Yazı Hakkında

Başlık:Bir ‘Red’din Siyasal Anatomisi…
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:07 Ağustos 1998, Cuma

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TAMER KIŞLALI

Bir ‘Red’din Siyasal Anatomisi…

Siyasal yaşamımız çok ilginç bir olaya tanık oldu.

CHP’li Fikri Sağlar ve birkaç arkadaşı TBMM’ye bir öneride bulundular.. “ön seçim zorunlu olsun!” diye..

Yani milletvekili adaylarını, genel başkanlar ve “adamları” (ya da eşleri) değil de, parti örgütü saptasın diye..

Ve önerge büyük bir çoğunlukla reddedildi. Böylece de. saygıdeğer milletvekillerimiz şöyle demiş oldular:

– örgüte güvenmiyoruz, liderimize güveniyoruz! Bizi tabanın değil, tavanın seçmesini istiyoruz.. Daha doğrusu, seçim değil atama istiyoruz…

İlginç!

Demokrasiye değil de “şeflik” sisteminin erdemlerine inanan ve bunu saklamak gereği bile duymayan “demokratik” (!) bir parlamento…

★★★

Bir milletvekili acaba önseçime niçin karşı çıkar?

Seçmenle bağlan koptuğu için., örgüt seçmeni temsil etmediği için.. Tüm siyasal geleceğini “liderine” bağlamış ya da bugünkü konumunu liderine borçlu olduğu için.. “Lideri” ile beraber olup, partideki tüm istenmeyenleri
temizlemek gerektiğine inandığı için…

Hangisi?

Kırk katır mı, kırk satır mı?!

Demokrasinin erdemlerine uygun, onur verici tek olasılık bile yok!

Halktan kopuk örgütler.,örgütten kopuk milletvekilleri.. örgütüne güvenmeyen, milletvekillerini “kapıkulu” yapmak isteyen genel başkanlar..

Demokrasimizdeki yozlaşmayı bundan daha iyi gösteren bir “otopsi” olabilir mi?

Önseçim DSP’yi, “insan seçimi”nde geçmişte yaptığı “feci” yanlışlardan koruyabilirdi. Önseçim CHP’yi, bir “hizip partisi” olmaktan uzaklaştırabilirdi.. önseçim DYP’yi, Tansu Çiller’ den kurtarabilirdi, önseçim FP’yi iyiden iyiye karıştırabilirdi.

Tüm bu olasılıklar ortadan kalktı.

“Genel başkanlar diktatörlüğü ” kendim güvence altına
aldı. Ve bir tek Mesut Yılmaz çıktı: “Ben her yerde önseçim yaptıracağım ” diyebilen.

★★★

Demokrasi, siyasal partiler ve baskı grupları aracılığı ile işlerlik kazanır. Toplumdaki eğilimler Meclis’e ne kadar dengeli yansırsa, demokrasi o kadar iyi işler.

Bunun yolu da bellidir.

Bilinçli “gerçek” üyeler.. O üyelerin doğrudan belirlediği temsilciler.. Aynı doğrultudaki demokratik kitle örgütleri ile kol kola, omuz omuza bir savaşım..

Eğer siz partilerı “naylon” üyelerle doldurmuşsanız..
Eğer örgüt, bazı bireysel çıkarların “aracı” olarak oluşturulmuşsa.. Eğer partide
yükselmenin tek yolu “lidere yaranmak” ise.. Ve eğer kitle örgütleri ile iç içe olmak, “iplerin elden kaçacağı” korkusunu veriyorsa..

Yozlaşma artık kaçınılmaz olmuş demektir!

Demokrasi, demokrasi olmaktan çıkmış demektir!

★ ★★

Aday saptamanın belli başlı üç yöntemi var.

Merkez yoklaması (yani liderin tek seçiciliği).. Delege sistemi (yani “naylon” üyelere dayalı delege ağaliği).. Tüm kayıtlı üyelerin katıldığı önseçim (yani demokrasiye inanç)..

Eğer partiler gerçek üyelere dayanıyorsa: önseçim toplumsal tabanın tercihini yansıtır. Genel merkeze tanınacak yüzde 5’lik kontenjan da, bu sistemin eksikliklerini tamamlar.. Denge kurulmuş olur.

Türk demokrasisi hasta!

Çünkü demokrasiyi işletecek olan siyasal partilerin kendileri, hastalıklı yapılar
oluşturuyorlar.. Demokrasi ise, demokrasiye uymayan yapılar ve yöntemlerle işleyemez.

Demokrasinin gereği olan yapı ve kurallar siyasal partiler için “zorunlu” kılınmadıkça. Türk demokrasisinin iyileşme şansı yoktur.

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın