Yazı Hakkında

Başlık:Bu Ne Biçim Sağcılık?
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih: 25 Mayıs 1994, Çarşamba

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Bu Ne Biçim Sağcılık?

Güzel bir Varşova sabahıydı…

Arkamda korumalar olmadan, dikkati çekmeden yürüyüş yapma keyfini Türkiye’de yitirdiğim bir dönemdi. Fırsatı değerlendirmek istedim.

Yeni Varşova’dan eski Varşova’ya yürüyerek gittik.
Bir sayın parti enderimizin adını çağrıştıran “Barbakan”
Köprüsü’nden geçtik.Tarihsel yapıların etkileyici havasını içimize sindire sindire dolaştık… Chopln’in evini gezdik…

Ve sonunda, bizi bir salona aldılar. Yirmi dakika kadar süren bir film gösterdiler.

“Her Şeye Karşın Varşova!.. ”

***

Film tamamen belgeseldi.

Hitler’in Polonya’daki Mazi kuvvetleri başkomutanına yolladığı bir telgrafın ekrandaki görüntüsüyle başlıyordu: “Varşova’yı haritadan silin!”

Emir kısa, ama çok açıktı.

Ardından Nazi askerleri belirdi ekranda. Ellerinde alev makineleri ile… Saraylar tarihsel binalar başta olmak üzere, bütün Varşova yanmaya başladı.

Yangın bitmiş, ama taş binaların çoğu ayakta kalmayı başarmıştı… Bu kez dinamitler devreye girdi.

Ve Varşova bitti.

Gördüklerim izin bizi şaşkına çevirdiğini söylemek çok hatif kalıyordu… Çok başarılı bir bilimkurgu filmi mi izli yorduk? Yoksa biraz önce o sokaklarda dolaşırken düş mü görmüştük?

Sık sık durarak seyretmek gereğini duyduğumuz o binaların birer birer nasıl yok olduklarını, beyaz perdede izliyorduk. Hem de en küçük ayrıntılarına kadar..

Almanların belge merakı… Bütün olanları kendileri filme almışlardı…

Derken filmin son bölümüne geldi sıra.

Polonya’nın Nazi işgalinden kurtuluşu… Ve dondurucu soğuk kış aylarında, yüzbinlerce Varşovalı’nın “yıkıntı kente” yeniden dönüşü…

Planlamacıların önerisi açık: “Çağdaş bir kent kuralım!.. Hem daha hızlı hem daha ucuza yaparız…”

Ama halkın bu öneriye yanıtı da aynı ölçüde kısa vs açık “Hayır! Biz Varşova’yı eskisi gibi, tek çizgisini değiştirmeden, yeniden kuracağız!..”

Ve Varşova, “rölöve “lere bakılarak, eski resim ve fotoğraflara bakılarak, “yeniden” yapılıyor.

***

Gördüklerimiz bizi müthiş etkilemişti. Sokağa çıktığımızda karşılaştığımız insanlara artık bir başka gözle bakıyorduk.

Saygıyı da aşan bir “hayranlık”la…

O filmi getirtip TV’de göstertmek istedim. Halk gör sün ki “milliyetçilik ” nasıl olur, “tarihine sahip çıkmak” nasıl otur, anlasın!

Film gelmesine geldi. Ama tam o sırada biz hükümetten ayrılmıştık… Sayın Demirel’in milliyetçi-muhafazakar hükümeti, filmi gerisin geriye postalamayı ilk yapılması gereken işlerden saydı.

Ve ben, geçen gün, Atatürk Ankarası’nın simgelerin den olan Saraçoğlu Mahallesi’nin yıkıma açılma haberini okurken bunları anımsadım.

Bana Atatürk Kültür Merkezi’nin yeri olarak önerildiğinde hiç düşünmeden reddettiğim o güzelim mahalle, yerini gökdelenlere bırakacaktı.

Mimari özelliğiyle çağdaş kentleşme anlayışıyla ‘örnek’ sayılabilecek bir “iyi” daha yok olacaktı… Ankara bir simgesini daha yitirecekti.

Kimlerin çabalarıyla?

“Milliyetçi-muhafazakar” DYP-ANAP milletvekillerinin çabalarıyla… CHP’li Hasan Basri Eler’in “umutsuzca” çırpınışlarına karşın…

O lojmanlar boşaltıldıktan sonra, SİT alanı olmaktan
çıkarılıp “yap-sat”çıların dozerlerine terk edileceğine
devletin büyük kiralar ödediği hizmet binaları haline sokulamaz mı?

Hayır!.. Çünkü bu beyler “milliyetçi-muhafazakar” lar!..

“Tarih”ine sahip çıkma bilincinde olmayan bir “milliyetçilik”… “Kötü” yü koruyan, “iyi”yi yıkan bir “muhafazakarlık”…

Bunlar “adam gibi” sağcı olmayı bile beceremiyorlar!..

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: