Yazı Hakkında

Başlık:Baykal Değişti mi?
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:02 Temmuz 1997, Çarşamba

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Baykal Değişti mi?

Bilin bakalım şu sözler kime ait:

“Atatürk’ün, Mendere’in, Demirel’in Özal’ın Türkiye ‘ye kazandırdıkları ilerlemelerin 2000’li yıllarda yaşayacak olanını biz gerçekleştireceğiz…”

Bu sözler Çiller’in mi? Cindoruk’un mu? Yoksa Mesut Yılmaz’ın mı?

Hiçbiri değil! Deniz Baykal’ın

Emekli öğretmen H. Hüseyin Aksoy, demecin çıktığı Hürriyet gazetesini kesip yollamış. Soruyor:
“Bu lalın neresini düzelteceksiniz?”

Ve ekliyor:

“CHP Genel Başkanı’nın Cumhuriyet boyunca Türkiye’ye önemli katkı yapanları sayarken. CHP genel başkanlarını atlamasını mı? Bugünkü bütün
inatçılığına rağmen, Türkiye ‘de sol adını ilk kez iktidara taşıyan Ecevit ’i geçtim; demokrasinin kurucusu olan İnönü’nün bile adını anmamasını mı?
Yoksa Atatürk’le Özal’ın adını bir çizginin devamı imiş gibi zikretmesini mi?”

Ve bunların arkasından gelen bir soru daha var:
“Özalcılık bu kez de solculuk kılığında mı yakamıza yapışacak?”

★ ★

CHP’nin yeniden kurulma kurultayında Baykal genel başkan seçilmişti. O kurultayda yaptığı konuşmadan aklımda kalan tek bir tümce var. Yaklaşık olarak şöyleydi:

– İmam-hatipli ile laik liselerde okuyan genci barıştıracağız!

Kim istemez, birbirleriyle kavgalı olmayan insanlardan oluşan bir toplumu! Ama iki ayrı dünyanın insanının devlet eliyle yetiştirilip karşı karşıya getirilmesi bir aymazlıktı. Ve CHP’nin çiçeği burnunda genel başkanı, aymazlığı sergileyecek yerde, Menderes-Demirel-Özal çizgisinde mavi boncuk
dağıtmakla meşguldü.

“Altıok’un üçünü, dördünü atalım!” diyenlerle yola çıktı. Kamuoyu yoklamaları yüzde 1-2’lerde kalınca da, keskin bir viraj döndü:

– Atatürk ’ün ilke ve devrimlerinin sahibiyiz!

Ve son seçimlerde “baraj” o sayede, “kılpayı” aşıldı.. Ecevit’in DSP’yi parti yapmamakta direnmesi ve laikliğin tehlikeye düşmesi ile de CHP’nin
yelkenleri şişmeye başladı.

Ama partinin, ülkenin yazgısına yeniden egemen olabilecek boyutlara erişmesinin ön koşulları belliydi. Tarihsel kimliği yeniden kazanmak ve hizipçilikten uzak, kitle örgütleriyle kucaklaşmayı sağlayacak bir “demokratik yapı” oluşturmak!

Sayın Baykal, kimlik sorununu netleştirmek amacıyla düzenlenen parti içi eğitim seminerinin açılış konuşmasında Atatürk’ten söz etmedi. “Kemalizm” sözcüğünü ise bir kez ağzına aldı.

– Kemalizmi de tartışacağız!

CHP’nin 1974’te erken seçim arayışlarına girmesi, karanlık bir MC’ler dönemini açmıştı. O arayışta Deniz Baykal’ın rolü hep söylenir.

1995’te Çiller’le anlaşıp erken seçimi gerçekleştiren de aynı Baykal’dı. Ve o seçim, Türkiye ’yi bugünkü bunalıma getiren bir sürecin başlangıcı oldu.

Şimdi AP’yi kapanmaktan ve Çiller’i yok olmaktan kurtarmaya yönelik bir “acele seçim” arayışlarında da; eski ortakların umudu Sayın Baykal’da!

Köşe yazarları, sokaktaki adamın duygularını dile getiriyorlar:

– Baykal Çiller’i üçüncü kez de kurtaracak mı?

★ ★★

Soru: Atatürk, Menderes, Demirel ve Özal isimleri yan yana gelebilir mi?

Yanıt: Eğer “Atatürk’e evet, ama Kemalizme hayır!” diyorsanız, gelebilir.

Cumhuriyetin son yarım yüzyılına o çizgi damgasını vurdu. Türkiye işte o çizgi sayesinde bugünkü çıkmaza sürüklendi. Ve o çıkmaz sayesinde de,
Kemalizm yeniden umut oldu.

Bu ortamda, çıkıp da o batakçı çizgiye sahip çıkmanın anlamı var mı?

“Azıcık sağa kayacağız” demenin anlamı var mı?

Kemalist sola daha yakın olan Jospin’e değil de.
Blair’e övgü düzmenin anlamı var mı?

Bilinen bir şey var.

Sayın Baykal’ın en büyük şansı, Ecevit’in tutumu… Ama, galiba Ecevit’in en büyük şansı da Baykal’ın kendisi!

Ve de ikisinin şansları, Türk solunun şanssızlığı!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın