Yazı Hakkında

Başlık:Bir Büyük Ustaya Saygı!
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:11 Eylül 1996, Çarşamba

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Bir Büyük Ustaya Saygı!

Tam bir yıl oldu.

Nilgün’u toprağa veriyorduk. Behruz Çinici yaşlı gözlerle sarıldı bana. Sordu:

– Benden bir isteğin var mı?

O ana kadar düşünmemiştim. Sözcükler dudaklarımdan kendiliğinden döküldü:

– Günü gelince ben de aynı yere gömülmek istiyorum… Bu dünyadaki evimizi sen yapmıştın. Gelecekte bizi bir araya getirecek olan mezarı da sen yapar mısın?

Büyük dost, gözyaşlarını gizlemeye çalışarak, beni yeniden kucakladı…

Söyledim. Ve söylediğim andan sonra da düşünmeye başladım.

Behruz Çinici…

Bir büyük dost. Uluslararası çapta bir büyük mimar. Bir büyük sanatçı.

Anıtsal yapıtlara imzasını atmış bir isim.

Ondan iki metrekarelik bir yeri çizmesini istemek haksızlık değil miydi?

Bir süre sonra, bu duygularımı eşi, birçok yapıta birlikte imza atmış olan, mimar, sevgili Altuğ Çinici’ye de açtım. “Endişelenme” dedi, “ondan böyle bir şey istemiş olmandan dolayı çok mutlu. Ama zaman zaman da uykuları kaçıyor…”

★★★

Çinici dostlar da Nilgün’e sınırsız sevgi duyanlar arasındaydı.

Behruz Çinici “Nilgün kardeş” derdi O’na… En bunalımlı çalışma ortamlarından kendisini çekip çıkarabilecek, güldürebilecek ender kişilerden birisiydi Nilgün.

Aylar geçiyor, iki metrekarelik tasarımdan ses çıkmıyordu. O çapta bir mimar için bu neydi ki? Niçin iki günde bitirip de bana yollamıyordu?

Acaba önemli projeleri arasında unutmuş muydu?

İlkbaharda yolum, Çiniciler’in Salacak’taki olağanüstü evlerine düştü. Gözlerime inanamadım.

Sayısız çizimler vardı masanın üzerinde. Hepsi de
birbirinden güzel ve anlamlı… Hatta bir tanesinin maketi bile yapılmıştı.

İki metrekareye sığdırılan, böylesine bir düş gücü… Duygu ile estetiğin böylesine bir uyumu..

Her tasarımda Altuğ Hanım’ın da görüşleri alınmıştı. Aile mesleğinin en genç temsilcisi, çok değerli Can Çinici’nin de eleştirileri sorulmuştu.

Heyecanla, “Tamam” dedim, “bundan daha güzeli olamaz. Hemen uygulayalım.”

Güldü:

– Daha değil!.. Şu ikisi üzerinde biraz daha çalışmam gerekiyor. Sonra kararı birlikte vereceğiz

★★★

Behruz Çinici…

ODTÜ’nün, TBMM halkla ilişkiler binalarının, milletvekilleri sitesinin, Çorum’daki “Binevler”in, Naciye Sultan’ın, Mercan’ın, Soyak’ın, Platin Sitesi’nin, Güllük ve Artur tatil köylerinin mimarı.

Meclis’teki o olağanüstü cami-alan-kitaplık “başyapıtı”nın yaratıcısı.

Ağa Han Ödülü’nün sahibi.

Sayısız güzelliğin altında imzası olan, uluslararası bir isim…

İki metrekarelik için tam bir yıl doğum sancıları çekti. Nilgun’ü yitirişimizin yıldönümüne yetiştirmek için.
Ankara Karşıyaka Mezarlığı’nda yağmur altında çalışanların başında gene O vardı.

Sırtında önlüğü. Başında beresi. Elinde kalemi ve çekici.

Kolay kolay Behruz Çinici olunmadığını o gün bir kez daha anladım.

★★★

9 Eylülde, yakın dostlarla birlikte Nilgun’ün başucundaydık.

Bir gün önce, yağmur altında tamamlanan yapıt karşısında herkes hayranlığını dile getiriyordu… İki metrekareye sığdırılmış bir “başyapıt” karşısında.

Çok anlamlı. Çok etkileyici. Çok özgün. Çok güzel. Ama Çinici, zaman zaman titreyen bir sesle, yapıtından çok Nilgün’ü anlattı.

– O bir labirentti… Her köşesinde size sürprizler hazırlamış olan bir labirent…

Behruz Çinici.

Ressam, müzisyen.. Bir büyük mimar. Bir büyük sanatçı. Bir büyük dost. Hepsinden önemlisi, bir büyük insan.

Uluslar büyükleri ile büyürler.

Önünde derin bir saygı ile eğiliyorum.

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: