Yazı Hakkında

Başlık:Bağnazlığın Sağı Solu…
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:16 Ocak 1998, Cuma

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Bağnazlığın Sağı Solu…

Telefondaki ses üzgündü:

– Hamburg ADD olarak bir iftar yemeği düzenledik. Büyük tepki geldi. Üyelikten çıkma tehditleri bile aldık… Büyük bir hata mı yaptık? Bunun laiklikle bağdaşmayan bir yanı mı var? Kemalizmin dine saygılı olduğunu düşünürken yanılıyor muyuz?..

Yalvarmaklıydı:

– N’olur yazın, aydınlatın!

Düşüncelerimi kısaca anlatmaya çalıştım.

Cumhurbaşkanı’nın, Meclis Başkanı’nın ya da
Başbakan’ın -devlet kesesinden- iftar yemeği vermesi yanlıştı, Çünkü dinsel inançlar kamusal yaşama karıştırıyordu… Ama bir derneğin iftar yemeği
vermesinde hiçbir eleştirilecek yan olamazdı…

Kemalizm din ya da Tanrı tanımazlık mıdır?

Elbette ki hayır!

Kemalizm, dinde “reform”dur… Cemal Kutay’ın
haklı olarak vurguladığı gibi, “Türkçe ibadet “tir.. Islamın siyaseten ya da ticareten sömürülmesinin önlenmesidir..

★ ★★

Diyanet İşleri Başkanı’nın şimdilerde söylediğini..
o görevin eski sahiplerinden Dr. Lütfü Doğan uzun
yıllar önce söylemişti.

Son Ecevit hükümetinin devlet bakanlarından rahmetli Ahmet Şener oruç tutardı. Ve orucunu açınca da rakısını içerdi… Bakan arkadaşların bir kısmı, günaha girdiğini, hiç oruç tutmamasının daha doğru olacağını söylüyorlardı.. Tartışacağımıza, Sayın Doğan’a danışmayı önermiştim.

Gülümseyerek söyledikleri bugün gibi kulaklarımda:

– Rakı zararlı bir şey, ramazan ayı dışında da içilmese iyi olur. Ama kötü bir şeyden vazgeçemiyor diye, niçin iyi bir şey yapmasına engel olmaya çalışıyorsunuz?

Dr. Lütfü Doğan, Kemalist bir din adamıdır…

★★★

Hıncal Uluç’un dedesi Müftü Muharrem Efendi
halamın kocasıydı. Kilis’te yaşardı, ama ta Halep’ten
bile kendisine dinsel konuları danışmaya gelirlerdi.

Eşini hiçbir zaman çarşafa sokmamıştı. İki kızının
da başlan açıktı. Oğullarını inançlı Kemalistler olarak yetiştirmişti.. İkisi albay olarak emekliye ayrıldılar.

“Müftü Muharrem (Bilgiç) Efendi, Kemalist bir din
adamıydı.”

★★★

Anne tarafından akrabam olan Hacı Abdullah Hoca da tanınmış, çok sevilen bir din adamıydı. Kilis
ve Gaziantep’te uzun yıllar müftülük yaptı.

Ortaokuldaydık. Geçenlerde TV’de yeniden gösterilen “Samson ve Dalila” filminden sonra bir arkadaşımla tartışmıştık. O Samson’un Müslüman olduğunu öne sürüyordu. Kalkıp Hacı Abdullah Hoca’nın
makamına gittik. Elini öpüp konuyu anlattık.

Her zamanki sevecenliğiyle konuştu:

  • Üç evrensel din de birbirinin devamıdır. Dinin oluşumu, bir binanın oluşumu gibidir… Peygamberlerin hepsi de aynı binaya katkıda bulunmuşlardır. Kimisi temeli atmıştır, kimisi duvarı yapmıştır. Bizim inancımıza göre, Hz. Muhammed de çatıyı kapatıp eseri tamamlamıştır… Daha Islamiyet’in doğuşundan önce yaşamış olan bir Samson da o binanın içindeydi; başka bir dinden sayabilir misiniz?

Hacı Abdullah Hoca’nın çocukları çağdaş yetiştiler. İkisi Atatürk’ün partisine girdi ve uzun yıllar senatör olarak parlamentoda hizmet verdi.

Hacı Abdullah Çolakoğlu, Kemalist birdin adamıydı.

★★★

Ne diyor Atatürk:

“Din lüzumlu bir müessesedir. Dinsiz milletlerin devamına olanak yoktur.”

Birçok görüşünü halka anlatma ortamı olarak camiyi seçen Atatürk değil miydi? İlk Türkçe hutbeyi veren Atatürk değil miydi? Kuran’ın ilk Türkçe çevirisini yayımlattıran Atatürk değil miydi?

Paylaşmak güzel bir şeydir. İyi bir şey yapmış olduğu inancı içinde, bir ramazan akşamında bir araya gelmek de güzeldir.

10 Kasım’ın yıldönümlerinde, kuru fasulye ve pilavlı, rakılı yemekler düzenlemek de yanlış değildir…
Atatürk’ün ruhuna mevlit okutmak da..

Değişime ve gelişime açık olan Kemalizm ile birçok şeyi bağdaştırabilirsiniz,.. Ama tek bir şeyi hiçbir şekilde bağdaştıramazsınız:

Bağnazlığı!..

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: