Yazı Hakkında

Başlık:Bugüne Nasıl Gelindi?
Kaynak:Cumhuriyet Gazetesi (s.3)
Tarih:21 Temmuz 1995, Cuma

Yazı

HAFTAYA BAKIŞ

AHMET TANER KIŞLALI

Bugüne Nasıl Gelindi?

Şu satırları dikkalte okuyun:

Arkadan Cumhuriyet yetişti. Ve yer yer, ada ada, irtibatinı devam ettiren Türklüğü, bütünüyle Greko-Latin medeniyeti camiasına mal etmenin
seferberliğini açtı. İlk iş, Şark medeniyetinin devam zinciri olan bin yıllık harfini bırakın, Latin harflerini kabul etmekle ve tarihe karşı mes’uliyetini hi-
çe sayan tehlikeli bir cesaret ve pervasızlıkla işe başladı “

Şimdi de şu satırlara bakın:

“1925’ten bu yana ziyan olan zamanın bu kıtlığa sebep olduğunu kabul eylemek insaf olur. (…) Türk kültürü kendi köklerinden büsbütün kopartıp yabancı tesir ve ideolojilerin hizmetine girmiş.. bir çırpıda yıktığımız bütün dini müesseseler…”

Ve noktayı koyun:

Şark medeniyetinden Garp medeniyetine geçilirken, bu üstün ve şuurlu siyaset ve ilim adamlarından mahrum bulunuyorduk. Yapmak istediğimiz inkılap, bir ilerlemeden ziyade bir iflas olmuştur. Üstümüze yıkılan ve altında kalmakla ezilir olduğumuz hamlelerimizin fiyasko ile neticelenmesi, bu başıbozuk ve fevri devrim kararlarımızdan ileri gelmiştir. “

★★★

Yazar, Arap abc’sini savunuyor, harf devrimini yeriyor.

1925’ten bu yana geçen zamanı “ziyan” olmuş sayıyor. Cumhuriyetin “dini müesseseleri” yıktığını söylüyor.

Atatürk dahil, Cumhuriyet dönemi yöneticilerini aşağılıyor. Atatürk’ün devriminin, bir ilerleme değil “iflas” olduğunu; altında ezildiğimiz devrimci atılımların bir “fiyasko” ile sonuçlandığını savunuyor…

Peki bunda yadırganacak ne var?

Demokratik bir ülkede, böyle bir yazı ya da kitap yayımlanamaz mı?

Elbette ki, yayımlanabilir. Ama devlet eliyle değil!

Bu satırların -ve çok sayıda benzerlerinin yer aldığı- kitap, Sayın Demirel‘in Başbakanlığı döneminde, Kültür Bakanlığı’nca yayımlanmıştır. Bütün
uyarılara karşın, “Atatürkçü”(!) 12 Eylül döneminde de, satışı ve dağıtımı sürdürülmüştür.

★★★

Sırada başka alıntılar var:

“Atatürk laik rejimi empoze ederek, camilerde ibadeti yasakladı. Camilerin bir kısmı atlara yarış sahası haline getirildi. İslam ilmi ile uğraşanları öldürttü. ”

Satırların alındığı yer, “Al Anbaa” adlı Mısır gazetesi. Sözler ise bir Türk siyaset adamına ait. Başbakan yardımcılığı yapmış olan bir siyaset adamına…

Şu sözler de aynı siyaset adamının:

“Refah, İslami Cihad ordusudur. Bir Müslüman, zekâtını götürüp fakire vermez Zekâtını beytülmala, cihad ordusu karargâhına verecektir. Sen Refah
Partisi’ne hizmet etmezsen, hiçbir ibadetin kabul olunmaz.”

Bu sözlerin devamı da şöyle:

“Şuurla çalışan cennete gidiyor. Neden? Çünkü Refah demek, Kuran nizamını hâkim kılmak için çalışmak demektir. Sen Refah ‘tan başkasından oldun mu, yerin cehennemdir.”

Yer, Sivas’ın Sıcakçemik’i… Sözlerin sahibi de
Sayın Erbakan.

İşte 20 yıl önceki devlet Ve işte, bugün o devleti biraz daha ele geçirmiş olan kafadaki “cüret”…

“Laiklerin öldürülmesi” gerektiğini savunan İBDA-C’ye kutlama mesajlarını kim yolladı? Sivas vahşetinin avukatlığına kim soyundu? “Kemalistlerin ve laiklerin ellerinin kesilmesi” gerektiği düşüncesi kime ait?

Meclisteki bir partinin milletvekillerine ve grup başkanvekillerine…

Basının, kamuoyunun, dış dünyanın tüm baskılarına karşın; anayasa değişiklikleri niçin gerçekleşemiyor?

Şu hükmün anayasadan çıkarılması kabul edilmediği için:

Kimse, (…) dini veya din duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz.”

Göstermelik olarak anayasada kalmış, uygulanmayan bir hüküm… Kalsa ne olur, çıksa ne değişir?..

Bugünu anlayabilmek için, düne bakmak zorundayız!

15-20 yıl öncesine… 40-45 yıl öncesine…

Bakmalıyız ki, yarın ne yapmamız gerektiğini daha iyi bilelim!..

Orijinal Görsel

Yorum ekle

Yorum yaz

Bir Cevap Yazın