Yazı Hakkında

Başlık:Bir Asker.. İki Sivil…
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih: 10 Eylül 1999, Cuma

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Bir Asker.. İki Sivil…

Genelkurmay Başkanı Sayın Hüseyin Kıvrıkoğlu özünde ne dedi?

Bir…

– Halk gerektiğinde tepkisini göstermelidir. AKUT gibi sivil toplum örgütleri yaygınlaşmalıdır. Silahsız kuvvetler de kendi sorumluluklarına sahip çıkmalıdır.

İki…

– Biz doğrudan taraf olduğumuz Apo konusunda bile siyasal iktidarın işine karışmayız. Kürtçe radyo ve TV bile var. HADEP ’li belediye
başkanlar görevlerini dürüstçe yaparlarsa, kimsenin bir diyeceği olamaz.

Üç…

– 28 Şubat süreci bitmedi, çünkü gericilik tehlikesi sürüyor. Bu süreç 1923’te başladı, gerekirse bin yıl bile sürer.

Yani?

– Ordu demokratikleşmeye karşı değildir. Sivil toplumdan yanadır.
Ama laiklik karşıtlığı konusunda, kimse silahlı kuvvetlerden hareketsiz kalmasını beklememelidir! Çünkü Cumhuriyetin temeli, demokrasinin de ön koşulu laikliktir.

★★★

Yargıtay Başkanı Sayın Sami Selçuk özünde ne dedi?

Bir…

– Atatürk’ün Türkiyesi doğruydu, kişilikliydi, onur vericiydi. Ama
bugünün Türkiyesi yanlıştır, öykünmecidir. Atatürk’ün tasarladığı Türkiye bu değildir.

İki…

-1930’ların bekçiliği ile Kemalist olunmaz. O çizgiyi bugünlere taşımak gerekir. Bunun için de, öncelikle bu anayasa baştan sona değiştirilmelidir. Özgürlüklerin, katılımcılığın, yani çoğulculuğun
önündeki engeller kaldırılmalıdır.

Üç…

– Cumhuriyetin laiklik konusundaki uygulamaları yanlıştır. Devlet
din konusunda baskıcı bir tutum içindedir. Dinin siyasal amaçla kullanımını önlemek için baskılara gerek yoktur.

Yani?

– Türkiye hızla demokratikleşmelidir. Ve bu arada dinsel güçlerde
tamamen özgür bırakılmalı, devlet
dinle ilgili konulara hiç karışmamalıdır!

★★★

Barolar Birliği Başkanı Sayın Eralp Özgen özünde ne dedi?

– Demokratikleşmeye evet…
Fethullahçılar dahil, laiklik karşıtı
akımlara hoşgörü gösterilmesine
hayır!

Sonuç?

Önemli bir asker ile önemli iki sivil, demokrasi ve sivil toplum konusunda görüşbirliği içindeler. Ama laiklik konusunda cepheler ayrılıyor.

Kıvrıkoğlu ve Özgen bir yanda,laikliğin Türkiye’de “tehlikede olmadığını” sanan Selçuk ise öteki yanda. Ve 2. cumhuriyetçi kesimin
önde gelen bir ismi şöyle yazıyor:

” Yargıtay Başkanı’nın konuşması ‘tarihi belge’ niteliğindedir. Genelkurmay Başkanı’nın konuşması ise, ‘günlük gazete manşeti’ olmuştur. Selçuk’un konuşmasının ruhu geleceği oluşturmaktadır, ileri karakterlidir. Kıvrıkoğlu’nun konuşması ise, deprem öncesi Türkiye’nin iklimine denk düşmektedir.”

***

Atatürk’ün, Serbest Fırka’nın kuruluşu sırasında Fethi Okyar’a
gönderdiği bir mektup var. Bu mektupta yeni partiye -her konuda- güvence veriyor. Ama tek bir koşulla:

Laiklik konusunda ödün vermemek!

Sayın Selçuk, konuşmasını yaptığı toplantıya, bazı en sivri 2. cumhuriyetçileri de “özel olarak ” davet etmiş. Siyasal yaşamda ve basında en büyük alkışı da dinci ve 2. cumhuriyetçi kesimlerden almış. Kendi kurumunun, yani Yargıtay’ın
içinden ise çok ciddi ve yaygın tepkiler gelmiş.

Bunlardan “Dostunun kim olduğunu söyle, senin kim olduğunu
söyleyeyim” gibi bir anlam çıkarmak niyetinde değilim. Ama dilimin
ucuna kadar gelen bir soruyu da sormadan edemiyorum:

Eğer 28 Şubat olmasaydı…

Laik Cumhuriyet düşmanı kuşakların devlet eliyle yetiştirilmesi
önlenebilir miydi, bir? Devletin içten içe o düşünce sahiplerince ele
geçirilmesi süreci durdurulabilir miydi, iki?

Ve de en önemlisi.. O gidiş, Türkiye’yi adım adım ve kaçınılmaz bir
biçimde iç savaşa götürmez miydi? Geride demokrasi memokrasi
kalır mıydı, bu da üç?

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: