Yazı Hakkında

Başlık:Bir Dönüm Noktası!
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:07 Mart 1999, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Bir Dönüm Noktası!

Atatürk’ün, Serbest Fırka’yı, yani bugünkü dille Liberal Parti’yi kurmasını istediği Fethi Okyar’a yolladığı mektup ünlüdür. Amaç, güvence vermektir. Ama bir noktanın altı özenle ve özellikle çizilir:

“Memnuniyetle tekrar görüyorum ki, laiklik esasında beraberiz. Zaten benim siyası hayatta bir taraflı olarak daima aradığım ve arayacağım temel
budur… Laik Cumhuriyet esası dahilinde, fırkanızın her türlü siyasi faaliyetinin bir engelle karşılaşmayacağına güvenebilirsiniz efendim”

Bir yük devrimci acaba niçin laikliğe böylesine,
tüm diğer ilkelerinin üzerinde, özel bir önem veriyordu?

Çünkü laiklik, Türkiye koşullarındaki bir ülke için,
çağdaşlaşmanın önkoşulu idi… Laiklik olmadan bir
ulus olunamazdı. Laiklik olmadan, devrimin itici
gücünü oluşturacak olan “yeni insan”yaratılamazdı.

***

2 bin 228 Rum okulu ve bu okullarda okuyan 188
bin 577 öğrenci…

Paris Barış Konferansı sırasında Yunan Başbakanı Venizelos ‘in verdiği bilgilere göre 1919 Anadolusu’nda durum buydu. Ve Rum okullarının yanında, diğer azınlıkların da sayısız okulları vardı.

Çünkü medreseler dine dayalı bir eğitim veriyordu.

Bu durumda da, her azınlığın kendi okulunun olması kaçınılmaz oluyordu.

Onların yanı başında da yabana devletlerin
okulları sıralanmaktaydı.

37 kentte 72 Fransız okulu.. 19 ilde 27 Amerikan okulu.. Sadece İstanbul’da 83 Ingiliz okulu.. 44 Rus, 24 Italyan okulu…

Elazığ’da bile 83 yabancı okul.

“Öğretim Birliği Yasası “çıktığında, Anadolu’daki “manzara-ı umumiye”işte böyleydi. Üç ayrı kültürün insanı yan yanaydı. Kimisi Arap-iran kültürünün, kimisi Avrupa kültürünün, kimisi de Batı taklidi yoz bir Tanzimat kültürünün ürünü olan üç tip insan..

Atatürk, birbiri ile çatışan bu üç tür insandan
yola çıktı.. Kökleri ile bağlarını yeniden kuran, çağma ve evrensele açılmış bir “yeni insan” yeşertti.

Karşı-devrim, önce o yeni insanı yozlaştırmanın süreçlerini harekete geçirdi. Sonra da imam okulları ile, o yeni insana düşman yeni bir medreseli
kuşak yetiştirmenin yolunu buldu.

3 Mart 1924’ün yıldönümünde başka şeyler yazdım… Çünkü o gün herkes bu konuyu yazdı.

Şimdi herkes başka şeyler yazıyor.. Ben de tarihimizin bir dönüm noktasını bir pazar günü yeniden anımsatmanın önemine inanıyorum.

Bakın ne diyor eğitimci Prof. Mahmut Adem:

“Bugün hem ilköğretim sınıf öğretmenliği hem
de ortaöğretim dal öğretmenliği bölümlerine yerleşen imam-hatip lisesi mezunları, öğretmen lisesı mezunlarından birkaç kat daha fazladır… Cumhuriyet döneminin hiçbir evresinde, üniversitelerde YÖK dönemindeki denli şeriatçı kadro yaşanmamıştır… Bugün gelinen noktada durum gerçekten vahimdir.”

Neydi Atatürk’ün ünlü devrim yasasının gerekçesi:

“Bir ulus bireyler ancak bir türlü eğitim görebilir. Bir ülkede iki türlü eğitim, iki türlü insan yetiştirir. Bu ise, duygu ve düşünce birliğini ve dayanışma amaçlarını bütünüyle yok eder.”

Ve Türkiye Son elli yılda, yeniden iki türlü insan
yetiştirdi.

Şimdi de Cumhuriyetin çocuklarını, Cumhuriyet düşmanı öğretmenlerin eline teslim ediyor

PKK bu toplumu bölmek, Cumhuriyetin temellerini dinamitlemek için acaba daha mı fazlasını yaptı sanıyorsunuz?!

***

Atatürk. 75 yıl önce, bir 3 Mart günü halifeliği kaldırmış… şeriat bakanlığını kaldırmış… ne gam!

Öğretim birliğinin içine ettikten sonra, onların
anlamı da günün birinde zaten kendiliğinden kalmaz…

“Durum gerçekten vahim!”.. Hem de çok vahim!

Bir seçimin eşiğinde, acaba sayın partisel önderlerimiz ne çözüm öneriyorlar? Öcalan’a karşı birleşenler, bir daha büyük bölücü karşısında acaba niçin böylesine sessizler?

Yoksa bu bir ölüm sessizliği mi?!..

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın