Yazı Hakkında

Başlık:Beşikçi, Gerger, Başkaya, Alınak ve…
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:02 Ekim 1994, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI
Beşikçi, Gerger, Başkaya, Alınak ve…

İsmail Beşikçi SBF’de sınıf arkadaşımdı.

Sessiz ve çalışkandı, ikinci sınıfta en iyi “seminer ödevi”onun yapmış olduğunu anımsıyorum… Araştırmayı severdi.

Yıllar sonra iki genç öğretim görevlisi olarak karşılaştık. Erzurum Atatürk Üniversitesi Sosyoloji Bölümündeydi.

Birkaç gün süren bilimsel bir toplantının konuşmacılarıydık. Güneydoğu ve Doğu Anadolu’nun toplumsal yapısı ile ilgili inceleme ve düşüncelerini, çok sakin bir biçimde dile getirmişti… Söylediklerinin, yadırganan,
karşı -çıkılan yanları çoktu.

Ama genel çizgisi. “Kürt sorunu” üzerindeki bugünkü
tavrından çok daha ılımlıydı!

Önce üniversite onu dışladı. Sonra askeri yönetimler
peşini bırakmadı.. Derken sivil yargının pençesinden
kurtulamaz, dört duvar arasından çıkamaz oldu….

Baskılar onu katılaştırdıkça katılaştırdı. Yıllar önce düşünemeyeceğim bir noktaya getirdi.

Bazı Kürt kökenli tanıdıklarım ise Beşikçi’yi “ikinci bir
Atatürk” saymaya başladılar!

Cumhuriyet, Beşikçi’yi kazanabilirdi, yitirdi… Cumhuriyet düşmanları Beşikçi’yi kazandı!

★★★

Haluk Gerger’i tanıdığımda, SBF’nin genç ve yetenekli asistanlarındandı. Olumlu nitelikleri ile hemen dikkati çekiyordu. Sıradan olmayan, varlığı ile üniversitenin düzeyine katkı yapacak bir öğretim üyesi olacağı belliydi.

Ama 12 Eylül yönetiminin “geniş açı “sı buna izin vermedi.

Bilgisi vardı Enerjisi vardı .. Ama-sıkılmış bir limon
gibi- kendisini üniversitenin dışında bulmuştu…

Önce Ecevit’in “Arayış” dergisi çerçevesinde oluşan
genç kadroda yer aldi. Aziz Nesin in ‘”Özgür üniversite”
girişimine katkıda bulundu. Hürgün de ve Özgür Gündem’de köşe yazarlığı yaptı…

Ve “düzen”in hoşgörüsüzlüğü, giderek Gerger’i katılaştırdı! (Kendini dışlayanı dışlamaktan daha doğal ne olabilir ki?)

Derken, Deniz Gezmiş gecesine gönderilen bir sayfalık mesajın bedeli olan 20 ay hapis ve 206 milyon lira para cezası… Para cezasını ödeme gücü olmadığı için de üç yıl hapis daha. .. Üstelik de malın mülkün haczedilmesi…

Cumhuriyet, Haluk Gerger’i de yitirdi Acaba karşılığında ne kazandı?

★★★

Haluk Gerger ile bir ara “aynı cephe “de savaşım verdik. Dünyaya bakış açılarımız aynı idi. Ortak noktalarımız çoktu, giderek azaldı…

İsmail Beşikçi ile uzun süren bir diyaloğumuz vardı…
Buluştuğumuz noktalar, buluşamadıklarımızdan fazlaydı; giderek azaldı…

Fikret Başkaya’yı SBF’deki öğrenciliğinden anımsıyorum Hiç tartışmadık Ama kitaplarındaki çok sava karşı oldum. Hatta tepki duydum.

Ne var ki bu. yazdıklarından dolayı özgürlüğünü yitireceğini öğrendiğim zaman içimde bir şeylerin kopmasını engelleyemedi… Onun özgürlüğünü yitirişi, benim özgürlüğümün değerini azalttı, küçülttü…

Ve derken -aylardır gözetim altında bulunan- Şırnak
Milletvekili Mahmut Alınak’ın, TBMM Başkanlığı na bir
başvurusu geldi önüme şu tümce ile noktalanıyordu:
Meclis ve milletvekili dokunulmazlığı hiçe sayılarak bütün yaşamımın soruşturma konusu yapılması karşısında. hiçbir anlamı ve önemi kalmayan, zaten DGM savcılarınca kaldırılan ve kağıt üzerinde bir sözcükten ibaret kalan dokunulmazlığımın. TBMM’de de sona erdirilmesini arz ederim. “

Sayın Alınak’ın kaleminden çıkıp, bir kopyasını da bana yolladığı kimbilir kaçıncı metindi bu.. Ama bu kez okuyunca sarsıldığımı hissettim.

Alınak, sadece “Kürt sorunu”na yönelik çalışma yapmıyordu. Gerçek bir “solcu” milletvekili ne yapmalı ise onu yapmaya çalışıyordu. Emekçilere ve dargelirlilere sahip çıkıyordu. Çözümler üretiyor, yasa önerileri veriyordu…

Son başvurusu ise açıktı artık o da havlu atmaktaydı!.

Demokrasi bir “hoşgörü ve uzlaşma” rejimidir! Yasaklanan düşünce ile nasıl savaşıp, nasıl uzlaşacaksınız?

Eline kalem alan ile silah alana aynı muameleyi yapınca da şiddetin umut olmasını nasıl önleyeceksiniz?..

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: