Yazı Hakkında

Başlık:‘Birleşme’nin Mühendisliği…
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.4)
Tarih:03 Kasım 1993, Çarşamba

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

‘Birleşme’nin Mühendisliği…

Eskiden sorun “Sol nasıl birleşebilir?” idi. Giderek “Niçin birleşemez”e, hatta “niçin birleşmemeli”ye dönüştü.

Bir avuç insan bu yönde düşünce cimnastiği yaparken kitleler şaşkın üzgün, kızgın ve giderek umutsuz. Ayrıntılı gerekçeler, ince politikalar bu gerçeği değiştirmiyor.

Laiklik tehlikede. Emekçiler yılgın ve etkisiz. Kısa vadeli ve kararsız tutumlar, Güneydoğu’yu ülkenin en büyük sorunu durumuna getirmiş. Türkiye, 169 ülke arasında, gelir dağılımı en bozuk son on ülke içinde yer alıyor.

Ve “sol” vıdı vıdı ile uğraşmakta..

Sevgili Mumcu’nun arkasından, ayakları ya da düşünceleriyle milyonlar yürüyor. Cumhuriyetin 70. yıldönümü, inanılmaz bir halk katılımı ve coşkusuyla kutlanıyor.

Ve o cumhuriyeti kuran partinin mirasçısı olduklarını öne sürenler sahnede yoklar. “Esameleri” bile okunmuyor..

Yeri geldiğinde Demirel’e, Çiller’e, hatta Erbakan’a güvenmiş ve onlarla ortak sorumluluklar üstlenmiş olan solcular, birbirlerine güvenmiyorlar..

SHP, CHP’ye güvenmiyor.

Güvenmediği için karar organlarında -genel başkanlığa ek olarak- yüzde 70’lik bir çoğunluk istiyor. Karayalçın ve arkadaşları korkuyorlar, çünkü yarı yarıya bir paylaşımda Gürkan ve arkadaşlarının gidip Baykal ve arkadaşları ile partiyi ele geçirebilecekleri kuşkusu içindeler..

CHP. SHP’ye güvenmiyor.

Güvenmediği için karar organlarında yarı yarıya paylaşım istiyor. Geçmişten aldıkları tatsız dersler var. Önce SODEP, HP’yi yutmuş. Sonra Erdal İnönücüler, yarıdan biraz az oy alan Baykal ve arkadaşlarını silmişler.
Onlara ne parti yönetiminde yer vermişler ne de hükümette..

Ecevit ise hiçbirisine güvenmiyor.

Güvenmediği için, birleşmenin değil “birleşmeme”nin daha sağlıklı ve doğal olacağını kanıtlama çabası içinde.. Baykal ve çevresinin hizipçiliğinden yılmış SHP’nin de bütünleşmeden çok bölünmeye göre oluşmuş, federasyonu andıran yapısını tutarsız buluyor..

Eğer SHP, Kemalist çizgide tutarlı bir yapıya sahip olsaydı, parti içinde demokratik bir güç dengesi kurulsaydı, bugün CHP-SHP ikilemi yaşanır mıydı?

Eğer CHP, kapılarını yeniden açarken “numaracı cumhuriyetçiler” ile kol kola yola çıkmasaydı, açık bir Kemalizm temsilciliğini, ancak kitlelerin ilgisizliğini gördükten sonra benimsemiş olmasaydı, lideri ve dolayısıyla da kendisi, toplumda bugün daha “güvenilir” ve elbette daha güçlü bir konumda bulunmaz mıydı?

Eğer Ecevit, hayatta eşinden başka hiç kimseye “sürekli” güvenemeyeceği izlenimini vermeseydi, etrafında halka güven veren bir kadro oluştursaydı, tutarlılığı sağlamak için parti içi demokrasiyi yok etmenin dışında bir yol bulabilseydi, bugün solda, iktidar adayı bir partinin önderi durumunda olmaz mıydı?

Sayın Ecevit’in tutumunu -en azından bugünkü koşullarda- değiştirmeyeceği belli.

Ama CHP ile SHP’nin arasındaki güvensizliğin aşılması olanaksız değil. Bunun için de birleşik partinin gelecekteki yapısı ile “geçiş dönemi”ndeki yapısını birbirinden ayırmak gerekiyor.

Yanlışları kalıcı kılmak yeni oluşuma da taşımak kadar, büyük bir yanlış olamaz. Yerel seçimlerin hemen ardından, partinin “yeniden yapılanma” sürecinin başlayacağı peşinen kabul edilmeli.

Ödentisini veren etkin, bilinçli üye, parti içi eğitimden geçmiş örgüt yönetimleri, yozlaşmış delege sistemi yerine, sandık temeline dayalı birimler ve “orantılı temsil”..

Adı CHP, bayrağı “Altı Ok” olacak olan yeni birleşik partinin “kalıcı” yönetimi ve genel başkanı bu süreç sonunda belirlenmeli.

İlçe yönetimlerinden genel merkez yönetimine kadar, tüm organların “orantılı temsil” ilkesine göre belirleneceğini kabul ettiğiniz zaman, başlangıçtaki güvensizliğin gerekçesi büyük ölçüde ortadan kalkar.

Kalıcı “yeni yapı”nın ilke ve kurallarını peşinen kabul ettiğinizde de geçiş dönemi yönetiminin önemi azalır. Bu konudaki “pazarlık” daha da anlamsızlaşır…

Eğer CHP ve SHP, yeni ve tutarlı bir yapı üzerinde anlaşmadan birleşmek istiyorlarsa şu soruyu sormak hakkımız:

Öyleyse bir yıl önce niçin ayrılmıştınız? Şimdi ne değişti de yeniden birleşiyorsunuz?

Eğer, yeni yapıda anlaşmalarına karşın birleşemiyorlarsa da gene sormak gerekir:

– Birbirinize bu kadar güvenmiyorsanız niçin birleşmek istiyorsunuz?

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: