Yazı Hakkında

Başlık:Atatürk ve Ekonomi…
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:09 Kasım 1994, Çarşamba

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Atatürk ve Ekonomi…

Olay Kurtuluş Savaşı sırasında geçer.

Mustafa Kemal yardım sağlamak amacıyla Moskova’ya bir heyet yollamıştır. Ruslardan silah ve altın istenir…
Rus yetkililer hayret içinde sorarlar:

– Silahı anladık da altını ne yapacaksınız?

– Memurlarımızın aylıklarını ödeyeceğiz.

Rusların şaşkınlığı daha da artar;

– Ücretleri ödemek için altın istenir mi? Gerekliyse para basın… Eğer basımeviniz yoksa, biz burada basıp size yollayalım…

Heyetin başı olan Rıza Nur’un yanıtı kısâ ve nettir:

– Biz kabinede karar aldık. Hiçbir zaman para basmayacağız!..

Ve TBMM’nin kurulduğu 1920’den. Atatürk’ün öldüğü
1938’e kadar geçen 18 yıl boyunca Türkiye’de fiyatlar yükselmiyor. Hatta birazcık geriliyor… Türk Lirasıdır değeri, neredeyse dolarla başabaş.

Üstelik bu, Türkiye’nin neredeyse hiç dış borç almayıp,
tersine dış borç ödediği bir dönemdir.. Dünyada -Japonya ve Rusya ile birlikte- en yüksek kalkınma hızının gerçekleştirildiği bir dönemdir.

★★★

Sayın Kemal Kurdaş Kemalizmin devletçiliğini şöyle tanımlıyor:

“Kalkınmada devlet önceliğini öngören bir piyasa ekonomisi. ”

Atatürk, Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki kısa bir denemeden sonra, “liberal ekonomi”modeli ile Türkiye’nin geri kalmışlıktan kurtulamayacağını anlıyor. Türkiye’nin Batı gibi ne sömürgesi var, ne sermaye birikimi, ne girişimcisi, ne de yetişmiş insan gücü…

Atatürk, tüm ekonomik gücün devletin elinde biriktiği
“kolektivist ekonominin sakıncalarını da görüyor.
1925’lerden sonra yeni bir model arayışına giriyor. Doğu
ve Batı’da uygulanan iki model arasında, “son derece özgün” bir ekonomik model yaratıyor.

Bu modelde, ‘‘ekonomik faaliyet ve kalkınmada kişilerin özel girişimleri ve çalışmalar esas “tır. Ama geri kalmış bir ülkede, devletin öncülüğü ve koşullaı hazırlayıcı çabaları olmadan hızlı bir kalkınmanın olamayacağı gerçeği kabul edilmektedir…

Kemalist devletçilikte, devletin ekonomide dört işlevi
var:

1) Özel girişimin yetersiz kaldığı alanlarda, “piyasa ekonomisi kuralları içinde” yatırım yapmak;

2) Kurduğu işletmelerden “ticari şirketler gibi” kar sağlamaya çalışmak;

3) Kara geçen ticari veya sanayi kuruluşlarının paylarını
-kısmen veya tamamen- Türk kişi veya kuruluşlarına devretmek;

4) Devirle sağlanacak kaynaklarla, “yetersizliklerin bulunduğu” yeni alanlarda yatırımlar yapmak.

★★★

1925’lerden sonraki ilk Sanayi Bankası girişiminde Mustafa Kemal, uygulamayı eleştirmekte gecikmiyor.

– Bu sistemin de birtakım sakıncaları var. Bunlar bir tüccar gibi çalışmıyorlar. Bunları bir tüccar gibi çalıştırmazsak, çok kısa zamanda bozulurlar!..

Atatürk’ün “piyasa kurallarına göre işleyen ve zamanı
geldiğinde de payları halka devredilecek olan KIT’leri düşündüğü çok açık.

KIT’lerin -Türkiye’nin son kırk yılına damgasını vuransağcı iktidarlar etiyle “arpalık” yapıldığı, amaçlarından saptırıldığı ve sonunda, rahmetli Özal eliyle zarar eder duruma getirildiği de çok açık.

Siyasette, eğitimde, toplumsal barışta, ulusal bütünlükte olduğu gibi ekonomide de bir batakla burun buruna olmamızın nedeni. Kemalizme karşı olan siyasal iktidarlardır!

Sayın Şevket Çizmeli, yolladığı mektupta şöyle diyor:

“Babasının ekonomik başarılarının üstüne siyasal İhtiraslarını oturtmak isterken ‘Atatürk düşünce adamı değildir’ diyebilen zengin çocuğu, acaba Atatürk’ün ekonomik başarıların ne kadarını biliyor?”

Atatürk’ün yaşamındaki, “düşünce’’ile “eylem” arasındaki bağlantıyı kurabilme yeteneğinden yoksun olanların
Türkiye’yi yönetmeye soyunmaları ne sonuç verir?

Açık.

Menderes’lerden Demirel’lere, Özal’lara kadar… Şimdiye kadar ne sonuç vermişse onu!..

(Yarın 10 Kasım… Atatürk bu dünyadan ayrıldı; ama düşünceleri ve yaptıklan apaçık ortada…)

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: