Yazı Hakkında

Başlık:Ben Demokrat Değilim!
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:27 Aralık 1998, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Ben Demokrat Değilim!

İlhan Selçuk’un “Düşünüyorum, öyleyse vurun” tümcesi, 12 Mart’ın yaftası olmuştu.
Nadir Nadi ise “Ben Atatürkçü değilim” derken, 12 Eylül’ü mahkûm etti.

Aradan uzun yıllar geçti, ama o damgalar silinmedi. Silinmeyecek!

Her iki dönemde de balyoz hep yurtseverlerin başına indi. Kurunun yanında hep yaş da yandı. Yapılan yanlışlıklar, olumsuzlukların üzerini örttü.

12 Mart “köklü reformlar” diye yola çıktı. Reformcuları ezdi geçti.

12 Eylül, “Atatürk” diye yola çıktı. Atatürkçüleri ezdi geçti.

Atatürk putlaştırıldı. Bronz heykellerine tapılırken, düşünceleri yaşamdan silinmeye çalışıldı. Kurumları birer birer kapatıldı.

Ve bunların hepsi de “Atatürkçülük” adına yapıldı.

Sonunda da rahmetli Nadir Nadi dayanamadı ve haykırdı; “Ben Atatürkçü değilim!”…

★★★

Geçenlerde aramızda tartışıyorduk. Eski
dostum Prof. Yüksel Ersoy bir anımsatma
yaptı;

“- Bizde demokrasinin yozlaşması Demokrat
Parti ile başlamıştır…”

Tıpkı kendilerine Atatürkçü diyenlerin, 12 Eylül’de Atatürkçülüğü yozlaştırması gibi… Demokrat sözcüğünü Menderes ve yoldaşları
önce “demirkırat” yaptılar.

Ardından kırat, demokrasiyi demir nalları ile
çiğnemeye başladı. Ve demirkırası, çoğunlukta olanları her istediklerini yapmaları oldu çıktı.

Menderes’ten Demirel’e, ondan da Çiller’e
miras kalan kırat işte o kırattır.

Şimdi artık “Ben demirkıratım” diyen yok.
“Demokratım” demeyi öğrendiler. Ama demokrat olmayı öğrenemediler. Demırkıratlığı, demokrat etiketi altında sürdürmeyi çıkarlarına daha uygun buldular.

★★★

Seçim meydanlarında “Refah, PKK’den daha tehlikelidir, onun yolunu ancak ben tıkarım” diyen.. Oyları aldıktan sonra yüzde 20’lik RP’yi iktidar yapan.

Türbanlı posterlerini duvarlara astırıp iftar sofralarına kurulan..

Kaynağı belirsiz servetini iktidarda iken katlayan..

Yargıdan kaçabilmek için şeytanla bile işbirliği yapabileceğini göstermekten kaçınmayan Çiller, şimdilerde “demokrat”!

Demokrat olmayanları(!) Anıtkabir’de Atatürk’e bile şikâyet ediyor…

Kutsal değerleri, bazen en arsızca kullanmaktan çekinmeyerek oy toplayan.. Kapkacak, zahire, para dağıtarak seçim kazanan..

Karanlık kaynakları nedeniyle yargı önüne çıkmamak için bir zamanlar “şeytan” diye nitelendirdikleri Çillerle kol kola giren.. Ele geçirdikleri iktidarı demokrasiyi yıkma çabalarını hızlandırmak için kullanan dinci siyasetçiler de şimdilerde “demokrat”.

“İnsan hakları” savunuculuğu bile yapıyorlar(!)…

Teröristin “insan hakkı” için kahramanca savaşım veren.. Teröristin
öldürdüğü savunmasız kadınların, çocukların,
yaşlıların, sivillerin“insan hakkı” olabileceğini aklına bile getirmeyen Akın Birdal ve İHD’lilerde…

Batı’daki birilerine yaranmak için Türkiye’yi kötüleme yarışında olanlardan geride kalmama çabası içindeki birtakım “büyük”
yazarlar da…

Onların şakşakçısı numaracı cumhuriyetçiler de…

Hepsi, ama hepsi çok “demokrat”!.

***

Eğer Çiller’ler, Birdal’lar, kara kitapların yazarları, numaracı
cumhuriyetçiler “demokrat” ise.

Ben demokrat değilim!

Eğer demokrasinin olanaklarını demokrasiyi yıkmak için kullananlar demokrat ise.. Eğer dinin siyasetini ve ticaretini yapanlar demokrat ise..

Ben demokrat değilim!

Eğer yalancıları, hırsızları, Türkiye’nin düşmanlarınca beslenenleri, çeteleri koruyan düzenin adı demokrasi ise.. Eğer demokrasi buysa..

Ben demokrat değilim!

Eğer demokrasi adına Cumhuriyetin temellerine kazmayı vuranlar demokrat ise..

Ben demokrat değilim!

Ve onların “demokrat” yaftasını taşıdıkları bir yerde, ben demokrat olmak istemiyorum..

Çünkü onlarla aynı sıfatı taşımaktan utanıyorum!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: