Yazı Hakkında

Başlık:Atatürk ve Din!..
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:08 Nisan 1998, Çarşamba

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Atatürk ve Din!..

Fransızların sevdiğim bir lafı var.. “İ”lerin üzerine noktalarını koymak” derler..

Nokta nedir ki! Ama noktalarını koymazsanız.”i” kendisi olamaz, “i”olamaz.

Bir dinsel bayramı yaşarken, Atatürk ve din konusuna-bir kez daha- değinmenin tam zamanı olduğunu düşünüyorum. Yani noktaları koymanın tam zamanı.

Noktaları yobazların gözlerine sokmak gerekiyor.

Hem sağın yobazlarının.. hem de ‘kendini salda sanan’ yobazların..

★★★

Çok ilginç bir şekilde, sağın ve solun yobazları, ‘Atatürk ve din’ konusundaki yorumda buluşuyorlar:

– Laiklik Hıristiyanlık ile bağdaşır, ama İslam ile bağdaşmaz.. Atatürk dine karşı idi.. Herkesin yapması gereken temel bir ‘tercih’ var. Ya dini seçeceksiniz ya da laikliği!

Sağ yobazlara göre, en büyük düşman laikler değil.. “Ben Müslümanım ve aynı zamanda da laiklikten yanayım” diyenler.

Sol yobazlara göre de dinciler içtenlikli ve tutarlı.. Ama hem dine saygılı hem de laik olduklarını öne sürenler, ya içtenliksiz ya da tutarsız.. Hele hele böyle bir tutum kendini Kemalist sayan birilerinden geliyorsa, ona yönelik hakaretlere bir de ’cehalet’(yani bilgisizlik) ekleniyor.

Ünlü ruhbilimci Adorno‘nun İkinci Dünya Savaşı sonrasında ABD’de yaptığı, çok önemli bir araştırma vardır. Faşizmin temelindeki ‘otoriter kişiliği’ aydınlatmak amacıyla yaptığı bir araştırma..

O araştırma, faşizmin insansal tabanındaki ruhsal bozukluğun en çarpıcı belirtisini şöyle tanımlar:

– Bir şey ya iyidir ya kötüdür.. Ya siyahtır ya beyazdır.. Başka seçenek yoktur…

Prof. Yaşar Nuri Öztürk de suçlulardan (!)

Hem İslamı seviyor, hem Atatürk’ü, hem de laikliği.. Üstüne üstlük, Türkiye’de İslamı en iyi bilen ilahiyatçılardan da birisi.. Şöyle diyor:

“Atatürk, dine karşı olanlar tarafından dine karşı gösterildi, ama dinin gerçeğine karşı olanlar tarafından da dine karşı gösterildi. Dinden rahatsız olanlar da dinin gerçeğinden rahatsız olanlar da Atatürk’ü buna paravan yapmak istediler.. Türkiye’nin tahribi için, dinciler de dinsizlerde, dini kullanmaktadırlar. ‘

Ve “Atatürk dine karşı mıydı?” sorusunu yanıtlıyor:

“Atatürk’ün hurafe dinciliğini yıktığını herkes biliyor. Yıktığı hurafenin yerine konması gereken gerçek dinin en ciddi ilk adımını attı. Elmalı ya tefsirini yaptırdı. O tefsirden bir şikâyetiniz var mı?..
Atatürk dine nasıl bakıyordu? Elmalı’lı tefsiri nasıl bakıyor idiyse öyle bakıyordu… Arkasından ikinci büyük adım attı. 12 ciltlik Buhari tercüme ve şerhini yaptırdı.. Atatürk, yıkılması gereken hurafenin yerine neyin konması gerektiğini tespit etti ve bunun ilk adımını attı. Biz, arkasını getiremedik. ”

Ya Atatürk’ün çok önem verdiği ‘Türkçe ibadet’ konusu?

“Anadilde ibadet tartışılıyor. Tartışmalıyız. Arapça dışında dil bilmeyen bir Allah ’a yakarmanın ortaya çıkardığı çarpıklığın aşılması lazım!..”
★★★

Laikliği zorunlu kılan koşullar İslam dünyası için de geçerli midir? Laiklik ile bağdaşma açısından, Hıristiyanlık ile Müslümanlık arasında temel bir ayrım var mıdır? Atatürk Türkiye’de değil de İran’da ya da Arabistan’da doğmuş olsaydı, devrimini aynı boyutlarda yapabilir miydi?

Kitaplarım, konuşmalarım ve yazılarım, bu soruların somut yanıtlarıyla dolu. ‘Sosyalizm, Kemalizm ve Din’ konusunu kafalarında yan yana getiremeyen bağnazlar için. Alpaslan Işıklı‘nın -özel yazılmış- kitabı da var.

Kafaları karışık olanlar, ‘otoriter kişiliğin’ cenderesinden kurtulamayanlar, ne söylerlerse söylesinler.. Atatürk’ün dine karşı olduğu değil, dinde reform yapmak istediği açıktır.

‘Aydınlanma ile dine saygının bağdaşmayacağını sananlar ya bilgisizdir ya aptaldır, ya da aymazdır!.. Batı’da Aydınlanma Çağı düşünürlerinin büyük çoğunluğu ne dinsizdi, ne de Allah’sızdı.

Dinin sosyolojik bir olgu ve psikolojik bir gereksinme olduğunu en iyi kavrayanların başında ise Atatürk geliyordu. Tıpkı Atatürk’ü en iyi anlamış birkaç isimden birisi olan Hasan Ali Yücel
gibi.. Neredeyse bir ‘Mevlevi dervişi düzeyinde’
dindar olan Hasan Ali Yücel gibi!

Ve Mustafa Kemal, cumhurbaşkanı seçildikten sonra TBMM’ye teşekkür konuşmasını şu sözlerle noktalamıştı:

“… Ancak böylelikle ve Allah’ın yardımıyla, bana verdiğiniz ve vereceğiniz görevleri iyi bir biçimde yapabileceğimi umarım. ”

Tüm okurlarımın bayramını en iyi dileklerimle kutluyorum!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: