Yazı Hakkında

Başlık:‘Atatürk!’…
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:26 Mart 1995, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

‘Atatürk!’…

Strazburg, Nancy, Mettz ve Paris.

Dört günde dört kent… Üç toplantı… Bölgesel basına demeç… Üniversitede öğrencilerin sorularına yanıtlar…

Fransa izlenimlerimin ufak bir bölümüne geçen
günkü yazımda değinmiştim. Ama konuyu orada
noktalamak içimden gelmedi…

★★★

Nancy’de bir dernek var. Adı “A ta Turquie”, okunuşu “Atatürki”. Anlamı ise, “Senin Türkiyen”.

Merkezi kentin en güzel caddesinde. Üyelerinin çoğunluğu Fransız. Ama büyük bir enerji ve beceri ile derneği yöneten kişi bir Türk: Murat Vasıf Erpuyan.

Nancy Üniversitesinde öğretim görevliliği yapan,
Kemalist bir solcu.

Öğrencileri sıkı bir eleme sonucu seçilen, Institut Commercial de Nancy’deki bir dersine katıldım. Konu Türkiye idi. Bana da Türkiye’nin dünü ve bugünü ile ilgili çok ilginç sorular yönetildi.

Aynı günün akşamı, Centre Europeen Universitaire de Nancy’deki (Nancy Avrupa Üniversite Merkezi) toplantının konusu ise doğrudan Türkiye idi. “Avrupa ve Asya Arasındaki Türkiye”. Toplantıyı merkezin dekanı yönetiyordu. Benim dışımdaki konuşmacı ise, bir Türkiye uzmanı olan Jean-Louis BacqueGrammont‘du.

Soru yağmuru orada da sürdü.

Gümrük birliğine katılma, Türkiye’ye olan ilgiyi
arttırmışa benziyordu. L’Est Republicain gazetesinin benimle yaptığı görüşmeye ayırdığı yer de, bu ilginin bir başka göstergesi olmalıydı.

★★★

Gerek Nancy’deki, gerekse ertesi günü Mettz’deki toplantılar, çeşitli kuruluşların katkılarıyla düzenlenmişti. Ama en büyük katkı ve öncülük “A ta Tur quie”nindi.

Mettz’de bütün bir gün süren toplantının konusu, “Fransa ve Türkiye’de Laiklik” idi. Nancy’dekinin tersine, buradaki konuşmalar anında her iki dile de çevriliyordu. Ve günün en sıcak tartışması, Türkiye’den gelen konuşmacılardan ikisi arasında çıktı.

Türkiye’de numaracı cumhuriyetçi kesime yakın
bir çizginin savunucusu olan Sayın Ömer Laçiner
özetle şöyle dedi:

– Kemalist diktatörlük, Kurtuluş Savaşı’nda dökülenden daha fazla kan döktü Toplum savaşlarda çok yorgun düştüğü için, bu baskıcı biçimlendirme çabalarına fazla direnemedi. Kemalist proje
Türk halkına sorulmadı bile!

Biraz önce, “dinci” bakış açısını sergileyen Sayın Ali Bulaç konuşmuştu. Tarihsel verilen doğru koyup, yer yer katılmadığım bir yorum yapmıştı. Demokratik bir toplumda saygı gösterilmesi gereken, saygılı bir tutum içindeydi.

Oysa Sayın Laçiner, tarihsel verilen çarpıtıyordu.

Fransızlar anlamakta zorlansalar da, bizim ünlü
“deve misali”ni anlattım: Hani sormuşlar “Neren
eğri?” diye. Devecik de “Nerem doğru ki?” demiş.

★★★

İstiklal Mahkemeleri’nin verdiği idam cezalarının
toplamı 1700… Buna savaş suçları, Şeyh Said
ayaklanması, Menemen olayı, Atatürk‘e suikast da
dahil.

Tarihte bundan daha kansız bir devrim yoktur!
Olamaz da!

Hep söylüyorum; Fransız işçisi, sadece oy hakkı için, tam 59 yıl kan dökmüştür. Mustafa Kemal dışında, Robespierre’den, Lenin’den Humeyni’ye, kan gölünden çıkmamış tek “devrimci” gösterilebilir mi?

Tarihe bu ölçüde saygısızlık etmekten güdülen amaç nedir?..

Ve geliyor “Kemalist proje Türk halkına sorulmadı bile!” suçlaması.

İnsanları “ahmak” yerine koyanlar, kendileri ne duruma düştüklerinin acaba ayrımındalar mı? Siyaset bilimine ne büyük bir “katkı”(!) yaptıklarının acaba bilincindeler mi?

“Referandum”la devrim!

Doğrusu Aristo’dan Duverger‘ye, böylesi kimsenin aklına gelmemişti… Bundan sonra devrim yapmak isteyenlere, huzurunuzda arz olunur. Devrim hazırlıklarını yaparlarken, “halk oylaması“nda
neler soracaklarını da aman önceden hazırlasınlar!..

Mademki şimdi “küreselleşme” var, sadece halka değil, komşu devletlere de sormalılar. Hatta işi daha da sağlama bağlamalılar.

Örneğin ihtiyatı elden bırakmayıp, bir de Lahey Adalet Divanı’nda “olur” belgesi falan alsalar fena mı olur?

★★★

İster komünizm adına, ister din adına, ister Amerika adına Atatürk’e ve Kemalist devrime saldıranlara bakın… Ve gözlerinizi kapatıp kuşbakışı düşünün:

Sanırsınız ki Mustafa Kemal güllük gülistanlık bir ülkeyi alıp geriye götürmüş. Sanırsınız ki Menderes‘ten Çiller‘e kadar herkes Kemalist olduğu için ülke önemli sorunlarla karşı karşıya…

Sorduğum zaman alınıyorlar:

Bu tutum “cehalet”ten mi, “gaflet”ten mi, yoksa “ihanet“ten mi?

Eğer üçünün dışında bir olasılık varsa, lütfen birileri bana da anlatsın!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: