Ahmet Taner Kışlalı Yazıları Cumhuriyet Gazetesi Haftaya Bakış Köşe Yazıları

Biz Söylemiyoruz, ‘Onlar’ Söylüyor!

Yazı Hakkında

Başlık:Biz Söylemiyoruz, ‘Onlar’ Söylüyor!
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:23 Ekim 1994, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Biz Söylemiyoruz, ‘Onlar’ Söylüyor!

Önce şu satırları birlikte okuyalım

“İslamcı güçlerin varlığını sürdürmesi ve yeniden
canlanması konusunda, biraz alaycı olarak, Atatürk laikliğinin koruyucuları olarak tanımlanan askerleri kutlamak gerekir… Asker yöneticiler, İslamiyet! komünizme karşı bir engel olarak gördüler; eğitim programlarında din derslerini zorunlu kıldılar ve imam-hatip liselerinin
yayılmasına olanak tanıdılar.”

Bu satırların yer aldığı raporun başlığı şöyle: “Türkiye: Siyasal ve Ekonomik Değişiklikler ve Bunun ABD ‘ye Etkileri…”

Yazan Carol Migdalovta Amerikan Kongresi Araştırma Servisi, Ortadoğu Dış İlişkiler ve Ulusal Savunma Uzmanı…

Yazıda parmakla gösterilen “Türk ordusu” değil, “asker yöneticiler”.. Ve özellikle de 12 Eylül yönetimi!.

12 Eylül’ü izleyen günlerdeydi.

Türkiy’ yi iyi tanıyan Amerikalı bir gazeteci ile konuşuyorduk. Darbeyi duyar duymaz soluğu Amerikan Dışişlerinde almıştı. Görüşlerimi sormadan önce bazı bilgiler iletti.

Ecevit ve Demirel’in en az “10 yıl” siyaset yapamayacaklarından başlayan, bazıları beni şaşırtan, ama hemen tümü zaman içinde birer birer doğrulanan bilgilerdi bunlar…

12 Eylül yıllarındaydı.

Rahmetli Hasan Esat Işık’la karşılaşmıştık. Ağır bir hastalık geçirmekteydi. Az bir ömrü kalmıştı, ama ülkesinin geleceğini düşünüyordu.. Endişelerini anlattı.

Amerika “kızıl tehlike” ye karşı yeşil kuşak oluşturma kuramını 12 Eylül’ü yönlendirenlere de benimsetmişe benziyordu. “Türk-lslam Sentezi”, resmi ideoloji olmuştu. Türkeş, İdeolojimiz yönetimde, yandaşlarımız
hapiste” diyordu Rabıta ” ile iç içe girilmişti Din derslerinin zorunlu” olması hükmü, anayasaya konmuştu. Kuran kursları, şeriatçı öğrenci yurtları hızla yayılıyordu. Atama ile göreve getirilen rektörlerin çoğu, bu
“yeni” ideolojik çizgiye yakın kişiler arasından seçilmişti…

12 Eylül’ü yönlendirenler, Atatürk – İnönü çizgisinin
çok uzağındaydılar!

Birkaç yıl sonra yıkılacak olan komünizmi, hâlâ “en büyük tehlike” olarak görüyorlardı. Denize düşen yılana sarılır!” şaşkınlığı içindeydiler Atatürk’ün kurumları birer birer kapatılır yada yozlaştırılırken “yakın tehlike’den korunalım derken “uzak tehlike yakınlaştı..

★★★

12 Eylül yönetimi, -Özal dönemi dışında- Amerika ile
en kucak kucağa yönetimdir. Ne var ki, “ortak çizgi” nin
o zamanın Ankara’sınca her aşamada çok akıllıca” izlenmemiş olması olasılığı da gözardı edilmemelidir…

Kaş yapayım derken göz çıkarma olasılığının bulunmadığı da pek söylenemez!

Ama sonuç ortada… Ve “akıl hocaları” da, o sonucun
sorumlusu olarak birlieri “ni göstermek zorunluluğunu
duyuyorlar…

Onların yeni umudu ise artık bir başkasıdır.

“Amerikalılar Boyner”i beğenebilirler. O. Türkiye’nin
geleceğinin Amerika’da yattığına inanıyor ve şöyle diyor: ‘Türkiye’de bir şey iyi ise Allah’tandır: bir şey kötü ise suçlanan, yabancı güçler ve özellikle de ABD olur…’Boyner bu sendromu yıkmak istiyor.” (Aynı yazıdan.)

12 Eylül’ün üniversiteden attığı Prof. Kurthan Fişek.
Hürriyet teki köşesinde bir süre önce General Evren’i
eleştirmişti. Birkaç gün sonra. Marmaris emeklisinden
gelen yanıtı yayımladı.

Sizin gibi adamların görevden alınmasının ne kadar
doğru olduğu, zaten yazınızdan da belli!..” anlamına gelen.. yazanın ne kadar demokrat “olduğunu., düzeyini.. kafasının çapını sergileyen son derece öğretici bir mektuptu bu!

Bugünün sorumlularını biz gösterince., bazıları bunu,
bizim zaten var olan “kötu niyetimize” bağlıyorlar.
Amerikalı uzmanın yazısının aslında -bizler için- bilinmeyen hiçbir yanı yok. Ama bu kez neyin söylenmiş olduğu değil, kimin söylemiş olduğu önemli…

Biz söylemiyoruz, “dost “ları söylüyor!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın