Yazı Hakkında

Başlık:Ayı ile Yatağa Girmek…
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:03 Ağustos 1994, Çarşamba

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Ayı ile Yatağa Girmek…

Rahmetli İsmet Paşa, büyük bir devletle ilişkiyi, ayı ile yatağa girmeye benzetirdi.. Çok şey anlatan ve insanın düş gücünü fazla zorlamasına gerek bırakmayan bir
benzetmeydi bu..

ABD’nin Türkiye’ye karşı son zamanlardaki tutumu, bana her nedense bu benzetmeyi anımsattı.

Görüntü ile gerçeğin her zaman birbirine uymayacağını ise gençlik idealizminin doruğunda iken öğrenmiştim. Ve doğrusu sarsılmıştım..

Olay Fransa’daki doktora öğrenimim sırasında geçmişti.

Üniversitede oldukça etkili ve yaygın olan komünist bir gençlik örgütü vardı. ABD’ye ve Fransız işverenlerine karşı açık bir savaşım veriyordu.. Özel bir ilişkim sayesinde ve bir rastlantı sonucu bilgilendim ki Fransız işverenlerinin en büyük kuruluşu, söz konusu gençlik örgütüne düzenli bir biçimde para yardımı yapmaktadır!

★★★

Zamanın başbakanı Sayın Ecevit, ABD Başkanı’ndan bir ricada bulunmuştu: “Ortadoğu’daki ayrılıkçı harekete lütfen destek vermeyin!” Başkan Carter’ın mektubu, desteği dolaylı olarak kabulleniyordu: “Falanca tarihten bu yana yardım yapılmamaktadır” gibisinden bir anlatım ile..

Artık “deneyim” kazanmaya başlamıştım. Eskisi kadar saf olmadığım için, hayretim de daha az olmuştu. Çıkar söz konuşu olunca dostluğun ve ideolojinin çöp sepetine atılabileceğini öğrenmiştim.

Tıpkı 1960 öncesinde Türkiye’nin en büyük sermayedarının, hem DP’ye hem de CHP’ye gizliden gizliye yardım yaptığını öğrendiğim gibi.. Üstelik eski bir CHP’li olduğu halde, DP’ye verdiği para daha fazlaydı. Çünkü DP iktidardaydı.

Aslında, ABD de Fransız işvereni de Türk işvereni de tutarlıydı.

İster bu tutarlılığı “Bana zarar vermeyen yılan bin yaşasın!” mantığına bağlayın.. isterse, “Ne olur ne olmaz!” mantığına..

★★★

ABD, Türkiye’ye “yardım” adı altında verdiği borcu “ilk kez” koşula bağlıyor.. “Kıbrıs ve Kürt” koşuluna.

Arkasından da. ABD’nin Sayın Dışişleri Bakanı şöyle diyor:

“Türkiye Kürtlere el uzatmalıdır ve onların da yönetim mekanizmasına katılabilecekleri yollar bulunmalıdır. Türkiye, Güneydoğu sorununu Kürtleri temsil eden seçilmiş milletvekilleriyle işbirliğine giderek çözümleyebilir.

Sayın Christopher‘ın ilk tümcesinden, Türkiye’deki Kürt kökenli yurttaşların yönetim mekanizmasına katılamadıkları gibi bir sonuç çıkıyor. Ve insan, ister istemez, bu savın bilgisizlikten mi yoksa kasıttan mı kaynaklandığım merak ediyor..

Acaba Kürt kökenli yurttaşlar Türkiye’de seçme ve seçilme hakkından mı yoksunlar? Güneydoğumun insanı, kendi belediye başkanını, kendi milletvekilini seçemiyor mu?

Yoksa Türk seçmem, oyunu kutlanırken ırkçılık mı yapıyor?

Nasıl oluyor da Kürt kökenlilerin yüzde onlarda olduğu bir Çankaya’ya Kürt kökenli bir belediye başkanı seçilebiliyor? Nasıl oluyor da Kürt kökenlilerin genel nüfusa oranının yaklaşık yüzde 12 olduğu bir ülkede, Meclisteki Kürt kökenlilerin oranı bunun iki katına ulaşabiliyor?

Bir Kürt kökenli yurttaşın Türkiye’de cumhurbaşkanı ya da orgeneral olmasını engelleyen yasal ya da “fiili” bir durum mu var?

Yoksa o sözlerin altındaki anlam başka mı?

Acaba “Kültlerin yönetim mekanizmasına katılması” derken asıl söylenmek istenen. “PKK’nın yönetim mekanizmasına katılması” mıdır? Amaç, devleti paylaştırmak mıdır?

Acaba ABD’li dostlarımız, Türkiye’yi bölüp Ermeni ve Kürtlere pay vermeye dayalı 70 yıllık “Amerikan rüyası”ndan vazgeçmemişler midir? Kemalizm düşmanı “numaracı cumhuriyetçi”lere verdikleri desteğin nedeni bu mudur? Bu nedenle mi Sayın Özal’ın rahmetli oluşuna bizden çok onlar üzülmüşlerdir?..

ABD’li Sayın Bakan’ın yukarıdaki ikinci tümcesindeki “Kültlerin seçilmiş temsilcileri” ifadesi de ilginçtir. Ve PKK’yı temsilen Meclise girmemiş olanları “Kürtlerin temsilcisi” saymadığını göstermektedir’

★★★

ABD’de, anadili İspanyolca ya da İtalyanca olan çok geniş bir kitle var.

Amerikan hükümeti, acaba niçin İspanyolca ve İtalyanca eğitim veren okullar açmıyor? Niçin İspanyolca ve İtalyanca yayın yapan TV’ler kurmuyor?

Amerikan parlamentosunda İspanyolca ya da İtalyanca yemin edilememesinin nedenini de anlamaktan doğrusu zorlanıyorum..

ABD’de ayrılıkçı bir Latin Amerika kökenli silahlı savaşım başlasaydı.. o savaşımı öven, Amerikan askerlerini düşman ilan eden, teröristlerin başının da yazılar yazdığı bir gazete çıkarılsaydı.. acaba demokrat Amerikan yönetimi ne yapardı?

Sanırım önce o harekete, düşük faizli para yardı mı yapardı.. Sonra da o yardımı koşula bağlayarak sorunu çözerdi.

Ne yazık ki “Amerikan dehası” bizde yok!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: