Yazı Hakkında

Başlık:Bugün 4 Aralık!
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:04 Aralık 1994, Pazar

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Bugün 4 Aralık!

4 Aralık 1959

Mülkiye’nin kuruluşunun 100. yılı kutlanıyor… Dil Tarih ve  Coğrafya Faküttesi’nin büyük konferans salonu tıklım tıklım dolu Başbakan Adnan Menderes Meclis Başkanı Refik Koraltan, bazı bakanlar…

Dönem, “baskı” dönemi. İktidarın “aykırı” düşünceye tahammülü yok. özgürlükler her geçen gün biraz daha sınırlandırılmakta, biraz daha yok olmaktadır.

Yaşlı bir Mülkiyelinin “mezunlar adına” yaptığı konuşma,
sık sık alkışlarla kesiliyor. Çünkü “hürriyet “lerden söz ediyor.

Toplantı bitmiş, “devlet ricali” yukarıdaki “özel ikram”a davet edilmişlerdir. Basamakları hızla çıkmakta olan Başbakan, birden geri dönüyor… Aşağıdaki kalabalığı selamlıyor.

Alkış beklediği belli.

Ama “çıt” yok. Bakışlar buz gibi.

★★★

Bugün 4 Aralık 1994.

Mülkiye kurulalı tam 135 yıl olmuş… Harbiye ve Tıbbiye ile birlikte, bu toplumdaki en köklü üç eğitim kurumundan birisi olmak ve -tüm yıkma girişimlerine karşın- hâlâ “dimdik” ayakta kalabilmek kolay mı?

Menderes “okul yapmakla” tehdit etmiş… “Özgürlük” istediği için duvarları baskı rejiminin kurşunları ile dolmuş…
İçişleri Bakanlığı’nı. Mülkiye tekelinden kurtarmayı bir “milli” görev sayan bakanlar gelmiş.

Hocaları, dekanları hapislere atılmış. “İmam-hatip”liler öğrenci yapılmış. (Halen toplam öğrencilerinin yüzde 8’i imam-hatip kökenli. Ama bu oran “kamu yönetimi” dalında yüzde 20’yi buluyor.)

Karşısına az sayıda öğrenci alan, devlet tarafından “özel” bir biçimde desteklenen, “seçkinci” yeni eğitim kurumları çıkarılmış… MC’Ier, kamu yönetiminden Mülkiye damgasını silmek için “kıdem” ve “deneyim” ölçütlerini yıkmışlar… Ve Özal, Amerikanyalı “prens “lere devleti teslim
etmek için olağanüstü çabalar göstermiş…

Ama gene de “Mülkiyelilik ruhu” ölmemiş! Öldürülememiş!.. Zarar gören, her adımda biraz daha çıkmaza giren devlet olmuş, toplum olmuş.

Nedir “Mülkiyelilik ruhu?”

Devlete sahip çıkma” bilincidir… Bir “kamu hizmeti“anlayışıdır… “Toplum çıkarları”nı bireysel çıkarların önüne geçirme kültürüdür.. “Dürüstlüğün” kamu yönetiminin temeli olduğu inancıdır.

★★★

Bugün Mülkiye, 3400 öğrencisi, 100’ü aşkın profesör ve doçenti, 6 bölümü ve 24 sınıfı ile birçok üniversiteden daha büyük ve gelişmiş bir “fakülte”. Altı fakültelik bir Mülkiye üniversitesinin kurulması için bütün koşullara sahip.

Günde 6 saat yabancı dil öğreten “hazırlık sınıfı”… Yoğun bir “bilgisayar” eğitimi… Piyasada alıcı bulabilecek kalitede iki bilimsel dergi (uluslararası ilişkiler ve iktisat alanında) çıkarabilecek düzeyde öğrencileri…

ODTÜ, Boğaziçi ve Bilkent “özelsektör“e eleman yetiştiriyor. Ama yabancı dille yapılan eğitim içinde Türkiye’nin idari sistemini iyi öğrenemeyen öğrencileri, kamu yönetiminde Mülkiye ile hâlâ yarışamıyorlar.

Daha geçenlerde yapılan, Adalet Bakanlığı “idari yargıçlık ve savcılık” sınavında ilk üç sırayı Mülkiyelilerin kazanmış olmaları bir rastlantı mı?

Toplumunun dilini bile doğru dürüst bilmeyen “prens”lerin Türkiye’yi getirdiği nokta ortada… Çıkmaza girmiş bir ekonomi. Yolsuzluk batağında bir yönetim…

Ve Mülkiye ile Harbiye, yüzyıllık iki çınar olarak “dimdik” ayakta.

Kökleri derinde, bu toplumun içinde.. ve dalları, kendilerine sığınanları koruyacak kadar gür.

Hem de tüm “ihanet“lere karşın!

“Başka bir aşk istemez; aşkınla çarpar kalbimiz.

Ey vatan gözyaşların dinsin, yetiştik çünkü biz!.”

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: