…

Erbakan Efendi ve partisi zaten suskun!

Bekir Efendi’nin gözaltına alınmasından sonra, RP kendi belediye başkanı hakkında göstermelik bir soruşturma açmış. “Suçsuz” olduğuna karar vermiş..
RP ağırlıklı Sincan Belediye Meclisi gözaltına alınan Yıldız’ın aylığına bir de güzel “büyük” zam yapmış..

Sözün özü… “Biz yapılanları onaylıyoruz, hodri meydan!” demişler!

Bekir Efendi’yi hemen partiden kovmayan Refah’tan daha öte asker çağrıcısı kim var?

Aslında RP’den de öte, baş kışkırtıcı Şaibe Hanım var. Ama o kişisel özürlü… Kendini kurtarmak için partisini de, demokrasiyi de, ülkeyi de ateşe atabileceğini zaten bilmeyen yok!

“Malumu ilan ” gerekir mi!.. Denize düşmüş bir kere, tüm umudu sarmaşık gibi sarıldığı yılanda…

★★★

Askere çağrı çıkaranlara çok kızıyorum. Ama en önde gelenlerinden ve de “en kurnaz”larından birinin bir sözüne bayıldım.

Tayyip Efendi bazı olaylardan ve darbe söylentilerinden “rahatsız” olduğunu belirtmiş. (Rahatsız olmasına ne kadar da üzüldük… Vah vah!..) Ve de “gerçek demokratları, demokrasiye sahip çıkmaya” çağırmış…

Okuyunca kahkahalarla gülmekten alıkoyamadım kendimi.

Bir yandan demokrasinin altını oy, içini boşaltmaya, ölüme terk etmeye çalış; her hattı ye… Öte yandan da, başın sıkışınca “gerçek demokratlar”dan yardım iste!..

Asmaya kararlı olduğun insandan “sağlam sicim” istemek gibi bir şey yani…

Yüzde 20 oyla yüzde 80’e keyfince hükmetme ve de demokrasiyi yıkma özgürlüğü, hangi demokrasi anlayışında vardır?

En büyük salak, başkalarını salak yerine koyandır!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın