Yazı Hakkında

Başlık:Başbakan Adaylarına Sorular
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.4)
Tarih:13 Haziran 1993, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Başbakan Adaylarına Sorular

TV’de genç üç başbakan adayımızı izlerken içimde bir
şeyler kıpırdayıp durdu. Ama dilimin ucuna gelen soruları, her nedense gazeteci arkadaşlar bir türlü sormadılar..

DYP, genel başkanını bu yazının çıktığı gün seçecek.

Ama sormakta gecikmek, hiç sormamış olmaktan iyidir diye düşünüyorum. Üstelik seçilen için de seçilmeyenler için de bu sorular yanıtarını hep bekleyecekler! ..

Önce sorularım Sayın Milli Eğitim Bakanı Koksal Toptan’a:

  • Geçenlerde Cumhuriyet gazetesinde, emekli öğretmen Sayın Mehmet Güler’in bir yazısı yayımlandı. Şöyle
    diyordu: “Koridorları dolduran çok yüksek dozdaki ezan sesini duyunca şaşırıyorum. Bir an için Milli Eğitim Bakanlığı’nda değil, Kocatepe Camii’nde olduğumu sanıyorum. Minarelere kurulan ses dağıtıcılarının gücünde cihazlar konmuş binaya.. O saatlerde görevlerinin başında olması gereken memurlar, başlarında takke, ayaklarında takunya, ezan sesinin geldiği kata koşuyorlar..”

Yakın zamana kadar bakanlığınızın üyesi olan bir eğitimcinin bu anlattıkları doğru mudur? Doğru ise doğal
mı karşılıyorsunuz?

  • Oktay Ekşi Hürriyet’teki köşesinde, başbakan olursanız, “anti-laik örgüt ve eylemlerin yaratacağı tehlikeden anayasal düzeni korumak için neler yapacağınızı” sormuştu. Bu soruya niçin açık ve net bir yanıt vermekten kaçındınız?
  • Bugün Türkiye’de 435 bin dolayında imam-hatip
    okulu mezunu var ve bunların ancak onda biri din işleriyle ilgili görev yapıyor. Bu okulların kuruluş amacı; bilgili, çağdaş kafalı din adamı yetiştirmek olduğu ve bu ölçüde büyük bir gereksinme fazlası bulunduğuna göre hangi gerekçeyle, bu okulların sayısını -bir buçuk yılda 765’ten 834’e çıkararak bir rekorun sahibi oldunuz?
  • ‘Kuran kursları’nı ortaöğretim çerçevesinde değerlendirmek girişiminiz, gelen yoğun tepkiler üzerine sonuçsuz kalmıştı. Eğer başbakan olursanız, bu isteğinizi gerçekleştirmek için RP’den destek istemeyi düşünüyor musunuz?
  • Kısa aralıklarla bu köşede yayımlanan iki yazım şu
    başlıkları taşıyordu: ‘Milli İhanet Eğitimi Bakanlığı mı?’, ‘Milli İhanet Eğitimi Genişliyor!’

Bu yazıları okudunuz mu?

Okudunuzsa; orada yazılanların doğru olduğunu bildiğiniz için mi sesinizi çıkarmamayı yeğlediniz?

Okumadınızsa, bunun nedeni, solcu-Kemalist yayın
organlarını okumama alışkanlığı mıdır? Yoksa, bu tür
yazıları önünüze getirmemeleri için çalışma arkadaşlarınıza verdiğiniz bir “talimat” mı var?

Ve Sayın Bakan!. Böylesine ‘yenilir yutulur’ olmayan
suçlamalar karşısında susan ve dolayısıyla da bunu ‘içine sindiren’ bir bakanın, hiçbir şey olmamış gibi bu kez de başbakanlığa soyunması sizce doğal mıdır?

★★★

Sayın Bedrettin Dalan, ANAP’tan ayrılıp da kendi partisini kurduğunda, ‘Atatürkçü-laik’ bir siyaset adamı görüntüsü vermeye özen göstermişti. Milli Eğitim Bakanlığı’ndaki ‘dinci kadrolaşma’ya dikkatleri çeken ve İstanbul’daki okulların çoğunu din eğitiminden gelmiş olanların yönettiğini açıklayan O’ydu.

O tutumu, şimdi bize şu soruyu sorma hakkını veriyor:

  • Siz DYP’ye geçtikten ve partiniz de iktidara geldikten sonra, bu konularda artık niçin konuşmuyorsunuz?
    Partinizin SHP’ye vermemek için cansiperane direndiği Milli Eğitim Bakanlığı’nda işler mi düzeldi, yoksa sizin düşünceleriniz mi değişti?

★★★

Sayın Tansu Çiller, DYP’nin büyük kentlerde de oy
alabilmesini sağlamaya yönelik vitrin düzenlemesinin
bir parçasıydı. Çağdaş, bilgili ve -üstelik- iktisatçı.. Dalan’la birlikte, Atatürkçü-laik kesimlere kırpılan bir gözdü O da…

İstanbullu seçmenleri bu nitelikleriyle etkileyebildiğine göre şimdi de hesabını vermeli:

  • İçinde bulunduğunuz hükümette; sizin partinizden
    bir bakan, “Biz dinin emrinde devlet istiyoruz” dediğinde niçin sustunuz?.. Bu görüşü paylaştığınız için sustunuzsa; bu, seçmenlerinizi aldatmış olduğunuz anlamına gelmez mi? Eğer karşı olduğunuz halde sustunuzsa; bu, cesaretinizin azlığından mı, yoksa siyasal endişelerinizin ‘inançlarınızın’ önüne geçmesinden mi?

Ve de -şayet başbakan olursanız- o sayın bakanı ödüllendirmeyi ve bu kez başbakan yardımcısı yapmayı düşünür müsünüz?

★★★

Sayın İsmet Sezgin, TVde izlediğim o açıkoturumda yoktu. Ama madem ki başbakanlığa soyundu sormak da bizim hakkımız:

  • İçişleri Bakanı olarak, devlete yönelik ‘laiklik karşıtı’ etkinliklere karşı ne yaptınız? Tansu Hanım’a yönelttiğim soru karşısında, sız ‘öncelikle’ ne düşünüyorsunuz?

işte -bazılannı yakından tanıdığım ve sempati duyduğum-dört isim.

Sorular çok! Ama bakalım, bunlara açık ve inandırıcı
yanıtlar verecek ‘yürek’ ve ‘siyasal ahlak’ var mı?!..

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: