Yazı Hakkında

Başlık:Bizim Bahçenin Gülleri
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.4)
Tarih:13 Ağustos 1999,Cuma

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Bizim Bahçenin Gülleri

Bizim bahçe, Fenerbahçe…

Gülü derseniz mebzul,. Dikenleri ise mazallah!

Fenerbahçe ile ilgili en gerçekçi yorumları iki Galatasaraylı yapıyor; Hıncal Uluç ve Turgay Şeren. Niçin? Çünkü Sarı-Lacivertli topluluğa yönelik bir hesapları yok.

Yeşil sahada top koştururlarken gönülden alkışladığım birçok ünlü Fenerli şimdi spor yazarı. Bazılarını okurken ya da TV’de yaptıkları yorumları dinlerken acı çekiyorum.

Keşke belleklerde hep futbollarıyla kalsalardı!

Keşke Fenerbahçe’nin hep gülü olarak kalsalardı.. Dökülen güllerin sırıtan dikenleri olarak değil!

★★★

Fenerbahçe çok mu iç açıyor? Hayır!

Elbette ki eleştirilecek çok şey var.

Takım futbol mevsimini ilk açanlar arasındaydı, ama fizik dayanıklılık beklenilenin çok gerisinde. Sistem gözle görülemiyor. Savunma güven vermiyor. Hücuma çok ağır çıkılıyor. Bunun da etkisiyle, gol çok zor atılıyor.

Hani nerede rakipleri presle bunaltacak olan takım?

Hazırlık döneminde takıma en son katılan Moshoeu, Tayfun, Alpay ve Mustafa Doğan gibi isimler, Oysa en çok koşanlar onlar!

Ama tüm bunlar, Rıdvan’ı ve takımı yerin dibine batırıp çıkarmak için yeter mı? Ve özellikle de. okuru ahmak yerine koyup, bazı gerçekleri tersyüz etmek hakkını verir mi?

★★★

Bir koro var. Hep bir ağızdan bağırıyorlar

– Ne Boliç ne de Moldovan‘dan golcü olur!,. İki sinin de kuyruğuna teneke bağlayıp yollamalı…

Vay., vay., vay!..

Peki Gaziantepspor’da oynarken, gol krallığını son dakikada kıl payıyla kaçıran kimdi? Samsunsporlu Tanju dışında, Anadolu takımlarında bunun başka bir örneği var mı?

Boliç, Van maçında golleri  atmadan önce de iyi ve etkili oynuyordu. Tek eksiği kendine güvensizliği ve biraz da şanssızlığıydı. En büyük şanssızlığı da, koşullandırılmış olan tribünlerin tepkisiydi.

Romen futbolunun bizden ilerde olduğunu herkes biliyor. Peki Romanya Milli Takımı’nın golcüsü , nasıl oluyor da bizim üstatlarımızca “golcü” sayılmıyor?

Kimi “büyük yorumcularımız” da Tayfun’a, Mustafa Doğan’a Saffet‘e takmışlar. Birisi Alman Milli Takımı’nın öteki ikisi de Türk Milli Takımı’nın oyuncuları.

Hem “Fenerde herkes komutan, koşan adam yok!” diye fetva veriyorlar.. hem de doksan dakika savaşanların, üstelik de “milli forma”yı taşımaya hak kazanacak düzeyde futbol oynayanların kapıya konmasını istiyorlar.

Başüstüne(!).

Bazıları ise Rıdvan kıskançlığı içerisinde.

Dengeli ve yaradı eleştiriler yerine, neredeyse için için dua ediyorlar, “çuvallaması” için…

★ ★★

Takımının yeni iskeletinin oturması ve sakatlanması da devreye girmesiyle, Fenerbahçe Futbol Takımı özlenen düzeye gelebilir. Ama asıl üzücü olay basketbolde yaşanırken, Fenerbahçe’nin “büyük yazarlarından” tek satır yok.

Hasta Fenerbahçeli İbrahim gitmek istiyor.

Niçin? Fenerbahçe basketbolde iddiasını yitirdiği için!

Futbol için kesenin ağzını açan Aziz Yıldırım ve arkadaşları, basketbol için bir çıkış yolu bulma çabası içinde bile görünmüyorlar. Fenerbahçe 1907 Derneği’ni geçmişte olduğu gibi devreye sokmayı falan bile düşünmüyorlar.

Fenerbahçe yönetiminin futboldaki çabalarını alkışlıyorum ve umutla bekliyorum. Ama basketboldeki tutumunu da içime sindiremiyorum.

Bahçemizin has güllerine gelince…

Sadece okurlarına değil…  anılarımızda özel bir yeri olan, “kendi güzellikleri”ne de daha saygılı davranmalarını diliyorum.

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: