Yazı Hakkında

Başlık:Atatürk, TRT ve Kanal D…
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:17 Kasım 1995, Cuma

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Atatürk, TRT ve Kanal D…

29 Ekim den 10 Kasım’a, altı kentte yedi toplantının konuşmacısı oldum.

İyi duyurulmamış olan biri dışında, salonlar dopdoluydu. Coşkulu gençler, heyecanlı yetişkinler vardı.
Gazeteciler vardı. Zaman zaman özel TV kameraları vardı.

Ama TRT yoktu!

10 Kasım’da Ankara Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi’nin ünlü salonunu balkonunu, bin beşyüzü aşkın insan doldurup taşırmıştı… Kimisi Anadolu’nun
uzak yerlerinden gelen insanlardı bunlar.

Şube sayısı 180’e ve üye sayısı 20 bine yaklaşan
bir büyük örgütün, Atatürkçü Düşünce Derneği’nin
görkemli bir toplantısıydı.

Üç büyük Kemaliste.. İsmail Hakkı Tonguç’a
Ömer Asım Aksoy’a ve yaşayan tarih Rauf İnan’a
ödüller verildi. Konuşmacılar arasında -tüm yurda
yayılmış, karanlıklara karşı savaşan- bir başka büyük
örgütün, ÇYDD’nin Genel Başkanı Prof. Türkan Saylan vardı. Barolar Birliği Başkanı Önder Sav vardı.
Ve hatta Anayasa Mahkemesi Başkanı Yekta Güngör Özden vardı.

Ama TRT gene yoktu!

O akşam TRT ancak yüz kadar kişinin katıldığı toplantıları bile verdi. Ama günün en büyük toplantısını vermedi!

★ ★ ★

Bazı özel TV’ler Atatürk’ü zaten yadsıyorlar. Onlara sözüm yok.

Ama Kanal D’yi “ilerici” saydıkları için izleyen, birçok duyarlı ve dikkatli okurdan gelen telefonlar anlamlıydı.

10 Kasım sabahı, saat 9’u 5 geçe, yayın akışı kesilmemişti. Daha da önemlisi, Atatürk’ün sevdiği kadınlardan birisiyle ilgili “belgeselin” o akşam gösterilmesiydi.

Belgesel, genç kadının ölümüyle ilgili bir kuşku yaratarak noktalanıyordu:  Acaba intihar mı etmişti, yoksa Atatürk tarafından mı öldürülmüştü?

Kadının intiharı, herkes tarafından bilmen bir gerçek olduğu halde, kafalara bir soru yerleştiriyordu…
Üstelik de herhangi bir günde değil.

10 Kasım’da!

♦ ♦ ★

29 Ekim-10 Kasım maratonunda, son durak Eskişehir ve Söğüt idi.

Eskişehir ADD’de.,Ayyuk Erenberk ve arkadaşları, müthiş bir gençlik desteğini, kadınların yoğun katılımını ve sürekli bir canlılığı sağlamışlar.

Her cumartesi öğleden sonra, derneğin salonunda bir söyleşi var. Tartışmalı bir söyleşi…

Gençler -“İleri” adında- araştırma ve düşün ürünü
bir dergi bile çıkarıyorlar.

Söğüt’ün ise nüfusu on bin bile değil. Ama bu, “Artık devletten hayır yok, biz bir şeyler yapmalıyız!” diyen insanların bir araya gelmesini ve ADD şubesi kurmasını önleyememiş.

★ ★★

Her yerde gençler… Her yerde kadınlar… Ve de Köy
Enstitüleri’nin yetiştirdiği yaşlı delikanlılar..

Kemalizmi en iyi onlar anlıyor.

Köy Enstitüleri’nde de cumartesi toplantıları yapılırdı… Önce okulun, sonra çevrenin, yurdun ve giderek dünyanın sorunlarının tartışıldığı toplantılar.

Müdürün, yardımcılarından ya da öğretmenlerden
birisinin değil.. öğrencilerden birisinin yönettiği toplantılar. Ve de müdürün bile, o öğrenciden söz alarak
konuştuğu toplantılar…

Bugün bile duş olan bu tür uygulamalar, yarım yüzyıl öncesinin gerçekleriydi!

Gizli eller -özel ya da kamusal- kitle iletişim araçlarının içine kadar uzayabilir… Ama bu gerçekleri değiştirebilir mi”?

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: