Yazı Hakkında

Başlık:“Başörtülü Mazlum”
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:11 Mayıs 1997, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

“Başörtülü Mazlum”

Numaracı cumhuriyetçi bir gazetede şu satırlar çıkmıştı:

“Yasaksız üniversite isteyen gençlerimiz, öğrenci kuruluşlarımız neden başörtülü arkadaşları için destek eylemleri düzenlemiyor? Örneğin neden bütün kız öğrenciler bir günlüğüne başlarını örtüp okulun
kapısına dayanmıyor?”

Ve ekleniyordu:

“Eğer Atatürkçülük, başını örten genç kızları cahil
bırakmayı emrediyorsa, ben Atatürk’ten değil, başörtülü mazlumdan yanayım.”

Kendisi de bayan olan yazarın varsayımı şu:

– Bazı kız öğrenciler, inançlarının gereği olarak başlarını örtüyorlar. Demokrasilerde buna engel olunmamalıdır. Üstelik bunun kimseye de zararı yoktur.

Acaba haklı mı?

Bir… Demokrasilerde her isteyen her istediğim
“inancı geregi” diye yapamaz. Derslere başörtüsü ile
girilmesi ile ilgili bir başvuruyu. Avrupa İnsan Hakları Komisyonu bile reddetti.

Ve daha geçenlerde bu sütunlarda Emre Kongar’ın yazdığı bir olay yaşandı. ABD’de Mississippi eyaletinin aldığı, okullarda toplu dua karandı Amerikan Yüksek Mahkemesi bozdu. Gerekçe:

“Okullarda toplu halde edilen duanın, bireylerin
vicdanlarında bir baskı oluşturacağı… “

Avrupa ve Amerika din düşmanlığı mı yapıyor?

Yoksa demokrasiden mi uzaklaştılar?

Benzer biçimde giyinerek derelere girmek, toplu halde dua etmek, okullara “zorunlu” din dersi koymak ve mescit açmak., acaba “inanç özgürlüğü”
mü. yoksa inançlar üzerine baskı mı?

Ve son bir soru:

Son yıllara gelinceye kadar derslere “türban”la giren öğrenci olmadığına göre; acaba Cumhuriyet’in ilk yarım yüzyılında hiç mi “inançlı kız öğrenci” yoktu?
Yoksa o zamanlar günah olmayan şey, şimdi birden
bire günah mı oldu?

İki… Özgürlüklerin sınırı, başkalarının özgürlüğüdür.

Dünya bir faşizm-Nazizm belasını yaşadıktan ve İkinci Dünya Savaşı’nda milyonlarca kurban verdikten sonra.. demokrasiyi yıkmak, özgürlükleri yok etmek özgürlüğü ise hiçbir demokraside “artık” yoktur.

Son yıllara gelinceye kadar.. ramazan ayında oruç
tutmayanlar, Anadolu’nun hemen hiçbir yerinde saklanmak gereğini duymazlardı. Anadolu’nun hemen her yerinde, ramazan ayında açık lokanta bulunurdu. Şimdi ramazan ayında gidin koskoca Kayseri’ye,
acaba bir sandviç bulabilir misiniz?

Yurtlarda oruç tutmadıkları için dayak yiyen öğrenciler yok mu?

“Türban”ın okullarda bir simge ve bir siyasalın inaçsal baskı aracı olarak kullanılmadığını söylemek olanağı var mı?

Türk kadınının her dönemde taşıdığı başörtüsü,
acaba niçin durup dururken biçim değiştirmiştir? Niçin o başörtüsü ile birlikte giyinilen “manto”lar da üniformaya benzer hale gelmiştir?

***

Ve üç..

Acaba türbanlı-üniformalı kız öğrencilerimizin tümü, bunu gerçekten de ‘inançları’ gereği mi yapıyor?

Akıllı kız öğrencilerin teker teker saptanıp allelerine başvurulması… Özel burslar, özel yurtlar ve özel giyim, akşamları özel eğitim, özel yaşam biçimi..

Çoğunun özellikle “öğretmen” olmaya yönlendirilmesi…

Başörtülü, laiklik karşıtı bir bayan öğretmen ordusu yetiştirme çabası…

Bunlar acaba bir sır mı?

(Mayın tanığı olan bir bayan profesörden dinlemiştim.

Fakülte içinde “türbanlı- “tesettürlü dolaşan bir
kız öğrenci… Bir de bakmış ki, okul çıkışında mini
etekli… Hocasının hayretler içinde olduğunu görünce gülmüş:

– Görev saatim bitti!.. Bu saatten sonra istediğim
gibi giyinmekte serbestim.

★★

Humeyni de Paris’ten yolladığı mesajlarda özgürlükten yana gözüküyordu. “Herkesin inancına göre yaşayacağını”, kimsenin vicdanı üzerinde baskı yapılmayacağını söylüyordu.

Şair “Aynası iştir kişinin, lafa bakılmaz” demiş…
Doğru söylemiş!

Bırakın namazı, orucu falan.. Siz hiç, Sivas’ta
inançlarından, düşüncelerinden dolayı çıra gibi yakılan insanlarımız için sesini yükselten Türbanlı öğrenci gördünüz mü?

Elbette herkesi aynı kefeye koymamak gerekir..
Ama, acaba olayın arkasındaki güç ya da güçlerin
amacı nedir? Kendi özgürlüklerini mi kazanmak, yoksa başkalarının özgürlüklerini ellerinden mı almak?

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: