Yazı Hakkında

Başlık:Başkalaşamayanlardan mısınız?
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih: 05 Haziran 1998, Cuma

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Başkalaşamayanlardan mısınız?

Mustafa Balbay‘ın çok güzel bir ayrımı var:

“Değişme” ve “başkalaşma”…

“Değişme”, değişen koşullar içinde bir “yenilenme” anlamı taşır. “Öz”ü koruyarak, o yeni koşullara uyum sağlamadır söz konusu olan.

“Başkalaşma” ise özün, yanı kişiliğin yitirilmesidir. Adı üzerinde, “başka” bir şey olmaktır.. Üstelik her başkalaşmanın bir “yenilenme” anlamına geldiği de söylenemez. Bazen “eskilenme” demek de olabilir.

Örneğin Baykal‘ın CHP’si değişmiyor, başkalaşıyor.

Örneğin Fethullah Hoca da değişmiyor, ama başkalaşıyor..

★★★

Geçenlerde Radikal’de Evren Değer ayrıntıları ile açıkladı.

Sayın Fethullah Gülen, 1980’lerde -yani 12 Eylül döneminde- dört ciltlik bir kitap yazıyor. Ama aynı dönemde sıkıyönetimce de arandığı için, kitaba Abdülfettah Şahin imzasını atıyor. Ve kitap. Milli Eğitim Bakanlığı’nca liselere “tavsiye” ediliyor.

Sayın Hoca’nın hep Arap isimlerini seçmesi ilginç. Ama asıl ilginci, kendisi suçlu diye aranırken, düşüncelerinin iktidarda olması! Tıpkı sıkıyönetim mahkemesi önünde dayanamayan Türkeş gibi:

– Biz içerdeyiz, ama düşüncelerimiz iktidarda!

Zaman geçiyor ve Hoca’nın sadece düşünceleri değil kendisi de iktidara ortak olunca; Abdülfettah da oluyor Fethullah…

Peki “Gayri” Milli Eğitim Bakanlığının eğitimimize katkı getireceğini düşündüğü “Asrın Getirdiği Tereddütler” kitabı, acaba neler getiriyor? (Somut örneklerini biliyorum; Sayın Hikmet Uluğbay‘ın üst katında oturduğu binada bugün de “aynı zihniyet” iktidarda!)

Cumhuriyet konusu:

“Şanlı Osmanlı devletinin her devirde ağırlığı vardı… Biz evvela ruh planında, sonra haysiyet ve şeref planında öldük. Şimdi süper güçlerin ağzına bakıyor ve desteklerini bekliyoruz.”

Kadınlar konusu:

“Eğer kadın huysuzluğunu sürdürürse, bu noktada belli prensipler dahilinde ve arızaya meydan vermemek şartıyla hafifçe dövmek kabul edilen bir çaredir.”

Laiklik konusu:

“Mesela bir insan İslam dininden irtidat ederse, ona mürted denir. Ve verilen süre içinde tövbe etmezse öldürülür. Eğer bu millet tekrar eski ihtişamına kavuşmak istiyorsa, onu mazide haşmetli kılan faktörleri, hem de hiçbirini ihmal etmeden yerme getirmelidir.”

Aradan on yıl geçmiş… 1990’ların Fethullah Gülen’i Cumhuriyet’in temel değerlerine saygılı.. Uzlaşmacı.. Ağzından bal damlıyor.

Sayın Baykal’ın başkalaşma nedenini biliyoruz.. İktidar olmak istiyor.

Peki Sayın Gülen’in başkalaşma gerekçesi acaba nedir? “İktidar”ını korumak mı?

★★★

Bir de başkalaşmayanlar var.

Örneğin Adalet Bakanımız Oltan Sungurlu

TBMM’deki “irtica” tasarıları ile ilgilenmiyor.. Komisyonlara gitmiyor.. Ve karnından konuşuyor:

– Kim hazırladı ise, o savunsun!

Güç duruma düşünce de “Sözlerim çarpıtıldı” deyip çıkıyor.. Ama ne kendisi komisyonlara gidiyor ne de tasarılar komisyonlardan çıkıyor Yani anlıyoruz ki “zat-ı muhterem” o tasarılara karşı.

Sayın Sungurlu ne değişmiş ne de başkalaşmış. Ama koltuğundan “istifa” etmeyi de düşünmüyor…

Anlıyoruz ki İnsanlar ikiye ayrılıyorlar Başkalaşanlar ve başkalaşmayanlar.

Ve gene anlıyoruz ki.. Başkalaşmayanlar da kendi aralarında ikiye ayrılıyorlar: Kişiliklerinden vazgeçemeyenler.. ve koltuklarından vazgeçemeyenler.

Birincilerine “dinozor” diyorlar.. ikincilerine ise “makbul politikacı”

Ama o “başkalaşanlar” yok mu!

En “makbulü” de onlar!..

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: