Yazı Hakkında

Başlık:Bir Güzellikten Serpintiler
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih: 17 Kasım 1996, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Bir Güzellikten Serpintiler

Çocuk ilkokul birinci sınıfta.

10 Kasım yaklaşırken, eve bir gün biraz endişeli gelmiş. Annesine fısıldamış:

– Anne bizim öğretmen Atatürk’ün ölmüş olduğunu bilmiyor. Derslerde bize sık sık “O yaşıyor” diyor..

Ve eklemiş:

– Üzülmesin diye, Atatürk’ün öldüğünü kendisine söylemedim…

★★★

Bir başka 10 Kasım’dı geçen pazar yaşadığımız.

Aylar önce verdiğim bir sözü yerine getirmek için İstanbul’daydım. Hotary’ler, Melih Berk’in öncülüğünde, AKM’de olağanüstü güzel bir akşam düzenlemişlerdi.

Üç buçuk saatin nasıl geçtiğini insanlar anlamadılar bile.

Safiye Ayla ile birlikte, Atatürk’ü ağlatan “Yemen Türküsü” dopdolu salonun katılımıyla söylenirken, gözler nemliydi. Ve kafalarda bir soru vardı:

– “Devlet sanatçılığı’’ sanı, bu “yaşayan efsane” sanatçıdan niçin esirgenir?

“Dağ Başını Duman Almış”ı da bütün salon ayakta söyledi. Coşkuyla.

Ve unutulmaz “Sarı Zeybek”in yaratıcısı Can Dündar konuşmasını şu sözlerle noktaladı:

– Yarınlar aydınlık olacaktır, eğer demin marş söylenirken yaptığınız gibi, o yöndeki çabaları seyretmekle yetinmeyip, siz de katılırsanız!..

★★★

Evet, bu 10 Kasım’ın özelliği ve güzelliği “katılım”dı.

Artık insanların seyircilikten oyunculuğa geçmesiydi… Kendisi de kolları sıvamazsa, oyunun giderek çirkinleşeceğini, dayanılmazlaşacağını görmesiydi…

Ankara’daki büyük yürüyüşte, toplumun, aymazlık içindeki partilerin kaçırdığı nabzını, Atatürkçü Düşünce Derneği’nin nasıl yakaladığı görüldü… Bir akşam önce İstanbul’daki bir yemekte ise Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin vurduğu yerden gelen sesleri dinledik.

Türkan Saylan anlattı.

Gecekondu kadınlarından yirmişer kişilik gruplara okuma yazma kursları veriyorlarmış. Bu sayede okuma öğrenen bir kadın, kocasının eve aldığı Akit gazetesini görmüş.

Bir de bakmış ki, orada ÇYDD aleyhinde yazı var… Ve kükremiş kocasına:

– Bana yardım eden insanlara bunları yazan bir gazeteyi artık bu eve sokamazsın!

Herkes etkilenmişti. Ama en mutlu kişi, galiba Esin Afşar’dı… Yapı-Kredi tarafından hazırlanmış, tam iki bin adet nefis “ATA’YA” CD’sinin tüm gelirini ÇYDD’ye bırakan Afşar…

Rotary Guvernörü Sayın Orhan Karul’la yan yana oturuyorduk. 255 şubesi ve 40 bin aşkın üyesi ile ADD’nin dünyanın en büyük sivil toplum örgütü olarak hızla yol aldığını anlattım. Ve dinci örgütler
lüks içinde iken, ADD’nin bir genel merkez binasının bile olmadığını… İrkildi!

– Nasıl olur? Hesap numarasını verin hemen Rotary’ler arasında bir kampanya başlatalım… (Ziraat Bankası Kızılay Şubesi, 30440/3505.41

★★★

Geçenlerde bir öğrencim sordu:

– Armstrong’un “Bozkurt” adlı kitabı için ne diyorsunuz?

Türkiye’de yasaklanmış, yıllarca gerici çevrelerce istismar edilmiş bir kitap sonunda Türkçeye çevrildi. Ve kitabın özünde Atatürk’ün büyüklüğünü vurguladığı ortaya çıktı.

Demokrasinin erdemi de…

O kitabın ülkesinde yasaklandığını duyunca, merak edip okuyan ilk isimlerden biriydi Atatürk. Ve bittiğinde de etrafındakilere şöyle demişti:

“- Bunun ithalini men etmekle hükümet hataya düşmüş!..”

İçkisi ya da karşı cinse ilgisi bir sır değildi ki… Silah arkadaşlarından Asir Atlı Paşa akrabamdı. Bir gün bana şu değerlendirmeyi yapmıştı:

– Atatürk olağanüstü bir insandı. Onu normal bir insanı değerlendirir gibi değerlendiremeyiz… Herkes uyurdu. O uyumazdı. O olağanüstü kişilik ve çalışma temposu içinde, normal kişilerde eleştirilebilecek bazı davranışları eleştirme hakkımız olamaz!..

★★★

İstanbul’da olumsuz gelişmelerden söz edenlere şunları söyledim:

– RP Atatürk zamanında seçimlere katılsaydı, bugünkünün iki katı oy alırdı… 70 yıllık bir karşı-devrimci birikim. Cumhuriyet’in son elli yılına damgasını vuranların inanılmaz aymazlığı. Bugünkü ılımlı sol ve sağın inanılmaz aymazlığı. İnanılmaz bir dış destek. İnanılmaz parasal kaynak… Sonuç? 1970’ler CHP’sinin ancak yarısı kadar oy!

Sayın Melih Berk itirafta bulundu:

– Umutsuzdum!.. Bu sözleriniz bana yeniden umut verdi…

Ve Ankara’ya dönüşte yakın dostlarımın coşkusunu dinledim:

– 10 Kasım yürüyüşünün görkemini TV’ler yansıtamadılar… Anıtkabir kalabalıktan kilitlendiği zaman, yürüyenlerin ucu daha Beşevler’deydi…

Bu “mesaj” Atatürk’ü yıkmak isteyenlere miydi?

Dostum Prof. Hayran Çelem “Hayır” diye yanıtladı:

– Asıl mesaj, merkez sağ ve soldaki partilere idi!..

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: