Yazı Hakkında

Başlık:‘Bugün 23 Nisan’
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:23 Nisan 1995, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

‘Bugün 23 Nisan’

Daha dün gibi kulaklarımda:

“Bugün 23 Nisan.

Neşe doluyor insan…”

Ciğerlerimizin tüm gücüyle haykırırdık. Çocuklar,kuşaklar boyu haykırdılar.

Bugün yine 23 Nisan. Ama neşe dolamıyor insan!

Neşe dolmasına dolamıyoruz da… Tarih sayfalarında dolaştığımızda, karamsar olma hakkımızın olmadığını da görüyoruz. Ve bugün, tarihin bazı sayfaları anımsamanın tam zamanı.

10 Ağustos 1919.

Halide Edip Adıvar, Mustafa Kemal Paşa’ya şunları yazıyor:

“Türkiye’yi bütün olarak İngiltere alabilse, kafasını kolunu koparırr, birkaç yılda kendine gönülden bağlı bir sömürge durumuna getirir. Buna en başta, özellikle yurdumuzdaki din adamları çoktan isteklidir (…) Biz İstanbul’da kendimiz için bütün eski ve yeni Türkiye sınırlarını kapsamak üzere geçici bir Amerikan güdümünü, katlanabilir kötü durum olarak görüyoruz.”

Eylül 1919.

Refet Paşa, Sivas Kongresi’nde şu düşünceyi savunuyor:

Herhalde bir Amerikan garantisini kabul etmek zorundayız. Yirminci yüzyılda beş yüz milyon lira borcu, yıkık bir yurdu, pek verimi olmayan bir toprağı ve ancak on, on beş milyon lira geliri olan bir ulus, bir dış yardım olmaksızın yaşayamaz. Eğer bundan sonra da bu durumumuzla kalır ve bir dış
yardımla kalkınamayacak olursak, belki ilerde Yunanistan’ın bile saldırılarına karşı kendimizi savunamayız.

Tarın korusun, eğer İzmir Yunanlılarda kalsa ve aramızda bir savaş açılsa, düşmanımız Yunanistan ‘dan vapurla asker getirecek durumda iken, acaba biz Erzurum’dan hangi trenlerle ulaştırmamızı yapabileceğiz? Bundan dolayı, Amerikan mandası her şeyden önce bir güvence ve destek bulmak için
gereklidir.”

Eylül 1919.

Kara Vasıf Bey, Sivas Kongresi’nde şöyle diyor:

Bütün devletler bizi tam bağımsız bırakacaklarını söyleseler bile, yine de desteksiz yapamayız (Vasıf Bey, sözlerinin başında mandaya destek adını
vermeyi önermişti). Bizim gelirimiz, borcumuzun faizini bile ödeyemez. Bağımsız yaşamaya parasal durumumuz elverişli değildir. Parasız, ordusuz ne
yapabiliriz? Onlar uçakla havada uçuyorlar, biz daha kağnı arabasından kurtulamıyoruz. Bugün bağımsızlığımızı kurtarsak bile, yine günün birinde bizi paylaşırlar.”

Ve “Tek Adam“çıkıyor, “Hayır“diyor, “tam bağımsız olacağız!”

Halkına, insanına, ulusuna güveniyor çünkü.

★★★

Bugün “Ulusal Egemenlik” Bayramı.

75 yıl öncesinin “eski mandacıları tarih sayfalarında küflenmişler. Şimdi ise, çözümü okyanus ötesinin formüllerinde arayan “yeni mandacı”lar var.

Eski mandacılar yok, ama Atatürk dimdik ayakta!

Yeni mandacılar da yok olacaklar, ama Atatürk’ün yapıtı -tüm ihanetlere karşın- yine de ayakta kalacak!

Çünkü, yitirme tehlikesi arttıkça, o yapıtın kendileri için ne ölçüde “yaşamsal” olduğunu anlayan insanların sayısı çığ gibi artıyor… Ve çünkü, aydınlık karanlıktan her zaman daha güçlüdür.

Işığın olduğu yere karanlıklar giremez!

Ama karanlığın olduğu yere ışık girer… Ve ışık ilerledikçe, karanlıklar geriler!

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: