Yazı Hakkında

Başlık:Bayramlık…
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:09 Şubat 1997, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Bayramlık…

Sidney’de anlatmışlardı.

Aylardan ramazandır. Dünyanın öte ucundaki Türkler arasında da oruç tutanlar yaygındır. Birkaçı iftar için bir araya gelirler, Avustralya’da çok
bol olan sığır etinden köfteler yapılır. Ve oruç açılır.

Arkadaşları içlerinden birisine takılır:

– Biliyor musun, afiyetle yediğin bu köfte ne
etinden yapılmıştı?

– Sığır etinden…

– Sen öyle san.. Domuz olduğu için bu kadar lezzetli!

Genç adam sapsarı kesilir. Odadan dışarı fırlar. Biraz sonra öğürtü sesleri duyulur… Kusuyor sanırlar.

Oysa “midesini temizlemek için” kezzap içmiştir… Acılar içinde ölür.

Belçikalı Christine bir Türkle evlenmiş. Kocasını seviyor. Belçika’da yaşıyorlar… Anlatıyor:

“Evlenmeden önce beni de Müslüman yaptı.
Şimdi Arapça öğreniyorum. Aslında ben Türkçe konuşmak istiyordum. Bir Türk arkadaşım bana Atatürk’ü. O’nun Türkiye için yaptıklarını
anlattı. Ben de bu öğrendiklerimi kocama tekrarladım. Memnun olur zannediyordum, beni dövdü…”

Altı yaşındaki çocukları Kuran kursuna gidiyormuş. Üstelik de bir Arap hocanın kursuna..
Kocası Kuran’ı Arapça ezberlemiş, ama okuma yazması yok!..

★★★

İslam mezhepleri ve tarikatları uzmanı Prof. Ethem Ruhi Fığlalı’ya göre; “Türkiye ‘de 20-25 yıldır bir Araplaşma, Acemleşme eğilimi var”

Peki Araplar ve Acemler acaba ne görüşte?

İran’ın ünlü isimlerinden Mesut Recavi:

“Benim halkım çok cahildir. Bugün İran ‘da bir şey yapılacaksa, ancak İslam adına yapılabilir. Bizimle birlikte ‘Humeyni devriminden sonra koalisyona katılan komünistler de geçici hükümetimize “İslâmi” denmesini istediler. Iran’da siyaset yapmanın tek yolu, İslam maskesini kafaya geçirmektir. Ben istemez miyim Iran da Türkiye gibi bir laik Müslümanlar ülkesi olsun?.. Benim ülkem sizinkinden yüzyıllarca gende kaldı.
Bize Atatürk gibi bir önder lazımdı. Şah geldi.
Siz çok şanslı bir ülkenin çocuğusunuz…”

Tanınmış Arap bilim adamı Prof. Muammer
Arkun:

“Kuran adına el kesenler, kadın asanlar, çarşaf giydirenler Kuran’a ihanet ediyorlar. Siyasi güçler Kuran’ı işlerine geldiği gibi, keyiflerince
yorumluyorlar… Birçok İslam ülkesinde Kuran’in
yorumlanması, tartışılması yasak…”

Ve Sıtkı Uluç’un “Avrupa’da İslam – Dönenler” kitabında verdiği bir örnek de Belçikalı tanınmış bir hukukçudan. Yıllardır bütün tatillerini
Türkiye de geçiren, Türkiye’yi çok Türkten daha iyi tanıyan bir yabancı gözlemciden:

“Hiçbir din adamı İslama, bir din adamı olmayan Mustafa Kemal kadar hizmet etmemiştir”
O’nun hatırasına herkesten önce gençler, Müslümanlar sahip çıkmalıdır… Bugün Türkiye Müslüman bir ülke olarak dimdik ayaktaysa, bugün
Türkiye ‘de insanlar rahat ibadet edebiliyorlarsa
bunları Atatürk’e ve O’nun yanında dövüşenlere borçlu değiller mi?”

Hz. Muhammed’e bir gün sormuşlar. “Din nedir?” diye… Yanıtlamış:

“Din güzel ahlâktır!..”

Şu kutsal metinler de yukarıdaki yargıyı doğruluyor:

“Nice oruç tutan vardır ki, tuttukları oruçları yanlarına kalan şey, açlık ve susuzluktur. Kılınan namaz kişiyi kötülükten, kabalıktan alıkoymuyorsa, namazı onu Tanrı’dan uzaklaştırıyor demektir… Bir saat bilim yolunda çalışmış olmak, 60 yıl ibadetten daha hayırlıdır…”

Bayram günü yaklaşırken bunları anımsadım…
Çocukluğumu anımsadım.

Türkçe ezanın bana verdiği “haz”zı… İçlerinde akrabalarımın da bulunduğu aydın din adamlarının, insanın içini ısıtan, iyimserlik ve insancıllık
aşılayan yorumlarını… Oruç tutan, namaz kılan, ama başını örtmeyen annemi… Bana dinin “iyilik yapmak, kötülükten kaçınmak” olduğunu öğreten babamı…

Atatürk’e duanın hiçbir zaman unutulmadığı mevlitleri…

Ve Araplarla Acemlerin tersine, dini “Allah korkusu” üzerine değil de “Allah sevgisi” üzerine oturtan Anadolu İslamını…

Din tüccarlarından kurtulmuş bir Türkiye de, nice sevgi ve dayanışma dolu bayramlar diliyorum.

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: