Yazı Hakkında

Başlık:Bozkırda Bir Işık…
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:23 Haziran 1995, Cuma

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Bozkırda Bir Işık…

Geçen hafta sonu Çorum’daydım.

Çorum, 1960’ların sonlarından bu yana gitmediğim bir kent. Tarihi zengin, doğası yoksul. Ve üyesi olduğum bir hükümet döneminin “acı”larından.

Alevi-Sünni kışkırtmasının sıcak çatışmaya dönüşmesi, henüz belleklerden silinecek kadar gerilerde kalmadı.

Atatürkçü Düşünce Derneği, böyle bir ortamda acaba ne kadar etkili olabilirdi? Aylar önce verdiğim bir sözü yerine getirme durumundaydım. Ve otobüs, İç Anadolu’nun yeşil yoksunu topraklarında kilometreleri yutarken, bunlar düşünüyordum…

Çorum, çölde bir vaha gibi.

Şehirciliği ile, yeşili ile, insan dokusu ile, çağdaş bir kent

Gecekondusu yok. Geniş, ağaçlıklı caddeleri var… Anadolu’nun kültür birikimine ihanet eden, mimarlık çirkinlikleri yok. Behruz Çinici‘nin imzasını taşıyan güzellikler var. O güzelliklerin etkisinde kalmış çizgiler var…

İç Anadolu’nun ormanla kaplı olduğu dönemler, tarih kitaplarında kalmış. Ama Çorum, kendi ormanını kendisi yaratmış. Dikmiş, bakmış, şimdi de övünüyor.

Ya inançların birbirlerine düşman ettiği insanlar?

Genç kuşak o düşmanlığı zaten yaşamamış. Eskiler ise unutmak istiyor… Ateş sönüyor, kül kalınlaşıyor.

Ama… “37 insanın inançlarından dolayı, düşüncelerinden dolayı, gözler önünde, saatler boyu süren bir sürecin sonunda, çıra gibi yakıldığı, yakılabildiği bir ülke, Atatürk’ün cumhuriyeti olabilir mi?” dediğinizde, salon -gene de- bir başka dalgalanıyor!

Çorum sağlıklı, ama ülke sağlıksız.

Çorumlunun, o sağlıksızlıktan etkilenmemesi, onun yarattığı acıları içinde duymaması olanaklı mı?

★★★

Çorum’ un tarihi çok eski.

Yontma taş devrinden başlıyor. MÖ. 2 binin başlarında Asur uygarlığı ile tanışıyor. Birkaç yüzyıl sonra da. Asya’dan gelen Hititlerin merkezi oluyor.

Sırada Frigler, Kimmerter. Medler, Pensler. Galatlar, Romalılar, Bizanslılar ve sonunda Selçuklular, Osmanlılar var Ama Çorum’un tarihinde, başkentleri olmuş Hattuşaş’ı ile Hitit uygarlığının, ayrı bir yeri ve önemi bulunuyor.

Bu yer, bugüne ışık tutacak kadar anlamlı!

Anadolu’da kadının konumu, niçin İran’dan da Arabistan’dan da çok farklı?

Türklerin Orta Asya’dan beraberlerinde getirdikleri “eşitlikçi” geleneklerden, Şamanizme kadar uzanan etkenlerden, bu köşede birkaç kez söz etmiştim. Ama Türklerin Anadolu’da buldukları kültür birikiminin de, bu yönde bazı öğeler taşıdığı bir gerçek.

ADD Çorum Şubesi Başkanı, avukat Erdal Eralp örnekler veriyor.

Hitit yazıtlarında İki adet evlilik sözleşmesi bulunmuş. Bunlarda şu maddeler var:

– Erkek başka kadınla evlenemez!

– Boşanma hakkı, kadın ve erkeğin ikisine da aittir.

– Boşanma durumunda, bütün mallar yarı yarıya pay edilir.

– Boşanma durumunda, erkek tarafı kadın tarafına 1.5 kilo gümüş verir.

– Çocukların velayeti, ana ve babanın ikisine de aittir.

Ve Sayın Eralp, Hititlerde belirgin bir “laiklik” anlayışı olduğunu, kanıtlarıyla anlatıyor…

★★★

Anadolu’nun Orta Asya’dan bugüne uzanan,binlerce yıllık birikimini yok sayabilir misiniz? İran ve Arap toplumlarındaki, uzun geçmişlerinin ürünü
olan bir kadın konumunu, Türk kadınına dayatabilir misiniz?

Türk tarihini, Türklerin İslamı kabulünden başlatabilir misiniz?

Tarihin izlerini silmek, Ankara’nın göbeğinden Hitit anıtını kaldırmak kadar kolay mıdır?

Geçmişi yok sayanlar, geleceği kuramazlar!..
Sadece kendi kafalarının ilkelliğini sergilemiş olurlar!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: