Yazı Hakkında

Başlık:Aynalara Kızmak!
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.7)
Tarih: 18 Temmuz 1999, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Aynalara Kızmak!

Antropologların bir savı var.
İnsanoğlundaki bilinçlenmenin, içmek için durgun
suya eğilmesiyle başladığını söylerler. Durgun
su ayna gibidir. İlkel insan kendini orada gördükten
sonra, gelişimi başkalaşır.
Sokrates’in “Kendini tanı!” talkınına uymanın
ilk adımı, aynaya bakmaktır.
Ama aynadan yararlanmanın ilk koşulu da, görüntüdeki
çirkinlikleri aynanın kötülüğü ile açıklamaya
çalışmamaktır.. Gerçekleri kabul etmek yürekliliğini
göstermektir.
İnsan, ancak hastalığını ya da hatasını kabul ettiğinde
huzur bulur.
Çünkü içsel gerginliği yaratan, genellikle insanoğlunun
kendi yüreksizliğidir. Huzur hoşgörü ile,
hoşgörü de önce kendi kendisi ile hesaplaşmakla
başlar.
Cahit Sıtkı, “Neden böyle düşman görünürsünüz/
yıllar yılı dost bildiğim aynalar” demiş.. Demiş
demesine de, aynalara bakmaktan gene de vazgeçmemiş!

★★★

Eski Yaşar Kemal ile “yeni” Yaşar Kemal’i ayırdım.
Dünkü Demirel ile bugünkü Demirel’i ayırdım.
Siyaset adamı Erdal İnönü ile insan Erdal İnönü’yü
ayırdım.
Parti önderi Ecevit ile devlet adamı Ecevit’i ayırdım..
Hiç kimsenin, hiçbir şeyin ya siyah ya beyaz olmadığını
unutmamaya hep özen gösterdim. Ama
beyazlıkların yazılmasından mutlu olanlar, sıyahlıkların
anımsatılmasında hep “art niyet” aradılar.
“Devlet sanatçılığı”nın yozlaştırılması dışında,
bugünkü Demirel’i hep övdüm. Ama bugünkü devleşmiş
sorunların temelinde yatan geçmiş hataların
anımsatılması gerektiğinde, aynaya kızgın yumruklar indi.
“Cumhurbaşkanı’na hakaret”ten hakkımda açılmış
iki dava var. Hem de bilirkişinin tersi yöndeki
görüşüne karşın…
Demokratik eleştiri ile “hakaret” arasındaki sınırı
aynalar çizer. Aynı ayna güzel yanı gösterirken
doğru, çirkinlikleri gösterdiğinde yanlış olabilir mi?
Menderes emeklilik yaşını bir kez indirmiş, Sayın
Demirel ise üç kez. Sonuncusu da daha yedi
yıl önce.. Bugün denizin artık tükendiği noktada,
geçmişteki yanlışı anımsamamak olası mı?
Türkiye’de en çok imam okulu açmış kişi Sayın
Demirel. Tarikatların siyasete karışmasında en çok
katkıda bulunmuş kişilerden birisi Sayın Demirel..
Türkiye, kendisini belki de bir iç savaşın uzaktaki
eşiğinden döndüren adımların sıkıntılarını yaşarken,
o noktaya gelinmesindeki yanlışları anımsamamak
olası mı?
Devletin gözleri önünde ve hatta örtülü desteği
ile “komando kampları” kurulmuş. Bir kısım gençler,
düşman diye belletildiği başka gençlere karşı
şiddet kullanmak üzere eğitilmiş. Kardeş kardeşi
vurmuş.. Devleti yönetenlerin artık onlara gereksinmesi
kalmayınca, bu kez kendi hesaplarına
“devlet içinde” çeteleşmişler.
Böyle bir ortamda geçmişi anımsatmak hakaret,
geçmişe gözlerini kapatmak ise demokrasiye hizmet
olabilir mi?

★★★

Tarih felsefecisi Leon E. Halkin şöyle demiş:
“Tarihin bilinmesi, geleceği düşünmek için zorunludur..
İnsan geçmişini ne kadar iyi tanırsa, onun
o ölçüde daha az kölesi olur.”
Kimisi geçmişten korkar, kimisi ise gelecekten.
Gelecekten korkmamanın yolu ise, geçmişe yüreklice
bakabilmekten geçer.. Geçmişten korkanlar,
geleceği onun kölesi yapma yolunu açmış olurlar.
Ahmet Cemal bir tarihte, “eleştirel düşünmenin
bedeli”ni anımsatan bir yazı yazmıştı. Ama o
bedel ödenmeden, korkmadan düşünebileceğimiz,
düşleyebileceğimiz bir gelecek kurmak olanağı
yoktur.
Ve bugünden yarının temel taşlarını koymanın
sorumluluğunu taşıyanların da, aynaya bakmaktan
kaçınmaya hakları yoktur!..

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın