Yazı Hakkında

Başlık:Bir Örnek Olay!
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:29 Ağustos 1997, Cuma

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Bir Örnek Olay!

ANAP, PETKİM’in başına Vehbi Dinçerler’i getirdi.

Hani Darwin’in “evrim kuramı”nı dere kitaplarından çıkaran, ünlü Milli Eğitim Bakanı’nı… Benim atam maymun olamaz” diyen Sayın Dinçerler’i…

Darwin’in kuramını “dine aykırı” olduğu için ders kitaplarından çıkaran eski bakan, göreve gelir gelmez bir özelleştirme komisyonu oluşturdu, üyelerinin -biri dışında- tamamen şeriatçılardan seçildiği bir komisyon.

Öyle üyeler ki her yerde şeriatı savunuyorlar:

Şeriattan niçin korkuyorsunuz? Suç işleyenler, günaha girenler şeriattan korksunlar.. İyi insanların şeriattan korkmaları için bir neden yoktur!

Ve şimdi PETKİM, REFAHYOL dönemini bile aratacak bir ortam içinde.

Ortada iki kesim dolaşıyor: Şeriatçılar ve MHP’liler.. Diğerlerine susmak düşüyor.

Bundan altı yüz yıl önce, “evrim kuramı”nın olduğu gibi laik düşüncenin de temellerini atmış olan bir İbni Haldun vardı. Tunus’ta yaşıyor, “dini bütün” bir Müslüman sayılıyor ve saygı görüyordu.

Altı yüzyıl öncesinin bir Arap toplumunun hoşgörüsüne bile sahip olmayan Sayın Dinçerler ise bugün PETKİM’de yaşıyor.

★★★

Hüsamettin Cindoruk, partisi adına çok sert bir çıkış yaptı.

ANAP’ın devletteki kadrolaşma anlayışını açıktan eleştirdi. Buna dur denilmezse, Demokratik Türkiye Partisi’nin hükümetten çekilebileceğini söyledi.

Haksız mı?

Kadrolaşmada iki amaç bazen ayrı ayrı, ama çoğunlukla da yan yanadır: Kadrolaşmayı “iş yapma”nın, yani başarının kaçınılmaz bir aracı gibi de görebilirsiniz… Kendi yandaşlarınızı tatmin etmenin, tabanınıza siyasal bir mesaj vermenin aracı olarak da…

Burada önceliği ikinciye kaptırırsanız ya da -daha kötüsü- dost ahbap ilişkilerini öne çıkarırsanız.. kendi kuyunuzu kazmaya başlamış olursunuz.

Seçmen için önemli olan aldığı hizmettir.

O hizmeti verenin “kendinden” olup olmaması onu pek fazla ilgilendirmez.

Sizin ideolojinizi paylaşan kişinin kötü hizmeti mi? Karşı ideolojiden olanın iyi hizmeti mi?

Eğer ideoloji yapılan işe yansıtılmıyorsa.. ve -hele hele- yapılan işin niteliği ideolojik değilse.. sıradan seçmen ikinci seçeneği seçer.

Başarı da her işin başına o işi en iyi yapabilecek olanı bulup getirmekten geçer!

★★★

ANAP’ın son seçimlerde, Aliağa ve çevresindeki oyları düşmüştü. Üçüncü parti olmuştu.

Çünkü yarı-şeriatçı BBP’nin bir adayına listesinde yer vermişti!

Şeriatçılık İzmir ve çevresinde, Ege’de geçerli olabilir mi? Olsaydı, sarışın çirkin kadının partisi -RP’lileştikçe- kar gibi erir miydi? DYP’nin İzmirli milletvekillerinin hepsi de teker teker istifa ederler miydi?

O seçim bölgesi demek, Aliağa demek.. Aliağa demek.. PETKİM’demek…

Şimdi PETKİM’in başında -ANAP’ın dinci tarikatçı kanadından- tanınmış bir isim var. Ve o ismin ününe layık bir yönetim kadrolaşması var.

Bilgi, yetenek, birikim önemli değil… Tarikatçılık ya da ülkücülük önemli.

Toplumsal çıkarlar açısından da yanlış, ANAP’ın siyasal çıkarları açısından da!

★★★

Bir de madalyonun öteki yüzü var.

Laik cumhuriyet karşıtlarının tehlikeli bir biçimde kadrolaştıkları bakanlıklar… Kurumlar…

Başta Milli Eğitim Bakanlığı.. Arkasında İçişleri Bakanlığı, Çalışma Bakanlığı… Bazı üniversiteler…

“Eğitim reformumu bugün Milli Eğitim Bakanlığı’nda egemen olan kadrolara emanet etmenin, kediye ciğer emanet etmeden hiç farkı yok!

Bakan Hikmet Uluğbay, çok hızlı hareket etmek zorunda. Eğer bakanlığı yeniden ve hızla cumhuriyetçi kadrolara teslim etmezse; birde bakar ki seçimler gelip çatmış… Ve de kendisi o eski çarkın içinde yok olup gitmiş.

Kendisi ile birlikte “eğitim reformu”na bağlanmış olan umutlar da!..

Milli Eğitim Bakanlığı ve benzerlerinde “kadrolaşma” zorunlu ve meşru.. PETKİM ve benzerlerinde kadrolaşma ise ne zorunlu ne de meşru…

Meşru olanla olmayan karıştıranlar, giderek meşruluklarını da yitirirler.. halktan aldıkları desteği de!

Halk kimseye sonsuz destek vermez!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: