Yazı Hakkında

Başlık:Atatürkçü Fazilet…
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:20 Mart 1998, Cuma

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Atatürkçü Fazilet…

Olay geçtiğimiz Ramazan Bayramı’nda geçiyor. Ankara’nın göbeğinde. Demirlibahçe Camisinde.

İmam sözü döndürüp dolaştırıp Mareşal Fevzi Çakmak’a getiriyor. Kurtuluş Savaşı komutanları için Gazi Orman Çiftliği’nde özel bir mezarlık hazırlanmış. Mareşalin kemikleri de nakledilmiş.

İmam efendinin sesi yükseliyor:

“-Kuran’ı Kerim’de ayet var. Firavunların kemiklerinin oradan oraya nakledileceğim yazıyor. Mezarda bile onlara huzur olmayacağını… İşte Mareşal’in akıbeti de budur. Ya sen vaktiyle inananlara zulüm eder misin!”

Fevzi Çakmak dindarlığı ile tanınan bir asker. Savaş sırasında bile namazını ihmal etmeyenlerden. Ama Mustafa Kemal’in silah arkadaşı olmak gibi bir “günahı” (!) var. Ve “laik”Türkiye Cumhuriyeti”nde, devletten aylık alan bir din görevlisi, görevini (!) yerine getiriyor…

  • ★★★

Taha Akyol, eski ülkücülerden.

Okuyan, araştıran, düşünen yurdunu ve insanlarını seven bir aydın. Yaşadığı geçmişten dersler çıkarmış. Şimdi “demokratik sağ”da.

“Türban” konusuna akılcı bir yaklaşımı savunuyor “Pesmi ’ci ve ‘yasak”çı yaklaşımlara karşı. Olaya “irtica” önyargısı ile bakıldığı kanısında. Suçluyor:

“Başörtülü kızların üniversitede okumalarını bir ‘sekülerleşme’ süreci olduğunun bile farkında değiller!”

Yani?.. “Dindar” kızın, evinde oturacağına yükseköğrenim yapması aslında olumlu bir gelişme engel olunacağına, destek olunmalı…

Acaba öyle mi?

Üniversiteye başörtüsü ile gelen kızlarımız üçe ayrılıyor.. Bunu inancı gereği yapıp, başı açık olduğunda kendilerini “çıplak” hissedenler. Bunu bir “ideolojik” amaçla yapanlar. Ve bunu “para” karşılığında yerine getirenler.

Taha Akyol’un sözünü ettiği kızlar eskiden de üniversiteye geliyorlardı. Ama başları açık olarak. Ve bundan da rahatsızlık duymuyorlardı.

Sayın Akyol’un eski dava arkadaşlarının çoğu “ülkücü” çizgiyi sürdürüyor. Ve Ortadoğu Gazetesi’nin Genel Yayın Yönetmeni Arslan Bulut, olaya bir ülkücü olarak başka türlü bakıyor:

“İstiklal Marşı söylemeye itiraz edenlerin ne Türklük ile, ne İslam ile, ne de devrimcilik ile ilgisi vardır. Bunların arasında tek bir ülkücünün bile yeri yoktur! Sorun başörtüsü değil: Türkiye ‘yi istikrarsızlığa sürüklemek isteyenlerin oyununu görmek ya da görmemek sorunudur… ’

★ ★★

İmam okullarının kuruluş amacı neydi?. Din adamı yetiştirmek.

Çağdaş bilgiler almış.. Dini siyasete alet etmeyen.. Laikliğin ve demokrasinin gereklerini içine sindirmiş

Ama öyle olmadı!

Demirlibahçe Camisi’nın imamını yetiştirdi. Devleti din temeli üzetine yeniden kurmak gerektiğine inanan bir kuşak yetiştirdi. Başını bağlamayı yaşam biçimi sayan, açık başla gezen kızlatın cehenneme gideceğine iman etmiş öğrenciler yetiştirdi.

Valiler, kaymakamlar, savcılar, yargıçlar, polisler, öğretmenler yetiştirdi.

Ve onlardan cesaret alınca ölçüyü kaçıran Refahlar yetiştirdi.

Şimdi gazetelerde bir haber.. Fazilet Partisi karar almış. Genel merkez başta olmak üzere, örgüt binalarına Atatürk resmi asılacakmış.

Refah’ın Fazilet’ bu mu?

Ne demiş bu toprağın uluları:

“Ya göründüğün gibi ol ya da olduğun gibi görün!”

Son yarım yüzyılda bu ülkeyi yönetenler göründükten gibi olamadılar. Laiklik adına dini siyasete alet ederek, toplumu bugünlere getirdiler… Şimdi de Faziletçiler oldukları gibi görünemiyorlar. Demokrasi adına, siyaseti dine alet ediyorlar.

“Atatürk’e evet. Kemalizme hayır!” diyenler, yarım yüzyılda Cumhuriyettin temel taşlarını oynattılar “Atatürk ‘e de Kemalizme de lanet!” diyenler, son birkaç yılda o gevşemiş temeli bile yıkamayacaklarını anladılar. Toslaya toslaya..

Şimdi sıra, “Atatürk ile Kemalizm bir bütündür, ayrılamaz!” diyenlerde.

Denenecek başka yol kalmadı!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın