Yazı Hakkında

Başlık:Boyner’in Artılarını, Eksilerini…
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:05 Nisan 1995, Çarşamba

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Boyner’in Artıları, Eksileri…

Bir siyasal hareketin nasıl değerlendirilebileceği belli.

Kime sesleniyor? Seslendiği kesimin beklentilerine tutarlı çözümler getiriyor mu? Tutarlı bir yapısı var mı?

Seslendiği kesim “tabanı”dır. Getirdiği çözümler
“ideolojisi “dir. Aranan tutarlılık da “örgüt” ve “tavan”
yapısının, taban ve ideolojiye uyumu konusundadır

YDH ilk genel kurulunu yaptığına göre; artık genel
bir değerlendirmenin de zamanı gelmiş demektir.

★★★

Cem Boyner’in partisinin “hedef tabanı” kimdir?

Etekli Başbakan’dan daha tutarlı ve kararlı bir önder arayışı içindeki işveren kesimi mi? PKK’den umutlarını kesmiş olan Kürtler mi? Genel olarak Kemalizmi ve özel olarak da laikliği gömmek için, “daha aymaz” bir “geçiş iktidarı” peşindeki dinciler mi?

Sol partilere kırgın ve kızgın orta sınıflar mı?

Tıpkı 1920’lerde olduğu gibi. Türkiye’nin kurtuluşunu çağdaş bir “Amerikan mandası” olmakta görenler mi?

Yoksa hiçbir yerde dikiş tutturamamış, komünizmden Özalcılığa her kapıyı çalmış “enteller” mi?..

Bir partinin hangi kitleyi kazanmak istediği, söylemi ile ortaya çıkar. Çünkü söylem, ideolojinin yansımasıdır.

Ama Sayın Boyner’in söylemine baktığınızda, “kesme yapıştırma” yöntemi ile hazırlanmış bir “ideolojisizlik” çıkıyor ortaya. Çünkü YDH, bu kesimlerin hepsini birden istiyor.

Oysa koşulları farklı olanların doğruları da farklıdır!

Farklı doğruların toplamı her zaman bir “büyük doğru” yapmaz; bazen bir “büyük yanlış” yapar!

★★★

Türkiye’de siyasal yelpazenin neresinde boşluk var?

Liberal kanatta.. Ekonomik ve siyasal liberalizme
aynı ölçüde ve tutarlılıkla sahip çıkan bir parti yok.

Sayın Boyner bu boşluğu vurgularken haklı.

Ama o boşluğu doldurmaya çalışırken, zaman zaman tutarsız… Zaman zaman çelişkili… Zaman zaman da önerilerinin sonuçlarını göremeyecek kadar kısa görüşlü…

YDH ile birlikte, Türkiye’de ilk kez “insan hakları”na inanan bir sağcı parti ortaya çıkıyor. “Güneydoğu sorunu”nu insan hakları çerçevesinde çözmeye çalışmak da doğrudur

Hatta “yerel diller”in araştırılmasına ve öğretilmesine kapı açmak da yanlış sayılmaz. Ama ilköğretimin bazı yörelerde Kürtçe olabilmesinin önerilmesi, Mümtaz Soysal‘ın deyişi ile -gerçekten de- “en büyük gericilik”tir!

Niçin?

Önce o yöre gencine yükseköğretim yolunu büyük
ölçüde tıkayacağı ve yöresine hapsedeceği için…
Sonra da bölünmeyi hızlandırıp, giderek kaçınılmaz
hale getireceği için…

“Liberal”devlet, yurttaşının diline, dinine, kültürüne karışmaz. Ama farklılıkları değil, “ortak noktaları” kurumlaştırmaya, güçlendirmeye çalışır.

Çünkü toplumun “ortak yararı” bunu gerektirir!

★★★

Sayın Boyner “Demokratik hareketleri dağa sürmüşüz” diyor.

Bildiğim kadarı ile İBDA-C ile Dev-Sol dağda değil kentte. Demek ki geriye bir tek PKK kalıyor, dağa sürülen “demokratik hareket” (!) olarak…

Yeni Demokrasi Hareketi, önce “yeni”den, “demokrasi’den ve “hareket”ten ne anladığını anlatmalı ve ideolojisini netleştirmeli; sonra da kadrolarını.

Eski Türkçüler, eski Kürtçüler, eski ülkücüler, eski komünistler, eski şeriatçılar, eski Özalcılar,  Filistin kamplarının eski müdavimleri… Yola DSP’de çıkan, SHP’de konaktayan, CHP’de aradığını bulamayan,
Özal’ın yanında mutlu olan, bir ara Menderes’in oğlunu deneyen ve şimdilik kapağı YDH’ye atanlar… Ve “bazı” yeniler.

“ Yeni” DH acaba bazı eskilerin son durağı mı? Yoksa bazı yenilerin “ilk” durağı mı?

Ne Sayın Boyner’e ne de çevresindekilere haksızlık etmek istiyorum. İnsan haklarına saygılı, özgürlükçü, çağdaş bir liberal parti olabilirlerse bundan Türk demokrasisi adına mutluluk duyarım.

Ve ancak o zaman; Boyner’in “yeni sağ”ının Demirel’in Yılmaz’ın “eski sağ”ından daha ilerici olduğunu söyleyebilirim!.. Yoksa her yenilik, her değişiklik “ilericilik”, her yaşı genç olan da “gençlik” değildir!..

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: